Haiii ben geldiim yehuuu, yaşasıın.
Yazım yanlışlarım varsa affoluna, keyifli okumalar dilerim lokumlarım! Xx
+++++
"Son iki gündür tenimde bir kaşıntı olmaya başladı ve kaşıntının olduğu yer morarmaya başladı. Sanki... Sanki..."
"Ne? Sanki ne lan?!"
"Sanki bir dövmeye dönüşüyormuş gibi... Dün gördüğüm rüyayla başladı, bugün gördüğüm rüyadan sonra tenime baktığımda düne oranla biraz daha belirginleşerek yoğunlaştığını fark ettim." diye açıklarken telefonum cebimde titredi.
"Hassiktir, biri seni uykunda mühürledi mi lan yoksa?!" diye çıkıştığında kahkaha attım. "Yok daha neler..."
Telefonumu cebimden çıkartırken Taehyung'tan mesaj geldiğini gördüm.
komutanımm:
69 pozisyonunu gerçekten yaşatmamı istiyorsan söylemen yeterli Jeon ;)
jungkook:
hajsiktir|
ne|
siz nasıl|
şu an urda mısınız_|
konuşurken duydunuz mu|
safa yatmalıyım, evet haberşm yok benim|
ne saçmalıyosun aq|
pardon?
nasıl yani?
anlayamadım?
komutanımm:
gayet açıkça anladığını ikimizde çok iyi biliyoruz Jeon
jungkook:
sikerler böyle işi ya|
yoooo
yeni antrenman mı?
yoksa eğitim mi vereceksiniz?
komutanımm:
görüldü
(çevrimdışı)
--
"Nasıl bildi ki rüyamda 69 pozisyonunda seviştiğimizi gördüğümü..." diye kendi kendime söylendim. Kafamda deli sorular cirit atıyordu. Bu bir tesadüf olamazdı ki. İmkansızdı. Mesajını defalarca kez okumuştum.
Sonra da orada olup bizi dinliyorken onu yakalamak için koşturarak koridora kadar çıkmıştım ama ona dair hiçbir iz bulamamıştım.
Kesinlikle bir gönderme vardı. Rüyamdan kesinlikle haberi vardı. Jimin'e anlattığımı duymuş olmalıydı belki de. "Ah kahrolasıca çenem." diye huysuzca homurdanırken yanaklarıma hiçte nazik olmayacak şekilde patlatıp kendimi tokatladım.
Kesinlikle Jimin'e anlatırken duymuş ve ben onu yakalamak için harekete geçene dek çoktan tüyüp gitmişti.
Bana görüldü attığı için hâlâ burnumdan soluyordum. Gıcık şey, şişik egosuna bir gün iğne batırarak patlatacaktım onu istiyordu.
Elimdeki iğneye bakarken sırıtıp başımı iki yana salladım. Yırtılan çarşafımı dikmekle meşguldüm, ama zihnimi Taehyung asla rahat bırakmıyordu. Kafamın içinde resmen kira ödemeden kalıyordu.
Kabul etsem ne olurdu acaba diye düşündüm o anda. Evet yaşatmanızı istiyorum desem neler yaşanırdı? Bana ne cevap verirdi deli gibi merak ediyordum, ama ben hiç oralı değilmiş gibi davranmaya çalışmış, safa yatmıştım.
Rüyamdaki gibi sevişsek nasıl olurdu düşünmeden edemiyordum, lanet olsun.
Düşüncelerimin derinliğine dalıp gitmişken iğneyi diğer taraftan çıkartırken nasıl becerdiysem parmağıma batırdığımda kendime geldim. İğnenin saplandığı parmağımın ucundan iğne deliği kadar kan gelirken parmağımı ağzıma sokup emdim.
Sonra da parmağımı dudaklarımın arasından çıkartıp çarşafımı dikmeye devam ettim.
Tam dikme işlemim bitmişken, Jimin soluk soluğa koğuşa girdi. "Lan sen hâlâ burada mısın?!"
"Çarşafımı dikeceğimi söylediğimi hatırlıyorum?" diye sorusuna soruyla karşılık verdiğimde gözlerini devirerek güldü ve ellerini birbirine çarptı.
"Hadi toparlan çabuk, eğitime geç kalacaksın."
