İçeriğe geç

IŞIKSIZ SOKAK

Bölüm 25 · 6 dk okuma

IŞIKSIZ SOKAK

Bölüm 25

YİRMİ BEŞİNCİ BÖLÜM

Akşam olduğunda Berrak ve Sera Zeynep hanıma “Biz biraz gezeceğiz” diyerek dışarıya çıktılar. Sera arabayı çalıştırdı ve Berrak da hemen yanına oturdu. Akın’ın kapısının önüne kadar gittiler. Sera Berrak’ı eve bırakıp kendisi de Akın’ı alacaktı Berrak ile öyle anlaşmışlardı.

Sera evin kapısına kadar gittiğinde Akın kapıyı açtı ve açar açmaz Sera’yı kolları arasına aldı. Sera bir süre sarıldıktan sonra Akın’ı itti. Daha fazla sarılmaya katlanamadı. Önceden sarılmalara doyamadığı adamı bu sefer istemsizce itti. Kendisi bile buna şaşırmıştı Akın bir şey demedi. Sera ise acaba artık gerçekten ondan tiksindim mi diye düşünüyordu. Onu çok seviyordu ama içindeki bu nefret duygusuna da engel olamıyordu.

Akın “Hadi eve geçelim” dedi. Berrak ise “Hayır ben eve geçiyorum. Siz arabaya binip konuşmaya gidiyorsunuz” dedi. Sera’ya ise cesaret verici bir bakış attı. Akın ise konudan bağımsız olduğu için ilk başta şaşkın gözlerle Berrak’a baktı. Berrak eve girince Akın ayakkabılarını giyip Sera’nın elinden tutup arabasına götürdü. Şoför koltuğuna geçerken Sera’nın buluşmamasını, buluştuğu dakika onu itmesini düşünerek acaba ayrılacak mı diye düşünüyordu. Sera Akın’ı gördüğünden beri bir kelime bir şey konuşmamıştı. Akın git gide daha çok korkuyordu. Sera’nın canını bu kadar yaktığını zannetmiyordu. Bu işin içinde başka bir şey vardı.

Manzaralı bir yere çıktıklarında Akın “Neden bu kadar suratsızsın artık bir şey söyle” dedi. O çok konuşan cıvıl cıvıl Sera’sına ne olmuştu da bu hale gelmişti. Sera canım çok yanıyor diyerek tekrar ağlamaya başladı. Akın ise sebep hala kendisi zannedip “Barıştık işte, çok uzun zaman da ayrı kalmadık. Neden bu haldesin anlayamıyorum” dedi duygusuzca. Çünkü anlam veremiyordu. Evet ayrılmıştı ama bu kadar acı çekecek bir şey yoktu. Sera en sonunda “Sen bana cevap bile vermedin” dedi isyan ederek. Akın kendini haklı görerek “Engellemiştin bende sinirlendim” dedi. Sonra mesajlar aklına geldi ‘sana ihtiyacım var’ mesajını hatırlamıştı. Ne olmuş olabilir ki bu kadar diye düşünüyordu sürekli ama Sera ağlamaktan zor konuşuyordu.

Sera “Sana ihtiyacım var dediğimde koşarsın sanmıştım ama sen ne olduğunu bile sormadın” dedi. Akın hala “Sinirliydim” diyordu. En sonunda dayanamayıp “En fazla ne yaşamış olabilirsin ki” dedi. Sera o anda ağlama krizine girdi ve sadece “Anlatamam” demişti. Akın artık anlatması için zorlamaya başladı ama Sera ısrarla anlatmıyordu. “Yoksa birisi bir şey mi yaptı sana” deyip sinirlenmişti. Sera içinden sen yaptın dese de dışına yansıtmadı. Sadece daha çok ağlamıştı ve Akın bu ağlamayı evet olarak kabul etmişti. “Kim lan o çabuk söyle” demişti. Sera konuşamıyordu. Boğazı düğüm düğüm olmuştu. Akın daha fazla cevap alamadığı için arabayı çalıştırdı ve son sürat sürmeye başladı. Sera ıslak gözlerle boş boş bakıyordu.

Akın Berrak siz konuşun dediği için olayı biliyordur diye düşünüyordu. Bu yüzden bir an önce eve gitmek istiyordu. Evin önüne geldiğinde kapıyı çarparak eve arabadan indi. Hiç Sera’ya bile bakmadan eve girdi. Berrak ona şaşkın ve korkmuş bir şekilde bakmıştı. “Sera nerde” diye sordu. Akın “Anlat berrak o bana hiçbir şey anlatmıyor sadece ağlıyor ne olup bittiğini sen anlat” dedi. Alper doğrulmuş ve ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Berrak tekrar “Kız nerede Akın” diye bağırdı. Onu o haldeyken nerede bırakmıştı. Akın “Arabada gelir şimdi ağlaması bitsin de” dedi sinirle. Olan olaydan da haberi olmadığı için Sera’nın o kadar ağlamasına sinirleniyordu.

Berrak “Mutfağa geç anlatacağım” dedi. Alper burada konuşun dercesine baktı ama belli ki onun öğrenmesine daha zaman vardı. Akın mutfağa geçti ve oturdu. Berrak da hemen arkasından gitti. Anlatmaya nasıl başlayacağını bilmiyordu ama Akın’ın artık sabrı kalmamıştı “Bunun bu kadar çok ağlamasının sebebini artık birisi bana söylesin!” diye bağırdı. Berrak da sinirlenmişti artık ve “Çocuğunun katili olduğunu duymaya bu kadar meraklı mısın gerçekten” diye bağırdı. Akın o anda gevşemiş ve boş bakışlar atmaya başlamıştı. Siniri sönmüştü “Ne!” diyebilmişti sadece.

