EFLAL YAVUZ
7 yıl sonra
Hava günlük güneşlik, insanlar caddelerde aileleriyle birlikte geziyor. Bense evde oturmuş hayatı sorguluyorum. Bazen-aslında her zaman- düşünüyorum danormal bir hayatım olsaydı nasıl olurdu. Farklı bir ailede doğsaydım. Kardeşim beni sevseydi... En önemlisi de katil olmasaydım.
Düşüncelerimi bir kenara bırakıp yataktan kalktım ve merdivenlerden salona doğru yöneldim. Hızlıca yiyecek bir şeyler atıştırdıktan sonra tekrar odama döndüm.
Banyoya girdim. Aynada yüzümle yüzleştim. Dün akşam fazla ağladım ve bu yüzümden çok belli oluyordu.
Hızlıca buz gibi suyla duş alıp banyodan çıktım. Yaklaşık 10 dakika yüzüme iyi gelecek kremler sürdüm. Saçlarımı da kuruttuktan sonra çantama bir kaç eşya atıp evden çıktım.
Bugün karakola son imzamı da verip tamamen suçsuz biri olacaktım. O olaydan yani babamı öldürdükten sonra Eray bana teslim olmamı söylemişti. Ben de polise gitmiştim. Beni liseyi okumam için tutuksuz yargılamışlardı ama 12. Sınıf bittiği gün cezaevine girmiştim. Yaşıtlarım karne gününün heyecanını, mutluluğunu yaşarken ben o gün hapise girmiştim. Polisler olayı en ince ayrıntısına kadar incelediler. Bana 2 yıl cezaevi hapsi vermişlerdi. Orada neredeyse her gün beni konuşturmaya çalıştılar. "İkizin nerede?" diyerek. Bense onlara sadece "bilmiyorum onunla görüşmüyoruz " demiştim tehlikeye girmemesi için
Keşke gerçekleri söyleseydim.
Karakola gidip son imza mı da attıktan sonra eve doğru yöneldim. Ta ki o gece ki gibi sessiz olan parkın önüne gelene kadar.
Adımlarım yavaşladı. Kendimi parkın içindeki mavi bankta otururken buldum bir anda.
O geceki gibi hissettim.
Kardeşimin beni terk ettiği gece gibi...
O anki duygularımı hatırladığımda acıyla gülümsedim. Bir kaç dakika o mavi bankta oturduktan sonra geri eve dönmek için kalktım hızlıca.
Kalbim sıkıştı. O günkü gibi hissettim kendimi. Daha hızlı eve gitmek için ara sokaklardan birine girdim. Ayaklarım tutmadı. Duvara yaslanıp dizlerimin üzerine çöktüm.
Acaba o da benim gibi hissediyor mudur?
Hayır Eflal o senden nefret ediyor. Sen onun için sadece fazlalıksın.
Gözümden bir damla yaş düştü.
Bunu kardeşim dışında bir erkek yapsa ona deliler gibi aşık olsam da bu kadar canım yanmazdı. Ama ikizim bana bu acıyı yaşatacak kadar umursamazdı.
"Vayy demek küçük kardeşimiz buradaymış". Arkamdan gelen sesle irkildim. Hemen olduğum yerden kalktım ve sesin geldiği tarafa döndüm. "Demek o piçin kardeşi bu kız Ha. Güzelmiş de"
Orta boylu kel bir adam önümde belirdi birde . Az önce konuşan adam.
"Ne oluyor" korkuyla sordum bu soruyu . Kardeşi demişti. Eray kesin yine bir boka girmişti ve ben bunu bedelini ödeyecektim.
"Alın kızı" dedi kel adam. Bir an bile düşünmeden kendimi caddeye atmaya çalıştım. Hızlıca koştum ara sokaktan çıkmak istedim ama bir kol beni belimden tutup kendine çekti. Çığlık atacakken elleriyle ağzımı kapattı ve beni susturdu.
"Dinle, sana zarar vermek istemiyorum benimle gelmek zorundasın" beni tutan adam vücudumu kendine taraf çevirdi. Gözlerimi kapattım kimseyi görmek istemiyordum.
