Her acı zamanla geçer derler.
Geçer miydi gerçekten?. Benim ki geçmemişti.
Geçmiyordu. Peki ya bu intikam geçirecek mi?.
Dindirecek mi acı mı?. Söndürecek mi geçmişimin yangınını?. Nefes almak bile zorken, çocukluğum hıçkırıklarında boğulurken geçecek mi?.
"Biz hanımefendiyle tanışıyoruz zaten."
Gözlerimi gözlerine diktim ne o kaçırdı gözünü ne ben kaçırdım.
Bi kaç saniyenin ardından gözü hakana kaydı. Hakan ona nasıl baktı bilmiyorum Ama duruşunu dikleştirip yüzünü çevirdi.
"Nereden tanışıyorsunuz?." Kuzey soruyu sorarken ciddileşti.
Ağzımı açacağım sırada ensar söze girdi.
"Geçen İstanbula gittiğimde karşılaştık, daha doğrusu hanımefendinin bana hakaretlerini dinledim."
Gözlerim irileşti. Hakaret etmemiştim yani etmiştim Ama o da hakketmişti.
"Ben sana hakaret etmedim. Öküz gibi bana çarpıp Özür bile dilemedin." Kaşlarını havaya kaldırdı. Dudakları aralandı
"Evet o zamanda böyle demiştin hatta bi kaç şey daha neydi?." Düşünür gibi yaptı
Ve devam etti.
"Dağ ayısı, odun" tam cevap verecekken kuzey: "e oğlum doğru demiş kız."Diye dalga geçti. Ensar tebessüm etti.
Kuzey kahkaha attı. Hakanda daha fazla ciddi kalamadan gülmeye başladı. Kaşalarımı çatıp ona baktığımda Ensar ;
"her neyse senin benden çok Ardayla anlaşman lazım." O sırada arda yanımıza geldi beni incledi ve güldü. "Biraz eğilir misin lütfen?."
Gülümseyip onu boyuna doğru çöktüm.
Elerini saçlarıma götürdü. Saçımı sevdi.
"Portakal gibi saçların." Gülümsedim. Diğerleride gülümsedi. Burnuna fiske attım.
"Bunu söyleyen çok oldu ama senin kadar güzel söyleyeni olmadı."
"Evet anlaşılan Ardada seni sevdi. "
kuzeyin sesiyle doğruldum. Ve gülümsedim.
"Başlayabilirim yani." Kuzey başını Ensara çevirdi ve onay bekledi.
Ensar beni baştan aşağı süzdü. Düşündü ne düşündüyse bu canını sıktı. Burnunu çekti ve ardaya baktı.
"Eğer ardada istiyorsa bugün başlayabilirsin." şaşırdım bu kadar çabuk kabul etmesini beklemiyordum bana güvenmediği aşikardı Ama kabul etmişti bu da bir adamdı.
Hakan gerildi bu kadar erken başlamamı beklemiyordu. Ona döndüm sakin görünüyordu. Ama gözlerindeki korku belliydi.
"Hakan." korkamamakıydı korkacak bir şey yoktu.
"Sen git istersen ben efeye söylerim."
Ensar ve kuzey bizi dinledi arda kuzeyin kucağındaydı. Analaşılan kuzey ailelerinden bir parçaydı.
Sinirle yüzüme baktı. En azından bugün beraber vakit geçirmek istiyordu.
Bir kaç saniye sessizlik oldu sesizliği bozan kuzey oldu.
"Siz vedalaşın o zaman biz içerde duralım." Ensar başını salladı. Beraber sanırım salona gittiler. Hakan sinirle bana döndü.
"Neden bu kadar çabuk olmasını kabul ettin."
"Sorun olmayacak Hakan. Sakin ol." Dedim fakat pek sakinleşecek gibi değildi.
Derin bir nefes aldı.
"Nasıl olayım kızım, bak Efe buna çok sinirlenecek. ayrıca ya bir şey olursa ya bir şey gelirse başına. Bizde yokuz yanında. Yetmezmiş gibi birde kalacaksın."
Sinirle konuşurken sesini biraz yükletti.
Duydular mı bilmiyorum. Sakinleşti. Ve bana döndü. Gülümsedi zorlada olsa.
Ellerini omuzlarıma koydu.
"Ben senin hep yanındayım ne olursa olsun. geçmişini silemem belki Ama geleceğinde hep varım." Bu cümleler tanıdıktı. Bir gün evde bazı anılar kafamda canlanmıştı. küçük bir
Kriz geçirmiştim. Bu sırada yanımda sadece hakan vardı. Sakinleşene kadar yanımda kaldı. O gün anlatmıştım her şeyi ben anlatırken başım önümde eğikti.
Sandım ki bu yüzden ben suçluyum. Değilmişim bir çocuk bu yüzden suçlu olamazdı.
Sarıldı bana ve şu an dediği gibi ' Ben senin hep yanındayım ne olursa olsun. geçmişini silemem belki Ama geleceğinde hep varım'
dedi bunu oda anımsadı.
Başımı gösüne yasladım. beni kollarıyla sardı ve sıkıca sarıldı. Bi kaç saniye bekledi ardından geri çekildi yüzümü avuçlarına aldı ve alnımdan öptü. " tamam hadi git geri geleceğim sonuçta."
Hakan başını salladı ve çıktı. Arkamı döndüğüme beklemediğim birini gördüm. Onu.
