İyi okumalar...
***
(20 Eylül)
"Gece hadi kalk yaa!" dedi Ablam. "Off abla bir kerede rahat bırak" dedim. "Gece farkında mısın bugün okulun ilk günü ve sen daha kalkmış değilsin" dedi. Okulun olduğunu unutmuş bir şekilde "Doğru ya bugün okulun ilk günü" diyerek yataktan doğruldum. Ablam yakınarak "Neden bu kadar salak bir kardeşim var" diyerek odadan çıktı. "Sana çekmişim" diyerek gözlerimi devirdim.
Elimi yüzümü yıkadıktan sonra okul kıyafetlerimi giyidim. Pek makyaj yapan bir insan değilimdir ama göz altıma kapatıcı sürdüm. Dün akşam ders çalışıp biraz geç uyumuştum. Sabahta hayli haliyle erken kalkmıştım zaten.
Ha size kendimi tanıtayım Ben Gece Boysan 18 Yaşındayım ve Lise son öğrencisiyim. Bir ablam ve bir abim var Ablamla ne kadar çok kavga etsemde onu canımdan çok severim. Ve en önemli gerçek; sevgilim yokk
"Günaydınnn!" diyerek merdivenlerden indim. Annemin yanağını öptükten sonra babamın boynuna sarıldım. Babam "Günaydın güzelim" diyerek yanağımı öptü. Bizim babam ile aramızda çok farklı bir bağ vardı. Yani ablam ve abime göre. Beni daha çok sevdiğinden değil ona daha çok ilgi gösterdiğimden. Çoğunlukla onunla vakit geçirmeyi severdim, yani bana çok düşkündür.
"Çok açım" diyerek tabağımı doldurmaya başladım. Abim "Yuh abicim bunları bitirebilecek misin?" diyerek tabağımı işaret etti. "Ben yesemde kilo almıyorum sen düşün" diyerek saçımı savurdum. Abimle pek kavga etmezdim. Tek kavgamız kıyafet konusundaydı. Onun kıyafetlerini giyimeye bayılıyorum ama o her seferinde kızıyor.
Kahvaltımız bittikten sonra Abim beni okula ablamı ise işe bıraktı. Ablam Çocuk doktoru abim ise Mühendis.
Bu şehire yeni taşınmıştık abim ve ablam aynı şehiri -İstanbul- tutturunca bu şehire taşınmıştık. Bu yüzden okula nasıl alışacağımı bilmiyordum. Keşke lise olan bir kardeşim olsaydı. Bunları düşünürken bir çocuğun omuzuna çarpmasıyla düşüncelerimden ayrıldım. "Yavaş ol ya!" dedim arkasından. Tek omuzumda olan çantam yere düşmüştü. Söylene söylene yerden alıp omuzuma taktım. O sırada yanıma bir kız geldi. "Selam!" dedi. "Selam!" diyerek gülümsedim. "Ben Sude" diyerek elini uzattı. "Bende Gece" diyerek elini sıktım. "Gel seni bizim grup ile tanıştırayım. Sıcakkanlı birisine benziyorsun." diyerek bir yöne ilerledi.
Sude "Bakın size kimi tanıştırıcam" diyerek üç kişinin yanına geldik. "Bu Gece" diyerek beni gösterdi. Sonra kumral olan kızı göstererek "Bu Asel" dedi. Asel elini uzatarak "Memnun oldum" dedi. Sude Aselin yanında ki esmer olan çocuğu göstererek "Bu Barış Aselin sevgilisi" dedi. Elimi uzatmak istemedim başımla selam verdim. Aselin beni yanlış anlamasını istemiyordum.
"Evet son olarak buda Bulut" diyerek esmer olanı gösterdi. Elimi uzatarak "Memnun oldum" dedim. İlk başta biraz soğuk davrandı ama elimi boşta bırakmak istememiş gibi bir hali vardı. Bu yüzden elini uzattıp hafif tebessüm etti. Sude "Hadi sıraya geçelim" diyerek o tarafa yöneldi. "Hangi sınıftansınız?" dedim. "12-C sen?" dedi. Buna çok mutlu olmuştum çünkü aynı sınıftandık. "Bende" dedim. Sude "Aa bu çok iyi oldu en azından kendini yanlız hissetmezsin" dedi. "Evet" diyerek tebessüm ettim. Kırklı yaşlarında ki müdürün konuşması ile bakışlarım o tarafı buldu.
