Valizime son olarak değerli bir kaç eşyamı koydum ve fermuarını kapattım.
Amcamla yani Murat beyle konuşmamız dün gece olmuştu. Onunla konuştuktan sonra odaya gelmiş eşyalarımı toplamaya başlamıştım.
Arada durmuş aklıma gelen anılarla öylece oturmuştum.
Bu evde çok şey yaşadım ben.
Çocukluğumu bırakıyordum sanki.
Burukça gülümsedim.
Ne çocukluğundan bahsediyordum ki?
Çocuk olamamıştım ben.
Babamın mektupta dediği gibi hep kendi başının çaresine bakan bir yetişkindim.
Hayır hayır hayır.
Tekrar ağlamak yok.
Yeterince göz yaşı döktüm.
Burda yaşananlar burda kalacak ve ben kendime yeni bir hayat kuracağım.
Derin bir nefes aldığım sırada telefonum çaldı.
Murat bey arıyordu.
"Açelya ne yaptığını sormak için aradım kızım?"
Kızım.
"Eşyalarımı toplamayı bitirmek üzereyim. Uçağım 5 saat sonra yani saat 2de"
"Otobüs durağına 6-7 gibi gelmiş olursun. Maalesef işim çıktığı için gelemiyorum ama kuzenlerini göndereceğim. Korkma olur mu?"
Kuzenlerimde vardı demek.
"Tamam benim için fark etmez. Akşam görüşürüz o zaman?"
Sesim oldukça tereddütlü çıkıyordu.
"Tamam kızım. Görüşürüz dikkat et kendine"
Kapanan telefonu yanıma bıraktım ve yatağıma yaslandım.
Gidiyordum işte.
Yanıma aldığım eşyalar sayılıydı. Kişisel eşyalarımı ve en sevdiğim kıyafetleri büyük bir bavula doldurmuştum.
Oraya gidince ortama uygun kıyafetler almak istiyordum.
Yatağımdan destek alarak ayağa kalktım. Odama son bir bakış attım ve yatağıma giymek için bıraktığım kıyafetlere döndüm.
Bileğime kadar gelen mavi uzun bir etek ve üstüne düz beyaz bir tişört. Orta boy sırt çantama yolculukta ihtiyacım olabilecek herşeyi koymuştum.
Kıyafetleri hızlıca giydim. Valizi aldım çantayı sırtıma taktım ve dolu gözlerle odadan çıktım.
Adım atmak hiç bu kadar zor olmamıştı sanki. Merdivenlerden ağır ağır iniyordum. Elimi duvarlarda gezdirdim.
Özleyeceğim biliyorum.
Belki bir gün geri dönerim kim bilir.
Evden çıktım ve kapıyı kilitledim.
Bahçeden çıkarken son kez evime baktım.
Uygulamadan çağırdığım taksi çoktan gelmişti.
"Nereye gidiyoruz küçük hanım?"
Burda en sevdiğim restoranın adını verdim.
Gitmeden buradan yemek yemek istiyorum.
Yemeğimi yedikten sonra nihayet hava alanına ulaştım.
Uzun bir yolculuk beni bekliyor.
Hoşçakal İstanbul....
--------------------------------------------------------------
"Sayın yolcularımız otobüsümüz son durağına yaklaşmış bulunmaktadır"
Duyduğum anonsla birlikte kalp atışlarım oldukça hızlanmıştı.
Rize'deydim.
Belkide başından beri olmam gereken yerde.
Otobüs yavaşladığı sırada çantamı sırtıma geçirdim.
Son anonsla birlikte ağır ağır otobüsten indim. Şimdi şu kuzenleri nasıl bulacağım ben? Murat Beyi mi arasam?
Otobüsten inmemle tenime çarpan hava bana bir ürperti vermişti. Daha yeni yaz tatiline girmiştik. Burası İstanbul'a göre oldukça serindi.
Tedirgin bir şekilde etrafa bakarken valizimi de sıkı sıkı elimde tutuyordum.
O sırada tahminen benim yaşlarımda birisi bana yaklaştı.
Şaşkın bir şekilde suratıma bakıyordu.
En sonunda kendini toplamayı başarmış olsa gerek konuşmaya başladı.
"Şey sen Açelya olmalısın?"
"Evet Açelya ben"
Uzattığı elini hafifce sıkıp elimi geri çektim.
Karşımdaki kahverengi saçlı ela gözlü çocuğu incelemeye devam ettim.
