Ben Sara. Babamın işi nedeniyle Türkiye'ye taşındık. Aslında alıştım sürekli okul değiştirmeye, yeni insanlarla tanışmaya ve yeni şehirlere gitmeye. Ama bu sefer, babamın dediğine göre Türkiye'de uzun bir süre kalacakmışız. Annem uzun zaman önce öldü; annem Türk olduğu için Türkçe konuşmakta zorlanmayacağım, bu da avantajlarımdan biri olacak. Babam annemi çok severdi, bu nedenle o öldükten sonra hiç kimseyle evlenmedi. Annemi 12 yaşında kaybettim ve onu çok özlüyorum. O öldükten sonra psikolojik tedaviler gördüm; baş ağrılarım geçmiyordu, ilaçlarla durdurabiliyordum. Annemin de psikolojisi bozuktu ve intihar etti, bu yüzden babam çok acı çekti; bir de benim yüzümden çekmesin diye kendimi toparladım ve şu an iyiyim, baş ağrılarım bazen olsa da iyiyim.
Bugün okulumun ilk günü ve açıkçası hiç heyecanlı değilim. Okul kıyafetleri zorunluymuş, nefret ederim okul kıyafetlerinden. Kıyafetlerimi giydikten sonra saçlarımı açık bıraktım. Hafif bir makyajla hazırdım.
Çantamı alıp odamdan çıktım. Aşağıya inip babamla kahvaltı yapmaya indim.
Sara:Günaydın, baba.
Baba: Günaydın, güzel kızım.
Yanaklarımı sıktı, iki eliyle.
Baba: Heyecanlı mısın bakalım?
Sara:Yani pek değil, biliyorsun, alışık olduğum şeyler.
Baba:Doğru, haklısın. Bugün önemli bir toplantım var, gece geç döneceğim, haberin olsun güzel kızım.
Sara:Peki, baba.
Babam işlerine çok bağlı biridir, disiplinli aynı zamanda dünyanın en iyi babasıdır. Her fırsatta ihtiyaç sahiplerine yardımlarda bulunur. Birlikte kahvaltı yapıp ayrıldık. Okula beni bırakıp işe gitti.
Okula gittiğim an zil çaldı, tüm öğrenciler içeri girdi ve ben de okul müdürünü bulup yanına gittim. Müdür çok tatlıydı, tombul yanakları ve çekik gözleri vardı, utanmasaydım eğer yanaklarını sıkacaktım. Beni sınıfıma götürdü ve o gittikten sonra öğretmen "hoş geldin" diyip kendimi tanıtmamı istedi.
Sara:Merhaba, ben Sara. İspanya'dan geliyorum.
Diyip kısa kestim. Öğretmen de boş bir yere oturmamı istedi, en arka sıra boştu, gidip oraya oturdum. Derse gireli 30 dakika olmuştu ve kapı çaldı.
Öğretmen: Gir.
Kapı açıldığında kumral, beyaz tenli, tatlı ama cool bir erkek girdi. Öğretmen sanki bu duruma alışıkmış gibi "yerine otur" dedi. Benim yanıma doğru gelip bana baktı. Göz göze geldik ve gerçekten de yalan olmasın çok yakışıklıydı, yanıma oturdu.
MERT'DEN
Gece geç saatlere kadar içmeyi planlıyordum. O kadar çok içmiştim ki başım dönüyordu. Uzaktan bir kız bana bakıp gülüyordu. Çok geçmeden yanıma gelip oturdu. Çok fazla içtiğim için başım dönüyordu, ayakta duracak halim yoktu ki sabah olduğunda dün hakkında pek bir şey hatırlamıyordum. Saat 05:00 civarı olmuştu ve yanımdaki kız da uyuyordu. Benim eve gelmiştik, dün gece olanlar hakkında en ufak bir fikrim yoktu.
X:Nerdeyim ben?
Mert:Sen düşün onu artık. Kalk ve hemen bu evden defolup git!
X:Ama sen dün böyle demiyordun aşkım.
Mert:Git, yoksa cesedin çıkar bu evden. Son uyarım bu!
Korkudan altına edecekti, hemen kalkıp gitti. Asla bir kızla ciddi bir ilişki kurmadım. Normalde bu kadar kötü davranmam kadınlara ama uğraşabilecek halde değildim. Başım çatlıyacak gibiydi. Soğuk bir duş aldım ve uyumuşum tekrar. Telefonumun çalmasıyla uyandım.
Ali: Kapıdayım, hazırlan okula gideceğiz.
Mert: Ne okulu? Gelmiyorum.
Ali:Çok önemli, gelmen gerekiyor.
Telefonu kapattım, üzerimi giyinip Ali'nin yanına gittim. Konuşmadı, yol boyunca sorsam da söylemedi. Derse gir, sonra konuşacağız dedi, anlamadım olanlardan. Ali benim kardeşim gibidir, ona güveniyorum. Sınıfa geldim, kapıyı çaldım ve öğretmen yerime geçmemi söyledi. Tam yerime gidiyordum ki sıramda oturan bir kız vardı. Güzel kızdı, yeni gelmiş gibiydi, bana baktı ve yanına oturdum. Daima yanımdaki sıra boştu, alışılmadık bir durumdu bu benim için. Ders 5 dakika sonra bitti, yanımdaki kız kalkmamı bekliyordu, ayağa kalkmış bana bakıyordu.
Sara:Kalkar mısın?
Mert:Hayır.
Sara:Hayır mı? Geçmem için senin kalkman lazım.
Cevap bile vermedi.
Sara:Kalksana!
Mert:Sakın bir daha sesini yükseltme bana. Geçmek istiyorsan geçersin buradan.
SARA'DAN
Ayaklarını kendine çekti ve geçmemi bekledi oradan. Nasıl geçebilirim ki? Hiç çekmeseymiş daha iyiymiş. Daracık yerden geçmemi bekliyor, yavaşça geçmeye çalışırken ayaklarım onun ayaklarına çarpıyordu ve o bunu komik buluyor gibi sırıtıyordu. Oradan geçmeye çalışırken dengem bozuldu ve omzunu tuttum. Bu durum onun hoşuna gitmiş gibi görünüyordu. Ben de hemen geçip sınıftan çıkarken onun ayağa kalktığını gördüm, ters bir bakış attım.
Mert:Ne var?
Kafamı sinirle sallayıp.
Sara:Yok, bir şey.
Aklımı deli edecek cinsten sorunu ne bunun, uğraştıracak beni belli. Ardından sınıftan çıktık.








