Annem Akın’ın yarasına ufak bir pansuman yaptıktan sonra koltuğa oturdu. Bana da çay koymamı söyledi. Çayı koyduktan sonra bende herkes gibi annemin yanına oturdum. Ortamda sessizlik hakimdi. Bende anneme ne anlatacağımı düşünüp duruyordum. Etrafına baktığımda annemin koltukları değiştirdiğini gördüm.
Sera: Anne koltuklar çok hoş hayırlı olsun.
Anne: Sera konuyu dağıtmaya çalışma istersen. Merhaba çocuklar hoş geldiniz. Az önce tanışamadık ben Zeynep sizlerin isimleri ne bakalım?
Çocuklar tek tek isimlerini söyledi. Akın biraz daha iyiydi. Kan gerçekten tutuyormuş. Ama tuhaf bir huyu var sadece kendi kanı tutuyormuş başkasının kanını görünce hiçbir şey olmuyormuş. Tuhaf, zaten neyimiz normal ki!
Zeynep: Evet anlat bakalım Sera öncelikle sen kızlarla tatile gitmemiş miydin? Birde ne zamandan beri yeni arkadaşlarını benden saklıyorsun?
Sera: Anne ben sana bunları sonra özel olarak tek tek anlatırım. Önce arkadaşlarımı bırakayım hem onların da bana anlatması gereken şeyler var. Sonra da senle oturup konuşalım olur mu?
Zeynep: Olmaz desem odana geçip yatacaksın sanki hadi bırak da gel bari ama çok geç kalma uykuya dalabilirim. Çok yorgunum.
Anneme kafamı salladım. Ardından herkes annemle vedalaşıp sırasıyla evden çıktı. Annem usulca kulağıma eğilip “Şu Akın dediğin çocuğu gözüm tutmadı. Diğer ikisi tatlı ama o psikopat gibi dikkat et.” Dedi. O öyle birisi değil demek isterdim ama şu anda daha önemli bir konu var; Akın’ın abisini bıçaklaması gibi. Bu yüzden annemle fazla çene yormayıp evden çıktım.
Yol boyunca kimse konuşmadı. Konuşmamak da bir nebze iyiydi aslında çünkü ben bu konuyu Akın ile yalnız konuşmak istiyorum. Tabi ki de önceden yaptığı şeyler beni ilgilendirmez ama sormak konuşmak istiyorum. Ben babama bu kadar sinirliyken bile özlüyorum her gece rüyalarıma giriyor o abisine bunu nasıl yapmış çok merak ediyorum. Yada merak ettiğim şey ne için yaptığı. Berrak ve Alper’e evlerini sorduğumda Berrak “konuşmayacak mıyız?” dedi. Bende kafamı olumlu anlamda salladım “Evet konuşacağız ama Akın ve ben ikimiz konuşacağız. Ben bütün bu olanları sizin herhangi bir savunmanız olmadan ondan dinlemek istiyorum.” Dedim. Akın’ın o sırada baygın olduğu için konudan haberi yoktu bu yüzden “Konu ne?” diye sordu. Berrak da arkadan “Benim mal sevgilim abini bıçakladığını ağzından kaçırdı” dedi. Akın ağzından ufak bir küfür kaçırdı. Sonrasında ise bu konuyu konuşmak istemediğini söyledi. Fikrine saygı duymak zorundaydım ama gerçekten çok merak ettiğim için onu bu gece salmayacaktım. Önce Alper’i sonra Berrak’ı eve bıraktım. Akın bana bakıyordu onu da evine bırakmamı bekliyordu ama daha çok bekler. “Sera ofisi geçtin benim evi de geçtin ne yapıyorsun” dedi. Cevap vermeyecektim ama ona tirip atmak şu anda benim hakkım değil bu yüzden cevap verdim. “Konuşmak istiyorum bu konuyu seninle. Lütfen beni yalvartma da anlat cidden bunu öğrenmek zorunda hissediyorum kendimi.” Dedim. İsteksiz bir şekilde de olsa kafasını salladı. Şehrin ışıklarının gözüktüğü yere arabayı çektim. Gayet güzel bir manzaradaydık. Daha ben sormadan Akın anlatmaya başladı.