"Evet, bir yılın başlangıcındayız umarım hepimiz için güzel sene olur özellikle 12'ler için" diyerek bakışları bizim sıraların üzerinde gezdi. "Hadi içeri geçelim" diyerek mikrofonu bıraktı ve içeri girdi. Hepimiz sırayla içeri girdikten sonra ben sınıfa çıkmak yerine müdürün odasına gittim. Çünkü babamın en yakın arkadaşıydı ve ilk gün yanıma gelsin demişti. Müdürün odası yazısının önüne gelip kapıyı tıklatım. "Gir!" dedi içerideki ses. Beni görünce "Oo hoşgeldin kızım" diyerek yanıma geldi. "Beğendin mi okulu bakalım?" dedi. "Evet çok güzel" diyerek gülümsedim.
"Arkadaş felan edindin mi?" dedi. "Evet iki üç kişi ile tanıştım" dedim. "İyi bakalım hadi kendine dikkat et bir sıkıntı olursa yanıma gel babana da selam söyle" dedi. "Teşekkür ederim söylerim" diyerek odadan çıktım. Sanırım 12 ler üst kattaydı adımlarım merdivenleri buldu. Şubelere tek tek bakarak 12-C sınıfının önünde durdum. Derin bir nefes alarak elimi kapının koluna koydum ve diğer elimle kahverengi saçlarımı düzelltim. O sırada arkamdan gelen ses ile irkildim. "Aç artık şu kapıyı" dedi. Benden biraz uzun sarışın bir çocuktu. "Tamam açıyorum" diyerek gözlerimi devirdim. Ve kapıyı açıp içeri girdim. Tarihçi olarak tahmin ettiğim hoca "Yeni öğrenci sensin herhalde" diyerek yanıma geldi. "Evet" diyerek sınıfa döndüm. Sarışın çocuk yanımdan geçerek bir yere oturdu. "Geç bir yere" dedi Tarihçi.
Başımla onaylayıp yer bulmaya başladım. O sırada Sude seslenerek "Gel burası boş" diyerek yanını gösterdi. Adımlarımı o tarafa yönlendirdim. Sude ile ben, Asel ile Barış oturuyordu. Bulut ise tek oturmuştu. Sude bana dönerek "Derslerin nasıldır?" dedi. "Kendimi beğenmiş gibi olmuyum ama çok iyidir ailem de üzerimde çok durur zaten" dedim. "Benim sadece kimyam kötü onun dışında iyiyimdir" diyerek göz kırptı. Gülümseyerek bir öneride bulunmak istedim. "Yanlış anlamazsan bir şey dicem" dedim. "Söyle" dedi. "İstersen sana kimyada yardımcı olabilirim? dedim.
Gülerek "Çok iyi derim" dedi. "Kütüphanede olabilir " dedim. Ve ona doğru tam döndüm. Bugün okulun ilk günü diye ders işlemiyorduk. "Yarından itibaren başlayalım ve bizim eve gelsen yani bizim grubun ailelerden ayrı bir evi var ara sıra oraya gidiyoruz" dedi. "Olur, fark etmez bana" dedim. Memnuniyetle gülümsedi. Asel ile Barış bir şey konuşup gülüyorlardı. Sude "Of bunlara çok imreniyorum yaa" dedi.
Bunların ki gibi bir ilişkim olsa ya çok yakışıyorlar.. Sudenin dediği gibi imrenmemek elde değil.
Zilin sesiyle Sude ve grubu ayağa kalkıp kantine indiler beni de davet ettiler. Bende birazdan geliyorum diyerek onları gönderdim. Aile grubumuzdan mesajlar vardı.
Boysan malikanesi
Babam= İlk okul günün nasıl güzelim?
Annem= Her şey yolunda değil mi kızım?
