Sarp kayalıkların ve sislerin ardından Vacuarium Ada'sı görünüyor. O gece gök gürlemiş şimşek çakmış Somniorum Okulu ve adanın kaderi belirlenmişti.
Seren'den
Okula girdim. Maya'yı gördüm .
- Blokların varisleri açıklanmış gördün mü ? Işık Bloğunun başkanı kim ? TABİKİ SENN !!!
+Aman ne şaşırdım ! Her sene aynı şey ,Bayan Euda bana gereksiz şekilde düşkün. Dur tahmin edeyim, Ateş Bloğunun varisi de Kael değil mi ?
-Boş ver Kael'i sen önümüzdeki sınavlara odaklan.
+Bayan Euda bir, sen iki .
Maya'yla konuşurken astroloji kulesine ilerledik, kulaklarım çınlamaya başladı kulaklarımı ellerimle kapattım, gözlerim kararmaya başladı.
Gözlerimin önüne savaş alanı geldi, 5-6 saniye bu şekilde sürdü.
-Seren iyi misin? SEREN ? Seren beni duyuyor musun?
Kulaklarımda Maya'nın sesi yankılandı.
+İyiyim, Sadece başım döndü o kadar .
Maya'yla konuşurken yanımıza Skyler geldi.
-Bayan Euda favori öğrencisini çağırıyor.
Yine nutuk çekecekti anlaşılan .o kadın eğer küçükken bana yardım etmeseydi umurumda olmazdı.
Bayan Euda'nın yanına gittim.
Hoş geldin, Seren biliyorsun seni tekrar varisim olarak seçtim. Önümüzdeki hafta turnuvalar başlıyor. Bu akşam itibariyle çalışmaya başla.
+Bu akşam erken değil mi ?
-Ben henüz sözümü bitirmedim. Bu turnuvada da geçen sene olduğu gibi birinci olacağız. Ancak bu sene daha zor olacak. Bu akşam Ateş Bloğundaki kütüphane de çalışacaksın bizim kütüphanede toplantı var.
Bana kalsa varis bile olmazdım. Bu kadının bende ne bulduğunu bile çözemedim.
Kael'den
Sabah okula girdiğimde arkadaşlarım peşime dolandı. Sebebini tabi ki biliyordum. Varis işi falan filan.
Dersler bittikten sonra Blok Başkanı'yla görüştüm.
-Kael , varis olarak seni seçtim buna şaşırmamışsındır. Sende baban gibi bilinen ve iyi bir büyücü olacaksın. benden sonra bloğumuzu temsil edeceksin.
Babama benzemek istemiyordum.
-Akşam önümüzdeki turnuvalara hazırlanmak için kütüphaneye gidiyorsun. Bu sene keskin bir zafer kazanacaksın. Senden başkasına güvenemem.
Bloğun ateş kırmızısı koridorlarından geçtim. Tarihe gömülmüş kan, hırs ve kibir kokusu bloğun her yerinden okunuyordu.
Kütüphaneye girdim, gözlerim buranın karanlığına zıt bir sima gördü. Işık bloğunun başkanı Seren. Bu kızın derdi neydi?
Seren'den
Ateş bloğuna giriş yaptım. Buraya girerken tek temennim Kael ve arkadaşlarıyla karşılaşmamaktı.
Koridorların işlemesi ,altın detayları gözümü alıyordu. Burasının gerçekten ilginç bir enerjisi vardı . Yavaş yavaş kütüphaneye girdim, en önemli kitaplardan birini seçtim büyüleri okuyup incelemeye başladım. Kulağıma sert adım sesleri geldi. Anlaşılan bugün rahat geçmeyecekti .
Kael'den
+Ne işin var burada ?
-Sen ne için geldiysen ondan Kael. Bunu algılayacak kadar zeki olduğunu düşünmemiştim zaten.
Dolaba yöneldim, istediğim kitabı aramaya başladım. Neredeydi bu kitap gözüme Seren takıldı. Tanrım bu kız tamamen işimi bozmak için yaratılmıştı. Kitabı serenin önünden aldım.
