İçeriğe geç

İntikam Ateşi

Bölüm 3 · 11 dk okuma

İntikam Ateşi

Bölüm 3

3. İntikam Parçası

Annem her zaman canımı yakanların canını yak derdi. Seni derinden üzenleri sende derinden üz derdi. Seni mahvetmeye çalışanlar olursa sen onlardan önce davran ve sen onları mahvet derdi. Annem ile aramız iyi olmasada annemin bana öğrettiklerini yapacaktım. Babama ve bana yapılanların aynısını onlara yapacaktım. Bunu babamın mezarında, babamın ölü cesetine tükürdükleri zaman karar vermiştim. Canımı yaktılar, canımdan daha çok sevdiğim birinin canını aldılar, hayatımı mahvettiler. Bende onların hayatını mahvedecektim ama onların bundan haberleri henüz yoktu. Beni babamın mezarından yaka paça götürdüler ve yine aynı mekana geri getirdiler. Babamı gömdüler'mi onu bile bilmiyordum çünkü en son beni feci halde dövmüşlerdi.

Kafamı duvardan çektim. Burada kalmayı seçmiştim ve seçtiğim günün üzerinden 1 hafta geçmişti ama yüzüm hala feci halde acıyordu. Sanırım bana acımışlardı çünkü bir haftada sadece yemek ve su için yanıma geliyorlardı. Getirdikleri yemekte genellikle kuru ekmek oluyordu. Çömeldiğim duvardan ayağa kalktım, bir haftadır güneş ışığı görmemiştim. O küçük pencereye yöneldim. O sıra kapı açıldı, içeriye bu sefer kalabalık bir grup girdi. Gözlerim karşımda ki adamı buldu ve onu hemen tanıdım, bir hafta önce yanıma gelip bana seçenek sunan adamdı.

"Yağmur Ayhanlı 1 haftadır görüşemiyoruz özlettin kendini."

Arkada ki adamlar aralarında gülmeye başladılar.

"Ne istiyorsunuz benden?"

Yüzlerinde ki maske'yi hala garipsiyordum.

"Şimdi anlarsın."

Korkuyordum birazdan burada hiç iyi şeyler olmayacaktı bunu hemen anlamıştım.

Adamlar bir anda üzerime yürüdüler ve kollarımı tuttular.

"Ne yaptığınızı sanıyorsunuz?"

O sıra karşımda ki adam yüzüme sert bir tokat attı.

Canım çok yanmıştı çünkü yüzüm hala yara içindeydi.

Sonra saçımı çekip yüzüme bir kere daha tokat attı. Artık dayanamıyordum o yüzden bağırmaya başladım. Adam bu seferde karnıma tekme attı. Canım çok yanıyordu. Kollarımı tutan adamlar beni bıraktı, bıraktıkları anda yere düştüm. Karnıma yediğim tekme canımı çok yakmıştı bir anda ağlamaya başladım. Karnımı tuttum ve iki büklüm oldum. Adamlar odayı terk etmişlerdi. O an babama çok sinirlenmiştim. O adam kumar oynamasaydı şu an bu durumda olmayacaktım. Ama babamı çok seviyordum. Bunları düşünürken gözlerim yavaştan kapanmaya başlıyordu ve kısa süre içinde uykuya dalmıştım.

Vücuduma soğuk su dökmeleri ile resmen yerimden sıçarmıştım. Su buz gibiydi ve şiddetle yerimden sıçradığım için karnımda şiddetli bir acı hisettim. Yine aynı adamlar gelmişti. Beni yine ayağa kaldırdılar ama bu sefer adamın elinde bir makas vardı.

"Ben bazı şeylere şekil vermeyi çok severim Yağmur."

Elinde ki makası saçlarıma doğru götürdü.

"Hayır, bunu yapamazsın." Dememe kalmadan saçlarımı kesmeye başladı. Başımı oynatamıyordum, oynatırsam daha kötü şeyler olurdu. Ağlıyordum sadece ağlıyordum. Saçlarımı mahvetmişti. Kesilen saçlarımı yerden toplattılar.

"Açmısın?"

Bir anda böyle bir soru sorması beni çok şaşırtmıştı.

"Hayır."

"Açsındır açsındır."

Kollarımı tutan adamlar bir anda ağzımı açmam için beni zorladılar. Az önce yerden kendi saçlarımı topladım ve şimdi de o saçları bana yedirmeye çalışıyorlardı. Ağzımı kapatmaya çalışıyordum ama başaramıyordum. Ağzıma kendi saçlarımı sokuşturmuşlardı ve sanki komikmiş gibi gülmeye başlamışlardı. Ağzıma kendi saçlarım vardı.

