Tam başlayacağımız sırada annemin bağırışlarıyla durduk.
~~~
Anne noldu?
Bekleyin, Lizzy gelecek!
'Ahh' dedi. Bayan Sim Korkutun bizi Nana
'Hehe' dedi annem
Garip bir kadın kendisi ama olsun.
Bi beş dakika sonra kapı çaldı. Tam kapıyı açacağım sırada annem kapıya ışınlandı.
- LIZZY!
- NANA!
- Bebeğim,oğlum kazandı.
- İki saat falan sürdü.
- Hangi yüzyılda yaşıyorsun Lizzy.
- Kes.
- Ahh seni çok özledim.
- Bende Nana'm
Bu şey değil mi ya, babama ibne diyen annem.
Neyse Lizzy'nin 'yoğun' isteği üzerine DC oynamaya karar verdik.
Lizzy tabi ki çocuk gibi ilk ve başlayacağım kavgasına girdi.
Kabul etmeleri zor olmadı alışığız çünkü bu tavırlarına.
Lizzy şişeyi çevirdi.
"Nana ve Bayan Yang"
"Sor" dedi Nana.
"Pekala"
"oğlumu seviyor musun?"
Ah, tam bir Bayan Yang sorusuydu. Her evlerine gittiğimde bana oğlunun ne kadar harika bir insan olduğunu anlatıyordu.
Ama haklıydı Jungwon harika bir insan.
"Bu da soru mu be"
"Tabii ki seviyorum o benim oğlum gibi"
"Bakma bana öyle Jake seni de seviyorum"
Annemin bu söylediğine hepimiz gülmüştük.
Bayan Yang mutlu bir şekilde "hadi devam edelim" dedi.
Gece 2'ye yakın Lizzy dışında herkes eve gitti.
Nana, akşamın nasıl geçtiğini sormak için içeri geldiğinde Lizzy ile sarılarak uyuya kalan Sunoo'yu gördü.
Sunoo'yu öpüp ikisinin de üzerlerini örttü.
Seni çok seviyorum bebeğim sen beni ne kadar sevmesende...