Siz= Yeni birileri ile tanıştım çok iyiler ve her şey yolunda :)
Babam= Dikkat et kendine çıkışta ben alırım seni
Siz= Ha baba Mehmet amcanın sana selamı var
Babam= Benim selamlarımı da ilet seni seviyorum ;)
Gece= Bende seni babişkomm :))
Annem= Bana yok mu :'(
Siz= Seni de seviyorum kıskanç annem
Annem= Kıskanç felan değilim ben sana öyle gelmiştir :)
Siz= Tabi tabi..
Ablam= Olaylara fransız kaldım :((
Abim= Bende öyle wgxjjebd
Siz= Neyse beni arkadaşlarım bekliyor bb :))
Abim= Umarım erkek değildir o "arkadaşlar".
Babam= Umarım..
Siz= Kıskanç abim ve babam ikisi "erkek arkadaş" :))
Abim= Erkek mi!??
Babam= Erkek dedi değil mi yanlış okumuyor bu gözler ay yanlış okumuyorum bana bir şeyler oluyor!
Siz= Sizcede fazla abartmıyor musunuz?
Abim= Tamam şaka yaptım ama çokta samimi olma.!
Siz= Peki bb ;)
Ablam= Bb küçük velet :))
Siz= Bana velet demeyi bırak ağlarım :'(
Ablam= peki.
***
Kantine doğru inmeye başladım. Bizimkileri görünce onlara el sallayıp o tarafa doğru yöneldim. Tam giderken bugün sabah çarpan çocuk yine çarptı ve özür bile dilemedi. Arkasından "Bu iki oldu ve bir özür bile yok odun" dedim sona doğru sesimi kısmıştım. Tartışma olsun istemiyordum. Çarpan genç arkasını dönüp manyakça güldü ve gitti. Göz devirerek bizimkilerin yanına yöneldim. Sude "O çocuk gerizekalı ya boşver" diyerek kolumu sıvazladı.
"O çocuğun bana ikinci çarpışı bugün" dedim. Asel "Başka ne zaman çarptı ki?" dedi. Sude "Sana selam vermeden önce" dedi. Onu onaylayarak "Evet" dedim. Barış "Neyse boşverin ya" diyerek konuyu kapattı. Asel "Ee Gece kendini tanıt bize" dedi. "Neyi anlatıyım ki?" dedi. Sude "Sende aynı Bulut gibisin onunla da ilk tanıştığımızda aynı böyle demişti" dedi. Göz ucuyla Buluta baktım. Umursamaz bir tavırla bakışları masadaydı. Aselin sorusuyla bakışlarımı yüzünden çektim.
"Kaç kardeşsiniz mesela daha doğrusu kardeşin felan var mı?"
Kafamla onaylarak "Kardeşim değilde Abim ve ablam var" dedim dudağımı büzerek "Aramızda abim ile altı, ablam ile beş yaş var" dedim. Sude "Yani evin en küçüğüsün" dedi. "Evet malesef" dedim. Barış "Bence en güzeli evin en büyüğü ben olunca böyle düşünüyorum" dedi. "Aaa kardeşlerin mi var kaç kardeşsiniz?" dedim. "İki kardeşiz benden üç yaş küçük bir kız kardeşim var" dedi. "Ne güzel" diyerek kızlara döndüm "sizin?" dedim. Sude "Ben tek kardeşim" dedi. Asel "Biz de üç kardeşiz bir ablam bir kardeşim var" dedi. "Aranızda ailede en küçük olan benim sanırım" dedim. "Evet" diyerek onayladı Asel.
Sude "Bulut neden bugün sus pus oturuyorsun?" dedi. "Öyle" dedi ve kestirip attı. Asel "Neyse üstüne gitmeyin anlatmak isterse anlatır" dedi. Barışta onu onaylarak "Evet" dedi. Bir kaç dakika öyle sessiz kaldık. O sırada bütün okulu bir duyuru sesi kapladı. "Bugün hep tenefüste olucaksınız okulun ilk günü hediyesi" dedi Müdür. Herkesten mutluluk çığlıkları koptu. Asel "İyi bari" diyerek doğruldu. "Hadi Barış biz bahçeye çıkalım" dedi. Onlar ikisi bahçeye çıktılar.
