İçeriğe geç

İsimÖnerilerinizeAçığım.

Bölüm 3 · 16 dk okuma

İsimÖnerilerinizeAçığım.

Bölüm 3

2. Bölüm “ Emanet “

Sabah erken saatlerde uyanıp ilk işim dedemi aramak olmuştu.

-- Günaydınn, benim yakışıklı dedem.

F= Gün aymadı daha kızım derdin ne daha horozlar bile ötmedi kapat sonra ararsın.

-- Ohoo dede ya saat 07.00 oldu ne horozu kalk hadi konuşmamız gereken şeyler var.

F= Hayrolsun torunum ne oldu.

-- Babaannemden bahseder misin bana biraz, hiç tanışma fırsatım olmadı maalesef.

F= Deme öyle torunum o sana çok güzel bir emanet bıraktı zamanı gelince alacaksın.

-- Ne emaneti dede, iyi de babaannem ben doğduğum gün ölmemiş miydi?

F= Evet öyle oldu, oldu da biliyordu bir şeyler. Neysee boşverde de bakayım ne oldu nerden çıktı bu konu şimdi.

-- Ya dede ben bir kaç gündür garip şeyler yaşıyorum da belki bir bilgin vardır diye aradım.

F= Anlat bakalım neymiş o gariplikler.

-- Aslında benim yaşadığım farklı ama dışarıdan görünen daha farklı.

F= Nasıl yani torunum açık açık söyleyiver bakayım.

-- Dede bir kaç gündür garip rüyalar görüyorum daha doğrusu ilk yaşadığım şey rüya değildi orası kesin, ama son yaşadığım şeyde kendimi gördüm hemde sandalyede bağlı şekilde iki kişi vardı başımda önce ki yaşadığım olayda ki kişiler bunlar

F= Eee

-- Dede bu yaratıklar benim sürüngenimsi insanlardan olduğum söylüyorlardı. Melez olabilirmişim. Bu rüyayı gördükten sonra Ali ile beraber araştırma yaptık bir kaç türden bahsediyordu Drakolar, Kanatlı Drakolar ve sıradan bilinen kertenkele gibi olanları anlatıyordu. Bu tür kaçılırmalarda kesinlikle açıklanamayan yara izleri oluyormuş ayrıca melez olan kişilerinde başlıca özellikleri varmış yoğun yeşil göz vs gibi acaba diyorum bir bilgin olabilir mi?

F= Demek zamanı gelmiş öyle mi?

-- Neyin zamanı dede söylesene, merakta bırakma insanı.

F= Ali ile beraber yanıma gelin babaannenin emanetini alma vaktin gelmiş hemde bu meseleyi uzun uzadıya konuşuruz tamam mı.

-- Tamam dedem, hastaneye uğrayıp geliriz yanına.

F= Tamam torunum, dikkat edin hadi.

-- Ederiz dedem sende dikkat et kendine görüşürüz.

Dedemle kapattıktan sonra biraz düşündüm ne demek istedi ne emanetinden bahsediyordu ki, babaannemi hiç görememiş olsam bile neyin emanetiydi bu sanırım bunu gidince anlayacağız. Düşünürken ali geldi yanıma ne olduğunu kiminle konuştuğumu sordu.

Ali* Ne yapıyorsun kiminle konuşuyorsun.

-- Dedemle konuştum da bizi bekliyor.

Ali* Hastane işi vardı sonra mı gideceğiz

-- Hayır hastaneye uğrarız çok uzun süreceğini sanmıyorum. Hadi önce kahvaltıya gidelim.

Ali* Dışarıda mı yapacağız

-- Evet hadi hazırlanda bende araştırma için lazım olanları alayım yanıma.

Ali* Tamam 10 dakikaya geliyorum.

-- Tamam.

Ali* Geldim, hadi çıkalım.

-- Arabayı ben kullanabilir miyiim :D

Ali* Hayır, kesinlikle hayır.