"Tükürürsen seni mahvederim." Diyerek beni tehdit etti.

Çok korkuyordum bunlar bana daha neler yapacaklardı. Odayı terk ettiler, hemen ağzımda ki saçları çıkardım. Ben daha neler yaşayacaktım, bana daha neler yapacaklardı. İnsanlar para için neden bu kadar çirkinleşmişlerdi? Heryerim çok acıyordu. O sıra nasıl göründüğümü merak ettiğim için klozetin yanında ki aynaya ilerledim. Kendimi gördüğüm anda ellerimi ağzıma yerleştirdim. Berbat görünüyordum. Saçlarımın yarısı kesilmiş yarısı'da kesilmemişti. Saçlarıma dokundum. Gözlerimin önüne bir anım geldi.

"Baba?"

"Efendim miniğim?"

"Saçlarımı tarayabilir misin?"

Babam bana gülmüştü.

"Gel bakalım."

Hemen babamın yanına gitmiştim. Babam kendini koltukta düzelterek saçlarıma dokunmaya başladı. Saçlarımı kokladı.

"Mis gibi kokuyor benim miniğim."

"Öyle mi kokuyorum? Ayaz beni daha çok beğenecek."

"Ayaz mı? Ayaz'da kim?"

"Bu bilgiyi seninle paylaşamam babacığım."

"Bak bak bak neden bu bilgiyi benimle paylaşamıyormuşsun?"

"Çünkü bu duruma hiç hoş bakmayacaksın da ondan."

Babam gülmeye başladı.

"Kim'miş bu Ayaz Bey?"

"Aynı sınıftayız."

Babam çok ciddi bir iş yapıyormuş gibi saçlarımı özenle taramaya başladı.

"Ve birlikte oturuyoruz. Bana saçlarımın çok güzel olduğunu söyledi. Çok romantik değil'mi babacığım?"

Babam şen bir kahkaha attı.

" Sen bu cümleleri nereden biliyorsun?"

"Ben bilirim."

"Benim kızım herşeyi bilir."

"Kızmadın mı?"

"Hayır, aşk güzel birşey'dir kızım. Ama seviceğin kişiyi iyi seçmelisin. Sonrasından çok pişman olabilirsin, üzülebilirsin, seni kırabilirler. Seni üzerlerse benide üzmüş olurlar. İnsanlara hemen güvenme kızım. Sana iyi davrandıkları zaman hemen onlara karşı hisler besleme."

Babamın dediklerini anlamamıştım.

"Birde sinirimi sadece bozan şey benim kızımın saçlarını seven kişi tek ben olabilirim. O çocuğa gidip öyle söyle."

Babam saçlarımı taramıştı. Sonra da örmeye başlamıştı.

"Benim minik kumralımın saçlarını sadece babası sevebilir."

...

Ben 2 aydır buradaydım. Gün ışığına, güzel yemeklere, sıcak bir duşa hasret kalmıştım. Babamı çok özlüyordum, bazenleri çok sinirleniyordum ona ama sonunda hep onu çok özlediğimi ve ona sinirlenemediğimi fark etmiştim. Yatakta uzanmıştım, karşımda çok büyük iki tane fare vardı. Farelerden korkardım ama alışmıştım. 3 ay sonra bu cehenemden çıkıcaktım. Yavaştan havalar'da soğuyordu. Sanırım eylül ayındaydık...

3. Ay

İçeriye yine yemek getirmek için adamlardan biri girdi. Kaç aydır buradaydım çok merak ediyordum.

"Kaç aydır buradayım?"

Adam kapının önünde durmuş elinde ki kuru ekmeği almamı bekliyordu. Çok acıkmıştım o yüzden hemen yataktan kalktım ve adamın yanına gittim. Ekmeği aldım ve hemen yemeye başladım. O kadar güzel'di ki tadı sanki hayatımda yediğim en güzel yemekti kuru ekmek.

"3 aydır buradasın Yağmur Ayhanlı." Benimle niye ismim ve soyisimim ile konuşuyorlardı?

"Sadece Yağmur deseniz olmuyor mu?"

Adam sadece bana baktı.

"Peki."

Adam odadan çıktı. Yatağa doğru ilerledim asla doymamıştım. Kuru ekmeğin tadı boğazımda kalmıştı. Her zaman ki gibi babama ilk başta çok öfkelenim sonrasında da öfkem sevgiye dönüyordu. Acaba annem ne yapıyordu? Beni bir kere olsun merak etmemişmiydi? Beni bir kere olsun aramamışmıydı? Şu an o ne durumdaydı?