Bende bir kaç dakika telefona daha baktım. Gelen aramayla ekranda ki aramaya baktım. Ablam arıyor "Bu niye arıyor ki?" diyerek ayağa kalktım. Sudeye dönerek "Ablam arıyor" diyerek köşeye doğru yürüdüm. "Alo?" dedim. "Kızım neden bu kadar geç açtın!" dedi. "Abla noluyor ya?" dedim. "Gece okuldan çabuk çıkıp gel müdürün haberi var" dedi. "Ne noluyor?!" dedim. "Gece çabuk dediğimi yap babam okulun önünde" dedi. "Tamam" dedim ve telefonu yüzüme kapattı. Sude ile Bulutun yanına giderek telaşla "Benim gitmem lazım ablam acil beni çağırdı" dedim.
"Noldu inşallah kötü bir şey yoktur" dedi. "Umarım" diyerek el salladım ve oradan çıktım.
Bulut kara
Gecenin acil gitmesi ile içimi merak sarmıştı. Ne kadar ona uzak davranmam gerekse de merak etmiştim işte..
Sude "Noldu acaba ya şimdi merak ettim" dedi. "Bende" dedim ve hemen "Yani bilmiyorum" diyerek geçiştirdim. Sude tek kaşını kaldırarak "Neden merak ettiğini itiraf etmiyorsun?" dedi. "Ne alaka?" diyip gözlerimi kaçırdım. "Öyle olsun" diyerek telefonuna bakmaya devam etti.
Gece Boysan
Hızlı adımlarla adımlarımı çıkışa yönlendirdim. Babam arabada oturmuş bana bakıyordu. Hemen arabaya binip "Baba noluyor?" dedim. Hemen arabayı çalıştırıp sürmeye başladı. "Kızım deden.." dedi. "Baba noldu dedeme!" dedim. Sesim yükselmişti çünkü ben dedemi çok seviyordum. "Güzelim daha belli bir şey yok şuan ameliyattaymış" dedi. Dehşetle "Ne?!" dedim. "Kaza geçirmiş.." dedi. "Baba..şaka yapıyorum de hadi komik değil.." dedim. Gözümden iki damla yaş aktı.
"Malesef kızım şaka değil.." dedi.
"Annemler nerede?" dedim. Ağlamam sesli hal almıştı. "Hastanedeler bekliyorlar.." dedi. "Normalde seni almayacakatım ama deden senin ismini söylemiş.." dedi. "Niye ama?" dedim. "Bilmiyorum dedenin konuşmasını bekliyecez" dedi. Sıkıntıyla önüme döndüm. Arananın içini sanki ateş basmıştı. Camı açarak derin bir nefes aldım.
15 dakika sonra
Koşar adım hastaneye girdim. Danışmana "Fırat Boysan kaçıncı katta?" dedim. "5. Kat hanım efendi" dedi. "Teşekkür ederim" diyerek asansörün oraya gittim. Dolu olduğunu görünce merdivenlerden çıktım. Babam "Kızım sakin ol olur musun?" dedi. "Baba ne sakini ya dedem içeride ölümle savaşıyor, sen bana sakin ol diyorsun!" dedim. Ablamı görünce koşarak yanına gittim. "Abla bir şey demediler mi?" dedim. Hâla ağlıyordum oda aynı benim gibiydi. "Yok ablacığım.." dedi. Oflayarak yerime oturdum. O zaman babamın ağladığını daha net görüyordum. O sırada halamlar geldi. "Ayazım, daha çıkmadı mı baban?" diyerek babama sarıldı. Perişan olmuşlardı.
"Daha bekliyoruz.." dedi annem
Dakikalarca sessiz kaldık. Ameliyathanenin kapısının açılmasıyla ayağa fırladım. Babam "Durumu ne?" dedi. "Şöyle söyleyim iç organları feci şekilde zarar görmüş bu yüzden yoğun bakım ünitesine alacağız... Geçmiş olsun" diyerek gitti. Abime dönerek "Abi iyi değil mi yani tehlike yok değil mi?" dedim. Abim hiç bir şey demeyip sarıldı.
