Minho'nun ağızından.
Bir an önce şu hastaneden Han ile beraber çıkıp eve gitmek istiyorum. Duvardaki saatin sesi gerçekten sinir bozucu. Ne b*k vardı sanki bıçaklamasam. Şimdi burada değil başka bir yer de olurduk. Başka şeyler yapardık. Neyse ben hala Han'ın düşmanıyım. Ne kadar iç sesim düşkünüsün işte dese de ben düşmanıyım.
Han: Ne düşünüyorsun?
Minho: Hiç. Sadece şu saatin sesini duymazlıktan gelmeye çalışıyorum.
Han: Başka bir şey düşünmüyorsun yani.
Minho: Düşünmüyorum.
Tabi tabi. Han'ı dünüyorum işte neden yalan söylüyorsam.
Han: Neden beni hala öldürmeye çalışmadın?
Minho: Yapamadım.
Han: Neden?
Minho: Çünkü seni seviyorum.
Bunu tamamen istemeden söyledim. Umarım anlamamışsındır.
Han: Ne desin sen. Beni seviyor musun?
Minho: Sana demedim.
Han: Kime dedin? Şizofren falan mısın?
Minho: Hayır değilim sincap. Ayrıca kime dediğim seni ilgilendirmez.
Han: Peki öyle olsun.
İyi b*k yedin Minho. Yürüme sen direk koş. İç sesim de bi acayip.
Minho: Canım çok sıkıldı.
Han: Eee ne olmuş yani?
Minho: Yapacak bir şeyler var mı?
Han: Ne gibi?
Sorduğu soruya bak tövbe yarabbim.
Minho: Ne bilim bilsem sorar mıyım?
Han: Sen sorarsın.
Minho: Sorarım demi.
Han: Sorarsın.
Minho: Neyse ben çıkıp biraz hava alacağım.
Han: Olmaz sana güvenemem. Kaçarsın falan.
Senin yanın varken nereye gideyim ki?
Seni göremediğim yer benim neyime yarar.
Minho: Güvenebilirsin.
Han: Her ihtimale karşı ben de geliyorum.
Minho: Bu halde mi?
Han: Haklısın bu halde gelemem.
Minho: Ben gidiyom o zaman.
Han: Eğer geri dönmez sen seni bulur ve öldürürüm.
Minho: Geri döneceğim için ölmeme gerek kalmayacak.
Dönmezem de b*k öldürürsün. Öldürebilecek olsan bu kadar dayağı keyfine mi yedin. Manyak mı ne ya.
Han: Neyse sen git hava al.
Minho: 15 Dakikaya gelirim by.
Han: Okey git.