
Yağmur geceyi yutuyordu.
Şehrin dar sokaklarında yankılanan ayak sesleri, gökyüzünden düşen yağmurun gürültüsüne karışıyordu. Sokak lambalarının solgun ışıkları ıslak kaldırımlara vuruyor, her şey olduğundan daha karanlık görünüyordu.
Eylül Kara, siyah paltosunun yakasını kaldırarak sokağın başında durdu.
Telefonuna tekrar baktı.
00.47
Yaklaşık yirmi dakika önce gelen ihbar hala aklındaydı.
Bir adam ölü bulunmuştu.
Olayın en garip tarafıysa cinayetin kendisi değildi.
Olay yerinde bulunan kırmızı iplerdi.
Eylül yavaşça sokağa girdi.
Burası geceleri kimsenin uğramadığı eski bir ara sokaktı. Binaların duvarlarında yıllardır sökülmemiş ilanlar vardı. Birkaç sokak lambası çalışmıyor, çalışanların ışığı da yağmurun arasında güçlükle seçiliyordu.
Eylül birkaç adım daha attı.
Sonra durdu.
Karşı kaldırımda bir adam vardı.
Uzun boylu, siyah saçlıydı. Üzerindeki koyu renk palto yağmurdan sırılsıklam olmuştu.
Ama Eylül,ün dikkatini çeken şey görünüşü değildi.
Adamın yüzündeki öfkeydi.
Çenesini sıkmış, sokağın ilerisine bakıyordu.
Eylül ona doğru yaklaştı.
"Dedektif misin?"
Adam başını çevirdi.
Yeşil gözleri Eylül'ün üzerinde birkaç saniye kaldı.
"Sen kimsin?"
"Eylül kara."
Adamın yüzündeki ifade bir anda değişti.
"Senin burada ne işin var?"
Eylül kaşlarını çattı.
"İhbar üzerine geldim."
Adam kısa bir kahkaha attı. Fakat bu gülüşte eğlence yoktu.
"Harika."
"Bir sorun mu var?"
"Var."
Adam bir adım yaklaştı.
"Bu olay yerine herkesin gelmemesi gerekiyordu."
Eylül geri çekilmedi.
"Ben herkes değilim."
Adam birkaç saniye ona baktı.
"Aras demir."
Eylül ismi duyunca sessizleşti.
Demek buydu.
Son zamanlarda hakkında birkaç kez duyduğu dedektif.
Zor davaları çözmesiyle bilinen, fakat çalışma yöntemleri yüzünden hakkında sürekli şikayet çıkan Aras Demir.
Eylül bakışlarını sokağın sonuna çevirdi.
"Cinayet nerede?"
Aras'ın yüzündeki öfke yeniden belirginleşti.
"İleride."
"Ne oldu?"
"Bir adam öldürüldü."
Eylül'ün gözleri kısıldı.
"Kim?"
"Henüz kimliğini doğrulayamadık."
"Ve ipler?"
Aras bir anda sustu.
Eylül onun yüzündeki değişimi fark etti.
"İpleri biliyorsun."
"Ne kadar biliyorsun?"
"Şimdilik sadece kırmızl iplerden bahsedildiğini."
Aras gözlerini kaçırdı.
Sonra sertçe:
"Onlara dokunma."
Eylül şaşırdı.
"Neden?"
"Çünkü ne olduklarını bilmiyoruz."
"Sen biliyor musun?"
Aras cevap vermedi.
Bu sessizlik Eylül'ün hoşuna gitmedi.
Tam o sırada sokağın ilerisindeki duvarda bir şey gördü.
İnce, kırmızı bir ip.
Yağmurla ağırlaşmış halde duvardan aşağı doğru sarkıyordu.
Eylül ona doğru yürümeye başladı.
Aras kolundan tutup onu durdurdu.
"Dedim ya, dokunma!"
Eylül hemen elini çekti.
"Elimi bırak"
Aras birkaç saniye sonra elini bıraktı.
İkisinin arasında kısa ama ağır bir sessizlik oluştu.
Eylül gözlerini ona dikti.
"Bir daha bana böyle davranma."
Aras'ın öfkesi biraz olsun dinmişti.
"Özür dilerim."
Sesi hala sertti.
"Ama o ipi gördüğünden daha tehlikeli sanıyorum."
Eylül duvara baktı.
"Cinayetle bağlantısı mı var ?"
Aras cevap vermeden önce etrafı kontrol etti.
"Bu ilk değil."
Eylül ona döndü.
"Ne demek ilk değil?"
Aras cebinden telefonunu çıkardı ve ekranı açtı.
Ekranda başka bir olay yerinin fotoğrafı vardı.
Aynı kırmızı ip.
Eylül'ün yüzündeki ifade değişti.
"Ne zaman?"
"Üç hafta önce."
"Başka?"
Aras birkaç fotoğraf daha gösterdi.
İkinci olay.
Üçüncü olay.
Dördüncü olay.
Hepsinde aynı şey vardı.
Kırmızı ip.
Eylül sessizce fotoğraflara baktı.
"Kaç kişi?"
"Üç."
"Üç cinayet mi?"
Aras başını salladı.
"Ve bu gece dördüncüsü."
:Eylül'ün bakışları yeniden duvardakı ipe kaydı.
"Yani katil her olay yerinde aynı işareti bırakıyor."
"Öyle görünüyor."
"Hayır"
Araa ona baktı.
Eylül yavaşça başını kaldırdı.
"Bir katil neden aynı işareti dört kez bıraksın?"
Aras'ın gözlerinde ilk kez öfkenin yerine merak belirdi.
"Eğee bulunmasını istiyorsa..."
Eylül cümleyi tamamladı:
"...bizi bir yere götürmeye çalışıyor."
İkisi aynı ansa kırmızı ipe baktı.
Yağmur daha da şiddetlendi.
Aras derin bir nefes aldı.
"Bu gece buraya gelmemen gerekiyordu."
Eylül gözlerini ondan ayırmadı.
"Belki de senin gelmemen gerekiyordu."
Aras'ın kaşları çatıldı.
"Ne demek istiyorsun?"
Eylül hafifçe gülümsedi.
"Henüz karar vermedim."
Aras birkaç saniye ona baktı.
Sonra arkasını dönüp olay yerine doğru yürüdü.
"Peşimden gel."
Eylül olduğu yerde bir an durdu.
Sonra onu takip etti.
İkiside henüz bilmiyordu.
O gece gördükleri kırmızı ip, sadece bir cinayetin ipucu değildi.
Bu ip, onları birbirlerine bağlayacak ilk düğümdü.
Ve bir süre sonra ikisi de aynı sorunun cevabını arayacaktı:
İpleri kim tutuyordu?