O sırada Mehmet amca geldi yani okulun müdürü onun yanında Sude, Asel ve Barış vardı. Sude hemen yanıma gelerek "Gece iyi misin?" dedi. "Sude hiç iyi değilim.." dedim. Bir yandan da burnumu çekiyordum. Asel "Her şey güzel olucak tamam mı üzülme sen" diyerek sarıldı.
"İnşallah.." dedim. Bulut nerdeydi acaba bunu sormak için kendimi zor tutuyordum. Oflayarak kalktığım yere oturdum. Babamın ne zaman gittiğini bilmiyordum yanıma geldi. "Onu ne zaman görecez?" dedim.
"Yoğun bakımda sadece bir kişi görebilirmiş" dedi. "Ve o şanslı kişi ben olayım" dedim,Gülümsemeye çalışarak. "Evet o şanslı sensin" dedi. Gülmeye çalışarak oturduğum yerde arkama yaslandım. Asel "Böyle gül işte" dedi. "Teşekkür ederim geldiğiniz için ama siz burda boşuna beklemeyin" dedim. Sude, "Olur mu öyle şey gitmeyeceğiz bir yere" dedi net bir dille "Peki siz bilirsiniz.." dedim.
1 saat sonra
"Dedem.." dedim. Elini tutarak "İyisin değil mi?.." dedim. Cevap vermesini bekliyormuş gibi konuşuyordum. Oysaki cevap alamıcaktım. O sırada gözümden akan yaş elinin üstüne düştü. "Seni seviyorum dede..beni bırakma olur mu?" dedim. O sırada içeri hemşire girdi "Süremiz doldu" dedi. "Tamam" diyerek dedeme son kez baktım ve çıktım. Babam yanıma gelerek bir şey demedi ve sarıldı.
***
"Of baba ben gitmek istemiyorum ki" dedim. "Babaya of denilmez ve gidiceksin hadi Sude kızım al da götür şunu" dedi. O tam kafasını başka yöne çevirince göz devirdim. O sırada Barış "Yakaladım seni" dedi. Göz devirerek güldüm. Asel de gülmeye başladı. Hep birlikte asansöre yöneldik.
Tam binecekken bizimkiler arkamdan geliyordu onlara doğru döndüm tam o sırada benden uzun olan bir çocuğa çarptım. "Özür dilerim" diyerek asansöre bindim. "Sorun değil" diyerek sırıttı. Sorun olmadığını anlamıştım yavşak birine benziyordu. "İstersen bu özürünü kahve ısmarlayarak kabul ettirebilirsin" diyip göz kırptı. Sude "Bizim acil işimiz var kusura bakmayın" diyerek asansörün kapama tuşuna bastı. Tuttuğum nefesi sesli bir şekilde verdim. Asel "Aynı dizilerde ki gibi aşk olayı oldu" diyip kahkahayı patlattı. Barışta ona katıldı. Sude "Belki de kızın sevgilisi vardır" dedi.
Gülerek kafamı eğdim "Yok" dedim. Asel "Tahmin etmiştim" dedi.
Asansör durdu ve birlikte Barışın arabasına yöneldik. "Nereye gidiyoruz?" dedim. "Bizim ev dedim ya oraya gitsek sorun olur mu?" dedi Sude. "Yok sorun değil" dedim. Memnuniyetle gülümsedi.
Yaklaşık on beş dakikaya tek katlı ama geniş bir eve geldik. Birlikte içeri geçtik. Krem rengi renklerle boyanmış bir salona geçtik. Sude "Ben hem çantamı bırakıyım hemde üstümü değiştirip geliyim" diyerek odadan çıktı. Barış ve Asel de aynı şeyi söyleyip gitti. Onlar gittikten sonra odayı incelemeye devam ettim o sırada evin kapısı açıldı. Bulut gelmişti.
"Senin burda ne işin var?" dedi oldukça sert söylemişti.