-- Ali lütfen yaa.

Ali* Simay hayır yaa her seferinde bir yerlere çarpıyorsun bir gün öleceğiz o olacak bak.

-- Aman be iyi ki bir arabanı istedim verme istemiyorum.

Ali* Hiiç trip atma valla en son kaza yaptığında son anda kurtulduk unuttun sanırım.

-- Ay aman tamam sustum geçte sür hadi.

Ali* Feza dedenin yanına giderken sürersin.

-- Olley be, söz valla dikkatli kullanırım.

Ali* Belasın var ya.

-- Ayy saol. Neyse ben zeynebi arayayım bir, hastaneye kadar konuşuruz.

Ali* Aynen bir ara bakalım en son dün konuşmuştuk.

Ali'den araba için izin almıştım daha iyi ne olabilir ki, arabasından kıymetlisi yoktur tabii biz hariç. Arabasını kaç kere duvara çarptım, kaza yaptım ona rağmen halâ bana arabayı veriyor ahh bahtsız yavrum. Zeynep telefonu açmıştı ona dedemin söylediklerini hemen anlatmam lazımdı.

Zeynep ~ Alo

-- Kankaa dedemin yanına gideceğiz bugün, babaannem bir emanet bırakmış bana.

Zeynep ~ İnsan bir hal hatır sorar ne dengesiz insansın sen ya.

-- Doğru ne yapıyorsun nasılsın, İlkay abla nasıl, mahkeme nasıl geçti?

Zeynep ~ Aman tamam sus söylemedim say öyle bir şey. Anlat bakalım ne emanetiymiş?

-- Ay bilmiyorum ki, ali babaannemin de melez olabileceğini düşünüyor, açıkçası bana da olabilir gibi geldi.

Zeynep ~ İyi de ne alaka babaannen eğer melezse bunun babana da geçmiş olması gerek ki sana geçebilsin.

-- Yani o da doğru ama bilmiyorum dedem garip konuştu çünkü.

Zeynep ~ Nasıl yani?

-- Ne bileyim hiç şaşırmadı, tepki vermedi sanki böyle bir şeyin olmasını bekliyor gibiydi.

Zeynep ~ İlginç.

-- Sadece demek zamanı gelmiş öyle mi? Dedi.

Zeynep ~ Habersiz bırakmayın beni tamam mı?

-- Tamam haber veririm, hastaneye geldik zaten bizde şimdi sonra konuşuruz.

Zeynep ~ Tamam dikkat edin. Ali dikkat et şu yanında ki değişiğe.

Ali* Tamamdır hadi görüşürüz.

Kapattıktan sonra Doktor Semih bey'in yanına doğru gidiyorduk ki kapıda karşılaştık.

Semih Efe= Ali bey, Simay hanım hoşgeldiniz bende sizin geldiğinizi görüp aşağıya indim.

Ali* Teşekkürler doktor bey, durum nedir önemli bir şey mi peki?

Semih Efe= Bunu oda'da konuşsak daha iyi olur sanki buyurun lütfen.

-- Teşekkürler.

Semih Efe= Şimdi Simay hanım öncelikle şunu belirteyim sonuçlar temiz ama farklı bir şey ile karşılaştık bunun pıhtılaşmış kan olduğunu varsayıyoruz ama mikrobik bir hastalıkta olabilir.

-- Nasıl yani, anlayamadım.

Ali* Daha açık anlatır mısınız.

Semih Efe= Yani şöyle ki aldığımız kan örneğinde yaklaşık mercimek tanesi kadar bir kan yapısı gördük bunun ne olduğuna bakıyoruz, hatta özellikle ilgileniyoruz lütfen merak etmeyin şuan için hiç bir sıkıntı yok.

-- Teşekkür ederim semih bey.

Ali* Teşekkürler doktor bey. Sonuçlar çıktığında siz bana haber verirsiniz müsaadenizle.

