Bir hafta sonra
Akan göz yaşımı silerken hemen yenilerini eklenmesi sinir bozucuydu.
Kaçırılmamdan bir hafta geçmiş, hastanede işime devam ediyordum, yani elimden geldiğince.
"Ah nerimanım ah" diye gene içli içli konuştu cemil amca, bende daha çok ağladım.
Bir satti geçkin burda oturmuş ikimizde salya sümük ağlıyorduk.
Cemil amca kanser hastası, karısı bunun hasta olduğunu öğrenince 'ben bakamam' diyip cemil amcayı terk etmiş,
Ulan çirkef karı nasıl kıydın sen bu tontiş adama nasıl ellerin titremedi bu adamı terk ederken, hah nasıl!
Sanırım fazla yükseldim, ama Gönlüm hiç el vermiyor.
Göz yaşlarımı silerken "Ah cemil amcacım ah, ben o çirkef karıyı bulursam yolarım, senin için rahat etsin." dememle gözleri kederli kederli bana baktı.
Tüh be herhalde hayla yanık bu adam, yazık cemil amcacım ya, farkettiklerimle daha çok ağladım.
Ne yapayım bende duygusaldım, hastaneye geldiğimden beri böyle, duygusal bir konu olsun hemen ağlarım.
"Yok kızım, bir şey yapma" diye mırıldanmasıyla dahada ağladım, yapma be adam yakma içimizi.
"kızım benide bunaltı Valla gidiyor ben burdan!" diye kalkıp hızlıca odadan çıktı, bu konuyu konuşmak pek istemiyordu hep kaçıyordu zaten sıkmak istemiyorum.
Kalktığım gibi soyunma odasına gittim saat yedi olduğu için artık çıka bilirdim.
Aynaya baktığımda ise kızarmış gözlerim ve burnum vardı, her ahladığımda gözlerimle beraber burnumda kızarır ben sanırım kökten bozuğum her yerim bir yanlış.
Soyunma odasına beyzanın girmesiyle ona döndüm, "gene kimle dertleştin sen!"ani azarlamasıyla sırıttım, hem iş arkadaşım hem yakın arkadaşımdır kendisi.
"cemil amcayla, karısı terk etmiş, yazık adama" diyip gene ağlamaya başladım, ay dayanamıyorum ben durup durup ağlayasım geliyor.
Beyzanın bana sarılmasıyla karşılık verdim, seviyom len bu kızı,
"Hadi kuzum geç kalmadan dikkatlice git" kafamı sallayıp çıkışa ilerledim.
Beyza bilirdi herşeyimi, her gerçeğim, ona her şeyimi anlatır demiri çok özlediğimi, annemgil babam, hepsi.
Arabaya oturmama düşüncelerden ayrıldım. Fazla düşünmek bana zarar.
...
Akşam olmuş yemeğimizi yiyip hep beraber salonda keyifle çay içiyorduk,
Herkez in keyifli hali benide keyiflendirirken nedenini anlamadığım bir pozitif enerji yayıyordu herkez.
Annemin "kızlar hazırlıklara yavaştan başlarsanız iyi olur" herkez sevinçle onaylarken ben hayla mal gibi bakıyordum.
Kaşlarımı çatıp "ne oluyor anne, hayırdır inşallah?" meraklı sorumu duyan herkez gülümserken Zelal Hanım "hayırdır, hayır, Allah sonunda yüzümüzü güldürdü" sevinçle birden şakıdı, ne oluyor lan.
Leyla abla sakin bir şekilde"hazar abingil yarın demirle görüşmeye gidiyor, demir sağ salim dönmüş"demesiyle gülümsedim, demek döndü...
"ne dönmek ama, daha Mardine gelsin diye uğraşacağız" homurtusuyla güldüm,
"Valla dede eşşek gibi gelicek, burda onu bekleyen karısı ve ailesi var" demesiyle boran abide onaylar mırıltılar çıkardı.
Yani gelse fena olmazdı, bir nur yüzünü görürdüm kocacığımın.
Babam"çok sık göreve gidiyor en kötü Efsun onun yanına taşınır" demesiyle herkez gülerken ben donup kaldım,
Umarım şakadır çünkü ben burdan memnunum,
Tüm çiftler tek tek kalkarken, leyla ablada kocasının kolunun altına girip "iyi geceler Efsun" dedi, bense yalnız başıma o koltukta öyle boş boş oturdum,
Yüzünü bile görmesemde öyle özlüyorum seni Demir, öyle çok sarılmak istiyorum sana, sanki kırk yıldır tanıyorum.
Acaba sende özlüyormusun beni?
Biliyorum, elbet birgün buraya geleceksin ve seni göreceğim, belkide o zaman yetişemeyip geç kalıcaksın ve ben birine gönlümü kaptıracağım...
Belkide benim sana bu sevdama özlemim ağır basıcak ve sabırla bekleyeceğim, görünüşe bakılırsa beleyecek gibiyim.