Kaşlarım havalanırken bakışlarım çarşafımdan Jimin'in bulunduğu noktaya kaydı. "Eğitim mi vardı?" Sabah ki eğitime girmiştik zaten, başka bir eğitim daha vardı da benim mi haberim yoktu?
"Benim iki gözümün çiçeği, gönlümün aşkı, kalbimin hırsızının eğitimi varya bugün Jungkook, nasıl unutursun?"
Sırıtarak başımı salladım. "Ha doğru." diye homurdandım bir yandanda. "Tabii seninkinin eğitimi olsa asla unutmazdın." diye bana laf soktuğunda hıhladım. "Ne alaka ne alaka."
Elini 'hadi oradan' dercesine sallayıp, "Geç bunları, kocamı göreceğim için çok heyecanlıyım." diyerek kıpır kıpır sağa sola gidip dolanıp durmaya başladı. "Kıçında kurt mu kaynıyor Jim?" diye söylendim.
-
"Seninki de burada." Araçlardan inerken en öndeki araçtan aşağıya inen Taehyung'u görüp Jimin'in omzuna patlattım. "Şöyle diyip durma, birisi duyacak."
"Yoon'un eğitimi ama beyefendi de burada, kesin seni görmek için katıldı." dediğinde bu defa Jimin'in kolunu çimdikledim. Jimin kıkırdayarak kolunu kendine çekip hülyalı gözlerle komutan Yoongi'yi izlerken, başını çevirerek benim olduğum tarafa bakan Taehyung ile bakışlarım çarpıştı.
Göz göze geldiğimiz anda, dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme görür gibi oldum, lakin bu saliselikti. Başını önüne çevirdi ve Yoongi ile konuşa konuşa ilerlemeye devam etti.
Eğitime katılacak tüm askerler peşlerine takılarak ilerlerken, omzumdaki teçhizat çantamı düzelttim.
"Komutanım komutanım." Jimin koşturarak Yoongi'nin yanına giderken ikisi sohbetlerine son verdi ve Jimin'e döndü.
"Ne var Jimin?"
"Adımı ne de güzel telaffuz ediyorsunuz öyle." Jimin'in hatlar şimdiden yanmaya, kopmaya başlamıştı ve komutan ağzına sıçacaktı, haberi yoktu. Duruma acilen müdahale etmek için araya girdim.
"Anlamadım?" Yoongi'nin cevabıyla Jimin 32 diş sırıtırken, "Hiç bir şey söylemedi komutan Min." diye soludum.
"Eğitim için çok heyecanlı sadece." diye eklediğimde Yoon'un gözleri kısıldı ve Jimin'i göz süzgecinden geçirdi. Ardından başını salladı ve tek kelime etmeden ellerini ceplerine sıkıştırıp ilerlemeye devam etti.
Jimin'e sakin olması ve çok çaktırdığını söyleyip onu uyaramadan peşinden ilerlediğinde başımı sabır dilercesine iki yana salladım.
Tam o sırada Taehyung Yoongi ile ilerlemek yerine beklemiş ve dikildiği yerden ayrılmamıştı. Yoongi'nin peşinden ilerlemeleri için askerlere işaret verirken, elleri ceplerinde bana doğru döndü.
"Gördüğün rüyadan sonra nasılsın Jungkook?" Derin sesindeki o kinayeli tını kaşlarımın çatılmasına sebep olmuştu. Yan çizmeye hazır bir halde olduğum için hızla, "Ne? Hangi rüya?" diye soludum.
Yanımızdan geçen askerlerin yeterince uzaklaştığına emin olduktan sonra başını çevirdi ve kulağıma doğru eğildi. "69 pozisyonunda seviştiğimizi gördüğün rüyadan bahsediyorum."
Sıcak nefesleri kulağımı sıyırıp geçerken içim titredi. Yanağımın içini ısırıp derin bir nefes aldım. "Koğuşları mı dinliyorsunuz komutan Kim?" diye hesap sorar gibi gözlerimi kıstığımda dudaklarının iki kenarı beğeniyle büküldü.
Ellerini ceplerinden çıkartmadan omuzlarını dikleştirip hafifçe geri çekildi ve gözlerimin içine baktı. "Koğuşları dinlediğimi de nereden çıkarttın?"
"Dinlemişsiniz işte, inkar etseniz de boş çünkü ben arkadaşıma anlatırken duymuşsunuz." diye huysuzca söylendim. Bunun başka bir açıklaması olamazdı çünkü, apaçık ortadaydı her şey.
