SARA'DAN
Sabah olmuştu, biraz geç kalkmıştım. Telefonum olmadığı için saati ayarlayamamıştım. Yataktan kalkmak gerçekten çile gibiydi. Banyoya doğru ilerledim, duş alıp çıktım. Saçımı kuruttuktan sonra okul kıyafetlerimi giyip makyaj yapıp çantamı alıp çıktım. Odadan Kader abla yemeği hazırlamıştı.
Sara: Günaydın. Babam uyanmadı mı?
Kader: Günaydın küçük hanım. Uyandı, dışarda telefon görüşmesinde.
Ben masaya oturup babamı beklemedim, yemek yemeye başladım. Yoksa okula geç kalacaktım, babam da hemen ardından gelmişti zaten.
Gökhan: Günaydın meleğim.
Sara: Günaydın baba, bu gün gidecek misin iş için başka şehre?
Gökhan: Evet kızım, bu gün gideceğim.
Sara: Hımmmm.
Yemek yemeye odaklanmıştım, şimdi de babam bana bakıyordu, üzüldüğümü anlamıştı.
Gökhan:Kızım, sadece birkaç gün. Geleceğim ben.
Sara:Biliyorum ama işte, sen olmayınca kendimi çok yalnız hissediyorum. Ne yapacağım bu koca evde ben bomboş.
Gökhan:Haklısın ama beni de anla kızım, ne olur.
Babamı daha fazla zorlamayıp konuyu kapattım.
SARA:Tamam baba, ama işin çabuk bitsin. Hemen gel ve bu gün beni okula sen bırak, olur mu?
Gökhan: Sen iste, yeter ki.
Böyle söyleyince babamın yanaklarından öpmeye başladım. "Sağ ol baba" dedikten sonra birlikte evden ayrıldık. Okulun önüne gelince babamı tekrar öptüm, o da benim yanaklarımdan öptü.
Gökhan:Görüşürüz meleğim.
Sara:Görüşürüz babacım.
Arabadan inip sınıfa doğru yürüdüm. Sırama baktığımda Mert yoktu. Ben de yerime oturup kulaklığımı takıp müzik dinlemeye başladım. Gözlerimi kapattıktan bir süre sonra Mert yanıma gelmişti, hiç fark etmemiştim. Kedi gibi çocuk, tüylerim diken diken olmuştu resmen.
Sara: Neden öyle bana bakıyorsun ki? İnsan bir ses verir.
Diyince bir kulaklığımı kulağımdan çıkardım.
Mert: Neden korktun mu?
Sara: Hayır ama yine de.
Diğer kulaklığımı alıp takmıştım, ben de ona bakınca kendini sıraya dayayıp gözlerini kapattı. Aslında çok tatlıydı, hatta yakışıklıydı da ama işte hayat onu böyle yapmıştı. İnsanların sözlerini takmayıp onları eziyordu, bir an da bana bakınca kafamı çevirmiştim. "Ahh, salak ben!"
Mert: Ne oldu? Niye öyle bakıyorsun? Yoksa aşık mı oldun bana?
Sara: Ne? Ha, hayır tabii ki. Nerden çıkardın böyle bir şeyi?
Mert: Tamam, tamam, korkma. Sırın bende, güvende.
Diyip güldü. İlk kez gülüyordu, çok tatlıydı. Sınıfa kız girince gülümsemesi durmuştu. Kız, bizim sıramızın yakınına gelince Mert'e bakmaya başladı.
Nehir:Mert, yoksa yanındaki bu süzme mi sevgilin?
Sara:Süzme derken düzgün konuş benim hakkımda.
Mert: Tamam sevgilim, sen boş ver bunu. Kişi kendinden bilir işi, o hep böyle. Kendinden güzel birini görünce kıskanır işte.
Diyince Mert kolunu omzuma atmıştı. Ne yaptığını anlayamıyordum, fazla temas etmeye başladı.
Nehir: Bu salak kızı benim yerime değişmen gerçekten komik Mert, ama bilmeni isterim. Bir insan olarak sana söylüyorum, ben bu kızın bakışlarından anlıyorum. Bu, inan bana, tüm sürtüklerin başında yer alıyordur.
Bu kız çok coşmuş, benimle böyle konuşamayacağını bilmeli.
Sara: Bak kızım, sen çok olmaya başladın. Ne dediğini kulağın duysun.
Mertin kolunu itip ayağa kalktım ki, Mert araya girip,
Mert: Sakin ol aşkım, ben hallederim. Son kez söylüyorum, Nehir, Sara benim sevgilim. Kelimelerine dikkat et, yoksa cidden senin için kötü olur.
Diyince kız sinirlenip Mert'e döndü,
Nehir: Bitmedi bu, duyuyor musun Mert? Bu kıza karşı benimle böyle konuşmanı unutmayacağım.
Diyip gitmişti. Mert bana dönüp,
Mert: Çok sinirlendin sanırım.
Diyip gülmeye başladı. Gerçekten sinirlenince elim ayağım titrer, o yüzden ben de bir anda tebessüm ettim. Kafamı sallayıp, kolunu omzuma tekrar attı,
Mert: Bana bu kadar aşık olduğunu bilmiyordum.
Sara:Saçma sapan konuşma, bunu o başlattığı için yaptım. Hem sen bu yüzden mi benimle sevgili oldun, kızdan kurtulmak için mi?
Mert:Aynen öyle güzel sevgilim.
Diyip güldü.
Sara: Bu iş iyice saçmalamadan, telefonumu ver artık.
Mert: O biraz zor, yani. Benim işim bir günlük değil, birkaç günlük. Nehir denen şu gördün kız baş belası, kurtulmama yardım et, veririm telefonu. Uzatmadan konu kapanır.
Sara: Ama...
Mert: Ama'sı falan yok.
---



