İçeriğe geç

İntizar

Bölüm 2 · 9 dk okuma

İntizar

Bölüm 2

2.Bölüm: Tutsak Ruhlar

—⊱ ☆ ⊰ ⊹ ─

En güzel heveslerim,

En büyük acılarım oldu.

Geçmedi.

─ ⊹ ⊱ ☆ ⊰ ⊹ ─

Küçükken dizlerimin üzerine düştüğümde canım çok acımıştı. Annem ile babam ayrılmamıştı o zamanlar. Kırık cam parçalarının üzerine düştüğümde kanı ilk defa bedenimde o zaman görmüştüm. Babamın yanına gitmiştim. Dizlerime bakması için ne kadar ağlamıştım bilmiyorum, ama babamın beni duyduğunu biliyordum. Duydun baba, ama görmedin. Görmezden geldin.

Annemin yanına gitmemiştim, çünkü küçük kızların ilk kahramanları babası olurdu. Babamın kahramanım olması için saatlerce ağlamıştım. En sonunda boğazımın acıdığını hissedip oradan kendim kalkıp gitmiştim.

Baba, ben yarım kaldım senden...

Dizlerimi kendim sardığımda altı yaşındaydım henüz. Bir peçeteyi kolonyaya batırıp bastırmıştım diz kapağıma. O kadar yanmıştı ki, gözlerimden yaşlar kendiliğinden akmıştı. Böyle yapardı babaannem elini kestiği zaman. O yaşımda öğrendim bir daha açık yaralarıma kolonya bastırmamamı. Ahsa gelmişti yanıma daha sonra, gözyaşlarımı silip dizlerimi o sarmıştı. Benim gibi böyle bir babaya sahip olan o kuş bana uçmayı öğretmişti.

Şimdi sen yoksun Ahsa. Bana uçmayı öğrettin. Sen yere düştün. Yoksun şimdi olmuyor.

Gözyaşım başımı koyduğum yastığı ıslatınca kendime gelebildim. Bu sefer odamın beyaz tavanına bakmıyordum, tavan kelebek resimli duvar kağıdı ile kaplanmıştı. Neredeyim diyerekten kalktım bir anda uzandığım yerden. Kolumdaki serumu ve odayı izlemeye başladım. Serumu bir anda çekip çıkardım, kapıya doğru yönelip kapıya doğru yürüyüp ağlayarak çığlık atmaya başladım.

"Açın şu kapıyı! Neredeyim ben çıkarın beni buradan!" diyerek bağırdım. Kapı kolunu o kadar çok zorlamıştım ki avuç içlerim kanamaya başlamıştı. "Açsanıza şu kapıyı lanet olsun!" dedim ve kapıyı tekmelemeye başladım. Kapının arkasından birisinin boğuk bir şekilde benimle konuştuğunu duyunca kapıya vurmayı bıraktım. "Kapıyı tekmelemeyi bırakacakmısın artık abla. Parasını biz ödüyoruz onun." dedi kapının arkasındaki kişi. "Sen kimsin, ben neden buradayım." dedim bağırarak. Boğazımın bağırmaktan acıdığını hissediyordum, ama umrumda değildi.

"Aliş ben abla, yani ismim Ali'de burada Aliş derler bana. Sarp'ın kardeşiyim." dedi Aliş. "Bu kapıyı açıyormusunuz açmıyormusunuz." diyerek tekrardan bağırdım. "Sarp abi ve diğerleri sakinleşmeni bekliyorlar, ondan sonra açacaklarmış kapıyı. Bir aydır buradasın abla, verdiğimiz serumlar yüzünden uyuyorsun." dedi Aliş. Saçlarımı yolarcasına tutup arkaya attım, "Lan! Beni neden bir aydır uyutuyorsunuz." diyerek kapıya yumruk attım. Elimin yüzünden de kan akmaya başladı. Beyaz kapı kan olmuştu.

"Abla sakin olsana sen bir. Sarp abi açıklayacak her şeyi sana zamanı geldiğinde." dedi Aliş. Dizlerimi kendime çekerek ağlamaya başladım. Kardeşim öldü lan benim, arkadaşlarım öldü. Füg denen hastalığımdan dolayı hiçbir şey hatırlamıyordum. İkizim öldü benim, doğum günümde ikizim öldürüldü. Oysa daha bir kaç saat öncesinde onunla konuşuyordum.