Akın: Zamanında bir kızı çok seviyordum. Onunla sürekli evlilik hayalleri kuruyorduk. Daha doğrusu ben kuruyormuşum da kendi kendime haberim yokmuş. İçimden bir çiçek almak geldi o gün. Güzel bir sürpriz yapmak istedim. Evde tek yaşıyordu başına bir şey gelir diye anahtarın yedeğini almıştım. Tek yaşamak kötü bir şey çünkü ölsen bile kimsenin haberi olmuyor. Gül yaprakları aldım evine gittim. Evde değildi zaten çalışıyordu. Salonu güllerle donattım. Güzel bir ayıcık aldım ama ne yıl dönümüydü nede başka bir özel gün. Sadece onun yüzündeki o gülümsemeyi görmek istedim çünkü gülmek ona çok yakışıyordu. Çok güzel hazırlandım sonra mutfağa geçtim. Mutfak kapısından evin her yeri gözüküyordu. Sonra kapı açıldı. Işıklar sönüktü. Hiçbir ışığı açmadan yatak odasının kapısı açıldı. Ağzından bir cümle duydum “Sessiz ol apartmandayız, sen hazırlan ben geliyorum aşkım” dedi. O anda gözüm döndü. Mutfaktan elime bir bıçak geçti. O anda zaten ne yaptığımı bilmiyordum. Salonun ışığını açtım. Sonra onunla göz göze geldik. O kadar güzel bakıyordu ki, korkmuş ve şaşırmış bir şekilde. Onu ittim. Direkt yatak odasına geçtim. Sonra da ben şaşırmış bir şekilde bakmaya başladım. Çünkü karşımdaki abimdi. Bir başkası olmasaydı belki biraz sakinleşir ve bıçağı bırakıp yüzüme tükürüp o evden çıkardım. Ama başkası değildi işte abimdi. O anda gözüm dönmüştü birkaç kez bıçağı soktum. O anda geber diye bağırıyordum. Sonrasında abim yoğun bakıma bende hapishaneye alındım. Hapishanede lütfen ölmesin diye dua ettim. Ölmedi şikayetçi de olmadı benden. Bin bir tane ifade verdikten sonra kurtuldum. Sonra annemler onun tarafını tuttu çünkü ölümünün korkusu sarmıştı abim yoğun bakımdayken. Sende bir kere bir ay gelir bende kalırlar ama genel olarak abimdeler. Beni de pek sevmezler zaten.
Sera: Ne diyeceğimi bilmiyorum çok özür dilerim. Bilmiyordum.
Akın ağlıyordu. Göz yaşlarını elimle sildim ve ona sıkıca sarıldım. Huzuru bulmuştum. Şimdi ona soracağım soru çok bencilceydi ama benim de hayatındaki yerimi bilmem gerekiyordu.
Sera: Hala seviyor musun o kızı?
Akın bir süre sessiz kaldı. Geri çekildi kendini toparladı. Boğazında bir düğüm vardı sanki. Seviyorum demek istiyor ama diyemiyor gibiydi. Sonrasında “Nefret ediyorum ondan” dedi. Sevgi ve nefret eşit şeylerdi. Nefret ediyor çünkü çok seviyor onu. Arabayı çalıştırdım ve sürdüm. Konuşmak istemiyordum bu gece, bu gece istediğim şey biraz düşünmek. Sonra Akından duyduğum şey beni biraz daha üzdü. “Yarın sanayiden arabamı alacağım. Eğer artık beni istemezsen, görüşmek istemezsen anlarım.” Dedi. Yine cevap vermedim gerçekten tek istediğim şey düşünmek. Akın’ı da eve bıraktıktan sonra geçtim. Yol boyunca ağlamıştım gizli gizli. Eve geldiğimde annem uyumuştu iyi de uyumuş bir de ona laf anlatmak istemiyorum. Ağlayarak odama geçtim. Zaten ne bekliyordum ki? Kim mutlu olacak ben mi! Güleyim de boşa gitmesin. Ben ne zaman mutlu oldum da şimdi mutlu olayım. Bu da benim salaklığım.
***
Akından:
Sanırım yapmamam gereken bir şey yaptım ve en son kaybetmek istediğim insanı kaybettim. Sera beni bırakıp gittiğinde sanki bir parçam da onunla birlikte gitmiş gibi oldu. İçimde bir yer çok acıyor neden bilmiyorum ama çok acıyor...