4. Ay

İçeriye bir anda bir düzine adam girdi. Yerimden sıçradım ve o an adamlar üzerime koştular. Kollarımdan tutup beni odamdan çıkardılar. Nereye gidiyordum?

"Nereye gidiyoruz?"

Adam hiç bekletmeden:

"Çok seviceğin bir yere gidiyoruz Yağmur Ayhanlı." Dedi.

Biraz yürüdükten sonra beni bir odanın içine koydular ve gittiler.

Bir kaç dakika sonra geri geldiler. Ellerinde sopalar vardı. Bir tanesinde kırbaç vardı. Korkmaya başlamıştım. Karşımda ki adam yüzüme sert bir tokat indirdi. Artık tokatlar canımı acıtmıyordu. Daha da beni öfkelendiriyordu. Bende dayanamadım ve bana tokat atan adamın yüzüne sert bir tokat indirdim. Adam bağırarak burnunu tuttu. Sanırım burnunu kırmıştım. Yaptığım bu güzel hareket için kendimi tebrik ettim. O sıra arkamdan omuzlarıma biri sopa ile vurdu. Yere düştüm ve adamların hepsi tekme atmaya başladı. Canımı çok yaktılar o yüzden her tekmeden sonra bağırıyordum. Uzun süre tekme attılar sonra beni ayağa kaldırdılar. Burnunu kırdığım adam yüzüme yine sert bir tokat attı. Nereyi hedef aldığını bildiğim için yüzümü yana çevirdim ve tokat yanağıma geldi. Adam sert bir yumruğu yine bana vurdu. Bu yumruk işte canımı acıtmıştı. Yumruktan sonra yere düştüm. Çok canım acıyordu. Yavaş yavaş gözlerimi kapattım...

Uyandığımda karşımda iki adam vardı.

"Uyandı."

Yerimden kalkamıyordum çünkü karnım feci halde acıyordu. Adamlar üzerime yürüdüler.

"Nasılsın Yağmur Ayhanlı?"

Cevap vermedim. Adam yüzüme sert bir tokat attı ve bağırarak:

"Cevap ver!" Dedi.

"İyiyim." dedim asla iyi değildim.

"İyisin iyi, birazdan daha iyi olacaksın."

Adam bir anda üzerime yattı.

"Ne yapıyorsun?" Demem kalmadan her yerimi öpmeye başladı.

Onu itemiyordum çünkü fazla iriydi. Her yerimi öpüyordu.

"İmdat!" Diye bağırmaya başladım. Adam gülmeye başladı. Çok korkuyordum. Adam eli ile ağzımı kapattı. Ağlamaya başladım. Çok çaresiz kaldım ne yapacağımı bilemiyordum. O sıra tekme atmak aklıma geldi. Sert bir tekmeyi özel bölgesine attım. Adam bağırmaya başladı. O sıra bende o adamdan kurtuldum ve kapıya yöneldim diğer adam beni kolumdan yakaladı ve yüzüme çok sert bir yumruk attı. Yere düştüm diğer adam beni duvara sıkıştırdı ve bana ellemeye başladı. Bu sefer de yüzüne sert bir kafa attım. Çok öfkelenmiştim. Eskiden bir aralar dövüş dersleri alıyordum.

Adam yüzünü tuttu diğer adam ise bana doğru geliyordu bunu fark ettiğim an hemen tekmeyi özel bölgesine geçirdim adam bağırarak özel bölgesini tutmaya başladı. O sıra gözlerim karşımda ki oduna ilişti. Yüzüne kafa attığım adam bana doğru geldi ve yüzüme sert bir yumruk atıcaktı ki yumruğundan sağa dönerek kurtuldum. Adam arkasını döndü ve adama sert bir yumruk attım. Ve hemen özel bölgesine bir tekme attım. İkiside iki büklüm kalmışlardı. Tekmelerimi ikisine de arkadan geçirdim ve ikiside yere düştü. İri olan için üç kere tekme atmam gerekti ama yanında ki adam ufak bişeydi. Hemen elime odunu aldım ve kafalarında odunları kırdım. O sıra içeriye farklı adamlar girdi ve olanları gördükleri an üzerime yürüdüler ve beni yaka paça o odadan çıkardılar. Kısa bir süre yürüdükten sonra bir odaya geldik. Odanın içini görünce şok oldum. Bu oda resmen işkence odasıydı...

