İçeriğe geç

İNTİKAM YEMİNİ / Kaptan Roberta (Wattpad'da Yarışma Birincisi Olan Hikaye)

Bölüm 1 · 10 dk okuma

İNTİKAM YEMİNİ / Kaptan Roberta (Wattpad'da Yarışma Birincisi Olan Hikaye)

Bölüm 1

13-06-1655

Sevgili kızım Roberta, günlerden beri denizlerde olduğumdan sana yazdığım mektupları, yollayabilme şansını yeni yakaladım. Yavrucum seni bu kez sefere götürmediğim için beni bağışla. Günlerdir korsanlarla çatışma içerisindeyiz ve korsanların sayısı, küçümsenemeyecek kadar çok. Bir çok gemiye saldırdılar, değerli eşyalara, ganimet olarak el koydular, kaptan ve mürettebatları ise gemilerde köle olarak çalıştırıyorlar ve kulağıma gelen duyumlar bu yönde. Ah Roberta biricik kızım, bu Goter korsan gemisinin bize de saldırabileceğini ve seni şu dünya da bir başına bırakma düşüncesi, beynimi kemiriyor ve üzüntüden kahroluyorum. Seni düşünmekten babacığının gözlerine uyku uğramıyor.

Baban Antonyo

Roberta, mektubu defalarca okumuş, her kelimesini adeta ezberlemişti. Elindeki mektup altı ay önce gelmiş ve o günden sonra babasından bir daha haber alamamıştı. Gözlerinden akan yaşlar, aylardır bitmek tükenmek bilmiyordu. Kesin korsanlar onlara da saldırmış olmalı diye kurduğu düşüncelerinin doğruluğuna inanmaya başlamış, zira babasının üç ay önce dönmesi gerektiğini bilmekteydi. Yolladığı diğer mektuplarda, babası bundan bahsetmişti ve Roberta denizlere de yabancı değildi karaya ne zaman çıkıldığını iyi bilirdi. Annesi, kendisini doğum yaptığı zaman ölmüş, bu dünyada babasından başka yakını da olmadığından, bu yaşına kadar ömrü denizlerde geçmişti ve kaptan babası, ona gemi ile ilgili her şeyi öğretmiş ve hatta gemiye babasının gözetiminde kaptanlık yapmışlığı çoktu. Mürettebat, yasak olmasına rağmen, bu duruma göz yumardı. Üstelik kaptanları oldukça iyi bir insandı ve mürettebatının tüm sıkıntılarıyla yakından ilgilenir ve onlara kendi evladı gibi muamele ederdi.

Düşünceli hali aklına gelen fikirle son buldu. Dudaklarına kocaman bir gülümseme yerleşmiş ve ardından kahkaha patlaması yaşamıştı. Bulduğu fikir harika idi ve sesli olarak söyleniyordu.

- Aferin Roberta, güzel bir fikir buldun. Korsan gemisini bulup, içlerine sızacağım. Babamı ve gemisini kurtarıp aynı zaman da onlardan bu yaptıklarının hesabını soracağım.

Sessizliği duvarlarda yankılanan kahkahalar bozmuştu ve Roberta çıldırmış gibi gülmeye devam ediyordu. Rahatlamış, vermiş olduğu kararın etkisiyle erkenden yatağına çekilmiş ve uykuya dalmış, uyku ile uyanıklık arasında geçen geceyi zar zor sabaha bağlamıştı. Kalktı, bir kaç lokma atıştırdıktan sonra akşamdan hazırlamış olduğu babasının deniz kıyafetlerini giydi. Saçlarını topladı ve üzerine itina ile peruk taktı. Aynada kendi yansımasına baktı farklı görünüyordu. Görünüşü ile bir erkekten farksızdı. Evinin kapısını kilitledi ve evden ayrılarak limana doğru hızlı adımlarla yürüdü. Yürüyor bir taraftan da gemileri göz ucu ile araştırıyordu. Yüzüne bir gülümseme yayıldı, aradığını bulmuştu. Kuru kafa bandıraya sahip bir gemi limanda demirli idi. Ne yapıp etmeli, bu gemiye kapak atmalı idi. Gemiye doğru yanaştı ve orada bulunan, iri yarı pejmürde adama;

- Hey dostum, işe ihtiyacım var yapabileceğim bir iş var mı? Dedi. Adam, şöyle bir alıcı gözü ile Roberta'yı süzdü.

