İçeriğe geç

Işığın İçine

Bölüm 1 · 1 dk okuma

Işığın İçine

Bölüm 1

Bu Sabahların Bir Anlamı Olmalı

Serzenişlerden nasibini almış bu yoğun edebi kalemin ardından, sahici bir şeylere imza atmanın verdiği karmaşıklıkla birlikte kendimi soyutlamaya ant içtim. Kağnı seslerini kulaklarımda işitsem de kağnılar kullanılmayın bırakılalı çok olmuştu. Kalkıp pencereden bakıyordum, sokak alevler içindeyse de kendine bakan bir kişinin gölgesiyle aydınlığa düştüğü belliydi. İndim aşağı üryan, vücudumdan dökülen ayran, terlemiştim. Alevler içerisinde ilerliyordum gölgenin sahibine. Saçları salık, oldukça da soğuktu. Sordum gizliden. Duymadı. Sahi neydi baktığı? Ayna boş ve ardı sıra ahlakı anlatıyordu ona. Gözlerinin mora çalan kahverengiliğinde ahlakın sözlerini anımsayabiliyordum. Güneş doğuyordu gökte ve toprak soğuktu, yanarken mahallemiz. Bitmez sanmıştı ya dünya alevleri. Deliklere kaçardık. Bir dakika...

Alevlerden kurtulmuştum, fakattttttttttttttttttttttttt

Yaşlı adam selam sana.

"Uzun zamandır konuşulmamış hislerimize bir katarsis yaşatma imkanımız vardı."

Parmaklarını bana dokunuşu sanki bir çelloyu çalar gibi naif, hızlı ve can yakan. "Peki ya ev nerede şimdi, topraktan göğe yağan deriler durdu mu, aç mı herkes hala yoksa açtı mı çiçek ortamızda?"

" Ev uzaklarda şimdi, buradan baksan görünmez. Derileri açlara yedirdim ama nafile. Senin bana bıraktığın aynadan parmağı verdim onlara. Ve o çiçeği açtığında soldurdum, senin gidişinle."

"Sen yokken Zekeyle seviştim, Kyoyla izledim, Zoestik devrimi tattım, Sıhatı bozdum, Bayrakları indirdim, Menekşeler açtırdım, Ezanların altında saklandım. Peki ya neydi bu senden öğrendiklerimi onlara dağıtışım?"

"Bir Egemen olmuş bireyin uğruna mı?"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.