"İnsan karanlığın içine düştüğünde,aydınlığın iptilası olur"
Kaybetmenin ne olduğunu bilmek için hem ruhum hem de kalbim çok küçüktü. Ama hayatın benim için öyle ağır planları vardı ki;adeta beni kendine ait kılacaktı.
Ellerim ilk kana bulandığında henüz on yedi yaşındaydım.Korkmuş,çaresizliğin pençesine düşmüş,tüm alçaklığın kuklası olmuştum adeta.O gün belki de hayatımda ilk kez yok olmayı dilemiştim,ilk kez kendimden bu kadar nefret etmiştim.Kirli ellerimi kırmızı eteğimin üzerine sürdüğümde,kan lekesi pek belli olmamıştı.Zamanla eteğe daha çok sürmeye başladım o ellerimi işte o zaman bütün leke gösterdi kendini çünkü bir kere bana bulaşmıştı.
Kapı yıkılırcasına vuruldu,itme sesleri derinden kulaklarımı sağır ederken,ellerimle kapattım kulaklarımı.O sesleri duymak istemesem de gördüğüm o görüntü asla geçmeyecekti.Birkaç kişi odaya bir anda daldı,diğer öğrenciler kapının arkasından beni ve tüm karanlığı ile yerde yatan o adama bakarken,dudaklarımı ilk ve son kez araladım.
“Kendimi korumuştum...”
