Telefonu kapatıp tekrar bana döndü.
Berktuğ:Demek Gökhan'ın şerefsizin kızısın.
Sara: Babam hakkında böyle konuşamazsın!
Berktuğ:Öyle mi? Baban kadar aşağılık birini yok bilmem isterim. Acaba şuracıkta kafana mı sıksam, yoksa daha sonra işime yarar mısın?
Birkaç saniye düşünüp, silahıyla kafasını kaşımaya başladı.
Berktuğ:Tamam, şimdi kalk ve benimle geliyorsun.
Kolumdan tutup çekiştirmeye başladı.
Sara: N-nereye götürüyorsun beni?
Berktuğ:Babanın bana yaptığı ihaneti ödetmeye götürüyorum.
Kolumdan tutup çekiştirmeye devam ederken odanın kapısından çıktıkça bir sürü siyah maskeli silahlı adamın dolu olduğunu gördüm.
Berktuğ:Çıkıyoruz, işimiz bitti burada.
Evden çıkarken tam araca binerken birkaç siyah jeep daha hızla gelip ilerde durdu, içinden Mert'in araçtan fırlayarak indiğini gördüm.
Berktuğ:Bunlar da nerden çıktı?
Kafama silah dayayan adam, kolumdan daha sıkı tutarak beni araca sürükledi. Tüm cesaretimi toplayıp bağırdım:
Sara: Mert! Yardım et!
Mert bana bakınca dona kalmıştı. İki taraf da silahlarını çekmiş, ateş etmeye başlamıştı. Mert, onca silahın içinde dona kalmıştı. Arkasından Ali, Mert'i itip yere yatmasını sağlamıştı.

