SARA’DAN
Gözlerimi açmaya çalışıyordum; baş ağrımı ensemde hissedebiliyordum. Gözlerimi açıp nerede olduğumu idrak etmeye çalışıyordum. Karanlık bir odadaydım ve gözlerimin karanlığa alışması uzun sürdü. Tuhaf, gudubet kokulu bir odadaydım; nem kokusu burnuma kadar geliyordu. En son Berktuğ’la aynı araçtaydım, Mert bizi takip ediyordu ama Berktuğ izimizi kaybettirmişti. Ondan sonrasını hatırlamıyorum. Ensemdeki ağrının sebebinin beni bayıltmak olduğu anlaşılıyordu. Her şey karmaşık bir hal alıyor; Berktuğ denen manyak beni, babamı tehdit etmek için kullanacak. Babam neyin içine bulaştı böyle? Tanıdığım dünyanın en iyi adamı sahtekar biriymiş; yaptığı milyonlarca çocuğa yardım sadece şovdan ibaret. Kurtardığı çocukları aynı zamanda zehirleyen biri. Beni, kızını bile asla düşünmedin mi baba? Daha fazla gözyaşlarımı tutamadım. Ellerim bağlı, kaçamıyorum da buradan. Mert, peki o nerede? Umarım iyidir. Benim için endişesini gözlerinden görebiliyordum. Korkusuzca davranan adam bana bir şey olacak diye çok korkuyordu. Derin bir iç çekip, umarım kurtulabilirim buradan, dedim. Birkaç saniye sonra paslı demir kapının sert bir şekilde açılmasıyla dışarıdaki ışık gözlerimi aldı, gelen kişiye bakamadım. Kısık gözlerle gelen kişiye baktığımda farklı iki adamdı; ellerimi çözüyordu biri.
Sara:Nereye götürüyorsunuz beni?
X: Patron’a.
Patron dediği kişi Berktuğ olmalıydı. Kolumdan tutup kaldırdı beni.
X:Yürü.
Kolumdan iterek yürüttü beni. Odadan çıktığımda boş bir depodaydım. Deponun tam ortasında sandalyede oturmuş telefonuyla oyun oynayan Berktuğ’u gördüm. Çok fazla odaklanmıştı. Yaklaştığımda Brawl Stars oynuyordu. Nasıl bir manyak bu, Tanrım. Arkadaki adam hafif öksürmüştü geldiğimizi anlaması için. Berktuğ kafasını hafif kaldırıp baktı.
Berktuğ:Bir saniye, işte bunu da al geber, salak. Bu oyun burada biter.
Deyip kafasını kaldırmıştı. Benim tuhaf bakışlarımı anlayacak ki...
Berktuğ:Oyun oynayan mafya olamaz mı? Bakma öyle. Her neyse, baban yolda geliyor, isteklerimi kabul etti. Bu kadar kısa sürede getirebileceğine inanmıyorum. 5 saati var, gelmezse 5 saat içinde büyük ihtimalle sen diğer tarafta olacaksın.
Sara: Benim hiçbir suçum yok, olan bitenle bir bağlantım yok.
Berktuğ:Biliyorum, senin en büyük şanssızlığın Gökhan denen adamın kızı olman. Bu da benim sorunum değil, senin sorunun.
Adamlarına işaret edip gelmelerini istedi. Kollarımdan tekrar tutmuştu iki kişi.
Sara: N-nereye götürüyorsunuz beni?
Berktuğ:Babanın direkt seni alma gibi bir hedefi varsa ve bana tekrar yalan söyler diye seni ormanda küçük bir kulübeye götüreceğim. Orada biraz da seni misafir edelim. Babanı güvenmiyorum, üzgünüm. Eğer baban beş saat içinde getirmezse istediklerimi, orada uğurlarız seni. Anladın mı beni, güzelim?