"Aç gözlerini!" Normalde asla açmazdım ama adam öyle bir bağırmıştı ki korktum. Gözlerimi araladığımda onun kahverengi gözleriyle karşılaştım. Adeta insanı büyülen gözlerle.
"Benden kaçacağını mı sandın seni piç!" Kel adam bize doğru geldi ve sert bir tokatı yüzüme geçirdi. Beni tutan kişi hiç bir şey yapmadan öylece durdu.
"Ne istiyorsunuz benden" dedim kel olan adamın yüzüne bakarak. Yüzü korku filminden çıkmış gibi korkunç görünüyordu. "Çok bir şey değil sadece kardeşini" dedi. Kahkaha attım sözlerine "Öldürseniz de gelmez" dedim kendimden emin bir şekilde.
Gelmezdi eminim, hayır gelmesini istiyorum aslında.
Adamın bacağına tekmeyi basıp beni tutan kişiye karşı direnmeye çalıştım. Kendimi ondan kurtarmaya çalıştım. Defalarca tekmeledim. Ama o benden daha iyi direniyordu.
"Kardeşin kadar varmışsın" dedi yüzü korkunç görünen adam. Bir kaç saniye sonra beni tutan kişi kolumu kavrayıp hareket etmemi de engelledi ve zarif bir el bir bez parçasını burnuma koklattı. Sonrası karanlık...
^^^^^^^^
Yüzüme atılan yarım bardak suyla irkilerek uyandım. Gözlerimi açtığımda nerede olduğumu anlamaya çalıştım. Bir odanın içindeydim. Odada sadece bir tane yatak ve bir çekmece vardı.
"Günaydın ama geç uyandın Eflal. Eflaldi değil mi ismin?" arkamdan gelen o adamın sesiyle arkamı dönmeye çalıştım ama bir sandalyeye bağlanmıştım. Adam önüme geçti ve yüzüme baktı sonra beni inceledi.
" Vay be Eray Beyimizin bütün düşmanlarının istedikleri kız şuan benim elimde". Ne demeye çalışıyordu. İnsanlar neden benim peşimdeydi ki? "Sahi acaba Eray ne yapıyordur tabii daha haberi yok kardeşinin elimde olduğunu görünce çıldıracak ve ben de keyifle onu izleyeceğim" Dedi ve ardından kahkaha attı.
"Cem abi nasıl bu kadar eminsin Eray'ın ikizini kurtarmak isteyeceğinden. Kız dün 'Ölsem de gelmez' dedi baksana birbirlerinden nefret ediyor gibi görünüyorlar." Dün beni tutan çocuğun sesiydi bu. Yüzümü ona taraf döndüğümde beni izliyordu. Yanında biri vardı.
Uzun boylu, sarı saçlı ve yeşil gözlü zarif, ince elleri olan. Bakımlı ve çok güzel görünen bir kadın. Benim yaşlarımda görünüyorlardı. Bakışlarım tekrardan beni tutan kişiye döndü. Boyu benim boyumdan epey uzundu, saçları dağılmış bir şekildeydi ve onu daha yakışıklı gösteriyordu. Onu incelemeyi bırakmak istedim ama kahverengi gözleri fazla hoştu...
"Ellerini çözün zaten bir şey yapamaz" dedi adının Cem olduğunu öğrendiğim kişi. Kadın başını onaylayarak yanıma doğru yöneldi ve ellerimi bağladıkları ipi kesti.
Cem'in dediğini düşünüp sırıttım bir kaç saniye "ellerini çöz zaten bir şey yapamaz" bu adam beni ne sanıyordu. İkizim kadar olmasa da ben de çok adam öldürmüştüm 1 yıl içerisinde.
"Eray'ı ara Cafer hemen" dedi Cem. Cafer ,demek adı Cafer.
Cafer " Hemen mi?" Diye sordu Cem'e. Cem başını onayladı. Cem, Cafer'in elindeki telefona odaklanmışken fırsattan istifade Cafer'in yanında duran kadının belinde olan silahı aldım ve Cem'im kafasına dayadım. Dudakları aralandı ama bir şey diyemedi. Şaşırmıştı.
