İçeriğe geç

İntikam Ateşi

Bölüm 8 · 3 dk okuma

İntikam Ateşi

Bölüm 8

Mert'den

Ders zili çalmıştı, Sara henüz gelmemişti. Aynı şekilde öğretmen de gelmemişti. Herkes beklemesine rağmen birkaç dakika sonra nöbetçi öğrenci gelip "Öğretmen gelmeyecek, dersiniz boş. Kızlar lavabosunda biri başını vurup yaralanmış." diyip gitmişti. Ben de dışarı çıktım, tam kapıdan çıkacakken ambulans kapının önündeydi. Sedye üzerinde tanıdık bir yüz gördüm, bu Sara'ydı. Yanaklarındaki kan yüzünden saç telleri yüzüne yapışmış, baygın bir halde yanımdan geçip gitmişlerdi. Hızla öylece baka kalmıştım. Neden bilmiyorum ama onu öyle görmek içimi acıtmıştı.

Sara'ya düşündüğüm şey olamazdı, değil mi? Nehir yapmış olabilir mi? Bu kadar ileri gittin mi, Nehir? Ben de arabama binip ambulansı takip ettim. Hastaneye geldiğimizde öğretmen beni görünce,

Öğretmen: "Ne işin var senin burada, Mert? Yoksa sen mi kıza bunu yaptın?"

Mert:"Saçmalamayın, kesinlikle o benim sevgilim. Yapamam öyle bir şey ona."

Diyince öğretmen kafasını sallayıp gitmişti. 15 dakika sonra doktor Sara'nın odasından çıkmıştı. Doktorun yanına gittiğimizde,

Doktor:"Başına dikiş atıldı, şu an iyi ama kafasına sert bir darbe almış, kafa travması veya iç kanama olabilir. Bu yüzden bugün 24 saat boyunca uyanık kalması gerek, baş dönmesi, kusma, çift görme gibi belirtiler varsa hemen hastaneye başvurulmalı, yoksa ciddi sonuçlara yol açabilir."

Mert: "Peki, şimdi görebilir miyim onu?"

Doktor: "Evet, birazdan taburcu olacak zaten."

Diyip gitmişti.

Öğretmen: "Ben şu taburcu işleriyle ilgilenip gelirim, sen git ve onu gör."

Mert:"Tamam."

Kapıda durup derin bir nefes aldıktan sonra kapıyı çaldım. Ses gelmeyince içeri girdim. Boş duvara bakıyordu, kapıya bakmadı içeri girdiğimden haberi yok gibiydi. Yanına yaklaştım,

Mert: "İyi misin?"

Kafasını çevirip gözlerimin içine baktı, kafasını salladı. Kafasına elimi koydum, kafasını kaldırıp gözlerimin içine bakmaya devam ediyordu. Gözlerinin dolduğunu fark ettim, gözlerini kapatınca gözyaşları yanaklarından süzüldü. O an gerçekten onun için üzüldüğümü fark ettim. Gözyaşlarını yanaklarından ellerimle sildim.

Mert:"Çok özür dilerim, benim hatamdı."

Gözlerini açıp,

Sara:"Sorun yok, iyiyim."

Dedi, güçlü görünmek istiyordu ama beceremiyordu.

Tabii, metninizi gözden geçirip yazım ve noktalama hatalarını düzelteceğim:

SARA'DAN

Kapı çaldı, öğretmen ve bir polis geldi.

Öğretmen: Geçmiş olsun Sara. İfadenini almak için geldi polis bey.

Polis: Geçmiş olsun Sara. Nasıl oldu olay? Anlatır mısın bana? Biri mi yaptı bunu sana?

Açıkçası Nehir’in ceza almasını istiyordum ama bütün bunları sırf Mert’e olan aşkı için yapmış olması… Belki de haklıdır; sevdiği insanın elinden alınmasından korkuyordur. Başıma darbe aldığım için mi böyle düşünüyordum bilmiyorum ama şikayetçi olmaktan vazgeçtim.

Sara: Ben hatırlamıyorum pek bir şey.

Polis, bu söylediğime inanmamış gibiydi. Öğretmene bakıp tekrar bana döndü.

Polis: Eğer korkuyorsan bana söyle.

Polis, Mert'e bakıp:

Polis: Siz çıkın, yalnız konuşacağım.

Sara: Gerek yok, kimseden korkmuyorum. Ben sadece kafama darbe aldım, bu yüzden hatırlamıyorum. Galiba ayağım kaymıştı, ben de dengemi sağlayamadım ve kafamı lavaboya vurdum.

Polis biraz bekleyip tekrar sordu:

Polis: Karnındaki morluklar?

Sara: Onlar daha önceden olan şeyler.

Polis söylediklerime inanmamıştı.

Polis: Peki, dediğin gibi olsun. Bu kartım, eğer anlatmak istersen araman yeterli. Geçmiş olsun tekrar.

Öğretmenim ve polis dışarı çıkmıştı. Mert bana ters ters bakıyordu.

Mert: Neden gerçeği söylemedin?

Sara: Nehir haklıydı. Onu bu şekilde kışkırtman yanlıştı. Seni seviyor o kız, bunu görmüyor musun?

Mert: Sara, sen kafana darbe aldın, bu yüzden böyle konuşuyorsun. Bir daha sakın böyle konuşma. O kızın seni ne hale getirdiğini görmüyor musun? Sadece takıntılı bir manyak. Bu saçma sapan düşünceleri kafandan at, tamam mı? Duymak istemiyorum.

Kafamı sallamıştım. Öğretmen ve hemşire içeri girdi.

Hemşire: Geçmiş olsun Sara. Taburcu oluyorsun ama kendine çok dikkat etmen gerekiyor. Gerekli olan ilaçları kullan, bir ağrın ya da mide bulantın olursa hastaneye gel hemen. Ve kesinlikle 24 saat uyuma.

Kolumdaki serumu çıkarıp "geçmiş olsun tekrar" deyip çıkmıştı.

Öğretmen: Hadi Sara, ben seni bırakacağım. Mert, sen de doğru okula.

Mert: Gerek yok, onu eve ben bırakacağım.

Öğretmen: Bu doğru olmaz. Onu benim eve bırakmam daha doğru olur, Mert.

Mert: Onu eve ben bırakacağım dedim. Sevgilim sonuçta, değil mi? Hem babası evde değil, ona ben bakacağım. Siz işinizin başına dönün.

Babamın evde olmadığını nereden biliyordu bu? Artık sorgulamak bile istemiyordum. Öğretmen bana bakıp onay almak istedi. Kafamı salladım, öğretmen gitmişti.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

9. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

6 yorum