Islak Sokaklarda Kovalamaca
"Elif, koş!" diye bağırdın ve onun elini kavradığın gibi sokağın karanlığına doğru fırladın.
Arkanızdan gelen ağır bot sesleri hızlandı. Yağmur şiddetini artırmış, görüşünüzü zorlaştırıyordu. Ara sokakların labirent gibi uzanan yollarında nefes nefese koşuyordunuz. Elif'in elinin soğukluğunu ve titrediğini hissedebiliyordun.
"Yoruluyorum... Daha fazla koşamayacağım!" diye hıçkırdı Elif.
"Az kaldı, dayan lütfen!" dedin ama önünüze çıkan yüksek çıkmaz sokak duvarıyla adımlarınız bıçak gibi kesildi. Kapana kısılmıştınız.
Arkanızı döndüğünüzde, o üç kapüşonlu figür sokağın girişini kapatmıştı bile. Ağır adımlarla, avını köşeye sıkıştırmış avcılar gibi üzerinize yürüdüler.
"Kaçabileceğinizi mi sandınız?" dedi içlerinden biri, elindeki metalik bir cihazı havaya kaldırarak.
Cihazdan yayılan mavi bir ışık dalgası aniden ikinizi de vurdu. Vücudun felç olmuş gibi kaskatı kesildi ve yere yığıldın. Bilincin açık ama kasların tamamen hareketsizdi. Korku dolu gözlerle bakarken, adamlardan ikisi Elif'i omuzlarına aldı.
"Bırakın beni! Yalvarırım!" Elif'in gözyaşları yağmur suyuna karışıyordu. Son bir kez sana baktı. "Lütfen yardım et..."
Onu götürürlerken hiçbir şey yapamadın. Birkaç dakika sonra felcin etkisi geçmeye başladığında, sokakta yapayalnızdın.
Kendine gelir gelmez polisi aramak için telefonuna sarılmak istiyorsan, BÖLÜM 25'e git.
Yerde, adamların kaçarken düşürdüğü o garip adresi içeren kağıt parçasını incelemek istiyorsan, BÖLÜM 14'e git.