"Hastanedeydik sizinkilerle sonra beni buraya getirmek istediler.." dedim. Hafif merakla "Neden hastaneye gittiniz?" dedi ve devam etti. "Bizimkiler bişey söylemedi" dedi. Çantasını koltuğa atıp oturdu. "Dedem kaza geçirmişti onun için apar topar gittim" dedim. "Anladım" diyerek mırıldandı ve kafasını tekrar bana çevirip "Onlar nerede?" dedi. Tam cevap verecekken Sude "Burdayızz" diyerek içeri girdiler. O sırada telefonumun çalmasıyla çantamı açıp telefonumu aldım. Abim arıyor. "Efendim abi?" dedim. "Nerdesin kızım sen?" dedi. "Arkadaşlarımın evinde" dedim. "Kız değil mi hepsi?" dedi.
Yine kıskançlık ateşi düşmüştü. Oflayarak "Abi evet." dedim evet kısmını sessiz söylemiştim. "Gece bana yalan söylüyorsun biliyorum" dedi. "Abi kızda var erkekte oldu mu?" dedim. "Olmadı hadi gel eve" dedi. "Of abi of" dedim. "Oflama abiye" dedi Barış. Göz devirerek Barışa baktım. "Abi gelmiyim ya ha?" dedim. "O zaman çok yakın davranmak yok yarım saatin var" dedi. "Of tamam baybay" diyerek kapattım. Kesin yüzüne kapattım diyerek evde kızacaktı.
Sude "Abin çok kıskanç sanırım" dedi. "Sanırım mı taa öyle" dedim. "Yanımda erkek sinek bile uçurturmaz" dedim..bu dediğime hepsi güldü Bulut hariç o yine umursamaz davranıyordu. Asel "Neyse hadi bir şeyler yapalım" dedi. Bulut "Ben yokum" diyerek ayağa kalktı ve odadan çıktı. Onun bu hareketleri çok tuhaf geliyordu ama belli etmedim. "Ne yapıyoruz?" dedim. Sude "Biz kek yapmayı düşünüyorduk sende bize katılır mısın?" dedi. "Olur" diyerek saçımı yukarıdan at kuyruğu yaptım ve mutfağa geçtik. Barışa dönerek "Sende mi bize katılacaksın?" dedim. "Niye erkekler kek yapamazmış?" diyip güldü. "Benim abim hiç öyle şeyler yapmayınca garip geldi" diyip bende güldüm.
Malzemeleri çıkarıp tezgaha koydum. " Neyli yapalım?" dedim. " Çikolatalı olsun." dedi Asel. Sude "Onun en sevdiği şey" diyerek güldü. Benimde öyleydi çikolataya karşı bir zaafım vardı. "Benim de aynı" diyerek güldüm. Keki halletmiştik ve hepimiz telefona gömülmüştük. O sırada Bulut geldi üstünde tişört yoktu. Beni görünce geldiği gibi tekrar çıkıp "Gittin sandım pardon" dedi. "Önemli değil zaten şimdi gidecektim" dedim. Sude "Yaa daha kekini yemedim" dedi. "Abim daha fazla sinirlenmeden gitsem" dedim. Asel "O zaman yarın okula getirelim" dedi. "Olur" diyerek telefonu çantama koydum ve kapıya yöneldim.
Bulut buralarda gözükmüyordu. Sanırım odasına gitmişti neyse ne ondan bana ne ki?
"Görüşürüz" diyerek el salladım ve yürümeye karar verdim. Hava çok kötü değildi sadece hafif yağmur atıştırıyordu. Yani en sevdiğim şey... Toprak kokusunu içime çekerek gözlerimi kapattım. Evimin olduğu sokağa girmiştim. Bir anda arabanın anı freni ile yerimde durdum. Yanımda bir araç durdu ilk başta korksamda içindekinin amcam olduğunu görünce rahatladım. "Hasta olursun!" diyerek kızdı. "Amca biliyorsun seviyorum" dedim. "Tamam hadi hızlı git eve bende hastaneye geçiyorum" diyerek pencereyi kapatıp gitti.
Aklıma dedem gelince ister istemez yüzüm asıldı. Zile basıp biraz bekledim. Kapıyı Nilüfer teyze açınca içeri girip odama yöneldim. Üstümü değiştirip kendimi yatağımın üzerine attım. Yatağımın yanında duran kitabımı alıp okumaya başladım.
***
Nasıldı yorumlarda belirtir misiniz?? >