Semih Efe= Tabi ali bey sizi haberdar edeceğim. Hoşçakalın iyi günler.

-- Teşekkürler doktor bey.

Doktorun odasından çıktıktan sonra Ali garip bir soru sormuştu iyi de olabilir miydi ki böyle bir şey?

Ali* Simay bu kan yapısı dedikleri şey acaba melez olduğun için mi?

-- Nasıl yani

Ali* Yani eğer babaannen melez ise ve bu sana da geçtiyse, yani bu melez kanı olabilir mi? Aaah anlatamıyorum yani insan kanı olmayabilir demek istiyorum.

-- Reptilian kanı olduğunu mu düşünüyorsun yani?

Ali* Evet, evet kesinlikle öyle.

-- Daha neler kan pıhtısı olduğunu varsayıyoruz dedi ya doktor muhtemelen öyledir.

Ali* Umarım öyledir. Kahvaltıya mı gidiyoruz şimdi?

-- Eveet, bizim mekana gidelim miii? Ali lütfeen.

Ali* Tamammdır. Ama Simay serhat'ında orda olabileceğini biliyorsun değil mi yine yapışmasın sana.

-- Senin yüzünden başımda zaten serhat bu yüzden sus olur mu?

Ali* Ya iyi de ben ne yaptım? Senden hoşlanan oydu bende yakışırsınız dedim sadece. Kötü mü ettim?

-- Evet ali kötü ettin sanki bilmiyorsun hoşlanmadığımı.

Ali* Simay lütfen yaa hastanede de bu yüzden tersledin beni değil mi?

-- Evet, hiç haz etmiyorum serhattan sende tutmuş yakışırsınız, güzel olur diyorsun.

Ali* Ya nerden söyledim ki, dilim kopsaydı da söylemeseydim.

-- Ay tamam sustum deme şöyle şeyler.

Ali* Müzik açayım mı?

-- Olur ne açacaksın?

Ali* Sürprizz.

-- Hadi hayırlısı ne çıkarsa artık, şansımıza.

Ali* Simaaay, buu benden seni kaçıranlara gelsinnn.

Duyduğuma göre siz uzaydan gelmişsiniz

Hele şöyle bir oturun bakalım iki laf edek

Hangi rüzgar attı sizi?

Uzaylılar hoş geldiniz

Kurcalardı zihnimizi

Uzaylılar hoş geldiniz

Sizi gördük sevindik çok

Karnınız aç mı yoksa tok?

Atmosferde ne var ne yok

Uzaylılar hoş geldiniz

-- Ay alii, inanamıyorum sana çok komiksin gerçekten. Seni de kaçırsınlar bir ara söyleyeyim de.

Ali* E komik tabi kızım düştüğümüz hale bak uzaylı peşinde koşuyoruz.

-- Doğru valla neyse boşver de kapatalım şunu insanlar deli gözüyle bakacaklar falan. Telefonu bağlıyorum bak.

Ali* Tamam, tamam takıl sen keyfine göre.

-- Aferin, aslan parçası böyle yola gel işte.

Ali* Simay!

-- Efendim.

Ali* Sus!!

-- Tamamm, sustumm.

Ali'yi sinir etmek o kadar hoşuma gidiyordu ki abim olmamasına rağmen bana abilik yapıyordu. Bazen acaba sahiden kardeş miyiz diye düşündüğüm oluyordu.

Ali* Ne düşünüyorsun öyle daldın gittin, unuttun müziği de.

-- Bana ne kadar güzel abilik yaptığını tatlımm.

Ali* Başıma belasınız ikiniz de, ama yine de seviyorum sizi.

-- Ama ne yapalım yaa.

Ali* Tamam hadi aç bir şeyler artık.

-- Tamaamm. Favori müziğimi açıyorum o zaman?

Ali* Hangisini, Baba Zula - Bir Sana Bir de Bana mı?

-- Eveet en sevdiğim müzik bu bilmiyorsun sanki.

