İçeriğe geç

IŞIĞIM~

Bölüm 1 · 6 dk okuma

IŞIĞIM~

Bölüm 1

Kafe

Duyduğum iğrenç alarm sesiyle gözlerimi araladım. '7.00' yazan telefonu alıp alarmı kapattım. Yataktan kalkıp giyinmeye başladım. Üstüne kahverengi kazak altıma siyah kot pantolon giydim. Saçımı yaptıktan sonra odamdan çıkıp dışarı çıktım. Evdekiler yattığı için kahvaltıyı çalıştığım kafede yapıcaktım. Çalıştığım kafeye vardıktan sonra içeri girer girmez mutfağa adımladım. Mutfaktaki Ayşe abla gülümseyerek.

"Hoşgeldin kızım" gülümsemesine karşılık vererek.

"Hoşbuldum ayşe abla" ayşe abla buranın hem müdürü hem çalışanı 15 yaşından beri burada çalıştığım için samimiyiz.

Kafe masaları yavaşça dolarken bizde işimize başladık. "Bakarmısınız" sipariş vermek için seslenen adama doğru adımladım. Arka cebimdeki kağıdı çıkartarak istediğini söylemesini bekledim. "Bir limonata birde limonlu cheesecake alabilirmiyim" söylediklerini kağıda yazarak "tabiki hemen getiriyorum"

"Bi limonata bir limonlu cheesecake" diye mutfağa doğru seslendim. Çok geçmeden Hakan abi tepsiyi getirdi. Tepsiyi alıp 05 numaralı masaya ilerledim. "afied olsun efendim" gidecekken. "Bir saniye bekler misin" tekrar adama doğru dönüm. "Buyrun" adam kahvelerini dikti mavilerime "adın ne senin?" gelen soruyla şaşırdım. Bu soruya cevap veremem çünkü herhangi bir müşteriler konuşmak yasaktı. "Üzgünüm müşterilerle sohbet etmem yasak başka bir isteğiniz yoksa ben işime döneyim" deyip arkama bakmadan ilerledim.

Adamım gözü sürekli bendeydi tanışıyormuyuz acaba? Ahh ne saçmalıyorsun ışık adam niye ismini sorsun. Masalarda boş tabakları toplarken sarhoş gibi 40-50 yaşlarında biri kolumu tuttu. "Güzelim bugün benle gelirmisin" gözlerim fal taşı gibi açılırken kolumu çekmeye çalışıyordum. "Bırak kolumu" adam ayağa kalkarak bana yaklaştı. "Sana akşam sürprizim var benimle gelirsen görebilirsin" uzaklaşmak için geriye adımlarken adam elini kalçama doğru götürdü suratına damarlı bir el geçirdi yumruğunu. Etraftaki herkez ayaklanmış bazı kadınlar çığlık atıyordu.

Damarlı elin sahibine baktığım zamanki şaşkınlığımı gizleyemedim adımı soran adam yerdeki adamın suratına sayısız yumruklar savuruyordu. En sonunda adamı bıraktı ve bana döndü. "İyimisiniz" bilmem iyimiyim? "İyiyim teşekkür ederim" adam gülümseyerek gamzelerini ortaya koyarak oturduğu masasına ilerledi. Yerdeki adam kendini toparlayıp koşarak kafeden uzaklaştı.

yarım saat sonra

Birçok müşteri gelip gitmişti. Çok yoruldum çoğu çalışan izinli olduğu için neredeyse bütün işlere ben bakmıştım. Adamın el kaldırmasıyla yanına gittim. "Hesabı alabilirmiyim" başımı sallayıp. "Tabiki nakit mi kredi kartımı"

"Kart" dedi gülümseyerek. Pos cihazını uzatarak "kartı okutabilirsiniz" adam kartı pos cihazının üstüne uzattı onaylandıktan sonra kartı çekti. Bende fişini çıkmasını bekliyordum. "Ben alper senin benle konuşman yasak olabilir ama benim senle konuşmam yasak değil" başımı salladım. "Memnun oldum ışık" dedi yaka kartımı göstererek.

Fişi verdikten sonra kendimi mutfağa attım. "Ya hakan abi neden bütün işleri ben yapıyorum niye herkes izinli" hakan abi gülümsedi. "Valla kızım babanın kesin emri var" oflayarak önüme döndüm.

