Düğünler hep böyle davullu zurnalı olurmuş yani annem öyle anlatırdı. Ben ilk defa bir düğündeyim, kendi düğünümde...Keşke annemde olsaydı, öpseydi alnımı, ağlasaydı koynumda .Şimdi ben bile bu halime ağlayamazken o benim yerime ağlasaydı. "Sen bu hale gelecek miydin kızım?" diyerek bana acısaydı. Bende onun karşısında ağlasaydım. Keşke...
Ben düşüncelere dalmış bir şekilde yerdeki halıya bakarken Afife geldi. "Abla iyi misin?" diyerek bana bakmaya çalıştı. Afife kardeşim değil evdeki temizlikçinin kızı ama bana arkadaş ,kardeş... "Bilmiyorum Afife..."dedim gözümü halıdan ayırmadan .Şuan manevi babamın evinde kendi odamda gelinlikle-beyaz elbise gibi önemsiz giysi-oturmuş, evden çıkmayı bekliyorum. "Abla kurbanın olayım öyle deme..."dedi ağlamaklı sesi neredeyse beni de ağlatacaktı .Başımdaki duvağı açıp Afife'ye baktım. "Abla..."diyerek kucağımdaki ellerimi tuttu. "Bak Savaş amca senin iyiliğin için yapıyor." dedi sanki bu kadarmış gibi. "Neresi iyilik bunun Afife. Babam beni göz göre göre yıllardır düşman bildiğim adamın inine sokuyor! Bu mu iyilik ,bu mu iyilik?" fısıldayarak sitem ettim. Hiçbir zaman sesi çok çıkan bir kız değildim, bağırmak bana göre değildi . Canım yansa da fısıldardım, benim sitemimi hep fısıldayanlar anlardı. "Ablam, bak sen bana abla oldun, Savaş amca da baba oldu. Ben bu eve geldiğimden beri hep bir baba gibi davrandı sana da bana da. O bir şey yaptıysa mutlaka iyiliğimiz içindir. Hatırla ben okula kayıt olmak istemediğimde sen bana söyledin "Babam daima iyiliğini düşünür hem kötü bir şey olsa seni neden okutmak istesin ki?" demiştin hatırladın mı? Bana dediğini şimdi ben sana söylüyorum. Savaş amca senin iyiliğini düşünmese seni düşmanınla evlendirir mi?" diyerek gözünden düşmek üzere olan gözyaşını elinin tersiyle silip bana baktı. Ben ona öfkeli bakışlarımı atarak "İyilikmiş..." diyerek ellerimi onun elinden çekip, ayağa kalktım. "Nerede iyilikler kralı ?" alay ederek gülümsedim. Afife "Beni eğer iyiysen geleceğini söylemek için çağırdı abla." dedi. Ya hem yara açıp hem de o yaraya pansuman yapamasın be adam bırak da sana kızayım biraz ya !İşte Savaş Kalkan'ın babalığı ,önce düşürür sonra kaldırmaya çalışır. Afife'ye bakarak başımı salladım, ayağa kalkıp kapıya yöneldi tam kapıyı açacakken bana döndü. Koşarak üstüme atladı ve kolları ile beni boğacak derece sıkı sıkı sarıldı bende ona sarıldım. Saçlarını kokladım son bir kez. Son bir kez... "Abla bak istemesen çıkmam odadan akşama kadar bekletirim herkesi. "dedi gözü yaşlı ,yüzü gülerken. Bende onu itip karşıma aldım ,gözyaşlarını sildim ve duvağımı düzeltip "Git söyle iyiyim, beni yaban ellere verecek kadar iyiyim." dedim gülmeye çalışarak .O da güldü ve kapıyı açıp çıktı.
Beni kendi elleriyle ateşe atan canım babam geldi .Yüzünü eğerek ,üstündeki siyah takımın ceketini düzelterek girdi. Elinde kırmızı kemer... "Biliyorum beni affetmeyeceksin ama bunu senin iyiliğin için yapıyorum." diyerek yanıma yaklaştı. Sustum. "Biliyorum beni bir daha görmek istemeyeceksin ama bunu senin iyiliğin için yaptım." bir önceki cümlesindeki gibi sustum. Başını kaldırdı ,gözlerime baktı ve sonra elindeki kemerle belime yaklaşıp bağlamaya çalıştı. "Şunu bilmeni istiyorum ki ben seni hep seveceğim sen ister benden nefret et ister intikam almak iste ama yine de seni seven bir baban olduğunu unutma." diyerek ikinci kez kemeri bağlamaya çalıştı yine bağlamadan açtı ve üçüncü kez yapmaya çalıştı. "Savaş Albay..." fısıldayarak ses çıkarmaya çalıştım. Durdu çünkü ona ilk defa adı ile hitap ediyordum. Tanıştığımız günden beri benim için babaydı. Babaydı ,abiydi ,kardeşti... "Sen hep iyiliğimizi düşünürsün zaten bizi değil." fısıldayarak kalbini kırmıştım. Yutkundu sonra yarım kalan işini yapıp kemeri tam bağladı. Yanıma geldi ,kolunu tutmam için kendi kolunu hareket ettirdi. Öylece bekledi ve bana baktı. "O zaman son bir kez babalık yapmama izin ver." diyerek kolunu hareket ettirdi. "Son kez..." tekrar ederek koluna girdim ve odadan çıktık.