Mert'in sonunda harekete geçtiğini gördüm, ama geç kalmıştı. Adam beni zorla araca bindirip direksiyonu aldı.
Berktuğ: Kim bu şerefsizler, biliyor musun?
Konuşmadığım için bana öfkeyle bakıyordu. Bir eliyle aracı kullanırken diğer eliyle silahı kafama dayamıştı.
Berktuğ: Sorduğum sorulara cevap ver, aptal! Yoksa hiç düşünmem, beynini dağıtırım şuracıkta.
Sara: Asıl soru bu değil, sen kimsin? Ben ve babamdan ne istiyorsun?
Berktuğ: Çok mu merak ediyorsun? Babanla şerefsizle uyuşturucu ticareti yapacaktım. Ben Berktuğ Özdemir, adımı duymuşsundur belki. Uyuşturucu baronun oğluyum. Ama baban batırdı her şeyi, bunun cezasını çok güzel çekecek, merak etme.
Ne diyordu bu? Benim babamdan mı bahsediyordu?
Sara: Yalan söylemeyi bırak. Benim babam böyle şeyler yapmaz. O çok iyi bir iş adamı.
Berktuğ adlı adam tekrar korkutucu bir kahkaha attı.
Berktuğ:Salak, baban seni de uyutmuş demek ki yıllardır.
Sözleri kulaklarımda yankılandı, babamın yıllardır beni kandırdığı gerçeğine inanmak istemedim. Gözlerim dolmuştu, tekrar ağlamamak için dirensem de gözlerimden yaşlar akmaya başladı.
Berktuğ:Siktir!
Dedi ve gözlerini yola diktiği zaman daha hızlı sürmeye başlamıştı.
Sara: Ne oluyor?
Berktuğ:Şerefsiz, bizi takip ediyor! Ne olacak?
Diye bağırdı tekrar.