Odayı gördüğüm an içim ürpermişti. İçeriye asla girmek istemiyordum ama adamlar iki kolumu daha sıkı tuttular ve içeriye sürüklediler.

İçeriye daha dikkatli baktım ve içeride hiçbir şey yoktu. Ama bana işkence odası havası vermişti çünkü her yerde kan vardı. Kan kokusu midemi çok bulandırmıştı. O sıra tanıdık bir ses duydum.

"Adamlarımı dövmek güzel bir hareket'di Yağmur Ayhanlı. Ama adamlarımı dövmen biraz canımı sıktı."

Bu adam babamı öldüren adamın sesiydi. Ona döndüm yine yüzünde maske vardı.

"Adamların beni taciz etmeye kalkıştı. Ben onlara sadece bir kadına taciz etmenin sonuçlarını gösterdim."

Adam boş boş yüzüme bakıyordu.

"Cezasını kesin!"

Emir verdikten sonra hızlı bir şekilde odadan çıktı.

Bu sefer odada 4 adet adam vardı. Tabii kapıda da 2 adam daha duruyordu. Sağımda ki adam kolumu tuttu. Solumda ki adam'da kolumu tuttu. Tam karşımda ki adam yüzüme sert bir tokat attı. Sonra sert bir yumruk attı. Artık bu yumruk ve tokatlara alışmıştım o yüzden canımı eskisi kadar yakmıyordu.

Uzun süre durmaksızın tokat yiyordum.

Tokat adam yorulmuştu.

"Buzlu suyu getirin!" Diye emir verdi.

Kısa bir süre sonra buzlu su gelmişti. Çok susamıştım. Adam elinde ki suyu hiç düşünmeden üzerime döktü. Su çok soğuktu ve derime sanki iğne batırıyorlar gibi hisetmeye başladım. Nefes alıp vermem çok hızlanmıştı. Adamlar kollarımı bıraktılar ve ben hiç düşünmeden kıyafetlerimi emmeye başladım çünkü çok susamıştım. Bunu gören adamlar bir anda kıyafetimi üzerimden çıkardılar. Ve pantalonumu da çıkardılar.

"Ne yapıyorsunuz?" Karşımda ki adam:

"Kıyafetlerin ıslandı böyle duramazsın hasta olursun." Diye benimle dalga geçti. Arkamda ki adam belime tekme attı ve yere düştüm. Hepsi bir anda tekme atmaya başladılar. Artık tekme atmalarına da bağırmıyordum çünkü tekme atmalara da alışmıştım. Kısa bir süre sonra adamlar odayı terk ettiler. Yine ayağa kalkamıyordum çünkü canım çok yanıyordu. Zemin çok soğuktu ve hava da kararmıştı. Sırılsıklamdım ve hava çok soğuktu. Titriyordum, bir anda ağlamaya başladım. Bu kadarı fazlaydı bunların hepsinin hesabını sorucaktım. Acım nefrete dönüşmüştü bile. Her gün neredeyse şiddet görüyordum. Tacize uğramıştım, aç bırakılmıştım, sussuz bırakılmıştım, gözlerimin önünde babamın mezarına tanımadığım adamların tükürdüğünü görmüştüm ve şimdi de buz gibi soğukta çıplak bırakılmıştım.

Ayağa kalktım.

"Bunların hepsinin hesabını sorucağım sizden. Hepsini teker teker sorucağım yaptığınız herşeye pişman ediceğim sizi!" Diye bağırmaya başladım. "Sizi mahvedeceğim bana yaptıklarınızın hiçbirini unutmayacağım ve bunları size yaşatacağım." Adamlardan cevap kısa sürede ulaşmıştı. İçeri girdiler, nefretim daha da artıyordu. O sıra adamlardan biri bana yaklaştı bu adamı hemen hatırladım bu adam dün beni taciz eden adamdı.

"Yağmur Ayhanlı dün yarım bıraktığım iş için gelmiştim. Bizi tehdit etmen hiç hoş değil ama." Dedi ve beni öpmeye başladı ve diğer adamlar da bu sefer tekrar onu dövmemek için beni tutuyorlardı.

"Yapma!" Diye bağırmaya başladım. Öpen adam yüzüme yumruk attı. Adamın pis elleri her yerimde gezinmeye başladı. Onu durdurmaya çalışıyordum ama her durdurmaya çalıştığımda yüzüme tokat atıyordu.

