İçeriğe geç

İZ

Bölüm 1 · 3 dk okuma

İZ

Bölüm 1

İZ BIRAKANLAR

15 sene önce Her yerde sevinç çığlığı atan çocukların sesleri vardı, canlı renkler insanın gözlerini acıtıyordu. Babam sonunda beni lunaparka getirmişti, aylardır ağlayıp yalvarmam işe yaramıştı. Bütün arkadaşlarım burası hakkında konuşuyordu, ilginç makinaların olduğu, bol sesli müzik çalan, aşırı ama aşırı renkli bir yerde burası. Ama harikaydı. Normalde akşam yemeklerine bile gelmeyen babam, benim için zaman ayırıp beni lunaparka getirmişti. Bunun en iyi yanı ise bugün doğum günümdü, sekiz yaşına giriyordum. "Beni böyle bir yere getirdiğine inanamıyorum, Lidya." diye mırıldandı babam, rahatsızlık ve buradan iğrendiğini belli eden ses tonunu duymazdan geldim, burası harika bir yerdi. "Çok güzel dimi baba!" heyecanla babamın kolunu çekiştirdim. Binile bilecek bir sürü makina vardı, babamla hepsini dolandık, fakat hiç birine ne boyum nede yaşım yetmişti. Hani büyük bir kızdım artık? annem büyüdüğümü söylemişti, bu haksızlıktı. Babam eve dönmek için yanımızda dolaşan korumalara arabayı almalarını söylüyordu, tam o sırada tanıdık bir ses geldi onca insanın arasından. "Ah, bak buralarda kimler varmış. Seyfettin sen böyle yerlere gelir miydin?" onca insanın arasından bizi nasıl görmüştü? orası önemli değildi, Talay amca buradaydı, buda zamir'inde burada olduğunu kanıtlıyordu. Babasının arkasından oflayarak çıktı bir çift yeşil göz, en sevdiğim renkti artık. "Lidya'nın ağlama sesleri başımı yordu, bende gelmek zorundan kaldım. Ama beklediğimde kötü bir yermiş." dedi babam, of bu adam çok negatifti. Sanki dünyanın en ilginç şeyi gibi yere bakan zamir, sanki hiç burda olmak istemiyormuş gibi duruyordu. Böyle yerleri sevmiyor muydu? Ben Zamir'in sıkılmış ifadesini incelerken Talay amca kısık bir sesle güldü, "Demek bu güzelliğin peşine dolanıyorsun?" dedi. Güzellik mi? gerçekten güzel miydim? babamın bacağının arkasına doğru geçtim, utanmıştım. Babam ve Talay amca aynı anda bana güldüler. Zamir de sonunda kafasını kaldmıştı o çok ilginç gördüğü yerden, yeşillikleri tam bana diklenmişti. "Binilecek bişey bulamadık, Lidya'nın ya yaşı yada boyu yetmedi. Bizde eve dönüyorduk" babam ve Talay amca sohbet etmeye başlamıştı, bense Talay amcanın korumasını izliyordum. Zamir korumaya bişeyler fısıldadı ve beraber yanımızdan ayrıldılar. Bende istiyordum, babamın elinden kurtuldum ve yürümeye başladım. Babam da bende korumaların beni takip ediceğinden emindik, bu yüzden babam bişey dememişti. Bu renkli dünyada kaybolmuştum resmen. Gözüme çok tatlı bir oyuncak çarptı, babam bana bunu illa alırdı. korumalardan rica etmek için arkamı döndüm fakat tek gördüğüm kalabalık bir ortamdı. Korumalar nerdeydi? Tam o sırada aklıma geldi, babam onlardan arabayı almalarını istemişti. Tek kalmıştım. Omuzumda bir el hissettim, babam olmalıydı yada korumalardan biri. Hayır. Arkamı döndüğümde tanımadığım bir adam gördüm, nazik biri gibi duruyordu. Hata bir. Kendi uydurduğun yalanlara veya kafandaki o salak sese uymak. O gün benim doğum günümdü. Hayır. Ölüm günümdü artık. Sekiz yaşına giren masum küçük bir kızdım ben. Seneler sonra ilk kez babasıyla zaman geçirdiği için çok heyecanlı olan o küçük kız. Her zaman masum kalmaz insan, bazıları şanslıdır belki. Peki ya diğerleri? sesi duyulmayanlar yada sessiz kalmak zorunda kalanlar. Kendi çığlıklarımla savaştım ben o gün. En sevdiğim gün artık ölüm günümdü. Yaş sekiz. Artık yirmi üç. O iğrenç adam o gün bana sadece omuzumdan değil, heryerimden dokundu. İğreniyordum kendimden. Hala iğreniyorum. İnanmadılar bana, sadece bir çift yeşil göz gördü beni, duydu beni. Yeşil. Favori rengimdi artık.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.