Yine lanet oluyordu. Ellerim, bacaklarım titremekten kırılacaktı. Çenemi o kadar çok sıkıyordum ki neredeyse dişlerim dökülecekti. Dışardan bakan bir insan panik atak geçirdiğimi düşüne bilirdi. Lakin bu olan bambaşka birşeydi. Babamın katili, çocukluğumun katili, yaşamımın katili karşımdaydı. Arsızca sırıtıyor ve ellerindeki çerezden yiyordu. Kendime güveniyordum, işin aslı kendime değil göğsümdeki çakıya güveniyordum.
İki tane seçeneğim vardı. Ya bu adamı burada öldürüp sağ veya ölü çıkacaktım ya da bu adamı öldürmeden buradan topuklayacaktım.
Tabiiki benim tercihim ilki oldu fakat şu kadar titremesem herkesi alt ederdim yapardım.
Ben artık kendimi tanıyamıyordum.
𝟕 𝐒𝐚𝐚𝐭 𝟒𝟐 𝐃𝐚𝐤𝐢𝐤𝐚 𝐆𝐞𝐫𝐢𝐬𝐢.
Kızıl renkli güzel saçlarıma şekil veriyordum güzel bir gün gibiydi. Lakin param yoktu en kısa zamanda nakit olarak para temin etmem lazımdı.
Ben Mila Mayer Annem Rus Babam Türk.
Beni sever mısınız bilmem. Ama size anlatacaklarım var. Öncelikle küçüklüğümü anlatayım; Babam bahçıvan'dı onunla evlere gider bahçelerin bakımını yapardık. Annem... Üzgünüm annemi tam olarak tanımıyorum fakat annem çok kitap okurken çok yazarmış bir gün yazdığı bir kitap aşırı cinsellik, şiddet yüzünden kaldırılma talebinde bulunmuş annem ısrarla kaldırmamış ve demişti 'istemeyen okumaz engeller!' bu ses olmuş. Fakat sıkı yönetimde olduğumuz için.
Anneme hapisane temizlikçisi olarak cezalandırdılar annemin hayatıydı okuyup yazmak. Annemin hayatını aldılar. Ben 7 yaşındayken öğrenmiştim. Annemi bir hapisane duvarına kafasını sürte sürte öldürmüşler.
Babam ilk defa ağlamıştı ama babalar ağlamazdı. Babamın yanına gidip 'Baba ağlama annem izliyor bizi hem babalar ağlamazki!' diyerek sitemde bulunmuştum. İşin garip tarafı bu sözleri söylerken bende ağlıyordum.
Babam sadace tebessüm etmişti ve göz yaşlarını silip bahçedeki orkidekere bakmaya gitmişti. Annem orkide kokardı babam hep böyle söylerdi. Bende bir gün annemi özleyip bahçeden bir orkide koparıp 'ee bu kokmuyo' demiştim. Babam her zaman ki gibi tebessüm ederek 'tatlı kızım, sen hele bi büyü alacapız beraber kokusunu' diyip saçlarımı okşamıştı.
Annemin ölümüyle Türkiye üzerindeki baskı arttı d aha sıkı yönetim gelmişti ki beni doğduğum yere Almanya'ya götürmüşlerdi teyzemler bir süre sınra babanda gelecek demişlerdi. Biz Almanya'ya yerleştikten yakkaşık 1 ay sonra babam gelmişti ama keşke gelmeseydi diye geçirmiştim içimden çünkü babamın yüzü izlerle doluydu babama sorduğumda demişti ki 'Çiçekler battı' buna inanmamıştım ve saatlerce odamda ağlamıştım.