Yaşlanmıştı saçlarına kır düşmüştü. bıyıkları sakallarına karışmış çenesinde iki parmak altına kadar uzanıyordu.
Gözlerindeki açık kahveler koyulaşmıştı.
Beni gördü yanıma yaklaştı.
Korktum, titredim, dağıldım.
Ama bunu belli etmedim. Yanına yaklaştım. Elimi uzattım.
"Merhaba Ada Dinçer ben, Ardanın bakıcısı olarak geldim." Yüzümü inceledi tanıdı mı diye korktum Ama imkanı yoktu. Abartı makyajım ve tarzım buna izin vermiyordu. Eylemden
Bambaşkaydı Ada.
Gözlerine baktım. O anlar saniyeler
İçinde gözümden geçti. Güldü. Elini
Uzattı ve sesi kulaklarımı doldurdu.
"Merhaba kızım, Arda senle anlaştı demek çoğu kişiyi sevmemişti."
Elini elimden çekti. Gülümsedim.
İçtenlikle gülümsedi. Tabi eğer ben onun gerçek yüzünü bilmeseydim buna inanırdım.
Bir adam belirdi kapıda elleri önünde saygıyla duruyordu. Korumaydı. Bize doğru yürüdü ve celal Karadağ'ın kulağana bişeyler fısıldadı. Celal Karadağ kaşalarını çattı. Adam geriye adım atıp evden çıktı.
"Buyrun Arda odasındadır."
İçiriden bir kadına seslendi.
Kadın hızlı adımlarla yanımıza uğradığında kadının bize kapıyı açtığını hatırladım.
"Hanımefendiye ardanın odasını gösterin." Dedi ve oda çıktı. Kadın samimice gülümseyip beni odaya götürdü.
♠️
Ardayla iyi anlaşmıştık. Ensar son kez bize bakıp evden çıkmıştı. Arda önce bana odasını gezdirmiş sonrada berber resim çizebilir miyiz diye sormuştu. Saatlerce resimler çizim boyamıştık. Çocuklar bu dünyada en masum Ve en savunmasız olanlardı.
Aklıma Celal Karadağ'ın odası geldi. Ama şu an oraya girmem tehlikeli olurdu.
"Sana abla mı demem lazım?." Ardanın sorusu düşüncelerimi dağıttı. Gülümsedim. "Hayır, istediğini söyleye bilirsin." Saçını karıştırdım.
"O zaman ada desem olur mu?." Tam cevap vericeğim sırada arkamdan bir ses geldi. "Arda, o senden büyük ve ona ismiyle hitap edemezsin." Bu ensarın sesiydi.
Omzumun üstünden ona baktım. Buzdan bakışları üstümde gezdi. Gözleri kardeşine gittiğinde o soğukluğu göremedim. Arda yerinden kalkıp Ensara doğru koştu.
"Abi!." Yerimden kalkıp onlara döndüğümde Ensar ardayı kucağına almıştı. Arda ensarı Yanağından öptü.
Ensar gülümsedi. Gülebildiğini fark ettim tam şu an. İki yanağındada gamzesi vardı. Ama sağ taraftaki daha belirgindi.
Arda ensarın kucağından indi. Ensar odadan çıkmadı. Arda ona bugün neler
Yaptığımızı heyecanla ve sevinçle anlatıyordu. O sırada telefonum çaldı.
Ekrana baktığımda Efenin aradığını Gördüm.
Ona haber vermemiştim ve hava kararmıştı. Bugün burda kalacağımdan haberi dahi yoktu.
Telefonumu sesize aldım. Boş bulduğum bir zamanda onu aramalıydım. Ensar ardayı dinlerken her bir haraketimi izledi.
Benden şüphelendiği açıktı. Belkide herkese karşı böyleydi.
Kapı bi kaç kez tıklatıldı. Ensar tarafından İzin verildiğinde içeriye yardımcılardan biri geldi.
"Ensar bey Celal Bey sizi yemeğe bekliyor efendim." Ensar başını bir kez sallarken burnumdan alayla güldüm.
Bu onu fark etti ve bakışları beni buldu. Kadın tam odadan çıkıcakken. Ensar; " Refika hanım siz ardayıda indirin biz birazdan geliyoruz."
Kadın hızlıca başını sallayıp Arda'nın elini tuttu ve odadan çıktılar. Ben onu izlerken o tamamen bana döndü. Yüzümdeki alay silinmedi.
Bir kaç adım atıp aramızdaki mesafeyi
Kapattı. "Ada Eroğlu, çocuk psikolojisi mezunu. Yüksek puanla üniversite bitirilmiş. Psikolog olsa büyük başarı sağlar ve büyük kazanç elde ederdi."
Sesi sert olmasada yumuşakta sayılmazdı. Benden şüphelenmeye başlamıştı.
"Ben bunları biliyorum aslında." Dedim alayla.
Gözleriyle yüzümü süzdü. Bi kaç adım daha atıp yüzüyle yüzüm aramda az bir mesafe bıraktı. Burnumdan soluduğu nefesini duydum.
"Ama Ada hanım bu kadar fırsatı ters çevirip çocuk bakıcılığı yapıyor." Kaşlarını kaldırdı. Gözümün içine baktı. Ondan korkacağımı düşündü Ama hayır, korkular Eylem' de
Kalmıştı. Gülümsedi. Yüzünü yüzüme iyice yaklaştırdı. Ve asla beklemediğim bir cümle kurdu." Nefha, ufaklık nefha."