İçeriğe geç

İntiharın Mektupları

Bölüm 24 · 2 dk okuma

İntiharın Mektupları

Bölüm 24

24. Mektup 🍃

"Sabah annenin gittiğine emin olduktan sonra kalktı. Tekrardan cam kenarına yapıştı. Saat daha erkendi, okula çok vardı. Hatta çizgi filmlerin kenarında bile saat gösterilmiyordu. O kadar erkendi. Camı açıp, sessiz otoyolu izledi. Gözleri sadece bir tane araba arıyordu, beyaz büyük arabayı.

Minik hissettiği hüzünle bir kaç damla gözyaşı döktü. Sonra birden odaya birisi gelipte onu böyle görmesin diye kapıyı kilitledi. Okul kıyafetlerini giyip, babasının onunla konuşmak için aldığı telefonu aldı. Ama babasını arayamıyordu. Annesi engellemişti ve numarayıda bilmiyordu. İnternete girip saçını toplamayı öğrenmeye çalıştı. Saatlerce bunu denedi ve en sonunda açık kumral, aralarından altın tutamlar dökülen saçlarını toplamayı başardı. Gözleri, yanakları ve burnu ay tenine göre kırmızıydı.

Derin nefes alıp, tekrardan camın karşısına geçti. Bir ümit gelir diye düşündü. Ama tabii ki gelmedi... Minik artık okul saati yaklaşınca çantasını kontrol etti. Babasının ona aldığı sulukta, kitapta yanındaydı. Her şey tamdı.

Okul servisine binip, okula gitti. O gün ilk defa saçları yüzünden azar işitmedi. Ama elbette ödevlerini yapmadığı için azar işitti. Okuldan sonra resim kursuna kaldı, öğretmenin gelmesini beklerken yine cama baktı. Ardından arkasında bir ses duydu.

Müdürün onu çağırdığını duyunca hayal kırıklığı ile kafasını hafifçe salladı. Ardından hevessiz bir şekilde müdürün odasına ilerledi.

Odada birisi vardı. Odada babası vardı... Bir hevesle koşarak babasının kucağına atladı. Babası ona rengarenk bir cam fanusta gül almıştı. Fanusun üzerinde şekilli bir bez vardı. Minik çiçeği bırakıp babasına sarıldı. Bir süre konuştular sonra ise yarım saat geçince çıkışa, büyükbabasının onu beklediği arabasına doğru ilerledi.

Büyükbabası her zaman ki gibi çizdiği resimleri sordu ama minik resim çizmemişti, babasıyla konuşmuştu... Bunu söylememesi gerektiğini biliyordu ama yine de söylemek zorundaydı. Hem elinde kocaman bir cam fanusta çiçek hemde yalan söylememe alışkanlığı vardı. Büyük babasına her şeyi anlattı ve büyük babası bir şey demeden, miniğin saçını okşadı.

O'da babaydı, anlamıştı...

Minik büyük babasıyla anlaşıp, eve gizlice soktular çiçeği. Minik her zamanki gibi odasına çekilip, kapısını kilitledi. Üzerine pembe tavşanlı pijama takımını giyip, şekilli bezi çıkardı ve bir şey fark etti. Odası babası kokuyordu... Minik gülleri kokladı ama onlar klasik gül kokuyordu.

Sonra bezi şüpheyle kokladı ve babasının kokusunu hissedince gözünden usulca bir damla yaş döküldü...

Camın kenarına geçip, bezi koklayarak ağlamaya başladı ama sessizce. Konuşan sadece göz yaşları ve özlemiydi...

Saatlerce öyle orda öylece kaldı ve en sonunda gözünden bir damla kan düştü. Ağlamasını durdurmaya çalıştı ama durmadı. Bunun neden olduğunu biliyordu çünkü önceden de bu raddeye gelecek kadar ağlamıştı. Bir şekilde ağlamasını durdurdu ve ödev yaptı.

Kapısının kilidini açıp, yatağına yattı ve iki bölümlük Arı Maya izleyip, uyudu... "

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.