Gölgelerin Saldırısı
"Dur, kaçma Elif. Koşarak onlardan kurtulamayız," dedin nefesini tutarak.
Elif'i arkana alıp gölgelerden süzülen o üç figüre doğru döndün. Kollarını iki yana açarak korumacı bir tavır aldın. "Kimsiniz siz? Ne istiyorsunuz bizden? Paranızı istiyorsanız cüzdanlarımızı atabiliriz, sadece gidin!"
Kapüşonluların ortasında duran, boyu diğerlerinden daha uzun olan figür kısık, tıslayan bir sesle güldü. "Para mı? Bizim senin o değersiz kağıt parçalarınla işimiz yok."
"O zaman ne istiyorsunuz?" diye bağırdın, sesinin titremesine engel olmaya çalışarak.
"Biz sahibimizin olanı almaya geldik. Ve senin boynundaki o kolye..." Adam eliyle kolyeni işaret etti. "Ve arkandaki o kız. İkisi de bizimle geliyor."
"Asla!" diye çığlık attı Elif.
O anda adamlar inanılmaz bir hızla üzerinize atıldı. Bir insanın erişemeyeceği bir süratle aranızdaki mesafeyi kapattılar. İçlerinden biri seni sertçe duvara doğru fırlattı. Sırtın tuğla duvara çarptığında nefesin kesildi, yere yığıldın. Gözlerin kararırken Elif'in çığlığını duydun.
"Bırakın beni! Bırakın!"
Diğer iki figür Elif'i kollarından yakalamış, çırpınmasına aldırmadan sokağın sonundaki siyah minibüse doğru sürüklüyordu. Yerden kalkmaya çalıştın ama vücudun acıyla kasıldı.
"Elif!" diye bağırdın ama sesin sadece cılız bir fısıltı olarak çıktı. Minibüsün kapıları kapandı ve gürültüyle uzaklaştı. Sokakta sadece yağmurun sesi ve senin çaresiz nefes alışverişlerin kaldı.
Hemen telefonunu çıkarıp polisi aramak istiyorsan, BÖLÜM 25'e git.
Yerde, adamların boğuşma esnasında düşürdüğü o parıldayan nesneye doğru sürünmek istiyorsan, BÖLÜM 14'e git.