- Adın ne?

-Robert efendim.

- Çok şanslısın, bir miçoya ihtiyacımız var, yapabilecek misin?

- Evet efendim, daha önce miçoluk yapmıştım.

- Tamam işe alındın, hemen işinin başına geç.

- Tamam efendim diyerek, sevinerek koşar adımlarla gemiye doğru ilerledi. Yüzü renkten renge girmiş, sevinç, korku bütün duyguları bir arada yaşıyordu ve nihayet amacına ulaşmıştı. Gemiye çıktı, tanımıştı, bu gemi babasının gemisiydi. Her yeri, avucunun içi gibi bilirdi ve hemen temizlik malzemelerinin konulduğu yere doğru adım atacaktı ki, birden durdu. Şüphe çekmemeli ve bu yüzden dikkat etmeli idi. Tam da bu sırada, arkasından biri, silahı sırtına dayadı.

- Ellerini kaldır, kimsin ve burada ne işin var?

Arkasını dönmeden cevapladı.

- Bu geminin miçosuyum, temizlik malzemelerinin yerini arıyordum.

Arkadan konuşan ses, Roberta'yı etkilemişti. Tir tir titredi, heyecanlanmıştı. Kimdi konuşan ve bu kadar etkileyici bir ses tonu olan kişi nasıl biri idi ve bu kaba korsanların içerisinde ne işi vardı.

- Yüzünü dön. Dedi adam.

Roberta, yavaş hareketlerle geriye dönmüş, karşısında, uzun, iri yarı, sakallı ve ne zamandır makas işlemediği belli olan saçları ile bir korsan duruyordu. Henüz otuzlu yaşlarda olduğunu tahmin ettiği gence, yeni işe alındığını ve görevini yapmak için malzemeleri aradığını söyledi. Adam, parmağı ile işaret etti.

- O halde acele et ve bir an önce işe başla, bir kaç saate gemi hareket edecek dedi.

- Roberta, peki efendim hemen işe başlarım diyerek koşarak oradan ayrılıp, malzeme odasına gitti. Bir kaç saatte her yeri pırıl pırıl yapmıştı işe yatkındı bu yüzden hiç zorlanmamıştı. Yavaş yavaş gemi dolmaya başlamış, bütün korsanlar toplanmış ve içki fıçıları havalarda uçuşuyordu. Kaptan geldiğinde geminin temizliği, dikkatinden kaçmadı. Gemiye yeni birinin girdiği belli idi bu temizlik işi pek de Martin'in işine benzemiyordu. Bu yeni kişiye dikkat etmeli, göz hapsinde tutmalıydı. Aralarına sızmaya çalışan bir casus olabilirdi. Kaptan, geminin hareket emrini vermiş, gemi, denizin nazlı sularında akıntıya kapılmış ilerliyordu. Gecenin karanlığı çökünce, nöbetçiler hariç hemen herkes uyumuştu. Roberta henüz uyuyamamıştı, derinden inilti sesleri kulağına çalınıyordu. Tahmin ediyordu, köleler olmalı, belki de babası da aralarında bulunuyordu. Daha ilk günden dikkat çekip göze batmamalı idi ve bu yüzden uzandığı yerden kalkmadı. Gözlerinden süzülen yaşları gayri ihtiyari sildi ve uykunun kollarına kendini bıraktı. Uykunun en derin yerinde birisi onu sarsıyordu,

- Kalksana miço, hey sana söylüyorum, kalksana tüysüz, bu ne uykusu be geberdin mi?

Roberta, gözlerini açmış, bir an nerede olduğunu idrak edememiş, sonrasında hatırlayarak üstüne başına çeki düzen vermiş ve

- Hemen geliyorum efendim, diyerek adamın peşi sıra ilerlemişti. Adamla doğruca mutfağa gitmişler ve adam aşçıbaşına,

- Al sana çırak, kes artık sesini ve güzel yemekler yap. Bıktık artık iğrenç çorbalarından.

Diyerek oradan ayrıldı. Roberta, başını kaldırıp aşçıbaşına baktı ve olduğu yerde donup kaldı. Bu adam babasının aşçısı idi. Kendini açık edemezdi, ya o da onlardansa? Bunu bilemezdi ve çaktırmadan aşçıdan bilgi almalı idi. Aşçı seslendi.