"Bakıyorum da sende safa yatmayı bıraktın, rüyanı kabul ediyorsun yani." dediğinde ağzım bir karış aralandı. Boğazım kurumuştu. "Sadece rüyaydı." diyerek yanından geçtim. Olayı nereden nereye bağlamıştı ya, ben ne diyordum o ne diyordu.
Hızlı adımlarla ilerlemeye başlarken, arkamdan derin sesini işittim. "Rüyanı gerçekleştirmemi istemez misin yani?"
Elimle ağzımı kapatarak sırıtırken, ona cevap vermek yerine neredeyse koşar adımlarla çocuklara yetişmeye çalıştım. İstiyordum ama istesem bile bu kadar hevesli görünemezdim, onun benim peşimde koşması lazımdı.
-
Kayıklara tek tek binerken gözlerim en köşeden beni izleyen Taehyung'a kaydı. Ellerini göğsünde birleştirmiş, hafif çatık kaşlar ve her zaman muhafaza ettiği ciddi ifadesiyle beni seyrediyordu.
"Bu seni niye öldürecek gibi bakıyor lan?" Jimin ona sıra gelmişken duraksama yaşadığında sırıttım. "Ona pas vermedim de, gıcık oldu kesin." diye mırıldandım keyifle.
Jimin omzuma patlatıp, "Ben önden gidiyorum." diyerek kayığa bindi. Küreği çekmeye başladığında karada bir tek Taehyung ile ikimizin kaldığını fark ettim.
"Geç sen de." diyerek kayığa binmemi işaret ettiğinde başımı salladım ve sıranın bende olduğu gerçeğiyle diğer kayığa bindim.
Jimin aramıza biraz da olsa mesafe açmayı başarmış, ilerlemeye başlamıştı. Sırtımdaki çantamı düzeltip kayığa geçtiğimde Jimin başını çevirip bana baktı.
Yerleşmeye çalıştığım kayıkta küreği alıp suya daldırırken bakışlarım arkamda kalan Taehyung'a kaydı. Tam ona bakmaya çalışırken ağırlığım sol yana ağır basınca ne olduğunu bile anlayamadan kayık sola yatarak devrilirken ben de buz gibi suyu boyladım.
Suya aniden düşünce sudan çıkmış balığa dönmüş gibi nereden geldiğimi şaşırırken, kollarımı çırparak battığım suyun dibinden sıyrılıp su yüzeyine çıktım.
Jimin kahkahalara boğulup halime gülerken ona orta parmak çektim. Bakışlarım Taehyung'a döndüğünde bana doğru eğilip elini uzattığını gördüm.
O da halime gülüyordu. "Şapşalsın." dediğinde kaşlarımı çattım ve elini tutmak yerine hafifçe patlattım. "Tut elimi." dedi otoriter sesi.
Sonra da aklıma gelen hinlikle elini yakalayıp sıkıca tuttuğum gibi tüm gücümle asıldım ve onu suya çektim.
Cumburlop denize düşmesiyle derin bir kahkahayı patlattım. Suyun dibinden sıyrılıp su yüzeyine çıktığı anda şirince sırıttım.
"Beni suya mı düşürdün sen?!" diye tısladı. "Komutanım yanlışlıkla oldu." diye kıvırdım. Dudaklarıma yapışan sırıtışı dindiremiyordum bir türlü. Çünkü çok komikti.
O esnada yüzünden süzülen damlalara kaydı gözlerim. Tam da o anda atik bir hamleyle suyun içinde belimden sıkıca kavradı. Sert tutuşu nefesimi kesmeye yetti.
"Komutanını suya düşürdün demek." diye söylendi ve sonra gözleri hafifçe kısıldı. Kirpikleri ıslanmış gözleri daha da koyulaşmıştı.
"Cezalısın Jeon. Suyun altında tam anlamıyla 120 saniye nefessiz kalacaksın." dediğinde omuzlarımı hafifçe silktim. Tam sorun değil diyeceğim sırada, "Ama benimle birlikte." diyerek belime asılıp beni suyun içine kendisiyle birlikte çektiğinde şaşkınlıkla ona baktım.
Beni daha da yakınına çekerek asla beklemediğim bir hamle yaparak suyun altında dudaklarını dudaklarıma bastırdı.
**
Bölüm sonu :')





