Bu düşünceleri bırakıp onu deli gibi onu deli gibi kurtarma isteği geldi. Çünkü onun başına orda türlü türlü kötülükler gelebilirdi. Bunları düşünmek bile istemiyorum.
cenazeleri kaldırdıktan sonra jandarma bana bir kaç soru sorup bıraktı. Endişelenmemem gerektiğini onlar her şeyi yapacağını ve kendime dikkat etmem gerektiğini söylediler.Onlar gittikten sonra içeri geçmek istedim resmen bitik haldeydim dudağım çatlamıştı ama kalbim kadar acımıyordu, boğazım kuruydu ama sevgi kadar su istemiyordu, o kadar açtımki bunların rüya olması kadar yemek istemiyordu.
Salona geçip duvarın birine yaslanıp duvardan güç alıp kayarak çömeldim. Ağlamamak için kendimi zor tuttum. Ama nafile hıçkırarak ağlamaya başladım bu kez hıçkırıklarımı tutmaya çalıştım parmaklarımla göz yaşlarımı silerken kendimi çok aciz hissettim başımı ellerimin arasına alıp sesizce ağlamaya devam ettim bunun ne kadar sürdüğünü hatırlamıyorum bir süre sonra uyuya kalmışım elim ve ayağımın uyuşmasıyla kalktım.
gözüm direk saate kaydı 22.46 baya uyumuşum diye içimden geçirdim saat akşam beşte ağlamaya başlamıştım. Etrafımda olan bitenleri hatırlayınca bu sefer ağlamadım damla yaşıyor olabilirdi ihtimali bile kalbimi heyecanlandırmıştı. Bu heyecan sonradan acıya dönüştü bu acı o kadar kötüydü ki vücudumda heryerimin ağrımasına sebeb oluyordu.
Güçlü olmam gerekti ayağa kalkıp ne yaptığımı bilmeden mutfağa gittim isteğim dışı hareket ediyordum. Önce bir bardak su içtim sonra dolaptan çıkardığım peynir domates ikilisini ekmeğe bolca doldurup yedim. Her ne kadar istemesemde yemeliydim zar zor bitirdim. Biraz daha su içip odaya gittim çantamı alıp içine su, bıçak ,yara bandı, el feneri alıp üstünede siyah ince hırkamı alıp odan çıktım. Salona geçip tekli siyah koltuğa oturup yanımdaki duvara boş boş bakıyordum. Gündüz bu duvar kanlıydı komşular temizlemişti ama ne zaman baksam orayı kanlı görüyordum ne kadar temizlenirse temizlensin o kan ordan asla çıkmayacaktı.
saat 23 olmuştu bile onların inine girmeyi düşünmek bile delilikti umrumda değil çünkü kardeşim orda olabilirdi. Pılanımı yapmaya başladım onların geceleri askerlere baskın yaptığını herkes bilirdi ayrıca yer altında hiç bir ihtiyacı aratmayan depoları vardı.
odadan banyoya kadar ne kadar büyük bir yeraltı mağarası olduğunu siz düşünün ayrıca bu teröristler şalvar yerine toprak rengi pantolon ve ceket giyiyorlar
tabi yaşlı teröristler hala şalvar giyiyorlar bu bilgileri köyün dedikoducu hatice teyzeden öğrenmiştik. Bize gelip askerler o kör olası zalimleri öldürdüklerini yerin altında bir sürü odacıkların olduğunu söylemişti. Hatice teyze o kadar meraklı ki olay yerine gidip askerlerden azar işitsede yinede giderdi hatta bir şeyler öğrenmek için yan köyleri ziyaret edip dururdu.bizim evede bu yüzden gelirdi ama iyi kadındı.
harekete geçme vaktiydi beni yakalarsalar koyunlarımı kaybetim yalanını uyduracaktım zaten ne kadar götürmeyin desemde götüceklerdi. Sonra eğitim derken ben orda damlayı gizlicene arayacaktım bulduğumda gece yarısı birlikte kaçacaktık pılan buydu evin anahtarını yanıma aldım dış kapıya geldim her ne kadar korksamda yapmam gerekti anahtarı kapı yuvasına sokmaya çalışsamda korkudan koyamadım beş dk bekledikten sonra kendimden emin bir şekilde artık ayrılmam gerek ne olursa olsun damlayı kurtaracağım. Kapıyı kilitleyip kilidi boynuma astım elbiselerimin en altına koyup sakladım. Yanıma aldığım el fenerini çıkarıp tepeye doğru ilerledim bayağı bi yürümüştüm evimiz görünmüyordu deredeki köyün sokak ışıklarını sadece görüyordum uzaktan güzel görünüyordu aman neyse bunun güzeliğini şimdi düşünemem biraz daha ilerledikten sonra köyün ışıklarıda görünmüyordu çok uzaklaşmıştım köyün küçük ormanına yaklaşmıştım küçük orman denmesinin sebebi uzun ve az ağaçlar vardı.Hepside meşe ağacıydı. El fenerimi yere tutarak gidiyordum her an teröris üyesiyle karşılaşırsam belki ışığı yüzüne tutmadan kapatır saklanırım diyeydi beni farketmez ve bende bi taşla bayıltır elbiselerini giyerdim ve kolayca içlerine karışmış olurdum.
ormana yürürken kuru yaprakların sesi ödümü koparmaya yetiyordu şu an ama beklenmedik bi ses duydum. Kalbim şu an ağzımda atıyordu konuşma sesleri daha yakın gelmeye başladı ayaklarım titriyordu hemen kendime geldim biraz daha soğuk kanlı oldum. Kesinlikle bunlar teröristlerdi en yakın çalılığın arkasına geçtim. Sanırım yine baskın yapıyorlardı. Görünüşe göre çok azdılar hemen dikkat çekmemek için el fenerimi kapatım. izlemeye başladım ne kadar sakin kalmaya çalışsamda nefes alış verişim bile çok yüksek çıkıyordu her an ağzımdan çıkan çığlığı tutmam gerekti. Bunlar bir süre boyunca fısır fısır konuştular biri bastığı şey yüzünden büyük bir ses çıkardı diğeri yaptığı el kol hareketlerinden sinirli olduğu belli oluyordu. Onlar sesizce etrafı kolaçan ediyorlardı. Benim olduğum tarafa doğru bir ışık gördüm korkum üst düzey oldu yavaş yavaş geliyordu hemen aklıma çalılığın yanındaki devasa ağacın arkasına gitme fikri geldi bende yavaş yavaş ilerlemeye başladım oturak bi şekilde bir yaprağa basmamla bütün ışıklar olduğum yere tutuldu.
Eyvah şimdi bittim!