Yüzünde genel olarak sakin ama bir o kadarda ciddi bir ifade vardı.
O nasıl oluyor demeyin çünkü bende bilmiyorum.
Aramızdaki sessizliği bozan arkadan gelen bir ses oldu.
"Buğra buldin mi kizi?"
"He buldum abi buldum gel"
Arkadan gelen çocuk adının Buğra olduğunu öğrendiğim kuzenimden biraz daha büyük duruyordu. Abi demesine bakılırsa buda diğer kuzenim oluyor.
Bize doğru yaklaştı ve beni baştan aşağı süzmeye başladı.
Yüzüme geldiğinde birden afalladı. Niye bu kadar şaşırıyor bunlar? Yüzümde birşey mi kaldı ki ?
Yinede sakin kalmaya çalışarak elini uzattı.
"Volkan ben küçük hanım. Sende Açelya olmalısın. Benim küçük kuzenim yani"
Bu kadar çabuk kabullenilmeyi asla beklemiyordum. Ama Amcamda kuzenlerimde anlaşılan beni çok çabuk kabul etmişti.
Gülümsemeye çalışarak onunla da tokalaştım.
"Memnun oldum"
"E hadi bekleme daha fazla arabaya gidelim hemen"
Sakince kafamı sallayarak karşılık verdim.
Elimdeki valiz birden Buğra tarafından alınmıştı.
"Ağır görünüyor ben taşıyayım"
Ses çıkarmadan onları takip etmeye başladım.
"Eee anlat bakalım küçük kuzi. Nasıl buldun ha bakalim Rizeyi"
Aniden gelen soruyla kafamı kaldırdım.
"Oldukça güzelmiş. Heryer yemyeşil"
"Oyledur oyledur. En başından olman gereken yerdesun. Çabuk alışırsın ha sen buraya belli uyumli bi halin var."
Teşekkür eder gibi gülümsedim adının Volkan olduğunu öğrendiğim kuzenime. Arada şivesi kayıyordu ama onun dışında normal konuşuyor gibiydi.
Murat Bey'in diksiyonu da gayet İstanbul Türkçesine uygundu. İzlediğim diziler beni çok mu etkilemiş ne.
Bu sefer Buğra bana döndü.
"Biraz tanıyalım bari seni. Kaç yaşındasın mesela"
"16 yaşındayım"
"Eh benimle aynı yaştasın. Abimde 20 yaşında"
Bana bir kaç şey daha sordular.Bu aradada daha topraklı yollara girmeye başlamıştık. Ben etrafı seyrede durayım bir yandanda nereye gittiğimizi sorguluyordum.
En sonunda bakışlarımdan anlamış olacak ki Buğra açıklama yapmaya başladı.
"Normalde yaylada yaşamıyoruz. Ama aile toplantılarını burdaki evde yaparız genelde. Ondan buraya çıktık. Bir iki haftada bir toplaniriz biz"
Anlattıklarını dikkatle dinledim. Tam konuşacaktım ki Volkan Abi geldiğimizi söyledi.
Kafamı hızla cama çevirdim. Burası o kadar büyüleyici ki....
Sol tarafa döndüğümde yan yana duran üç büyük ev gördüm. Hepside birbirine benziyor diye geçirdim aklımdan.
Ön koltukta oturan ikili kalktığı sırada bende çantamı alıp kapıyı açtım. Valizimi bagajdan çıkarmış olan Volkan abi gülümseyerek bana döndü.
"Hazır mısın küçük hanım?"
"Sanırım hazırım"
Bu eve adım attıktan sonra her şey değişecek. Eski hayatımı unutma vakti geldi.
Buğra o sırada ortadaki eve doğru yürümeye başlamıştı. Büyük kuzenimin yönlendirmesiyle bende arkasından gittim. Hızlıca kapıyı çaldılar.
Burası düşündüğümden daha da serindi.
Güçsüz düşmüş vücudum ve doğduğumdan beri zayıf olan bünyem umarım burayı kaldırabilir.
Ağırdan titremeye başladığımı fark eden Buğra kolunda duran ceketi omzuna bıraktı.
"Şey gerek yoktu aslında"
"Gelir gelmez hasta olma insanı bozar buranın hava bak"
Hafifçe gülümsedigim sırada kapı açıldı.
Kapı açılana kadar Volkan abi 50 kere kapıya vurmuştu oda ayrı bir komedi.
