İçeriğe geç

İyiler Kazanır Kötüler Kaybeder

Bölüm 2 · 4 dk okuma

İyiler Kazanır Kötüler Kaybeder

Bölüm 2

꧁𝔭𝔞𝔡𝔦𝔰̧𝔞𝔥ı𝔫 𝔰𝔢𝔠̧𝔦𝔪𝔦꧂

Bir varmış bir yokmuş, develer tellal iken pireler berber iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, kaf dağının ardında eski mi eski bir şehir varmış. Çok eski bu şehirde bir padişah yaşarmış. Kendinden önceki padişahlara hiç benzemez, halkınca çok sevilir ve el üstünde tutulurmuş. Halkına zulmetmez, sarayındaki çalışanlarına oldukça iyi davranırmış. Şehrin merkezindeki çayın az ötesinde konumlandırılmış sarayında bir dediği iki edilmezmiş, her istediği olurmuş olmasına ancak bir sıkıntısı varmış. Padişahın yıllardır çocuğu olmuyormuş. Ne doktorlar, ne hekimler, ne şifacılar, ne büyücülerle görüşmüş de hiçbiri bir fayda etmemiş. Aksi gibi baş veziri de aynı dertten mustaripmiş. Sultanın günleri çocuk hasretiyle geçip giderken baş vezirin bir çocuğu olacağını duyunca onu huzuruna çağırtmış. Sormuş bu dermansız dertten nasıl kurtulduğunu, baş vezir başlamış anlatmaya:

"Hünkarım, şehrin kırsalında pek huysuz, ihtiyar bir aktar yaşar. Herkes onu Aktar Hatun diye tanır. Bir de gideyim, ondan derman dileyeyim dedim; bir karışım verdi bana bir de nasıl uygulayacağımın tarifini. Dediklerini harfiyen yerine getirdim de çok şükür kavuştum dileğime."

"Bu Aktar Hatun şifacı mıdır baytar mıdır? Ne iş yapar, kimlerdendir?"

"Valla tüm sülalesi sizlere ömür haşmetlim. Kimsesi yoktur, yalnız aktarlık yapan dul bir köylü karısıdır. Bir de rüya yorumlar, köylü kadınları arasındaki şöhretini buna borçludur."

Padişah sakalını sıvazlayıp düşünmüş uzunca. Pek aklı yatmamış kimsesiz bir köylü aktarın nice şifacıların, nice doktorların yapamadığını yapmasına, yatmamış fakat yine de içine bir kurt düşmüş bir defa. Emretmiş ulaklarına, derhal bulup getirsinler ihtiyar aktarı diye. İhtiyar başta direnmiş, köyünü dükkanını bırakıp uzun bir yolculuğa çıkmaya razı gelmemiş. Nihayet kocakarıyı saraya getirebilmişler. Saraya vardıklarında gece yarısı olduğundan bir oda ayrılıp gece orada misafir edilmiş aktar kadın. Ertesi gün kimse neden padişahı görmeden evine döndürülmek istediğini anlayamamış. Gördüğü rüya nedeniyle kellesinin gideceğini düşündüğündenmiş tüm bu ortalığı velveleye verişi. Gelgelelim izin vermemişler kadıncağıza, çıkarmışlar haşmetlinin huzuruna.

"Ee, onca yol geldin, safa geldin Aktar Ana. Nedir senin sırrın, bahşedebilecek misin bir veliaht bana?"

"İsteğinizi yerine getiririm getirmesine Devletlum ancak bir rüya gördüm dün gece. Rüyaya ve şartlarınıza göre bir bedel ödemeniz de gerekiyor karşılığında. Beni bağışlayın, ben yalnız Tanrı'nın rüyam aracılıyla yeryüzüne gönderdiği haberin bir elçisiyim. Ne gördüysem onu söylerim."

Padişah eliyle tahtının koluna vurmuş sertçe. "De haydi ne diyeceksen, dolandırma lafı!"

"Bir seçim yapmanız gerekiyor kudretli sultanım. Yaptığınız seçim sonucu ya eşiniz ya da kendiniz ve halkınızı feda etmeniz gerekiyor."