O anda Sera kapıya gelmiş ve mutfak kapısında dinlemeye başlamıştı. Berrak her şeyi tüm detayıyla anlatmaya başlamıştı. Sera ise acısı katlanarak kendi başına gelen şeyi tekrar dinliyordu. Gözlerinde yaşlar durmuyordu.

Akın her şeyi dinledikten sonra “Sera arabada” diyerek hızlıca yerinden kalktı. O kadar kötü olduğunu bile bile onu arabada bırakmıştı ve bunu yeni fark etmişti. Koşarak çıktı mutfaktan ve Sera ile burun buruna geldi. Sera’ya sıkıca sarılıp “Özür dilerim. Sera çok özür dilerim. Allah kahretsin, kahretsin bilmiyordum. Özür dilerim” dedi ağlayarak. Sera’nın daha fazla gücü kalmamıştı. Önce bacakları uyuştu ardından başı döndü ve kendini Akın’ın kollarına bıraktı. Akın acıyla bağırdı “Alper arabayı çalıştır!”.....

***

Akın Sera kucağında iken acil kapısından giriş yaptı. Hemşireler koşarak Akın’ın kucağındaki Sera’yı alıp sedyeye yatırdılar. Sera’nın gözlerinin morluğunu ve yüzünün kızarıklığını gören hemşireler direk “Ne kullandı” diye sordular. Akın ise küfür etmemek için zor duruyordu zaten birde onlar ne kullandı diye sorunca daha fazla sinirlendi. Berrak “Ağlıyordu sanırım kriz geçirdi bayıldı” dedi. Hemşireler Akın’ın da sinirini görünce güvenliklere gizlice haber verdiler ve Akın’ın içeriye girmemesi için “Sadece başında bir kişi olabilir hanım efendi siz gelin yardımcı olursunuz” dedi. Akın sinirle “Benim sevgilim ben gelirim” dedi. Alper akını kolundan tutup çekti. Akın’ın tipi psikopat gibi olduğu için kıza bir şey yaptığını zannettiler. Bu yüzden uyandığında herhangi bir tehdide maruz kalmadan konuşsun diye onu dışarıda bıraktılar.

Akın kapıda kafayı yemek üzereydi. Sinirliydi, üzgündü en çok da kendine kızıyordu. Çocuğu ölmüştü ve bunun sebebi oydu. Sevgi olsaydı Sera bu kadar üzülüp stres yapmasaydı yani Akın hiç gitmeseydi belki de şu anda Sera’nın hamile olduğunu öğrenip baba oluyorum diye ortalıkta gezinecekti. Kafeyi yine ustalar işletecekti ama Sera olmadığı için değil Sera hamile olduğu için işleteceklerdi. Akın kafasını duvara vurmaya başladı ve Alper onu artık tutamıyordu. Güvenlikler gelip dışarıya çıkarmaya çalıştılar. Alper konuyu bile bilmediği için neden böyle yaptığını yada Sera’nın neden bayıldığını bilmiyordu. Akın’ın aklından bebeği geçerken Alper “Akın sakin ol uyanır birazdan gel bir sigara iç” diyordu.

Akın dizlerinin üstüne çöktüğünde bile ne Alper ne de güvenlikler onu durdurabiliyordu. Hemşirelerden birisi elinde iğne ile gelip “tutun!” diye bağırdı. Akın omzundan yediği iğne ile önce halsizleşti ardından yere yığıldı. Alper kafasından tuttu ve yere vurmasını engelledi ardından hemşireler onu da Sera’nın yattığı yerin hemen bir yanındaki perdenin arkasına aldılar. Berrak Sera’nın başında beklerken Alper de Akın’ın başındaydı. En son Berrak elinde Sera’nın kimliği ile Alper’in yanına gelip Akın’ın kimliğini istedi. İkisinin de girişi yapılmamıştı ve ilaç verilebilmesi yada kan alınabilmesi için giriş yapılması gerekiyordu. Alper ise “Girişi yaptır ardından gel ve neler olduğunu anlat yoksa ben kafayı yiyeceğim” dedi.

Berrak girişi yaptırdıktan sonra doktorun birkaç sorusuna cevap verdi. Bir şey kullanıyor muydu? Düşerken kafasını çarptı mı vs. Hemşireler “Diğeri sinir krizi geçirdi biz de bayılttık onda sorun yok” dediler. Berrak da onları onaylayıp Alper’in yanına gitti ne de olsa Sera’nın başında doktor da hemşireler de vardı.

Alper hala merakla bekliyordu hatta Berrak’ı görür görmez “Hadi hemen anlat” dedi. Berrak da kısaca ne olduğunu anlattı. Alper ağzı açık dinlemişti olanları. Sonunda ise “Akın duvarlara kafayı daha çok vurur” dedi. Berrak “Ben yarın seninle dönmeyeyim. Bunları bu halde bırakmayayım sen git işine bak” dedi. Alper ise hemen iş yerini arayıp bir haftalığına daha izin aldı. Bu izin almalar devam ederse sonu kovulmaktı ama zaten oraya kendi gücüyle girdi ve orada Alper’den korktukları için onu kovacak adam annesinden daha doğmamıştı.

Alper ve Berrak uyandıklarında neler olacağını merak ederek stresle bekliyorlardı. Sahi bundan sonra ne olacaktı. İkisi birbirine açtıkları yaraları yine kendileri mi saracaktı yoksa ayrı ayrı evlerde kendi kendilerine iyileşmeye

mi çalışacaklardı....

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.