"Şimdi tam şuan seni burada öldüreceğim" dedim gözlerinin içine nefretle bakarken. Cafer ve yanındaki kadın hiç bir şey yapmadı. Cafer'in de belinde silah olduğuna emindim ama çıkarmadı sadece izlediler.
"Ölümüm küçük bir kızın elinden olacağına kendim ölürüm daha iyi. Ayrıca sende o piç ikizin gibiymişsin" dedi. Silahı daha fazla kafasına bastırdım. "Bir daha kardeşime yada bana piç dersen seni öldürmem ama sen , seni öldürmem için bana yalvarırsın" dedim. Ellerim titremiyordu çünkü karşımdakinin ne kadar aptal olduğunun farkındaydım.
Cem'in yüzündeki alaycı ifade silindi ve yerini korku aldı. Bana belli etmemeye çalışıyordu ama ben anlıyordum.
"Beni bunu izletmek için mi aradın mal herif!" Durdum sadece durdum. Silah tutan elim gevşemeye başladı ama hemen kendimi toparladım. Umursamıyormuş gibi davranmaya çalıştım.
" Ayrıca mikrofonu açman gerek süper zeka yoksa seni nasıl duyayım. Cafer neden böyle bir şey yapıyorsunuz. Silah tutan kişi Açelya mı? Tam görünmüyor" Eray'ın sesiydi bu. Hayır yapmayacağım yüzümü telefona dönmeyeceğim. Hayır yapacağım yüzümü ona döneceğim. Yaklaşık 1 yıl tam 1 yıl değil 347 gün. 347 gün sonra ilk defa Eray'ın sesini duyuyordum. Yüzümü kameraya döndüm. Eray'ı gördüm. Umursamaz bir şekilde rahatça koltuğa yayılmış Cem'i izliyordu. Cafer kamerayı sadece Cem görünecek şekilde ayarlamıştı. Ben döndükten bir kaç saniye sonra Açelya telefonu bana doğru döndürdü.
O an dikkatli yüzüne baktım ikizimin. Yüzünün değişeceği hali merak ettim. Beni görünce yerinden kalktı. Şaşırdığı belliydi. Elini saçlarına geçirdi. Eray şuan ne yapacağını bilmiyordu. Ne zaman böyle olsa saçlarıyla uğraşırdı çünkü.
" Son kez bana bak Eray, kardeşin beni öldürecekmiş yani öyle söylüyor. Yapmaz gibi ama o senden daha korkak görünüyor çünkü" dedi Cem ve kahkaha attı. Büyük bir hırsla ona doğru döndüm. "Kapa çeneni aptal herif" dedim ve düşünmeden tetiği çektim silah onun beyninde geçti adeta.
İsminin Açelya olduğunu öğrendiğim kadına döndüm ve" Lütfen telefonu kapatır mısın" dedim. Telefonu aşağı doğru çekti. Kapatmadı ama benim kapattığını sandığımı düşündü. Yine de bir şey demedim, uzatmak istemedim.
"Siz kimsiniz?" dedim Cafer'e dönerek. Bana tıpkı Eray gibi bakıyordu. Yani eski Eray gibi. Eray ne zaman benimle gurur duysa böyle bir şekilde bakardı bana.
"Öncelikle bizden korkmana gerek yok sana zarar vermeyeceğiz çünkü" dedi gözlerini gözlerimden ayırmayarak.
"Biz aslında Eray'ın arkadaşlarıyız. Bu adam uzun süredir peşimizde ve çok boş konuşuyor ama biraz zeki bizim kadar olmasa da. Nerede ne yapacağını biliyor o yüzden adamı öldürmek pek kolay olmadı" Bir şey demeden yüzüne baktım başımı 'devam et' anlamında oynattım.
" Abin yada ikizin her ne diyorsan"
" O benim hiçbir şeyim" dedim sözünü keserek
"Tamam öyle olsun" dedi ve devam etti. " Bu adam Eray'ı en güçsüz yönüyle vurmak istiyordu yani seninle. Eray'ın yani bizim düşmanlarımızın hepsi Eray'ın sana olan bağlılığın farkında o yüzden seni kurban olarak oynatmayı düşündüler hep. Eray ise buna hiçbir zaman izi vermedi" derin bir nefes alıp devam etti" Şimdi ise bu adamı çökertmek için ben ve Açelya'yı gönderdi. Cem'in yanına ajan olarak girdik. Cem ona yardım ettiğimizi sanıyordu ama biz onu çökertmek için planlar kuruyorduk".