Sultan hiddetle ayağa fırlamış. "Ey kendini bilmez kocakarı! Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin?"

Aktar Hatun dizlerinin üzerine çökmüş titremeye dayanamayarak. "Hemen celallenmeyiniz hünkarım, önce beni bir dinleyiniz. Yıllardır özlemini çektiğiniz şehzadenize kavuşmanız için size bir karışım hazırlamam gerekiyor. Bunu her akşam yatmadan önce hem siz hem de eşiniz içmeli. Bunu hiç atlamadan yaparsanız kırk gün kırk gece sonunda eşiniz oğlunuza gebe kalacak. Fakat kara yağız şehzadeniz doğduktan kırk gün kırk gece sonra eşiniz aniden vefat edecek. Bunu kabul ederseniz-"

"Cellatları çağırın çabuk, bu aktar bozuntusu cadaloz katil olacak!"

Aktar Hatun padişahın dizlerine kapanıp yalvarmaya başlamış, en azından onu dinlemesini dilemiş. Padişah ona yalnızca üç dakika vermiş.

"Eğer dediğimi yapmazsanız yedi yıl sonra çirkin bir prenses doğuracak eşiniz. Bu prenses ise felaketiyle beraber gelecek. Doğumdan yedi hafta sonra hem sizin hem eşinizin bir suikasta kurban gideceğini görüyorum. Prenses iki kızı olan bir sütanne eşliğinde sarayınızda büyüyecek, serpilip genç kızlığa adım attığında ise onu büyük zorlu sınavlar bekleyecek. O ve süt kardeşleri birer genç kız olduğunda çok geçmeden şehrinizi korsanlar istila edecek. Neredeyse tüm halkınız ölecek ya da esir düşecek, tüm şehir yerle bir olacak. Tüm hayvanlar, kuşlar telef edilecek. Şuradan akıp giden çay kızıla boyanacak. Korsanların prensesiniz dahil, tek bir yaşam kalıntısı bile bırakmamaları muhtemel görünüyor."

Padişah bu sözlerin ardından öfkeden köpürmüş. Derhal aktar kadını cellatlarına teslim edip köydeki evini ve tüm baharatlarını, karışımlarını yok ettirmiş. On yıllar sonra idam ettirilen ilk kişi olan bu kadın hakkında bir şey konuşmaya kimse cesaret edememiş.

Fakat kadıncağızın tüm kehanetleri birer birer gerçekleşmeye başlamış.

Tam da Aktar Ana'nın dediği gibi gerçekleşmiş her şey. Tek bir farkla. Padişah her ne kadar kadına inanmasa da işini sağlama almayı seven biriymiş. Yedi yıl dolmasına az kala korsanların ülkesine bir sefer düzenleyip krallarını öldürmüş, korsanların çoğunu ortadan kaldırmış, geriye yalnızca büyük kısmı kadın ve çocuklardan oluşan bir avuç zararsız görünen acizler topluluğu kalmış.

Bundan sonrası malum, oldukça çirkin olmasına karşın dünyalar tatlısı bir kız çocuğu dünyaya gelmiş. Sultanın çocukken çok sevdiği babaannesinin anısına adını İnaka koymuşlar. Ardından yedi hafta sonra padişah ve karısı, faili meçhul bir suikasta kurban gitmiş.

Çarçabuk bir sütanne arayışına gidilmiş. Kehanetin bir adımının daha gerçekleşmesinden korkularak yeniden doğum yapan baş vezirin karısına başvurulmuş önce. Ama Prenses İnaka kadının sütünü kabul etmemiş. Buluna buluna iki çocuklu sütü bol bir lohusa bulunmuş. Saray halkı bir kez daha kadere yenik düşmüş. Sütannenin iki kızı varmış, iki yaşındaki kızı Alika ve yenidoğanı Nalezen ile saraya taşınması ise çok almamış.

Sırada kehanetin son kısmının gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini beklemek varmış. Buna halkın neredeyse tamamı imkan vermeden, endişe etmeden yaşayıp gidiyormuş çünkü biricik rahmetli padişahları korsanların soyunu kurutmuştu. Yine de vezirin içine bir kurt düşmüş.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.