Bilmediğim insanlar tarafından bir aydır bir yerde tutsak ediliyordum. Kardeşimin ve arkadaşlarımın mezarına bile gidememiştim. Ağlamamın arasından bir kaç erkeğin daha konuştuğunu işittim. "Abi ne yapacağız biz bu kızı. Cılız bir kız işte ne gibi faydası olabilir bu kızın bize." dedi birisi. Daha bir kaç dakika önce benimle konuşan Aliş'di bu konuşan. Bir kaç kişi de konuştu ama onların sesi çok boğuk geldiği için anlamamıştım ne konuştuklarını. Ayağa kalktım ve gözyaşımı sildim.

Kolumdan damlayan kanların sesi ile birlikte bakışlarım serumun durduğu direğe kaydı. Bir hışım ile elime aldım, kapıya defalarca kez vurdum. Kapıyı istediğim gibi parçalayabildim. Kapıdan çıktıktan sonra elimdeki serum direği ile merdivenlerden aşağı inmeye başladım. Aşağı indiğimde gri koltuklar ve abajurlarla dekore edilmiş gri renk bir oturma odasına girdim. Allah var oda güzel dekore edilmişti.

Gözüme ilk çarpan koltukta oturan iki kişiye kaydı. Birisi yeşil gözlü esmerdi. Diğeri ise kumral kahverengi gözlüydü. Bir diğeri ayaktaydı. O da kızıl saçlı kestane kahverengiliklerine sahipti. Diğer ikisi ise masanın başında bıçakları temizliyordu. Onlardan birisi kumral mavi gözlü buz cut saç kesimliydi diğeri ise mavi gözlü kumraldı. Beş erkeğin arasında elimde serum direği ile duruyordum. Normalde hepsi yakışıklı diyebilirdim ama normal bir ortamda değildim. Benim burada ne işim vardı.

Bir anda çığlık attım ve "Nerdeyim lan ben!" dedim. Onlarda benim gibi şaşkın bir şekilde bana bakıyorlardı. Elinde serum direği olan birini görsem bende böyle şaşkınca bakardım. Bir anda amerikan mutfaktan içeri birisi atladı ve geriye çekilip elimdeki serum direğine daha çok sarıldım.

İçeri atlayan kişi Sarp olduğunu bildiğim sarışındı. Kehribar gözleri bana bakıyordu. "Sare bırak elindekini." dedi. "Yok ya başka bir isteğin. Neredeyim lan ben niye buradayım! Sen niye oradan atladın." dedim. Sarp, "Bunların sesi kesilince bir bok olduğunu anladımda o yüzden." dedi.

"Bana bakın lan! Buradan çıkacağım beni burada zorla tutamazsınız." dedim. Resmen altı erkeğin arasındaydım. "Sare! Bir yere gitmiyorsun!" diye kükreyerek bağırdı en sonunda Sarp. Onun çıkan yüksek sesi titreyip bir adım geriye adımladım. Daha sonra gözlerimden yaşlar akarken, "Buradan çıkacağım!" dedim.

Sarp, gözleri ile koltukta oturan kumral saçlı kahverengi gözlü adama işaret verdi. Adam ayağa kalktı ve Sarp'a sitem ederek, "Niye hep ben Sarp abi, niye diğerleri değilde ben." dedi. Sarp, "Lan Aliş! " diyerek yine kükredi. Aliş buydu demek ki. Bana doğru bir kaç adım atıyordu ki üç adım ilerleyerek serum direğini ona salladım. "Sarp abi nasıl gideyim ben bu kadının üzerine ya, baksana hastaneden kaçmış deliler gibi elindeki serum direğini bana sallıyor." dedi Aliş.

Aliş bana doğru yaklaştı ve bir anda serum direğini tuttu. Diz kapağım ile karnına tekme geçirince çığlık atarak geriye doğru ilerleyip eliyle "Kış kış" diyip, çığlık attı ve biraz önce Sarp'ın içeriye atladığı amerikan mutfaktan içeri atlayıp kaçtı. Sarp eliyle alnına şaplak attıktan sonra burnundan soluyarak bana konuşmaya başladı, "Bana bak Sare bize lazımsın diye sana bir şey yapmıyoruz. Delirtme lan adamı!" dedi. Sinirle gülerek, "Sen mi delireceksin. Delir lan! Delir! Beni delirttiniz ama." diyerek çığlık attım. Odadakilerde çığlığıma yüzlerini buruşturdular. "Sarp geldiğinden beridir bağrıyor hâlâ nasıl sesi var inanmış değilim." dedi camın oradaki kızıl saçlı adam. "Sus Tolga." diyerek dikkatini yine bana verdi Sarp.