"Ya uşağım patlama gelduk. Ne alacaklı gibi çalarsın kapiy-"
Kapıyı açan kadının bakışları birden benimkilerle buluşmuştu. Herkes yüzümü görünce neden bu kadar şaşırıyor Allah aşkına. Ben hala anlamıyorum ki.
Ben olduğumdan emin olmak ister gibi yanımdaki kuzenlere döndü.
Buğranın kafasını aşağı yukarı sakladığını görmüştüm.
"Hoşgelmişsin kızım buyur geç üşümüşsün herhalde içerde konuşalım"
"Teşekkür ederim"
Sırtımdaki çantayı kadın elimden almış kapının yanındaki askılığa bırakmıştı. Valizim hala büyük kuzenimde duruyordu. Tam üstündeki hırkayı Buğraya uzatacaktım ki konuşmaya başladı.
"Isın öyle ver gerçekten hasta olursun burda. Şimdi geri verirsen konuşmam ha seninle"
Ben birşey diyemeden adımlarını merdivene yöneltmişti.
Abisi de arkasından çıkmış, kapıyı açan kadınla ben kalakalmıştık.
"Gel kızım yukarı katta herkes"
Arkalarından ağır ağır yürümeye başladım. Kalbim deli gibi çarpıyordu. Yeni ailemle tanışmak üzereyim.
Üst kattan bir çok gürültü geliyordu. Anlaşılan burası baya kalabalık diye geçirdim içimden.
Kocaman bir odaya girdiğimizde tüm sesler durmuş,tüm gözler bana dönmüştü.
Ve şaşıracaksınız ama bilin bakalım bana nasıl bakıyorlar?
Evet evet doğru bildiniz: şaşkınca!
Koltukta oturan adamlardan biri yanıma geldi.
"Açelya ben Murat. Telefonda konuştuğun amcan oluyorum yani."
Tedirgince kafamı salladım. Murat amcam arkasina döndü ve sonra tekrar bana baktı.
"Herkesle tanıştırayım seni. Bu benim eşim Sevim. Oğullarım Buğra ve Volkanla tanıştınız zaten. En büyük oğlum Demir."
Buğra ve volkanın arasında oturan çocuğu işaret etti.
"Memnun oldum."
Murat amcamsa cevap vermeme vakit kalmadan diğer tarafa döndü.
"Bu abim Ender. Diğer Amcan. Eşi Leman yengen. Oğulları Burak seninle yaşıt. Bu diğer oğulları Rüzgar. Bu diğer yiğenim İpek.Ve en büyük kardeşleri Mert."
Sırayla odadaki herkesi göstermişti. Düşündüğümün aksine kimse nefret eder gibi bakmıyordu bana. Aksine sanki özlemiş gibiydiler. Hiç tanımadığınız insan özlenir mi? Ben onları tanımamama rağmen özlemiştim.
Dolu gözlerimi odada dolaştırdım.
"Herkesle tanıştığıma çok memnun oldum. Ben Açelya."
Diğer amcam olduğunu öğrendiğim Ender bey ve eşi yanıma yaklaştı.
"Tanıştığımıza çok sevindim yiğenim. Ne zaman ihtiyacın olursa biz hep burdayız. Asla çekinme bizden. Belki geç oldu ama yinede hepimiz senin aileniz"
Hem kendisi hem eşi oldukça sıcak bir şekilde sarılmıştı bana. Annemle yada babamla pek sarılmazdık biz. Garip hissediyordum.
Murat amcamın eşi sevim yenge yanıma doğru geldi.
"Evine,ait olduğun yere hoşgeldin güzelim. "
Oda sarılıp geri çekildiğinde kendimi oldukça bunalmış hissediyordum. Temastan hoşlanmadığımı bir kez daha hatırladım.
"Yemeğe geçelim kızımız acıkmıştır"
Amcalar ve yengeler odadan çıktığında kuzenlerle öylece kalmıştık. Kimseden çıt çıkmıyordu.
En sonunda adı İpek olan kız bana döndü.
"Aileye hoşgeldin Açelya. Tek kız olarak bu odunlarla çok sıkılıyordum zaten. İyi oldu"
Hafifçe kıkırdayarak İpeğe döndüm. Tahminen volkan abiyle yaşıt olmalıydı. Abla diye hitap etmek daha mantıklıydı sanırım.
"Aşk olsun abla insan bizden sıkılur mu hiç?"
Bu sefer konuşan da ipek ablanın benimle yaşıt kardeşi Buraktı.
