Yazın sıcak bir akşamıydı. İstanbul’un serin rüzgarları Boğaz’dan esip şehrin dar sokaklarına karışırken, Ahmet motorunun üstünde, Galata Kulesi’nin gölgesinde bekliyordu. Uzun zamandır ilk kez birini bu kadar beklemişti; öyle ki zamanın nasıl geçtiğini unutmuştu.
Ahmet, eski bir motorcuydu. Yıllarını şehrin sokaklarında, yollarda geçirmiş, İstanbul’un her köşesini motorunun sesiyle bezemişti. Fakat bugün farklıydı. Kalbi, motorunun gürültüsünden daha hızlı atıyordu. Onu bekleten tek şey motoru değil, aynı zamanda kalbindeki heyecandı.
Bir anda, uzaktan gelen narin bir siluet dikkatini çekti. Ela, hafif adımlarla Ahmet’e doğru geliyordu. Gözlerinde İstanbul’un bin bir gecesinin parıltısı, yüzünde ise masum bir gülümseme vardı. Ahmet, motorundan inip ona doğru birkaç adım attı. Ela’yla tanışmaları bir kaza sonucu olmuştu; iki ay önce Ahmet, bir sabah işe giderken onu yolda yürürken görmüş, bir anda dengesini kaybedip düşen Ela’ya yardım etmişti. O an onların hikayesinin başlangıcı olmuştu.
"Merhaba Ahmet," dedi Ela, hafif bir tebessümle.
"Merhaba Ela," diye karşılık verdi Ahmet, gözlerinin içine bakarak. "Bugün için sabırsızlanıyorum."
"Ben de," dedi Ela, başını hafifçe eğerek. "Beni nereye götüreceksin?"
Ahmet, motoruna işaret etti. "Bu gece İstanbul’u başka bir gözle göreceğiz. Hazır mısın?"
Ela, heyecanla başını salladı. Kaskını takıp motorun arkasına oturdu. Ahmet, motorunu çalıştırdı ve Galata Kulesi’nin eteklerinden başlayarak şehri keşfe çıktılar. İlk durakları, Boğaz’ın büyüleyici manzarasıydı. Motorlarını kenara çekip Boğaz’a karşı oturdular. İstanbul’un gecesi, şehir ışıklarıyla aydınlanmış, deniz ise bu ışıkları kucaklamıştı.
"Bu şehir... Ne kadar da güzel," dedi Ela, Boğaz’ın parıltısına bakarak. "Her köşesi bir hikaye anlatıyor."
"Evet," dedi Ahmet, "ve biz de kendi hikayemizi yazıyoruz burada. Bu şehirde yaşanan her an, bizden bir parça."
Ela, Ahmet’in gözlerine baktı. "Seninle burada olmak, bu anı paylaşmak... Her şeyden daha değerli."
Ahmet, Ela’nın elini tuttu. "Bu şehirde her anı seninle yaşamak istiyorum. İstanbul, bizim aşkımızın şehri olsun."
Ela, Ahmet’e yaklaştı ve hafifçe öptü. "Olacak, Ahmet. Bizim hikayemiz, bu şehrin sokaklarında yankılanacak."
Gece ilerledikçe, Ahmet ve Ela, İstanbul’un her köşesini keşfetmeye devam ettiler. Üsküdar’ın sahilinden Kadıköy’ün canlı sokaklarına, Taksim’in kalabalığından Beşiktaş’ın dinginliğine kadar her yerde aşklarını yeniden keşfettiler. Motorun sesi ve İstanbul’un rüzgarı, onların arka fon müziği oldu.
O gece, İstanbul’un aşkı, motorcunun ve sevgilisinin kalplerinde yankı buldu. Şehrin her köşesinde, onların aşkı bir iz bıraktı. Ve Ahmet, Ela’yla birlikte bu şehrin her köşesini yeniden fethetti. Çünkü aşk, İstanbul’un sokaklarında motor sesiyle birleşmişti.