Ali* Doğru, ses var bari.

-- Tamamm.

Müzik eşliğinde gidiyorduk açık olan camdan hafif esinti geliyordu. Hep birlikte gittiğimiz geziler, yaptığımız piknikler, oynadığımız oyunlar gözlerimin önünden sırasıyla geçti sanki uzun süredir bir araya gelip aktivite yapamıyorduk. Kendi kendime düşünüp bir piknik organize etmeye karar verdim tabi sadece düşünmekle kaldım çünkü hiç biri gelmezdi. Kendi hayal dünyamda takılırken ali'nin geldik inmiyor musun sesiyle gerçekliğe döndüm.

Ali* Geldik, inmiyor musun yoksa?

-- Geldim ya iki dakika hayal bile kurdurmuyorsun.

Ali* Neyin hayalini kuruyorsun bakalım çok mühim gibi duruyor.

-- Ay dalga geçme ya, keşke yeniden bir arada olsak diye düşünüyordum eskiden yaptığımız piknikler, geziler geldi aklıma.

Ali* Maalesef artık olamaz öyle bir şey. Sende unut gitsin.

-- Ya Ali sizin kavganız yüzünden niye bütün ekip dağıldı ki? Tekrar barışamaz mısınız?

Ali* Simay sence bu mümkün mü ya saçma sapan konuşma lütfen.

-- Ya tamam da Can ile aranızda olan bir sorundu.

Ali* Simay, arkamdan iş çevirdiler neden anlamak istemiyorsun ya. Nur benimle sevgiliyken can ile ilişkisi varmış bunu idrak etmek bu kadar mı zor geliyor sana? Gidiyorum ben ne yiyeceksen ye sen.

-- Ali dur ya özür dileriim. Bekle beni.

Ali* Simay otur siparişi ver geliyorum ben.

-- Emin misiin? Bende gelmek istiyorum seninle.

Ali* Bir rahat bırak beni ya tuvalete de mi geleceksin bırak artık yeter.

-- Tamam yaa, sinirlenme gelmiyorum.

Ali'yi bu defa çok kırdığımı biliyorum her seferinde bu konuyu açmam yetmezmiş gibi bir de üstüne gidiyordum. Ne söylese haklı.

GARSON= Hoşgeldiniz, ne sipariş etmek istersiniz?

-- İki kişilik kahvaltı istiyorum.

GARSON= Tabi efendim hemen geliyor.

-- Teşekkürler.

Garson gittikten 5 dakika sonra Ali de geldi.

Ali* Verdin mi sipariş.

-- Hıhı.

Ali* Simay her seferinde bu konuyu açmaktan sıkılmadın mı gerçekten bilmiyormuş gibi davranıyorsun.

-- Eski hallerini çok özledim çünkü.

Ali* Ya bak ne diyorsun eski değil mi eskide kaldı bitti gitti yok artık o ali unut bitti gitti tamam mı?

-- Peki, özür dilerim gerçekten.

Ali* Yemek yiyelim seni feza dedeye bırakıp gideceğim.

-- Nereye?

Ali* İşlerim var Simay, iş.

-- Haklısın seni çok oyaladım günlerdir benim için uğraşıyorsun.

GARSON= Başka bir arzunuz, isteğiniz var mıydı?

Ali* Serhat bey burada mı?

GARSON= Evet efendim, haber vermemi ister misiniz?

Ali* Evet lütfen Ali bey ve Simay hanım derseniz o tanır.

GARSON= Peki efendim afiyet olsun.

-- Teşekkürler.

Ali* Çabuk ye hadi fazla kalmayalım.

-- Peki.

Garson geldiğimizi haber vermiş olacak ki serhat hızlı adımlarla yanımıza doğru geldi.

Serhat- Oo Ali bey nerelerdesiniz özledik sizi.

Ali* İş güç kardeşim ya hiç uğrayamadım kusura bakma valla.