"Yapma lütfen." Diye ağlamaya başladım. Adam eliyle ağzımı kapattı. Pis elleri her yerimde geziniyordu. Korkuyordum o sıra adamlardan biri içeri girdi:

"Abi patron çağırıyor."

Ağlamam şiddetlenmişti.

"Hay amına koyayım tam zamanıydı."

Adam üzerimden çekildi ve odadan çıktı diğer adamlarda teker teker odadan çıkıyorlardı. Benim bu cehenemden kurtulmam lazımdı. Ne yapacaktım bilmiyordum. O sıra kaşımın kanadığını fark ettim. Ve hemen vücuduma baktım. Her yerim mosmordu. Ağlamaya başladım ve kollarımı birleştirdim. Sonra bacaklarıma baktım ve bacaklarımı tuttum. Ağlıyordum, ellerim saçlarıma gitti. Saçlarım pislik içindeydi. Başım dönüyordu ve bir anda yere düştüm ve yavaş yavaş bilincim kapanıyordu.

5. Ay

Yavaş yavaş gözlerimi açtım. Odanın içindeydim. Ayağa kalktım. Bu oda daha fazla gün ışığı alıyordu. Bu beni çok mutlu etmişti ve hemen ışığın geldiği yere ilerledim. O sıra kapı açıldı içeriye adamlar girdi. Artık korkmuyordum. Yine aynı şeyler olucaktı ama benim vücudum olan şeylere alışmıştı. Tek korktuğum şey dün gece olan olaylardı. Yine aynı şey olucak diye korkmuştum. Adamlar iki kolumu tekrardan tuttular ve beni odadan çıkardılar. Kaldığım odaya götürdüler.

"Bu gece buradan çıkıcaksın Yağmur Ayhanlı"

Adama inanmıyormuş gibi baktım.

"5 ayın doldu."

Yüzüm uzun zaman sonra gülmüştü bu cehenemden kurtuluyordum.

Beni odanın içinde bırakıp gittiler. Kendimi yatağa attım ve adamların beni buradan almasını bekledim.

Akşam olmuştu ama kimse gelmemişti. Zaman geçmek bilmiyordu. Sonunda çıkıyordum çok mutluydum. Kapı açıldı hemen yataktan çıktım. İçeriye bir adam girdi. Bu adamı tanıyordum, bu adam bana seçenek sunan adamdı ve gözlerim eline kaydı. Elinde siyah bir bez parçası tutuyordu.

"Bize ayırdığın sürenin sonuna geldik Yağmur Ayhanlı. Seni çok özleyeceğiz." Adam arkama geçti ve gözlerimi siyah bez parçası ile kapattı.

"Üstüme bir şey giymeyecekmiyim?" Diye sordum.

Adam cevap vermedi, kollarımı tuttu ve beni odadan çıkardı. Hava çok soğuktu ve ilerledikçe soğuk artıyordu. Bir anda nefesim temiz hava ile doldu. Çok mutluydum sonunda özgürdüm. Bir arabının içine bindim. Araba hareket etmeye başladı.

Uzun bir yolculuk sonrası araba durdu. Arabadan indirdiler ve yürümeye başladık. Hava feci halde soğuktu. Titriyordum, bir anda adamlar durdu. Gözümde ki bezi gözlerimden çektiler. Gözlerim hemen önümde ki mezara çarptı. Üzerinde Ekrem Ayhanlı yazıyordu. Daha babamın mezarına gelmemin şokunu atmadan adamlardan biri sırtıma tekme attı. Yere düştüm ve yerler hep çamurdu. Yüzümün yarısı çamura girdi. Adamlar tekmelerini tekrar karnıma geçirmeye başladılar. "Orospunun kızı." Diyerek hakaret ediyorlardı. Uzun süre boyunca tekme atıp küfür ediyorlardı ve uzun süre sonunda tekme atmayı bıraktılar ve üzerime tükürmeye başladılar. Yüzümün yarısı babamın mezarınydı. Adamlar beni gecenin bir saati mezarlıkta bırakıp gittiler. Titriyordum hava feci halde soğuktu. Babamın mezarındaydım ve beni burada bırakıp gitmişlerdi.

O sıra biri ceketini üzerime attı ve:

"Özür dilerim." Dedi. Bu kişi kimdi bilmiyordum ama ceket beni ısıtmaya başlamıştı. Asla konuşamıyordum çünkü şok geçiriyordum. Kısa süre sonra gözlerim kapandı ve ben babamın mezarında bayılmıştım.

🥺

İnstagram hesabım: watty_cm

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.