Eski depoya vardıklarında, Berktuğ'un adamları her taraftaydı. Ali gece görüşlü dronlarla adamların yerlerini belirledi; herhangi bir hata durumunda silahlı dronlar devreye girecekti. Mert ve Gökhan getirdikleri ekibi depo etrafına dağıttılar, Berktuğ'un sorun çıkaracağından emin olmuşlardı. Gökhan, uyuşturucuyu kamyonetin kapağına şifreli bomba düzeneği yerleştirdi; bu düzenekler üç denemeden sonra otomatik olarak patlamaya hazır hale getirildi.
Mert ve Gökhan araçtan indikten sonra depoya doğru ilerlediler. Uzun deponun ortasında, sandalyesinde oturmuş telefonla oyun oynayan Berktuğ'un etrafı çok sayıda adamıyla çevrilmişti. Yirmiye yakın kişiydiler. İçeriye girdiklerinde mert ve gökhan sadece dokuz kişi idi.
Mert, Berktuğ'un alaycı tavırlarına karşı sabırla bekliyordu, ancak içinde Sara'nın depoda olmadığına dair bir his vardı. Gözleri hızla depoyu tararken, bir an Sara'nın sesini veya onun izlerini aradı. Sonunda, depoda Sara'nın bulunmadığını fark ettiğinde kararlılığı arttı.
Mert:(Kararlı bir şekilde) "Berktuğ, istediğin malları ve parayı getirdik. Şimdi Sara'nın nerede olduğunu söyle."
Berktuğ: (Alaycı bir şekilde gülerek) "Ah, sen şu meşhur Sara'nın kahramanı mısın, Mert? Senin gibi gençlerle iş yapmak eğlenceli oluyor. Sarayı çok mu seviyorsun? Eğer onu istiyorsan, önce benim isteklerimi karşılamalısın."
Mert, içinden Sara'nın olmadığına dair bir his taşırken sakin kalmaya çalıştı.
Mert:"Sara nerede?"
Berktuğ:"Hımm, ipucu vereyim... Küçük bir tabut diyelim, sen anla. Ha ha ha, ne eğleniyorum ama şu an anlatamam."
Mert, öfkeyle gözlerini kısarak Berktuğ'a doğru adım attı.
Mert:(Sinirli bir şekilde) "Tabut falan iyice zırvaladın. Eğer Sara'ya bir şey yaptıysan, inan bana ölmek için dua edersin. Anlaşmamızın bir parçası Sara'nın güvenliğiydi."
Berktuğ'un ifadesi ciddileşti ve kaşlarını çattı.
Berktuğ: "Çok korktum şu an, tüylerim diken diken oldu. Belki öyledir, belki değildir. Ama sen önce işimi halletmelisin, saraya kavuşursun sonra."
Gökhan, sessiz ama kararlı bir şekilde araya girdi.
Gökhan: "Berktuğ, bu konuda esnek olmalısın. Sara'nın güvenliği her şeyden önemli."
Berktuğ, sinirle gözlerini döndürdü.
Berktuğ: "Gökhan, senin de işin belli. Ama benim isteklerimi yerine getirmeden fazla konuşamayız, anlaşamıyoruz bakın böyle."
Mert,hızla düşüncelerini toparlayarak gözlerini Berktuğ'a dikti. Berktuğ'un alaycı gülüşü ve tehditleriyle karşı karşıya kalmışken, aklında sadece Sara'nın güvenliği vardı. Gözlerini hızla depoyu tararken, bir an Sara'nın sesini veya onun izlerini aradı. Ancak herhangi bir işaret bulamadı.
Berktuğ'un tavırları ve ipucu Mert'in öfkesini daha da artırdı. Artık sabrının sonuna gelmişti.
Mert: (Öfkeyle) "Yeter, Berktuğ! Oyunların bitsin. Sara'nın nerede olduğunu söyle, aksi takdirde sonun pek iyi olmayacak."
Berktuğ, hala alaycı bir tavırla gülümsedi ama gözlerindeki endişe gizlenemiyordu.
Berktuğ:"Sara'nın güvende olduğunu garanti edemem. Sadece bana zarar vermezsen, belki onu görebilirsin."
Mert'in gözleri karardı ve ani bir hareketle Berktuğ'a doğru hamle yaptı. Ancak Berktuğ'un adamları hızla araya girdi ve çatışma yeniden başladı. Gökhan ve ekibiyle birlikte Mert, Berktuğ'un adamlarıyla yoğun bir çatışma içine girdi. Depo içindeki sesler yankılanırken, Mert'in tek amacı Sara'yı bulmaktı.
Gökhan, stratejik bir noktaya yerleşirken Mert, adım adım ilerleyerek Berktuğ'un yakınına doğru ilerledi. Berktuğ'un adamlarıyla çatışan Mert, Sara'nın olası yerlerini hızla tarıyordu. Her köşe başında dikkatlice bakarken, içindeki endişe daha da artıyordu.
Mert (Kendinden emin bir şekilde) "Sara, dayan. Seni bulacağım ve buradan çıkaracağım."