Serhat- Yok kardeşim ne kusuru yoğun insansın sen sana randevu bulmak zor.

Ali* Öyle valla iş güç derken koşuşturuyoruz işte. Sen ne var ne yok.

Serhat- Valla ne olsun ki iş güç aynı devam işte. Simay sen nasılsın?

-- İyiyim serhat sen nasılsın?

Serhat- İyidir bende görüşemiyoruz hiç özlettin kendini.

-- Yaa evet öyle oldu.

Serhat- Gelsene sık sık buraya hem özletmemiş olursun.

-- Hahaha aynen yaparım.

Ali* Simay kahvaltını çabuk yap geç kalıyoruz.

-- Bitti zaten bir lavaboya gideyim geliyorum.

Ali* Tamam tatlım.

Serhat- Tatlım mı? Ali yoksa siz simayla sevgili misiniz? Kardeş ayağına yatıyorsunuz birde.

Ali* Ne alakası var kardeşim saçma saçma konuşma.

Serhat- Ne bileyim tatlımlar falan noluyor öyle birdaha duymayayım sakın ha ağır ol!

Ali* Ne diyorsun lan sen sana mı soracağım ne söyleyeceğimi. Kimisinde karışıyorsun sen.

Lavabodan döndüğümde ali ve serhat birbirine girmişlerdi. İki dakika da ne oldu ki.

-- Ali dur ne yapıyorsun bırak.

Ali* Simay arabaya geç. Karışma.

-- Ali bırak lütfen hadi gidelim.

Ali* Simay arabaya geç dedim hadi. Hadi güzelim.

-- Ali lütfen bırakır mısın ya benim için hadi lütfen.

Ali'yi ikna etmeye çalışırken başım dönüyor gibi oldu ve bayıldım daha doğrusu bayılmışım. Gözlerimi açtığımda karşımda o adam vardı yine ama insan görünümündeydi çok şaşırdım nerden çıktı ki şimdi?

-- Sen o değil misin. Yine mi buraya geldim.

- Hayır sen gelmedin ben gelmeni istedim.

-- İyi de neden? Bir şey mi yaptım.

- Hayır sadece melez olup olmadığın konusuna bir açıklık getirmek için gelmeni istedim.

-- Bak gerçekten bu konu hakkında hiç bir fikrim yok neden bana bu eziyeti yapıyorsun ki? Biliyor olsam zaten söylerdim.

- Bir fikrin olmadığını biliyorum. Bak buraya seninle çok önemli bir şey konuşmak istediğim için geldin hangi şehirde yaşadığını bilmediğim için normal insan gibi yanına gelemiyorum.

-- Mersin, mersindeyim.

- Simay bak sen bizim daha doğrusu benim tek umudum olabilirsin.

-- Ne demek istiyorsun. Adını bile bilmezken nasıl umudun olabilirim ki?

- Adım Emre. Yarın saat 10:00 da tam MERTİM'de ol.

-- MERTİM mi?

- Evet saat tam 10:00 unutma sakın tek umudum sensin Simay unutma.

-- Emre dur.

Bu garip şeyi yaşadıktan sonra hiç bir şey olmamış gibi gözlerimi açtım. Karşımda ali ve serhat vardı. Ali neler olduğunu bildiği için pek endişelenmemişti.

Ali* Yine mi aynı şeydi?

-- Hayır b-bu gerçekten çok farklıydı asla diğerleri gibi değildi emre.

Ali* Emre mi,Emre kim?

-- Ali gidelim mi yolda anlatırım.

Serhat- Simay iyi misin?

Ali* Sen kes sesini.

-- Ali lütfen gidelim. Ve evet serhat iyiyim ama lütfen artık rahat bırak beni lütfen.

Ali* İyi misin? Kolunda kanamıyor ne oldu ki.

-- İyiyim, yarın saat 10:00 'da MERTİM' de olmamı istedi.