- Hey çocuk, şurada duran patates ve soğanları soy.

- Peki efendim diyerek patatesin başına çöktü.

- Burada bir çuval patates var, yeter mi? Kaç kişiler? Diye sordu.

- Yüz kişi olmalılar ve de köleler onlar için de şurada duran çürük patatesleri ayıkla, soy ve doğra.

İçinden sevindi, demek köleler dedi bir an durakladı ve hemen işe başladı. Kısa zamanda bütün işleri bitirmiş, yemek ocağa konmuş, buram buram yemek kokuları her yere yayılıyordu. Korsanlar, neşe içerisinde yemek için gelmişlerdi. Roberta'nın gözü kapıdan içeri giren kişiye takıldı. İçinden bu o dedi, ne kadar da yakışıklı biri.

- Hey John, buraya gel yerin hazır dedi kaptan.

- Peki baba geliyorum dedi John.

Roberta, içinden tam yerine düştüm, gerekli bütün bilgileri öğrenebileceğim diye sevindi ve korsanların konuşmalarını duyabilmek için dikkat kesildi. Kaptan, aşçıya

- Kölelerin yemeği hazır mı? Miço, bu işten de sen sorumlusun, onların yemeği sende.

- Peki efendim diyen Roberta, babasını görebilme ihtimaline karşı sevinmiş, fakat duygularını belli etmemeye çalışmıştı. Aşçı yemekleri hazırlamış, Roberta da yanı başında, tabakları uzatıyor ve aşçı da yemek dolduruyordu. Roberta, yemekler hazır olduğunda, servis aracı ve bir korsan eşliğinde geminin en altında tutulan, kırbaçla işkence edilerek kürek çekmeye zorlanan bu biçare insanların yanına gitti. Gözleri ışıl ışıl parladı, sayabildiği kadarı ile on beş yirmi kadar köle babasının mürettebatı idi. İçinden ya babam nerde diye düşünürken, zincirlere vurulmuş, zayıflıktan nerede ise kemikleri sayılan bir adam dikkatini çekti. Konuşmadan yemekleri almak için uzatılan ellere yemekleri veriyor ve hiç kimse ile göz göze gelmek istemiyordu. Tanırlarsa bütün planı suya düşecekti. Bir daha buraya inmemeliyim diye düşünüyor bir taraftan da sessiz sedasız yemekleri dağıtıyordu. Sıra babasında idi, babacım seni gördüğüme ne kadar sevinçliyim bir bilsen diye içinden söylendi. Yanında bulunan korsanın, sessizce yemek dağıtmasına anlam verememiş olduğunu fark edince şüphesini dağıtmak için ve babasına kendini göstere bilmek için sesini kalınlaştırarak "hey babalık, kendini bu geminin sahibi birde üstelik kaptanı sanıyorsun her halde, seni daha fazla bekleyemem, kaldır başını ve al şu yemeğini" dedi. Adam, dalmıştı ve bu halinden Roberta'nın sesi ile sıyrıldı ve duyduğu sözleri hızlıca düşünmeye başladı. Evet bu gemi onundu ve de aynı zamanda ise kaptanı idi fakat bunu korsanlardan kimseye açıklamamıştı. Kafanı kaldır demişti ses ve sesin sahibine baktı ve ne tuhaf sanki bu giysiler onundu. Kendine uzatılan yemeği alırken göz göze gelmiş ve biricik kızını tanımıştı. Gözleri ışıldadı ve demek kızı kılık değiştirerek korsanların arasına sızmayı başarmıştı ve onları kurtaracaktı. Yenilen yemek kaplarını topladı biri tanırda kendisini ele verir diye de korkuyordu. En iyisi bir bahane bulmak ve buraya bir daha inmemekti. Babasına son bir kez baktı, babası ona bakmıyordu oda Roberta ile aynı düşüncede idi. Kızının kimliği açığa çıkmasın diye bakmıyordu ve Roberta bundan emindi. Babasını bulmanın verdiği mutluluk ve aklını başından alan John. Onu her gördüğünde, içinde tarif edemediği duygular gelişiyor ve Roberta buna engel olamıyordu. Bir korsana aşık olmuş ve şimdiye kadar bu duyguyu hiç yaşamamıştı. Babasının yanına gittiği günün üzerinden yirmi gün geçmiş ve kaptana uydurduğu sebeplerden dolayı bir daha aşağı inmemişti. Korsanlar onu kabullenmişler ve Roberta ise işlerini elinden gelenin en iyisini yaparak tamamlıyor bu yüzden onu tamamen mutfak işlerine vermişler ve yemek dahil her şeyi tek başına yapıyordu. Artık tamamen emindi ki babasının gemisindeki köstebek aşçıbaşı idi ve o bir korsandı. Roberta fırsat kolluyor, aynı zamanda köleler için sağlıklı gıdalar pişiriyor ve onların güçlenmelerine katkıda bulunuyor ve içten içe hazırlık yapıyordu. Günler su gibi akmış nerede ise gemide yemek malzemesi kalmamıştı. Gemi, erzak depolamalı idi bu yüzden yarın gemi demir atacak ve gereken malzemeler alınacaktı veya güç kullanarak gasp edilecekti. Roberta heyecanlı idi yarın büyük gündü ve bu gün babasına bunu bildirmeli idi. Korsanlar yemeğini bitirince, sıra kölelere geldi ve Roberta boynundaki kolyesini çıkararak kaselerden birine bıraktı ve işaret koydu. Eminim babam anlayacaktır diye düşündü. Yarın geminin demir atacağı düşünülürse aşağı inmesi dikkat çekerdi. Roberta, bütün geceyi plan yaparak geçirdi, her şeyi ayrıntıları ile planlamıştı. Plansız yapılan her iş başarısızlığa mahkumdu, babası böyle söylerdi. Sabaha karşı uykuya dalmış ve bir kaç saat uyuduktan sonra işinin başına geçmiş yemek hazırlamıştı. Korsanlar üçer beşer gelip yemek yerken bugün hepsi birlikte gelmiş hızlı bir şekilde karınlarını doyuruyorlardı. Aylardır karaya ayak basmamışlardı, hepsi heyecanlı idi. Gemide nöbetçi kalacaktı ve pek de kalmak isteyen yoktu miço ben kalabilirim diye gönüllü oldu. Kaptan iki kişi daha seçti, geminin korunması için ve sandallara binerek gemiden ayrıldılar. Roberta harekete geçmek için sandaldakilerin uzaklaşmasını bekledi. Tam bir saat sonra harekete geçti. Birinci nöbetçinin bulunduğu yere gitti. Önceden hazırladığı sopasını adamın tam da kafasına vurdu ama adam silahını tetiklemiş, sese öteki nöbetçide gelmiş ikisi birlikte Roberta 'ya saldırmak üzere iken bir anda silahlar patladı ve iki adamda kanlar içinde yere düştü. Roberta şaşkına dönmüş gözleri ile etrafı aranıyordu. Roberta kendini kurtaran kişinin kim olduğunu görünce, şaşkınlığı iki kat arttı. Bu kişi John'du. Bir anda istemsiz ona doğru koştu ve sarıldı. John