Herşey onun yüzünden ortaokulu tam puanla bitirmeme rağmen beni liseye göndermedi. Zaten hergün eve sarhoş gelip bazen tecavüz eden insandan ne beklersin ki. "Işık dışarda bi adam seni çağırıyor." elifin içeri girmesiyle bakışlarımız ona çevrildi. "Kim" beni kim merak ederki "ne bileyim kızım git bak işte" ayağa kalkıp kafenin kapısına ilerledim. Alper denen adam yanıma geldi. "Selam" ne? "Selam?"elini uzattı gülümseyerek. "düzgünce tanışamadık ben alper" erkeklere dokunamadığımı nasıl söyleyeceğim. Dayanmam lazım sadece 3 saniyecik hadi ışık. Elimi uzatarak karşılık verdim "ışık memnun oldum" gülümseyerek elini çekti. "Yanlış anlama ama birşey sorabilirmiyim" hadi bakalım ne sorcak acaba.

"Tabiki dinliyorum" dedim gülümseyerek başka ne diyeyim ki. "Yaşın çok küçük gibi neden burda çalışıyorsun" patladık yalan bulmam lazım. "Ben bu işi seviyorum o yüzden çalışıyorum" telefonunu uzatıp. "İletişim için ben psikoloğum istersen konuşuruz" şakamı bu? bozuntuya vermeden telefonumu çıkartıp numarayı kayıt ettim. "İstediğin zaman arayabilirsin" diyerek gülümsedi neden bu kadar güzel gülüyor bu adam. "Sağolun" gülümseyerek karşılığını verdikten sonra gitti. Bende içeriye girdim.

Birden önümde biten Elif'le irkildim "manyak mısın kızım böyle atlanırmı insanın önüne" söylediğim cümleyle Elif kahkaha attı. "Yakışıklı çocuk hadi yine iyisin telefon numarasınıda aldın" ciddimi bu kız yoksa Allah tarafından bana gönderilen bir sınavmı. "Saçmalama Elif aramayacağım tabikide" Elif'in gözümün önüne yüzü düştü. "Zevksizsin Işık" başımı sallayıp gülümsedim. "Biliyorum güzelim şimdi bana yardım etmezsen yüzüne bile bakmam onun" elini omzuma attı. "Ee nereden başlıyoruz"

"Sen sandalyeleri kaldırttı ben boş tabakları alıp madaları silerim" başını salladı. Ben tabakları toplamış masaları silmeye başlamıştım. Eve gidince neler olacağını az çok tahmin ediyorum çünkü beni izleyen kameralar var babamın kontrol etmesi için ve benim müşteri dışı konuşmam yasak.

İşimi bitirdikten sonra çantamı alıp her ne kadar istemesemde eve doğru ilerledim.

Evin önüne geldiğimde belki son nefesini alıp kapıyı çaldım. Kapıyı açan babamla yediğim tokat bir olmuştu. "Sürtük! Sen bizi elaleme rezil mi edeceksin" birşey söylememe izin vermeden saçımdan tuttuğu gibi salona sürükledi. Yediğim tokat ile birlikte "ben seni adamlarla konuş diyemi gönderdim o adam kim biliyormusun mafya" Mafyamı? karnımda hissettiğim kemer ile sesimi çıkartmamaya çalıştım.

"B-baba gerçekten b-" sözümü bitirmeden yediğim kemer ile acı dolu haykırışım salonu kapladı. "Sen bana bağırdın mı" saçımdan tuttuğu gibi dışarı fırlattı beni yüzüne kapattığı kağıyla dizlerimin üstünde soluklanmaya çalıştım takı yanıma tüşen bazı ile. Bakışkarımı yere çevirdim. Annemden kalan son vazo.. Hayır olamaz paramparça olmuş. Bir kaç parçasını alıp cebime koyduktan sonra koşmaya başladım.

Bu evden uzaklaşmak istiyordum. Yok olmak istiyordum. Annemin mezarın doğru sadece koştum. Çarptığım beden ile dayanamadım ve "Yeter artık neden herşey böyle ilerliyor" diye bağırdım. Yanımdaki duvara yaslanıp gözyaşlarımın akmasına izin verdim. "Işık?" duyduğum tanıdık sesle çarptığım bedene çevirdim bakışlarımı.