Ali* Kim o uzaylı olan adam mı? Gitmeyi düşünmüyorsun herhalde Simay.

-- Evet Emre, tek umudum sensin falan dedi.

Ali* İnanma sakın bak zarar verebilir.

-- Ali zarar verecek olsa sence şimdiye yapmış olmaz mıydı?

Ali* Tamam doğru söylüyorsun ama bu yine de onun bir insan olmadığı gerçeğini değiştirmez ki.

-- Biliyorum ama neden öyle söyledi merak ediyorum.

Ali* Tamam o zaman bende geleceğim.

-- Hayır tabi ki senin ne işin var. Hem senin işlerin var daha fazla uğraşmanı istemiyorum.

Ali* Ya saçmalama, anne - baban seni bana emanet etmişken insan olmayan biriyle tek başına konuşmaya gitmene tamam diyeceğimi mi düşündün gerçekten?

-- Ya zarar vereceğini sanmıyorum eğer zarar vermek isteseydi bu kadar bekleyemezdi bence.

Ali* Tamam haklı olabilirsin belli ama bu yine de tehlikeli olduğunu değiştirmez.

-- Sanırım haklısın.

Ali* Bu yüzden beraber gideceğiz işte.

-- Tamam. Ali bak aklıma ne geldi

Ali* Ne geldi

-- Ben hani melezmişim ya kendi isteğimle oraya gidebiliyorum değil mi

Ali* Evet

-- Deneyip neden öyle söylediğini ne konuşmak istediğini sorsam mı?

Ali* Hayır Simay ya zaten yarın konuşacaksın zarar verebilir hala nasıl biri olduğunu bilmiyoruz. Öyle değil mi?

-- Evet ama

Ali* Ne ama, ama falan yok feza dedeyle konuşmadan hiç bir şey yapmamalısın.

-- İyi de ya dedem bambaşka bir konudan bahsediyorsa, ya biz kafamızda kuruyorsak her şeyi.

Ali* Konuşmadan öğrenemeyiz bunu ama konuşana kadar beklemelisin.

-- Bak ali bunu konuşmadan değil denemeden öğrenmeyeceğiz bu yüzden en azından denemeliyim öyle değil mi?

Ali* Aynı fikirde değilim simay bence beklemelisin gelmek üzereyiz sonuç olarak, feza dedeyle konuştuktan sonra denersin.

-- Tamam, senin dediğin gibi olsun ama biraz daha hızlı sür lütfen.

Ali* Tamam geldik zaten 5-10 dakikalık mesafe kaldı.

Ali hayır desede denemek istiyorum eğer gerçekten melezsem yani yarı reptilian yarı insansam eğer ne gibi sorunlara yol açacağını bilmem gerekir, her defasında bayılıp kalamam değil mi? Kendimi kontrol etmeyi öğrenmem gerekir. Bu konuyu dedemle konuştuktan sonra denemek daha mantıklı olur sanırım bildiği bir şeyler var gibi geliyor ama emin olamıyorum. Ben düşüncelerimde kaybolurken dedemin evine gelmiştik dedem kapıda karşıladı bizi. Önce hal hatır sorduk, özlem giderdik sonrasında asıl meseleye geçtik.

F= Anlat bakalım neymiş bu meselenin aslı astarı.

-- Dedecim şimdi şöyle ki baştan kısaca özet geçeyim sana ben.

F= Tamam. Dinliyorum kızım.

-- Zeynep var biliyorsun, onunla yürürken birden bayılıyorum daha doğrusu o öyle sanıyor. Aslında bir yere düşüyorum yer altında bir yer.

F= Nasıl yani öylece mi?

-- Aslında hayır ben önce Zeynep düşüyor sanıyorum ama öyle olmamış hiç, ben onun düştüğünü düşünüp peşinden gittim sonra oraya indiğimde, düştüğümde 3 kişi vardı Emre, Sevinç bir de adını hatırlayamadığım bir kadın.