- Sen kimsin? Seni ilk gördüğümden beri erkek olmadığını anlamıştım ve lezzetli yemeklerinde bunun kanıtı. Üstelik gizlice seni takip ediyor ve korsanların sana zarar vermemesi için gecemi gündüzüme katıyorum. Bilmem farkında mısın? Seni seviyorum. Roberta, duydukları karşısında son derece şaşırmış, fakat hiç bir şeyin planını bozmasına müsaade edemezdi. John'a elinde ki sopayla öyle bir vurdu ki o koca adam, yere yapıştı. Çabucak akşamdan hazırladığı iple John'u sıkıca bağladı. Yardıma ihtiyacı vardı hızlıca, kölelerin olduğu yere gitti. Önce babasının sonra birkaç kişinin zincirlerini çözdü. Zincirinden kurtulanlar, diğerlerini çözdü ve artık herkes özgürdü. Anlaşılan babası durumu diğerlerine anlatmıştı. Herkes son derece hızlı davranıyordu bir kaç kişi güverteye Roberta'nın yanına giderek çapayı topladılar. Babası zayıf düşmüştü o yüzden dümene Roberta geçmiş ve ilk emrini vermişti. Yelkenler fora. Gemi, nazlı nazlı hareket etmeye başlamış, babasının yönlendirmesi ile "Kaptan Roberta" geminin yolunu geri çevirdi. Gemi son sürat ilerliyordu. Kaptan Roberta ikinci emrini verdi, bandırayı değiştirin ve korsan bandırasını kaldırın tam yol ileri. John kendine gelmiş, sevdiği kadına bakıyordu. Roberta peruğunu çıkarmış, uzun saçları rüzgarda dalgalanıyordu. Gemi artık uzaklaşmış, tehlike geçmişti ve sadece John tehlike saçabilir miydi? Her şey yolunda idi yiyecek sıkıntısını, balık tutarak gideriyorlardı ve aylarca bu devam etti. Roberta, dümene geçmediği zamanlarda, John'la ilgilenir onu yedirir içirirdi. John çözmesi için çok yalvarmış fakat Roberta her ihtimale karşın onu bağlı tutmaya devam etmişti. Nihayet kara görünmüştü ve mürettebatın sevinç çığlıkları görülmeye değerdi. Roberta, gemiyi rıhtıma, kendisine bakan şaşkın ve kızgın gözlerin eşliğinde yanaştırdı. Yasaktı, bir kadının gemide çalışması hele kaptanlık, mürettebat Roberta 'ya tam destek vermiş ve onun kendilerini korsanlardan kurtarışını anlatmışlar ve bu sayede kadınların gemide çalışamama yasağı Roberta sayesinde değişikliğe uğramış ve belki de kitaplara tarihin ilk kadın kaptanı diye geçecek ve tozlu raflara kaldırılacaktı. Söylentilere göre John ve Roberta evlenmişler ve John'da küçük yaş da korsanlar tarafından kaçırılmış ve gerçek ailesini arayıp bulmuş, sevgili Roberta'sı ve boy boy çocukları ile mutluluktan ayakları yere basmıyordu. Aradan beş yıl geçmiş, fakat geçen seneler, korsanların intikam duygularını yok etmemiş tersine kendilerine ihanet eden John ve Robert'ten intikamlarını alacaklarına dair yeminler etmeye devam ediyorlar, John karısını ve çocuklarını korsanların şerrinden korumak için sürekli şehir değiştirmek zorunda kalıyordu. Korsanlar Robert sandıkları kişinin aslında bir kadın olduğunu öğrenince, bir kadının onları alt edişi, her ne kadar gururlarına dokunsa da zekasına saygı duymuşlar ve peşlerini bırakmışlardı. Roberta ve John çocukları ile bir ömür mutlu yaşadı. Karı koca yaşadıklarını her gece çocuklarına anlattı. Asırlar geçse de bu hikaye hiç unutulmadı.

