bölüm bir - Kanlı dosya‘Sadece bir kurşun..’Gece, Karadeniz'in hırçın dalgalarının kıyıya çarpan uğultusuyla Mara'nın rüyalarını sarmıştı. Uyandığında gözlerinin önünde, beş yaşındayken sahilde annesi ve babasıyla geçirdiği bir yaz günü beliriverdi. Babasının güçlü kolları arasında dönüp durduğu, annesinin kahkahalarıyla yankılanan o kısa ama unutulmaz anı. Annesi saçlarını okşarken, babası onu omzuna almış gökyüzünü işaret etmişti."Bak kızım," demişti babası. "Gökyüzü büyük görünüyor ya, en büyük sırlar da gökyüzü kadar derin olur. Ama sen doğru olanı bilirsen hiçbir sır seni boğmaz."Annesi gülümseyerek başını sallamıştı. "Kızımız bir gün çok güçlü bir kadın olacak. Kim bilir belki de adaletin ta kendisi olur."O anı düşünürken gözlerinden bir damla yaş süzüldü. Annesi o günü izleyen haftalarda bir trafik kazasında hayatını kaybetmişti. Mara için hayat o gün kararmış ama içindeki ışık sönmemişti. Cumhuriyet Savcısı olma yolculuğu da belki o ilk kayıpla başlamıştı.
Telefonun titremesiyle geçmiş dağıldı. Göz ucuyla saate baktı. 03:17 Ekranda tanıdık bir numara… Feyza Çakmak liseden beri en yakın arkadaşı olan bu kız hala yanındaydı telefonu açar açmaz Feyza'nın sesi geldi. “Mara acil bir durum var Şehir çıkışında dört kişi ölü bulundu kurşunlanmışlar Dosya seni bekliyor sayın savcım Gelmen gerek." Mara hemen yataktan fırladı kalemi Miray Daner’e kısa bir mesaj attı evden çıkarken. Gönderen:Siz "Olay yeri.” Konum “Beş dakikaya çıkıyorum." On dakika sonra siyah resmi aracıyla yol alırken Miray yan koltukta sessizce düşünüyordu beyaz gömleği ütülü saçları özenle toplanmıştı ama gözleri tedirgindi. "Mara hanım... Bu seferki diğerlerine benzemiyor, değil mi?" Mara gözlerini yoldan ayırmadan başını salladı. "Feyzanın sesinden belliydi bu... organize bir şey heralde kafamızın içine kadar gelecek bir şey." Olay yerine vardıklarında şeritler çekilmiş ışıklar yanıyor polis araçları etrafa yayılmıştı. Feyza elleri cebinde başında ışıklarla bekliyordu göz göze geldiklerinde Feyza direkt konuya girdi. "Dört ceset aynı araçta aynı kurşun yaraları Temiz iş doğrusu…Hepsi üniversite öğrencisi biri kız diğerleri erkek olabilir henüz kimlikler net değil." Mara gözlerini kısarak sordu. "İnfaz mı diyorsun?" Feyza sigarasını yere bastırarak söndürdü. "Evet ve sayın savcım arkada arabada yırtılmış bir dosya üzerinde sadece tek kelime vardı… 'İnfaz'." Miray ona uzatılan dosyayı eline aldın da derin bir nefes çekti ciğerlerine."Bu... bir mesaj gibi." Feyza başını salladı. "Ve o mesaj sana gönderilmiş gibi." Mara dosyayı incelemeye başladı koyu kırmızı bir dosyaydı. Kurşunların bıraktığı deliklerden biri tam Mara'nın adı yazılıymış gibi açılmıştı kendi adı yoktu ama tanıdığı dosya dili devletin içinden gelen bir elin izlerini taşıyordu.
Karakola geçtiklerinde bekleme salonunda Avukat Ece Uslu onları bekliyordu kumral saçları dağınık yüzü yorgundu. Dün tam 5 dosyaya bakmıştı. "Neler oluyor böyle?" diye sordu Ece. "Daha biz de anlamadık ki." dedi Mara. "Ama birileri gözümüzün içine baka baka bizi hedef alıyor ece bu dosyayı tanıyorum çünkü…." Miray dosyayı Ece’ye uzattı. "Bu yırtık dosyada dört kişinin isimleri var ama son sayfa eksik." Ece'nin gözleri karardı. "Kimlikler belli mi?" Mara başını iki yana salladı. "Yok. Ama Feyza birinin askeriye bağlantılı olduğunu söyledi sivil ama asker kökenli bir ailenin çocuğuymuş." Ece derin bir nefes aldı. "Bu işin içinden devlet çıkacak gibi." Feyza içeri girerken başını salladı. "Kesinlikle ve bu sefer sizi de içine çekmek için hazırlanmışlar." Mara dosyaya baktı sonra masadaki kahvesine soğumuştu tıpkı içindeki huzur gibi. "Bu sadece bir başlangıç," dedi kısık sesle başını ona bakan kızlara çevirdi "Ve bizler tam bir oyunun içindeyiz bir infazın gölgesindeyiz."