Seren'den
Kitaptan çalışmaya devam ediyordum ta ki önümden kabaca çekilene kadar.
+ÖKÜZ MÜSÜN SEN ?
-Burası benim bloğum benim önceliğim. Hem senin kendi bloğun yok mu, namı değer Işık Bloğu Varisi?
+Benim bloğumda bloklar arası toplantı var, nasıl çalışmamı bekliyorsun? Ayrıca Blok Başkanı'ndan izin aldım .Seninle uğraşmak istemiyorum lütfen kitabı verir misin?
Kael hiçbir şey söylemeden çekip gitti. Nasıl bu kadar umursamaz olabiliyor?
Aradan zaman geçti, gözüm Kael'e takıldı. Elindeki kitapta bir şey görmüş olmalı ki stresi yüzünden okunuyordu.
Ona belli etmeden yanına yaklaştım.
+Ne oldu?
Kael benim geldiğimi fark edince sayfaları dağıttı. Ancak çok geçti makalenin bir kısmını görmüştüm. Makalede kalın harflerle "Ignatius Wren " yazıyordu.
Babasının kötü bir insan olduğunu biliyordum ancak ondan bu denli korkmasının nedeni neydi? Herkes babasını överken o neden kaçıyordu ? O makalede ne olduğunu bulmalıydım .Madem savaş istiyordu, savaşı ona göstereyim o zaman.
Kael'den
Ders çalışırken kitabın sayfalarının altında bir gazete kesiti buldum. Okumaya başladım daha okuyamadan yanımda bir ışık süzmesi hissettim. Lanet olsun! Bu kız peşimi bırakmayacak mıydı? Acele ile kağıt parçasını sakladım. Ancak bir parçasını bile görmüş olması ,bu işin peşini bırakmayacağı anlamına geliyordu. Tek çarem onu bu fikirden vazgeçirmek...
Seren'den
Kütüphaneden çıktım. kendimi dışarı attım. Okulun bahçesi gerçekten eşsiz bir güzelliğe sahip. Kafamı gökyüzüne diktim. Yıldızları inceledim, telefonumdan "Tchaikovsky - Dance Of The Swans" açtım. Kendimi Ada'nın büyülü kollarına ve hayallerin kucağına bıraktım.
Kael'den
Geçmişin gölgesinden biraz olsun kaçmak için kütüphanenin balkonuna attım. Bahçede dans eden bir gölge gördüm. Kim olduğunu tahmin etmek hiç zor değil, çünkü bu okuldaki tek bir deli var.
İçimde benim arzum dışında hareket eden bir otorite hissettim. Kendimi bir anda bahçede buldum. Ancak onu göremedim, etrafıma baktım yerde uyuyan zarif bir beden vardı.
Eğer onu uyandırmazsam yarın Bayan Euda'dan upuzun bir nutuk yiyecekti .Aslında bu durum benim işine gelirdi, ona karşı kozum olurdu. İlk defa içimdeki "Kötü Kael'e" söz geçirmiştim; Onu uyandıracaktım.
Seren'den
Gözlerimi "Seren uyan artık, yoksa Euda'dan azar yiyeceksin" sesiyle açtım. Bu çocuk 5 dakika uyumama bile göz dikti. O alaycı sesi bütün sinir sistemimi alt ediyor. O anki hışmımla yerimden kalktım. Kael'i oracıkta bıraktım.
Vacuarium Adası'nda bir gün daha bitti. Adanın üzerindeki sisler adeta günün bittiğini sembolize ediyordu.
Kael'den
Her sabah olduğu gibi tekrar okulun tarihi , devasa kapısından giriş yaptım. Taş basamaklardan ilerlerken sert ve boğuk bir ses duydum " KAEL WREN! Derhal odama gel."
Yazardan
SELAMM! İlk bölüm bu şekildeydi .Umarım beğenmişsinizdir.
Vacuarium Adası ;

