Mert'ten
Zil çalınca yanımda oturan kız çantasını alıp hemen kalkıp geçmek için dikildi tekrar.Ben de çantamı alıp kalkınca hızla sınıftan çıktı. Masanın üzerinde telefonunu unutmuştu, ne aptal bir kız. Telefonunu alıp ben de sınıftan çıktım. Dışarıya geldiğimde o yoktu, gitmişti demek ki. Yarın veririm ona tam okuldan çıkacakken Nehir tekrar karşıma çıkmıştı.
Nehir: Mert, olanlar için çok üzgünüm, inan bana. Kaan'ın bunları sana yapacağını bilmiyordum, inan bana. Beni affet aşkım.
Mert: Saçmalamayı bırak Nehir, defol git başımdan ve benden uzak dur.
Nehir: Ben saçmalamıyorum, şu anda farkında mısın bilmiyorum ama sen saçmalıyorsun. Sana seni sevdiğimi söylüyorum, sen defol git diyorsun.
Mert:Kafayı yiycem, bana seni seviyorum demeyi kes artık.
Nehir: Ama kalbimi kırıyorsun sevgilim.
Mert: Mal, ayağına yatma bana Nehir.
Nehir: Ama senin beni sevdiğin o kadar açık ki, sevgilim.
Mert:Saçmalamayı bırak, bıktım, tükendim sana laf anlatmaktan.
Nehir: Saçmalamıyorum ben, bir kere benle ayrıldıktan sonra hiçbir kızla sevgili olmadın ve hala benim etkimde olduğundan eminim, aşkım.
Kafayı yemiş gibi konuşuyor, sadece benden uzaklaşması için sevgili oldum birkaç günlüğüne, o bunu daha çok takıntı yaptı. Bu kızdan kurtulmam gerekiyor.
Mert:Sevgilim olmadığını nereden çıkardın?
Nehir: Saçmalama Mert, yanında hiçbir kız bulundurmuyorsun, yalan söyleme bana. Ve bana baktığın gibi kimseye bakmıyorsun.
Mert:Komik olmayı kes, hem benim sevgilim var, bu yüzden yanıma sen gibi kaşarları yaklaştırmıyorum. Ben onu seviyorum, sana bakmıyorum bile. Kafamı kaldırıp baksam, bana baktın diyecen artık, saçma şeyler için kendini avutma ve beni unut. Senle bizden asla olmayacak, bu kadar ucuz bir insan olman sebebiyle belki de olmayacak. Biraz kendine çeki düzen ver, kendine değerin ve saygın olsun, benden umudu kes.
Nehir: Sevgilin kim Mert, beni kandıramazsın. Hem eğer istersen senin için değişebilirim.
Mert:İnanın, seni zorlamam. Ayrıca değişmen beni ilgilendirmiyor, kendin için değişmeni istiyorum.
Nehir:Beni önemsemen mutlu etti. Her neyse, peki öyleyse yarın göster bana, o küçük kaşarını.
Mert: Başka emrin var mıydı?
Nehir: Hayır yok canım, yarın görüşürüz tatlım.
Nasıl bir şey bu cidden anlam veremiyorum, sülük napıcam şimdi bunla. Aliyle konuşmadım, sırf onun için geldim bu cehenneme muhatap olduklarıma bak, insanı hayattan soğuturlar.
Sara'dan
Okuldan çıkar çıkmaz eve yol aldım. Gerçekten okulun ilk günü güzel değildi benim için. Evde daha mutluyum. Eve gelince çantamı indirip mutfağa gittim. Evde çalışan Kader ablâ mutfaktaydı, babamı ona sordum.
Kader: Henüz gelmedi, Gökhan bey, Sara hanım.
Doğru, toplantısı vardı, yemeğin hazırlanmasına üç saat varmış. O süre zarfında duş alıp uyuyacağım, beni uyandırmasını istedim.
Odamıza çıkıp üzerimdekileri çıkardım, küvete sıcak su doldurup uzandım. Gerçekten beni rahatlatan şeylerden biri. Müzik açmalıyım ama galiba telefon çantamda kalmış olmalı. Neyse, gözlerimi kapattım birkaç dakika, bu huzurlu anın tadını çıkarıp çıktım. Bu kadar rahatlamışken rahat şeyler giyip yatağa fırladım. Birkaç dakika geçmeden hemen uykuya daldım. Uyandığımda babam beni uyandırmaya çalışıyormuş, deminden beri gözlerim yarı yamalak açabildim.
Sara:Baba, ne zaman geldin? Saat kaç?
Gökhan:Yorucu bir gün olmuş galiba senin için. Çok olmadı geleli. Saat 19:00. Uyan bakalım, uyuyan güzel, yemek yiyelim.
Sara:Toplantın vardı, geç gelecektin.
Gökhan:Ertelemek zorunda kaldık.
Sara:Anladım baba, hadi inelim, çok açım.
Babam ile beraber aşağı indim, yemek yemeye başladım. İlk sohbeti babam açtı tabii.
Gökhan: Güzel miydi bari, ilk günün?
Sara: Sayılır, doğrusu daha güzelleri olmuştu.
Gökhan: Haha, alışacağından eminim, her şeyin üstesinden gelirsin sonuçta benim kızımsın.
Sara:teşekkür ederim, iyi ki benim babamsın.
Gökhan:ıhım, kızım ben, iş için Adana'ya gidiyorum yarın, üç güne gelirim.
Sara:İşin ilk gününden Adana'ya neden gidiyorsun ki?
Gökhan: Biliyorsun, işlerim biraz yoğun, ticaret işleri, ticaret için en önemli şey güven sağlamak, yüz yüze görüşmeler sağlamam gerekiyor.
Sara:Anlıyorum baba, doydum ben,kalkabilirmiyim?
Gökhan:Tabi, umarım kızmıyorsundur.
Sara:Hayır, tabii ki alışkınım. Evin yakınında sahil var, biraz sahilde yürüyüş yapacağım, pek bakamadım etrafa.
Gökhan:Tamam canım.
Odama çıkarken babamın yanaklarından öptüm ve odama gittim. Çantama baktığımda telefonum yoktu, her yere baktım ama yoktu, sanırım okulda unutmuş olmalıyım. Ah, salak ben.