Güneş, Doğu’nun dağlarına veda ederken karargâhın üzerini yavaşça karartıyordu. Askeri helikopterin pervanesi susmuş motorlar soğumaya başlamıştı. Terle karışmış tozlu üniformasını çıkaran Yüzbaşı Baran Hankırhalı, üs binasının girişine doğru yürüdü. Ayaklarında botların yorgunluğu, omuzlarında ise az önce tamamladıkları operasyonun ağırlığı vardı. Ama yüzündeki ifade? Tam tersine, zaferle karışık bir gevşeme…"Yavuz!" diye seslendi Üsteğmen. Yavuz Bahadıroğlu arkasına dönmeden yanıtladı."Ne var yine? Terli terli kucaklama yok demedim mi lan sana?" Baran güldü elindeki boş mermi kovanını Yavuz’a doğru attı. “Bu senden hatıra. Operasyon boyunca bir kere bile nişan almadın o yüzden bu sana yakışırdı kardeşim.” Kıdemli Üsteğmen Savaş Pala da içerden çıktı elinde bir çay bardağıyla.“Bir tek sen nişan alıyorsun sanki ha? Yavuz kurşun sıkarken dua ediyor resmen.” yavuz kaşlarını çatı lafını esirgemedi. "Ağzınızı toplayın lan ben dua etmem kurşunumun yörüngesi bile emirle gider," dedi Baran kıkırdayarak gülmeye devam etti. Sonra taşın üstüne oturdu botlarını gevşetti Bir an sessizlik oldu savaş çayından bir yudum aldı. Yavuz yere çömeldi gökyüzüne baktı."Bize izin var mı, Baran? Yoksa seni yine generalle tartışırken mi izleyeceğiz?" Tam o sırada Baran’ın cebindeki telefon titredi bilinmeyen numaraydı baran kaşlarını çattı.“Kimsiniz?” Yavuz hemen atıldı. “Ooo yoksa gizli bir aşk mı? Bize anlatmadığın bir şeyler var mı, komutanım?” Baran ciddileşti ayağa kalktı yürürken telefonu açtı.“Kimsiniz dedim?” gelen ses netti tok ve aceleciydi “Ben suçlar biriminden Feyza Çakmak Yüzbaşı bir olay var. Daha doğrusu Bir infaz dört genç...tek bir Kurşunla öldürülmüşler araçta bir dosya bulundu üzerinde sadece bir kelime yazıyor. ‘İnfaz’. Ve hedef belli ki sadece onlar değil.” Baran durdu artık gece inmiş etraf sessizleşmişti.“Benimle ilgisi ne bu olayın?” dedi temkinli bir sesle.”Ölenlerden biri... Selin Hankırhalı. Kardeşiniz mi?” Baran’ın elindeki telefon titremedi ama yüreği paramparça oldu.“…Evet. Selin… benim kız kardeşim.”Yavuz ve Savaş bir şeylerin değiştiğini Baran’ın yüzünden anladı baran dönüp bakmadı bile gözleri karanlıkta bir noktaya sabitlendi feyza devam etti. “Dosya Mara Düş’ün masasına düşmüş durumda savcının kaleminin adı Miray Daner olayı o yönetecek… Ama sizinde bu işin dışında kalmanız artık mümkün değil.”Baran gözlerini kapadı nefesini tuttu.
“abiişşş!” Selin'in neşesi ile baran güldü. “Dur kızım düşürceksin beni.!” Dedi kızarken şakadan. “Özledim abii kaç gün oldu biliyor musun.” Dedi abisine sarılırken. Baran hemen sardı kardeşini. “Gün saymam küçük hanım.” Saçına öpücük bıraktı. Selin abisin sıcaklığı ile güvende olduğunu anladı o an.“Ne zaman çıka bilirsiniz ailenize haber verilmedi daha yüzbaşım.?” Feyzanın sesi ile baran derin nefes aldı.“Yarın sabah.” Baran telefonu kapatırken yavuz yaklaşmıştı arkadaşın yanına.“Ne oldu lan? Yüzün bembeyaz.”Baran sadece bir cümle kurdu.“Selin... Selin’i kaybetmişiz.” Savaş’ın elindeki çay bardağını düşürdü Sessizlik uğuldadı o an Baran başını kaldırdı. “sabaha bileti bul ankara gidiyoruz”Adliye binasının içi sabahın erken saatlerinde bile yoğun bir uğultuyla doluydu. Resmî ceketler telaşlı adımlar ve sürekli çalan telefonlar arasında bir anlık sessizlik Mara Savcısı’nın odasının önünde çöktü.Baran, ellerini arkasında birleştirmiş, başı hafif eğik şekilde kapıya bakıyordu. Gözleri sert, yüzü ifadesizdi. Arkasında Yavuz, Savaş ve diğerleri sessizce sıralanmıştı. Her birinin bakışı aynı noktadaydı odanın kapısında. Birden kapı açıldı.