Elimdeki serum direğini fırlattım ve duvardaki tabloyu yere indirmiş oldum. Koltukta oturan yeşil gözlü adam kalkmış oldu. "Daha derler bu kadın cılız ne işimize yarayacak diye. Gördük bir kadın hepinizi dört döndürdü burada bir bokda yapamadınız. Öyle değil mi Akay." dedi yeşil gözlü adama karşı.

Sarp üzerime doğru yürüdü ve "Dur yerinde, dinle iki dakika yemeyeceğiz seni." diyerek üzerime atılıyordu ki, kendimi geri çekip çığlık atarak kaçtım. Merdivenlerden kaçıyordum ki bir anda ayak bileğimden tutunca düşmek zorunda kaldım. Bileklerimi parkeye yaslamış, benim gibi nefes nefese kalan Sarp, "Sana dur demiştim minik tırtıl." dedi. Ben ise kıvranıp ağlıyordum. O ve benim üzerime bir yanda ağ atılınca ne olduğunu anlamaya çalıştım. "Ulan Aliş, ulan Aliş! Ağ ne alaka balık mı yakalıyorsun geri zekalı." dedi Sarp.

"Ben ne bileyim Sarp abi senin kızın üstüne atlayıp yakalayacağını. Sare ablanın saçlarını görünce, yerde yatıyor sandım yakalamak için ağı attım işte." dedi Aliş. Sarp üzerimizdeki ağı bir kenara attı ve benimde üzerimdeki ne zaman giydiğimi bilmediğim t-shirt'ümün ense kısmından tutup sanki bir eşya taşırmışçasına beni biraz önceki odaya getirdi.

Sandalyeye oturttu ve kaçmama fırsat vermeden beni sandalyeye bağladı. "Kadın manyak çıktı abi." dedi arkadan gelen Aliş.

Sarp sarı saçlarını karıştırarak masanın üstünde duran bıçakların yanındaki mavi dosyayı aldı eline. "İsmin Sare Asrin. Bir ay önce bir barda doğum gününde Ahsa yani ikizin olan kardeşinin ve arkadaşlarının ölümüne şahit oldun." dedi. Kalbim bu sefer acı pompalamaya başladı. "Burada olma sebebini bilmiyorsun. Neden seni burada tuttuğumuzuda bilmiyorsun." dedi Sarp. "Burada bulunma sebebin bizim işimize yarayacak olman. Artık bizim ajanımızsın." dedi.

"Ben böyle bir şey istemiyorum. Bırak beni." dedim. Dakikalarca yüksek çıkan sesim ilk defa normal çıkmıştı. Hâlim kalmamıştı. "Bizde zaten seni buraya getirirken sana sormadık. Şimdi sana her şeyi baştan anlatacağım. Baban, yani ismiyle Akif Asrin o gece kardeşinin ve arkadaşlarının ölmesine sebep olan kişi, tahminin doğru çünkü sana acı çektirmek için bunları yaptı. Doğum gününüzden bir ay önce sen sırf babandan intikam almak için şirketin gizli bilgilerini hacklemişsin. Babanda sana asla geçmeyecek bir doğum günü hediyesi bırakmak istemiş. Sende biliyorsun, baban hiç sevmezmiş sizi."dedi Sarp.

Biris boğazımı sıkıyormuş gibiydi. Gözyaşlarım yanaklarımdan hücum ediyordu. Annemi benden aldığı için ondan intikam almıştım. O da benden intikam almıştı aklınca. Nasılda güvenmiştim ona ilk defa ilgi gösterecek, doğum günümüze gelecek diye. O büyük hevesimden sadece acı kaldı bana kalan. Baba, adaletli olmadın. Hakimsin sen, adaleti herkesten daha iyi bilmen gerek. Kenarda köşede hallettiğin şirketinin bilgilerini deşifre ettim diye beni kardeşimden etmemeliydin.

Arkadaşlarımdanda.

Baba, kalbimde resmin hep asılı kaldı ama bu kalp hiç senin resmini görmedi...