F= İnsan isimlerini mi kullanıyorlar, ilginç.

-- Yani başta insan sandım ama yer altına ne işleri olabilirdi ki sonra zaten reptilian olduklarını vs söylediler, hatta gerçek görünüşlerini dahi gösterdiler. Gerçi bu sadece başlangıç oldu daha sonra tekrar aynı şeyi yaşadım.

F= Peki o adını hatırlayamadığın kadın nasıldı hatırlıyor musun?

-- Hayır net hatırlamıyorum hep geride karanlıkta duruyordu ama bembeyazdı diğerleri gibi değildi.

Ben öyle söyleyince dedem bir şeyler mırıldandı, füsun, Efsun gibi isimlerdi sanki.

-- Anlayamadım dede ne söyledin?

F= Yok bir şey kızım kendi kendime düşünüyordum.

Ali* Gelirken yaşadığın olayı da anlatsana feza dedeye Simay.

F= Ne olayı yavrum.

-- Ya kahvaltı yapmak için kafeye gitmiştik orada yine aynı şey oldu, gözlerimi açıp etrafıma baktığımda karşımda o adam vardı reptilian olan ama insan formundaydı bana seninle çok önemli bir şey konuşmam gerek tek umudum sensin Simay vs dedi adının emre olduğunu söyledi ve yarın saat 10:00 da MERTİM'de buluşacağız yani buluşmayı teklif etti.

F= Kesinlikle gitmelisin yavrum kesinlikle hemde.

Ali* İyi ama neden feza dede ya kötü bir şey yapmak istiyorsa.

F= Oğlum sence bunu daha önceden yapmaz mıydı?

Ali* Dede tamam haklısınız simay'da aynı şeyleri söylüyor ama tek başına gitmesine izin veremem.

F= Tamam sende gidersin olur biter.

-- Ali tamam uzatmayalım istersen zaten tek gitmek istesemde ne sen ne de dedem izin vermez.

-- Dede, babaannemin emanetinden bahsetmiştin telefonda söyleyecek misin artık ne olduğunu.

F= Doğru haklısın. Gelin hadi benimle.

A/S = Nereye gidiyoruz?

F= Emanete götürüyorum sizi çocuklar.

-- Emanete gitmek mi? Mektup vs olduğunu düşünmüştüm

F= Sayılır ama mektuptan çok kendin konuşacaksın diyelim.

Ali* Nasıl yanii? Simayın babaannesi ölmedi mi?

F= O öyle değil yavrum simayın babaannesi, benim biricik sevgilim de reptiliandı.

A/S= Nee?

Ali* Söylemiştim değil mi?

-- İyi ama Babamın da öyle olması gerekmez mi?

F= Hayır canım, babaannen Reptilianların Lideriydi ve kendi yaptığı görevi kendi soyundan ve kanından olan biri ile devam ettirmek istiyordu.

-- Bu kişinin ben olduğumu söyleme sakın.

F= Sensin yavrum, babaannen kendi yerine seni seçti. Sen Emrenin bahsettiği tek unutsun.

-- Dede ben böyle bir şey yapamam, asla yapamam.

Ali* Simay sakin ol önce, babaannenin sana bıraktığı emaneti öğrenelim önce ondan sonra düşünürüz ne olacağını tamam mı?

-- Ali neyini düşüneceğiz ben yapamam, nasıl onlara liderlik edeceğim ben reptilian bile değilim sadece melezim. Bu mümkün değil.

F= O dünya çok ayrı bir yer kızım bu yüzden babaannen ne söylüyorsa dinlemelisin anladın mı?

-- Tamam ne yapacağım şimdi?

F= Bu kapıyı açıp içeriye gir ve masanın üzerinde ki mektubu al gerisini kendin yapabilirsin.

Ali* Dikkatli ol. Biz buradayız korkma sakın.

-- Pekii, tamam yapacağım.