Alper. Nefes alamadım beni böyle görmemesi gerekiyordu. Önümde diz çöktü. "Işık iyimisin" elini yüzüme uzatıcakken geri çekildim. "Dokunma!" elini indirip anlamaz bakışlarını bana çevirdi. "Tamam sakin ol" dedi güven verici sesle. "Sen mafyasın..." sözümü kesti. "Bunu nerden öğrendin bilmiyorum ama sana zarar vericeğimi aklından geçirme" bir duvar yanımızdaki Mezarlığa baktım birde alper'e. Ne yaptığım hakkında hiçbir fikrim yok. Alper'in bileğinden tutarak mezarlığa doğru koştum. Annemin yanına geldiğimizde yavaşlayıp bileğini bıraktım ve annemin taşının yanına diz çöktüm. "Anne.. Nasılsın umarım iyisindir. bak sana arkadaşımı getirdim sen çok isterdin arkadaşımın olmasını" gülümsedim "seni çok özledim anne neden beni bıraktın neden yanına almadın beni"

boğazıma yumru oturmasına rağmen gözyaşlarımı tuttum. "Anne ben çok özür dilerim. Senin en sevdiğin vazo ya sahip çıkmadım. Babam bugün beni biriyle konuşurken gördüğü için evden attı bunuda camdan attı. Üzgünüm beni affedermisin" gözyaşlarımı tutamadım akmalarına izin verdim. "Sen affedersin biliyorum ama ben kendimi affedemiyorum anne"

Sarıldım anneme öptüm başını. "Seni çok seviyorum" hıçkıra hıçkıra ağlıyordum bu elimde değildi. "Anne artık erkeklerden o kadar çok korkuyorum ki dokunamıyorum aklıma hep o sahneler geliyor."

Arkadan bir ses "ışık.." Alper'in burda olduğunu unutmuştum. Kahretsin.. Herşeyi öğrendi. Dolu gözlerimi ona çevirdim. "Gidelimmi sakinleşince getiririm seni" başımı sallayıp anneme döndüm. "Annem ben şimdi gidiyorum ama gelicem tamammı" son kez öptükten sonra ayağa kalktım ve çıkışa doğru yürümeye başladık. Ben hala ağlamamı durduramıyordum.

Çıkar çıkmaz duvara yaslanıp yere çöktüm. "Ben bunları haketmedim" Alper beni sakinleştirmek amacıyla "bana içindeki haykırışları anlatırmısın"

Bence güvenmeliyim. Bir saniye ben nerede kalıcam. Çantamdan telefonumu aradım ama bulamadım başımı Alper'e çevirdim. "Telefonunu kullanabilir miyim" hiç düşünmeden cebindeki telefonu çıkarıp verdi. Babaannemin telefon numarasını tuşlayarak aradım. 5.çalışta açan babannem. "Gidecek bir yerin kalmadı benimi aradın kusura bakma ışık hanım benim adamlarla sürten bir torunum yok benim" telefon kapanma sesi. Ne hoş gidecek bir yerim yok.

Alper karşımda diz çöktü. "Bana ne kadar güvenirsin bilmiyorum ama istersen bende kalabilirsin" yıllardır arkadaşımmış gibi rahattı. "Nasıl bu kadar rahatsın daha bugün tanıştık" gülümsedi. "Seni senden iyi tanıyorum ışık" beynim olayları algılama çalışırken "nasıl yani" kahveleri mavilerime kilitlendi. "Yani tanıştık işte kafede" başımı salladım. "Ben gideyim senide tuttum kusura bakma" dedim ayağa kalkarken. "Nereye gideceksin?" adımlarım durdu. Alper'e baktım "arkadaşıma giderim merak etme" gülümsedim.

"Bir sorun olursa beni aramayı unutma" dedi söylediğime inanmamış gibi. "Tamam tamam görüşürüz" elimi salladım karşılık verdikten sonra sahile doğru yürümeye başladım. Bulduğum boş banka oturdum. Gökyüzüne yağmur bulutlatı gelmişti umarım yağmur yağmaz. Etrafıma baktığımda kimse yoktu sadece simsiyah bir araba vardı.

Sahil kumlarına vuran dalgaları izlerken bilincim kapanıyordu. Son hatırladığım şey yağmur yağmasıydı...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.