" Sonrasında ise Cem seni bulmak istediğini söyledi Eray'a söylediğimizde bir şey demedi yani kabul etti" dedi Açelya sözü alarak. "Cem'in yapacağını zaten biliyorduk seni kullanarak Eray'a ulaşmaya çalışacaktı." dedi Açelya ve sustu.
" O da benim ölme riskim olduğunu bile bile bir şey demedi" dedim sözünün devamını getirerek.
"Öyle olduğundan emin olamayız" dedi Cafer Eray'ı korumak ister gibi.
"Ben eminim" dedim cevap olarak. Bir kaç dakika öylece sessiz kaldık. Ta ki polis sireni seslerini duyana kadar.
"Hayır. Hayır, hayır bir daha olmaz hayatta o cezaevine dönemem ben" dedim ve koşmaya başladım. Cafer ve Açelya da arkamdan koştu. Ara sokaklardan birine girdiğimde Açelya kolumu tuttu. "Senin evin çok uzak bizimle gel" dedi. Normal biri olsa karşımda adamı öldürürdüm ama Açelya bana anne şefkatiyle bakmıştı . Hem zaten Eray'ın arkadaşlarıydı. Ben onun için fazlalık olsam bile herhalde beni öldürmek isteyecek kadar nefret etmiyordu herhalde değil mi?
Umarım öyledir.
Bir kaç dakika önümde koşan Açelya ve Cafer'i takip ettikten sonra büyük 2 katlı bir evin önüne geldiğimizde durduk.
"Gel" dedi Cafer bana kapıyı göstererek. Kapıyı çalmadı anahtarla açtı. Açelya içeri geçti ve eliyle içeri geçmem için beni yönlendirdi. Kapıdan içeri girdiğimde arkamdan Cafer'de içeri girdi ve kapı kapandı.
"Yalnız kardeşim yanlış anlama ama senin kardeşinde de katil ruhu var baksana adamı çok iyi öldürdü ya" Benden bahsediyordu. Yavaşça adımlarımı attım ve Açelya'ya döndüm. "Korkma" dedi bana ve elini belime yerleştirdi.
Cafer dikkati üstümüze almak için öksürdü ve hepsi birden bize doğru baktı anında. Eray dışında.
Eray benim geldiğimi bilmiyordu galiba çünkü" O adam Eflal'a bir şey yapmadı değil mi?" dedi yüzünü dönmeyerek. Ardından o da yüzünü döndü ve olduğu yerde dona kaldı. Ben onun yüzüne bakmak istemedim ama tam gözlerinin içine bakıyordum.
Ardından yanındakilere baktım. Eray'ın yanında bizim yaşlarımızda yada 1 yaş falan büyük bir adam vardı. Uzun boyu ve kıvırcık saçlıydı. Gözlerinde gözlük vardı. Tam bir yazılımcı tipi vardı onda.
Onun da yanındaki kadına baktım ardından. Kumral saçları adeta 'Ben buradayım' diyordu. Kahverengi gözleri fazla güzeldi. Bana baktı fakat hemen gözlerini kaçırdı. Onu inceledim . Altında siyah bir eşofman üstünde ise yarım kollu beyaz bir tişört vardı.
Eray dudaklarını araladığında ondan önce davrandım ve" Sadece bir gece burada kalacağım. Mecbur kaldığım için polislerden kaçmam gerekiyordu yoksa direk beni suçlarlardı" dedim karşımdaki duvara bakarak.
Eray hiç bir şey demeden yanıma geldi bir kaç saniye içerisinde ve bana sarıldı. Kollarını belime sardı. Ben ne onu ittim ne de karşılık verdim. Öylece durdum.
Bir kaç saniye sonra geri çekildi ve beni inceledi. İyi olup olmadığımı kontrol etmek ister gibi.
Söylesene abi neden bana böyle davranıyorsun. O çok zeki sandığın zekan yine ne işler çeviriyor umarım beni daha fazla üzmezsin Eray çünkü ben çok yoruldum
...