Cüzdanımda her daim bulunan eskimiş ve yırtık olan fotoğrafı elime alarak tekrar ve tekrar bakmaya başladım. Bu bir hafta içerisinde neler olmuştu böyle? Tek bir gözyaşı bile dökmemiş olmanın acizliğini yaşarken, daha sonrasında başıma geleceklerden habersiz ellerimi kalbimin üzerine koydum. Gözlerimi yumarak, şu kadarcık hatıralarımızı izledim...
Sağ gözümden düşen tek bir damla gözyaşı yanağımdan usulca kayarak omuzlarımı çökertmeyi başarmıştı. Bu gözyaşını benden başka kimsenin görmemesi gerekiyordu, öyle olmasını umarak hızlıca onu yok ettim. Öncesinde derin bir nefes alarak titreyen ellerim ile su şişesinin kapağını açtım. Dudaklarıma yaklaştırdığım sırada, odanın kapısı büyük bir gürültü ile açıldı.
"SEN NE YAPTIĞININ FARKINDA MISIN?" Ne yapmıştım ben? Oturduğum yerden büyük bir sakinlikle kalkarak davetsiz misafirlerime baktım.
"Ne cüretle odama bu şekilde girersiniz!" Sesim kendinden emin ve tok çıkmıştı. Öfkesi gözlerinden okunan asker üniformalı kadın mümkünmüş gibi bana biraz daha yaklaştı. "SEN ONU HAK ETMİYORDUN!" Arkasında onu tutmaya çalışan birkaç asker vardı, ben hep yalnızdım.
"Öncelikle, onu hak edip etmemem sizi asla ilgilendirmez." diye başladım sözlerime "Baskın yaparcasına buraya gelmeniz ne hakla?" Asker üniformalı kadın bana oldukça öfke doluydu. Bunun sebebi babamın cenaze töreninde gözyaşı dökmemiş olmamdı. Kadını es geçerek arkasında ki diğer askerlere yöneldim. "Arkadaşınızı da alıp çıkın. Bu benim meselem, değil sizi kimseyi alakadar etmez." Aralarında en kıdemlisi; yüzünü, sesini ve kendisini asla unutamayacağım, bir adım öne çıktı.
"Buraya bu şekilde geldiğimiz için üzgünüm ama sende bizi anla, o bizim baba-," söylediği şeyi yeni idrak ediyormuş gibi sözlerine devam edememişti. "Doğru, bana yapmadığı babalığı size yapmıştı." Yüzümde efkarlı bir gülümseme geldi ve geçti. "Arjin, ona bu şekilde sırtını dönemezsin." dedi yüzbaşı SUNGUR TOYGAR ULAŞ. Gözlerimi tek tek AKER, timinin üzerinde gezdirdim. "Düşündüm de iyiki senin gibi birine babalık yapmamış." Senin gibi... Ben nasıl biriydim? Onun babalığını hak etmeyecek ne yapmıştım? "Ceren! Yeter!" dedi, timden biri. "Yetmez!" diye karşılık verdi adının Ceren olduğunu öğrendiğim kadın. O da timden biriydi. "Bırakın da döksün içini." Benim başımı öne eğeceğim bir şey yoktu. Sonuçta HİÇBİR ŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİLDİ Kİ...