Genç bir kadın telaşla dışarı çıktı. Elinde dosyalar gözlerinde uykusuzluğun izleri vard baran’la göz göze geldiği anda bir adım geriye çekildi. Kalbi aniden hızla atmaya başladı. Adamın duruşunda bakışlarında bir tehdit yoktu belki ama… tuhaf bir ağırlık vardı. Miray, gözlerini kaçırmadan konuştu Tedirgin bir sesle kısık bir tonda. "Kimsiniz?" Baran cevap vermedi Yalnızca gözlerini ona dikti sanki bakışıyla söz söylemeyi tercih etmişti. Sessizlik uzarken Yavuz bir adım öne çıktı ceketinin içinden bir kimlik cüzdanı çıkardı. Açıp Miray’ın gözlerinin önüne uzattı. "TSK. Bordo Bereli. Görevli personeliz." Miray’ın nefesi yarım kaldı. Gözleri kimliğe takıldı, ardından Baran’a döndü. Gözlerinde belirsiz bir kıpırtı vardı.Yutkundu. Sonunda usulca sordu."Baran Yüzbaşı… değil mi?" Mara demişti ona bir asker geleceğini baran gelmeden zaten Mara onu araştırmıştı. Baran bu soruyu cevaplamadı gözlerini Miray’a sabitleyerek konuştu. "Savcı nerede?" Sorusu net sesi ise taş gibiydi. Sorunun altında bir baskı yoktu ama üstünde ağırlık vardı. Miray duraksadı ardından başını hafifçe öne eğdi sesi bu kez daha ciddiydi. "Sayın Savcım şu an... morgda. Otopside." Baran’ın kaşları çatılmadı yüzünde değişen hiçbir şey olmadı ama havadaki gerilim birkaç derece daha arttı. Arkasındaki Yavuz sessizce onun yanına yaklaştı, belli belirsiz fısıldadı. "Zaman daralıyor. Ne yapacaksak çabuk yapmalıyız." Baran gözlerini Miray’dan ayırmadan konuştu. "Otopsi raporu çıkar çıkmaz ilk bana ulaşacak. Bu dosya sadece adli değil... kişisel." Miray kelimeleri toparlamaya çalıştı. "Ben… ben gerekli notu iletirim. Siz... bu işle ne kadar ilgilisiniz?” Baran gözlerini kısarak cevap verdi. "O benim kardeşimdi." Sesi düz ama donuk bir öfkeyle yüklüydü. Miray ilk kez gözlerini kaçırdı. Baran’ın yanında durmak, içine buz gibi bir karanlıkta nefes almaya çalışmak gibiydi.“Dosya gizliye alındı yüzbaşı Baran HANKIRHALI.” Sert ses boş koridorda yankılandı. Miray gördü kişi ile hemen baranların yanından çıktı elinde ki dosyaları maraya verdi. “Savcım hepsi burda istediniz isimlerin aileleri.” Mara dosyayı aldında gözünü baran dan ayırmadı, baran ona döndün de. “Gizlilik kararı aldırcak kadar önemli bir dosya demek.” Dedi Savaş baranın arkasından. “her dosya önemli.” Dedi Mara sert sesle. Ece girdi koridordan. “Ay valla kafam kandırmıyor artık olay!” Dedi aralarından sıyrılıp çıkacakken ayağı takıldı tam düşüyordu ki yavuz belinden yakaldı. Gözleri bir birine bakarken Yavuz'un ela gözleri büyüdü. “Dikkat.” Dedi yavuz sertçe Ece hemen kendini düzelti. “Sağolun.” Diyip Mara’nin odasına girdi yavuz arkasından bakarken. Feyza girdi salona. “Hoş geldiniz yüzbaşım sizi karakolda beklerdik.” Dedin de baran gözlerini maradan aldı. “Dosyaya hemen gizlilik kararı çıkmış Feyza hanım.” Baranın dedi ile. “Öyle gerektiğini bilmenizi isterim.” Mara yanında ki arkadaşına baktında tekrar önüne döndü. “Selin HANKIRHALI ve Yanında olan üç erkek daha bir kuşun ile kafalarından vurulup hayatını kaybetti. Ve siz baran HANKIRHALI işime burnunuzu sokmıcaksınız.!”