Bölüm sonu

1 yorum

  • https :// discord.gg / SJtpHRWMFF Sizi 7/24 aktif, 4000+ üyeli sohbet, oyun,dil sohbet (Native Ingilizlerle), kitap, vote, AI resim/chat botları temelli "Yazarlar Ansiklopedisi" isimli sunucumuza davet ediyorum. Sunucumuz gelişen yazar ve okurlardan oluşuyor. Haftanın 4 günü "eleştiri ve destek" turlarında sırayla yazarların kitapları okunup yorumlanır. Eleştiri turunda yazarın eksik ve iyi yanlarını söylüyoruz. Destek turu ise sınav vs. için az vakti olan üyeler için ve okuma zorunlu değil, zaman almıyor. Serverde farklı yarışlar vardır. 🏆Ayın Yazarı🏆 yarışında kazanana yorum, vote vs. ödülleri verilir. Serverde her yaş aralığında (çoğu 13-45) üyeler bulunuyor. Sizlere kitap, sohbet, oyun (LoL, Valorant, Gartic, Among Us, Mafya, Köstebek, Role play, Cinayet Cözme,), AI resim & chat botlar ve dil sohbeti (native İngilizlerle) gibi etkinliklerle dolu bir ortam sunuyoruz. Eğlence için owo, satranç, kelime türet, düello, adam asmaca gibi oyunlar da var. Ünlü __Dizi TV__ projemizde senarist olabilirsiniz. Her gece üyeler seslide toplanarak müzik dinliyor, sesli sohbet ediyoruz. Sunucumuza girmek için üstteki linktedi boşlukları bırakmadan oluşturup kopyalayın. Sonra tarayıcıda ya insta, Discord'da atıp üzerine tıklayın. Anlamazsanız sorun. Linkin süresi hiç geçmiyor, hep tıklayabilirsiniz. Linke panomda da var.