"Bir ağacım var zannetmiştim. Sıcak olduğunda beni gölgesinin altına alan, yorulduğumda gövdesinde dinlendiğim, meyvesinden beslendiğim bir ağaç.
Sonra o ağaç gitti bende zannettim ki, ağacımı kestiler. Meğer ağacım kesilmemiş, beni ağacımdan uzaklaştırmışlar...
Şu ana kadar neden bir ağacı bu kadar taktığımı düşünen okurum;o bir ağaç değil, anne... Benim annem...
Zorla götürüldüğüm, zorla elinden alındığım annem...
Anne sıcaklığını hissedemediğim annem. Annesiz büyüdüğüm annem. Yanımda olamayan annem. Bana Yardım et' diye bağıran annem.
Bilmem hatırlar mı ama bir keresinde sana getirmişlerdi beni.
Doğum günümü denizde kutlayacaktık. Ben o gün denizleri çok sevdim...
Akşama getirdikleri için beni gidemedik ama başka bir yerde kutladık doğum günümü. En son o gün doğum günümü kutlamıştık, ondan sonra zaten bende doğum günlerimi sevmez oldum... Sabah uyandığımda tekrar gidecektim.
Beni son kez parka götürdün, salıncakta salladın beni. Hızlı sallanmayı severdim çünkü gökyüzüne ulaşacaşımı hayal ederdim... Sonra beni almaya geldiler, ben sen üzülme diye gülerken sen ağlıyordun... Seninle sarıldıktan sonra arabaya gittim.
O gün boyu kendimi tuttum ama gece olunca ağladım bende.
O gün istedim ki sallanan ben değil, urgana asılı bedenim olsun istedim.
O gün istedim ki o parktan çıkan ben değil, cesedim olsun istedim.
O gün istedim ki ruhum bedenimden çıksın da öleyim istedim.
Küçük bir çocuk ölümü diler miydi? Minik tekrar tekrar dilemişti... "