"Baban yıllar önce bu gördüğün altı erkeğin ailesini katletti. Kusura bakma minik tırtıl ama bunu sana söylemek zorundayım ki baban aç gözün tekiydi. Hepimizin ailesini aynı evin içinde patlattı. Hepimiz lise arkadaşıyız buradakilerle, bir akşam hepimizin ailesi aynı anda öldü. Senin baban yüzüne. Şansa bak ki onu ararken kendi kızının ölü bedenini ve diğer kızını buldum."dedi Sarp sakin kalmaya çalışıyormuş gibi. "Her neyse minik tırtıl. Bir üst, bir orta ve birde alt yer vardır. Alt kısım ile kimse ilgilenmez. Üst bölmede ise senin her şeyi yapabileceğini sanan baban var. Biz ise orta kısımdayız." dedi.

"Yani" dedim çatallaşan sesim ile. "Yani güzelim orta ortanındır. Baban bizi alt edemeyecek. Sende bize yardım edeceksin. Bir şirketin gizli bilgilerini deşifre eden ve tutsak kaldığı bir odada kapıyı serum koyacağı ile kıran bir kadından ben çok şey beklerim. Göründüğün gibi değilsin minik tırtıl."dedi Sarp gülümseyerek. Sağ yanağındaki gamzesi dikkatimi çekmişti. Tekrardan gözlerim kehribar gözleri ile buluştuğunda, "İmzala şu dosyayı bizim şartlarımız ve anlaşmamız olacak." dedi Sarp.

Bağlı kaldığım sandalyedeki ip çözülmüştü. Bir kaç dakika olsa ayağa kalkıp kaçmıştım ama şuan öyle değildi. Elime kalemi alıp dosyayıda alıp bakmaya başladım. Bütün maddeler kendi yararlarına olan maddelerdi. Hiç bir tepki vermeden kabul edip imzaladım dosyayı.

Dosyayı Sarp'a verdim, "Her şeyi anladımda en son ki madde... Bu evde elma yenmeyecek, girmeyecek bile ne demek." dedim. Sarp, "Elmaya alerjim var, baya bir huylanıyorum." dedi. Tersten gülümsedim, bu ileride işime yarardı. Ama onun elma sevmeyişi ile ilgili konuşmadım.

Sarp şaşkın bir şekilde dosyayı katlayıp ceketinin iç cebine koydu. Bu kadar kolay kabul etmeme şaşırmış gibiydi. İntikam alacaktım orası doğruydu.

Sarp merdivenlerden yukarı çıkarak gitti. Diğerleri ile konuşmadan etrafı izlemeye başladım. Tutsak olarak intikam alacaktım.

Masanın üzerinde duran bıçak dikkatimi çekti. Diğerleri dikkatini benden çekince bir anda yavaşça bıçağı elime alıp gizledim. Ayağa kalkıp merdivenlere doğru gidiyordum ki diğerlerinin bakışları bana dönünce, "Lavaboya gitmem lazım." diyip koşarak merdivenlerden çıktım. Kapısını kırdığım odanın içerisi gözüküyordu. Avucumun içinde tuttuğum bıçak yaralarımın sızısını hatırlattı.

Banyo kapısının açık olduğunu görünce oraya doğru ilerledim. Sarp üzerindeki siyah gömleğini ve deri ceketini çıkarmış aynada kendisine bakıyordu. Beyaz teninin üzerinde izler gözler görünüyordu. Sırtındaki bir iz ensesinden başlıyordu.

Nefesimi tutarak ona doğru ilerledim, boyum 170 olmasına rağmen o benden bir kafa boy kadar yine uzundu. Bıçağı boynuna yasladım, yerimde dikleşerek tuttuğum nefesimi onun boynuna verdim.

"Olduğum şey ile olmadığım şey arasında bir yerlerdeyim. Ve ben tamamen kayboldum fakat bu umrumda değil Sarp Demir. Hayatın arasında bir yerlerde bir boşluğum. Şimdi Sarp Demir, bu işte bana ihtiyacın var ise benimde şartlarım olacak. Belirsizlik iyidir değil mi."dedim gülümseyerek. Sarp'ın kehribar gözleri bilemediğim bir şekilde keyifliydi.

─ ⊹ ⊱ ☆ ⊰ ⊹ ─

Bölüm sonu sevgili okuyucum 🎀⭐🫶

İnstagram hesabı:y_ateeria

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.