"Ya oğlum bir yerinizde durup beni dinlemeyirsiniz ki. Alışverişe gelun benumlen desem gelecek misiniz?"
"Ne alışverişi İpek yaaa"
Evet buda büyük kuzen Demir. Sesi düşündüğümden daha kalınmış cidden.
"Kızu ilk günden bunalttiniz ha bı durun azucuk o konuşsun"
Ailenin aklı başında ferdi Mert abi.
Tabi onun sözüyle tüm gözler yeniden bana döndü. Anlaşılan cevap vermem gerekiyor değil mi?
"Yani daha önce hiç kuzenim olmamıştı. O yüzden tam ne konuşuyorsunuz anlayamadım"
"Daha önce hiç kuzenin olmadu mu? Anladık amcam bizim aileyi komple bırakmuş da anne tarafundan da mi yoktur kuzenun?"
Bunun adıda Rüzgardı galiba.
"Yok benim hiç akrabam yoktu. Babam annemi kaçırmış zaten o yüzden anne tarafını da bilmiyorum"
Herkesin bakışları benim arkama yani kapıya dönmüştü. Bende refleks olarak arkamı döndüm.
Ender amca kapıya yaslanmış bizi dinliyordu.
"Bak sen benim kardeşime kız kacirmuş bide oyle mi?"
"Şey evet"
"İçinde bir Rize insanı yattuguni çok iyi biliyurdum zaten. Yapmis yapacağını"
"Burda da mı kız kaçırıp evleniyorlar yani?"
"Eee burda aşk öyle ailem istemiyor olmaz diyerek bitmiyor yiğenim. İki kisi birbirinu seviyorsa önlerinde dağ taş duramaz"
Biraz gericiydi benim için ama anlaşılan burda gayet normaldi.
"Ya Ender ne diye lafa tutuyorsun sen çocukları. Acikmislardur. Hadi çocuklar sofraya sofraya"
Leman yengenin cagirmasiyla herkes birden ayaklanmıştı.
Onlar yürürken bende her zaman yaptığım gibi arkalarından ilerledim.
Masa öyle bir donatılmıştı ki sormayın. Ama bazı küçük sorunlar vardı. Ben balıktan hiç hoşlanmazdım. Ama masa çeşit çeşit balık doluydu.
Arkadan geldiğim için odaya en son ben girmiştim. Mert abi ve Demir abinin arasındaki yer boştu. Bende refleks olarak oraya yöneldim.
"Hadi bakalum afiyet olsun herkese. Yiğenim sende istediğin herşeyden ye. inceciksin bak hiç yemek yemiyor musun bakayum sen?"
Bir kaç yıldır yeme bozukluğuyla mücadele ediyordum ve çok sık olmasa da tekrarlıyordu. Bu yüzden normalden daha zayıftım.
Zorla da olsa gülümsedim ve sofraya döndüm.
Yiyebileceğim bir kaç şeye uzandım. Salata yoğurt ve çaprazımda duran pilavdan biraz yedim. Stresten karnım ağrıyordu buda yemek yememi zorlaştırıyordu.
Sofrada kimseden çıt çıkmıyor,sadece çatal kaşık sesleri duyuluyordu. En sonunda solumda oturan Mert abi sessizliği bozdu.
"Kız sen balık niye yemiyorsun? Kılçığından dolayiysa annem tek tek ayikladu hepsini"
"Yok yok. Ben balıktan pek hoşlanmam o yüzden"
"Balık sevilmez mi kızım ne biçim Rizelisin sen. Ama dur buğrayla ben seni iki haftada adapte ederiz buraya"
Burak ve Volkan abi bu ailenin komik çocuklarıydı sanki. Az önce konuşan Burağa döndüm. Bir yandanda gülmemek için dudaklarımı ısırmakla meşguldüm.
"Yani 2 haftada buraya alışır mıyım bilemem ama size alışacağım kesin"
Gözlerimi geri kalan ev halkinda dolaştırdığımda hepsinin tebessüm ettiğini gördüm. Yanımda oturan ve bana en ciddileri gibi gelen Demir bile hafiften gülüyordu.
Kendimi evimde hissediyordum. Sanki burda olmak için doğmuşum ve şimdi doğru yerdeyim gibi. Umarım bu hiç bozulmaz.
_________________________________________
Eveetttt 2. Bölüm sonuuu
Umarım iyi gidiyordur
Şimdilik hoşçakalınn💐