Küçük tek odalı ahşap bir kulübeye getirdi bizi dedem burayı daha önce hatırlıyorum her zaman girmek istediğimde dedem bizi uzaklaştırırdı bu kulübeden. Şimdi ise kendi girmemi istiyor. Açıkçası korkuyorum ama neler olacağını bilmek istiyorum babaannem kimdi ve ben şimdi ne yapacağım?

Ali* Hadi simaay gir artık içeriye.

-- Tamam ali korkuyorum ne yapabilirim.

Kapının kolunu yavaşça hareket ettirip açtım kapıyı açarken kulaklarımı tırmalayan bir gıcırtı oluştu. Odaya girdim ve içerisi bomboştu sadece masa, iki adet sandalye ve garip bir şekilde duran ayaklı abajur vardı, sandalyeye oturup masada ki mektubu açtım ve okumaya başladım. Farklı bir alfabeyle yazılmıştı ama anlayabiliyordum şaşırmayı bıraktım ve okumaya devam ettim.

" ነノᄊムꐟ¢ノꁍノᄊ, ᔕムꁹム ꃃᑌꁹレム꒓ノ ꐟムᔕム꓅꓅ノꁍノᄊ ノ¢ノꁹ ᑌչꁍᑌꁹᑌᄊ. ๒ノレノꐟꆂ꒓ᑌᄊ ᔕ乇ꁹꁕ乇ꁹ ムキ ꁕノレ乇ᄊ乇ꀗ ᔕム¢ᄊム ꆂレム¢ムꀗ ムᄊム ᔕ乇ꁹꁕ乇ꁹ ꃃ乇ꁹノ ムキキ乇꓅ᄊ乇ꁹノ ノᔕ꓅ノꐟꆂ꒓ᑌᄊ. ๒ᑌꁹム ᄊ乇¢ꃃᑌ꒓ ꆂレᄊムᔕムᄊ ムᔕレム ꃃꆂꐟレ乇 ꃃノ꒓ ᔕ乇ꐟ ꐟムアᄊムչꁕノᄊ ノꁹムꁹ ꃃムꁹム ꓅ム꓅レノᄊ. ነ乇ꁹꁕ乇ꁹ ノᔕ꓅乇ꁕノꁍノᄊ ꓅乇ꀗ ᔕ乇ꐟ 乇ᄊ꒓乇ꐟ乇 ꁍᑌv̸乇ꁹᄊ乇ꀗ v̸乇 ᔕムꁹム ꃃノ꒓ムꀗ꓅ノꁍノᄊ ꃃᑌ ꀗꆂレꐟ乇ꐟノ ムᔕレム ꃃꆂꐟꁹᑌꁹꁕムꁹ ¢ノꀗム꒓ᄊムᄊムꀗ չムᄊムꁹレム ꀗꆂレꐟ乇ꁹノꁹ ꁹ乇 ノᔕ乇 ꐟム꒓ムꁕノꁍノꁹノ ムꁹレムꐟム¢ムᔕノꁹ ꁍᑌv̸乇ꁹ ꃃムꁹム ꓅ム꓅レノᄊ,ノꁹムꁹ ꃃムꁹム н乇꒓ ᔕ乇ꐟ ꁕᑌչ乇レ乇¢乇ꀗ ᔕ乇ꁹノ ᔕ乇v̸ノꐟꆂ꒓ᑌᄊ ꓅ム꓅レノᄊ."

( Simaycığım, sana bunları yaşattığım için üzgünüm. Biliyorum senden af dilemek saçma olacak ama senden beni affetmeni istiyorum. Buna mecbur olmasam asla böyle bir şey yapmazdım inan bana tatlım. Senden istediğim tek şey emreye güvenmek ve sana bıraktığım bu kolyeyi asla boynundan çıkarmamak zamanla kolyenin ne işe yaradığını anlayacaksın güven bana tatlım, inan bana her şey düzelecek seni seviyorum ).

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.