İçeriğe geç

Işığın sınavı

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Işığın sınavı

Bölüm 1

Tanışma

Karnıma yediğim tekme ile afallamıştım! Nasıl bu kadar ileri gidebilirdi?! Sağ ve sol koluma girip beni tutmaya çalışan adamlara bakarak tebessüm ettim. İkisi de fazla dikkatsiz di, başımı hafifçe yere eğdiğimde eğitimcim olacak vicdansız herifin kahkaha patlattıgını duydum bana doğru bir adım atıp yanıma yaklaştı, çenemi hafifçe sıkıp yüzüme baktı, dudağımın kenarından aşağıya doğru damlayan kanı umursamadım, sol ayağımı iki bacağının arasına geçirdim, acıyla inleyip eğildiği an, sağ bacağımı kaldırıp yüzüne tekme attım. Bu sefer kahkaha atan bendim. “Türkiye’de bir söz vardır eminim bilmiyorsundur, son gülen iyi güler. Her tarafım sızlıyordu bu iğrenç insanların kadınların fiziksel özelliklerinden haberleri yok diyerek geçirdim içimden. Ayağa kalkan adam tekrar üzerime yürüdü ve dudaklarından şunlar döküldü; ‘sen gerçekten haddini aşıyorsun, şuan da istersem seni öldürebilirim, bunun farkındasın değil mi?’ Basımı geri atarak yüzümü saçlarımdan kurtardım, ‘herkes sağlı sollu koluna adam geçirdiği bir kızı öldürebilir.’ Bir adım atarak aramızdaki mesafeyi kapattı ‘seninle uğraşamayacak kadar meşgul bir adamım’ Bir kahkaha daha patlattığımda çok daha sinirlendiğini görebiliyordum. ‘Evet o kadar meşgulsünüz ki son bir buçuk saattir tarafınız tarafından dayak yiyorum, ve adam kelimesi sizinle aynı cümleye denk gelince cümle olumsuz anlam kazanıyor.’ Daha sinirlenenen adam yüzüme bi tokat attığında tekrar güldüm ‘Neden adil şartlarda savaşmıyoruz?’ Dişlerinin arasından konuştu ‘Savaşmama layık değilsin!’ Sesli bir tebessüm ettiğimde onu çıldırttığımı düşünüyordum, bu beni daha da çok güldürüyordu ‘Siz kendinizi kandırmaya devam edin, ve beni döverken diğer öğrencilerinizi unuttunuz, bu dayağın beni güçlendireceğini söylüyorsunuz ama ya onlar?’ Dudaklarımı alaycı bir gülümseme sarmıştı ‘Onları dövmeyin ama onları eğitin lütfen, dövüşün d’sini bilmedikleri fazla belli oluyor.’ zıvanadan çıkan adam elini yumruk yaptı kollarımı tutan adamlara dönüp ‘bunun haşatını çıkartın’ dedi ve arkasını döndü yürümeye başlamıştı ki ardından bağırdım ‘Neden gelip kendin yapmıyorsun?’ ‘Senden daha önemli işlerim var küçük beceriksiz!’ ‘Beceriksiz olmadığımı benden daha iyi biliyorsunuz ve üzgünüm ama kendinize yarın için gidin ve yeni adamlar bulun.’ O gözden kaybolunca sağımdaki adamın kolumu tutmayan elini enseme doğru kaldırdığını gördüm, kafamı indirebildiğim kadar indirdikten sonra bu hareketime afallamış olan adamın kolundan elimi çektim, ve solumda duran adamın ensesine geçirdim. Anında bilincini yitiren adama gülümsedim ve dudaklarımdan su cümleler döküldü ‘artık adil olarak oynayabiliriz’ karşımdaki adam yalvarırcasına konusuyordu ‘lütfen bana zorluk çıkarma Işıl sana vuramayacagımı biliyorsun’ kahkaha patlattığım da gözlerinin dolduğunu gördüm ‘Bana vuramamak? iki saattir kesintisiz dayak yiyorum! Vicdan denilen şeyden yoksunsunuz! Ve ben gördüğümü gösteririm!’ Sağ ayağımı hafifçe geri atarak adamın üzerime gelmesini bekledim, her zaman dövüşte ilk hamleyi yapan kaybederdi. Üzerime hızla koşan adamı görünce güldüm, üzerime geldiği anda hafifçe kenara çekilip ayağımı adamın geldiği yöne doğru uzattım, yere düşen yağ tulumu ‘bu acıttı’ gibi bi şeyler geveliyordu ağzında ‘gerçekten umutsuz vakasın Hans!’ Dedim ve arkamı dönerek yürümeye başladım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.