İçeriğe geç

⋆⁺₊⋆ Işıklar Sönünce ⋆⁺₊⋆

Bölüm 7 · 3 dk okuma

⋆⁺₊⋆ Işıklar Sönünce ⋆⁺₊⋆

Bölüm 7

Işıklar, Müzik ve Sıla’nın Doğum Günü Partisi

Pano krizinin tamamen çözülmesi ve Mera’nın karizmasının çizilmesinin ardından grupta tek bir gündem maddesi kalmıştı: Sıla’nın 17. yaş günü!

Kaan, Boğaz manzaralı harika bir mekânın terasını kapatmış, her yeri ışıklar, balonlar ve Sıla’nın en sevdiği mor renkli konfetilerle donatmıştı.

Müzik basları yeri göğü inletirken Sıla, üzerindeki parıltılı mor elbisesi ve başındaki "Birthday Queen" tacıyla mekâna girdiğinde sevinçten çığlığı bastı.

"Kaan!" dedi Sıla gözleri parlayarak. "Yemin ederim sen kafayı yemişsin! Burası mükemmel!"

Kaan her zamanki o ukala ama tatlı gülüşüyle Sıla’ya yaklaştı, elindeki devasa hediye kutusunu uzattı. "Doğum günü kızına daha azı yakışmazdı herhalde. İyi ki doğdun, fırtına."

Sıla kutuyu açtığında içinden çıkan şey, haftalardır vitrinine bakıp durduğu o ikonik pembe polaroid kameraydı. Sıla bir anda Kaan’ın boynuna atıldı! Kaan’ın şaşkınlıktan donup kalması ve ardından sırıtarak Sıla’ya sarılması... İkisinin o anki tatlılığı içimi eritmeye yetti.

"Eee, biz boşuna mı geldik buraya?" dedi Ege yanıma sokularak. Üzerinde siyah gömleği vardı, kolları kıvrılmıştı ve kokusu yine başımı döndürecek kadar güzeldi. Elindeki iki bardağı gösterdi. "Vişneli soda?"

"Teşekkürler," dedim bardağı alırken. "Bu arada... Kaan harika bir organizatör çıktı. Sıla mutluluktan uçuyor."

"Kaan günlerdir bu parti için uyumadı," dedi Ege bardağından bir yudum alıp bana doğru eğilerek. "Sıla’nın sevdiği her ayrıntıyı tek tek not etti. Ama kabul et, bizim grupta romantik potansiyeli olan tek kişi o değil."

Gözlerim Ege’ye kaydı. "Öyle mi? Başka kim var?"

"Mesela..." Ege aramızdaki mesafeyi biraz daha kapattı. Işıklar yüzünde oynaşırken gözlerinin içi parlıyordu. "Seni her gördüğünde kalbi duracak gibi olan biri."

Yanaklarım anında alev aldı. Tam o sırada hoparlörlerden Sıla ile en sevdiğimiz hareketli pop şarkısı çalmaya başladı.

"Alara! Ege! Pist boşaltıldı, çabuk gelin!" diye bağırdı Sıla pistin ortasından. Kaan ile ikisi çılgınlar gibi dans ediyordu.

Ege elimden tuttuğu gibi beni pistin ortasına sürükledi. Bütün gece; dans ettik, Sıla’nın yeni kamerasıyla onlarca komik fotoğraf çekildik, pastanın mumlarını üfledik ve kahkahalarımız Boğaz’ın rüzgarına karıştı.

Partinin sonlarına doğru, herkes terasın kenarında sohbet ederken Sıla yanıma geldi. Yanakları al aldı. "Alara," dedi fısıltıyla, elindeki polaroid fotoğrafı göstererek. "Kaan az önce bana ne dedi biliyor musun?"

"Ne dedi?" diye sordum heyecanla.

"Partiden sonra sadece ikimizin sahilde yürümesini istedi..." Sıla’nın gözleri ışıl ışıldı.

Tam Sıla’ya sarılacaktım ki terasın arka tarafındaki sakin köşeden Ege’nin sesi geldi: "Alara, bir dakika gelebilir misin?"

Işıklandırılmış terasın en sakin köşesinde, İstanbul ayaklarımızın altındayken Ege’ye doğru yürüdüm. Rüzgar saçlarımı uçururken Ege cebinden küçük, kadife bir kutu çıkardı.

"Bu ne?" dedim şaşkınlıkla.

"Sıla’nın doğum günü biliyorum," dedi Ege gülümsüyorsa benzer bir ifadeyle. "Ama o kilitli kaldığımız odada bana bir bilekliğin olduğunu ve onu kaybettiğin için çok üzüldüğünü söylemiştin. Hatırlıyor musun?"

Kutuyu açtığımda, tam da kaybettiğim o gümüş, küçük yıldız detaylı bilekliğin aynısı duruyordu!

"Ege... Sen bunu nereden buldun?"

"Aradım," dedi Ege çok basit bir şeymiş gibi. Bana yaklaştı, bilekliği nazikçe bileğime takarken parmakları tenime değdi. "Sana dair hiçbir şeyi unutmadığımı söylemiştim, sakar."

Bilekliğe, sonra Ege’nin gözlerine baktım. Kalbim sanki yerinden çıkacaktı. Ege bana doğru bir adım daha attı, eli yanağıma doğru süzüldü...

Bu sefer Kaan falan bölmedi. Ege eğilip yanağıma derin, sıcacık bir öpücük kondurdu. "İyi ki o gece ayağın kaydı da üzerime düştün Alara," diye fısıldadı kulağıma.

Bölüm sonu

2 yorum