Syon aramızdan ayrılalı 13 gün oldu. Yas zamanı bitmişti. 13 gün yas tutmamın sebebi, kardeşimi aramızdan koparan veya koparanların yasını önceden tutmaktı. Kardeşimi benden alanları bulana kadar 12 krallığın leydi ve lodlarına huzur olmayacaktı.
Kardeşim, bugüne kadar en çok kıskanılan lord olmuştu. Çünkü o kral olunca en güçlü krallık weehang krallığı olacaktı.
Plan 1: İmparatorluğun okuluna git.
Kardeşim öldürüldüğü için, okula gitme sırası bana gelmişti. Kardeşim syon her zaman okula 1 muhafızla giderdi. Ama kardeşimin ölümünden sonra babam beni 5 muhafızla okula gitmemi uygun bulmuştu. Yasika konuşmaya başladı.
"Leydim okula her yıl 13 krallıktan öğrenciler gelir. Okul ilk kurulduğunda leydilerin kılıç dersi alması yasaktı. Leydiler nezaket kuralları,dans,giyim dersleri alırdı. Lordlar ise kılıç,dans,giyim dersleri alırdı. Okul kurulduktan 2 yıl sonra bu sistem değişti. Bütün leydiler ve lordlar istediği alanlarda ders seçebilirdi, fakat dans dersi zorunlu kılındı. Hey yıl dans balosu olduğu için.
Odalarda ikişerli kalacaksınız. Leydiler ve lordların kalma düzeni ise şöyledir; lordlar leydilerin üst katında kalır"
Leydilerle lordların neden aynı katta kalmadıklarını zaten biliyordum syon sayesinde. Her zaman okuldan geldikten sonra okulda olan olayları yaşadığı her anı anlatırdı. Meşhur İmparatorluğun okuluna gelmiştim.
Bu eşikten içeri girdiğim an kardeşimin katilini bulana kadar burası herkesin cehennem bahçesi olacaktı.
Plan 2: Herkesin hareketlerini harfi harfine izle.
Ortak salona girdim bugün kan kırmızı fiziğimi belli eden bir elbise tercih etmiştim.
Belki bu göndermemi anlayan olur.
Ortak salonda herkesin gözü üzerimdeydi. Benimde gözüm onların üzerindeydi. Gözümü salonda gezdirirken Ahun'u gördüm syon'nun sevgilisi. Syon ile aşklarını bilmeyen yoktu bu diyarda birbirlerini çok seviyorlardı. İlişkileri saf ve temiz'di. Ahun beni görünce siyah elbisesinin eteklerini kaldırıp hızlı adımlarla yanıma gelip boynumdan sarılıp ağlamasına öyle devam etti. Etrafımızdaki bütün leydiler hakkımızda şimdiden konuşmaya başlamıştı.
"Baksanıza ablası hiç üzülmemiş"
"Geldi otoriter leydi"
"Kan kırmızısı giyinmiş,bu bize bir şeymi ima ediyor?"
"Bir ahun'a bak birde Vasilisa'ya bak. Bir leydi hiçmi üzülmez kardeşinin üzülmesine?"
Ahun kafasını boynumdan çıkardı yüzünde mahçup bir gülümseme vardı. Dudaklarını aralayıp geri kapattı. Etrafıma birdaha göz gezdirerek "Benim oda arkadaşım kim?" Dedim. Leydilerin hepsi susup birbirine baktılar. Beyaz tenli,mavi gözlü,buz mavisi beyaz karışımı saçlı kız konuşmaya başladı.
"Oda arkadaşın benim. Gel istersen odamızın nerde olduğunu gösteriyim." Derken yüzüne tatlı içtenlikle bir gülümseme takınmıştı.
Bense sadece kafa sallamakla yetinmiştim.
Ayağa kalkmasıyla yanıma gelmesi bir olmuştu. Ortak salondan çıkıp uzun koridorda yürümeye başlamıştık.
"Başınız sağolsun kötü bir durum oldu sizin için" yutkundu. "Odamızın, yerini gösterdikten sonra yemek saati ana salonda olucak herkes. Ama ilk önce seni bir güzel süslememiz gerek herkes görsün weehang krallığının leydisini." Bunların hepsini derken çok neşeli gözüküyordu. Anlam veremediğim bir neşe. Odamız uzun koridorun sondan 3. Odasıydı odayı açtığında odanın bir tarafı renkli diğer tarafı sade ve şık bırakılmıştı. "Ahun'a sorduğumda senin sade ve şık şeylerden hoşlandığını söylemişti. Bu arada benim adım Rryx!" Adını uzatarak ve büyük bir neşeyle söylemişti. Bu anlam veremediğim neşesinin sebebini zaman kaybetmeden sordum. "Rryx bu kadar neşeli olmanın sebebi ne?" Rryx hiç düşünmeden sorumu cevapladı. "Neşeli olmak için bir sebepe gerek yok Vasilisa! Şifacılar bile neşeli insanların daha sağlıklı olduğunu söylüyor!"
Tam ağzımı aralamıştımki Rryx hemen lafımı başlamadan kesti."Hadi odanın gördün Vasilisa. Artık ana salona gitme vakti." Tam kolumdan tutup gidecekken bir şey unutmuş gibi bana bakmaya başladı "Ne var?" Diye ani çıkış yapmıştım. Gelir gelmez şimdiden nefret toplamasam daha iyi olucak."Vasilisa seni süslemeyi unuttuk!" Of çekmeye başlamıştı. "Yahu nasıl olurda unuturum ben böyle bir şeyi!" Çekmeceden zarif kan kırmızı ve siyah dekorları olan bir taç ve kolye çıkarmıştı. Taç ve kolye elbisemle birlikte büyük bir uyum yakalamıştı. Aynada kendime bakarak "güzel oldu böyle yeterli." Diyerek bir neviyen hemen ana salona gitmeyi istediğimi belirtmiştim. Rryx aynada buz mavisi saçlarıyla oynarken "Ben yaptıysam güzel olur" Derken yüzünde gurur verici bir ifade vardı.
Hiç zaman kaybetmeden odadan hemen çıktık. Kolumdan tutup dışarıya çıkarması aynı anda olmuş gibiydi. Kolumu iyice kavradığından emin olmak için koluma baktı. Hemen ardından hızlıca merdivenlerden 2 kat yukarıya çıktık. Ana salonun önünde durup kolumu bıraktı ve bana baktı. "Ana salona ilk girişin asil bir giriş yapmalısın Vasilisa" Diyerek muhafızlara kapıyı açmalarını işaret etti. İki büyük kapı açıldı. Herkes bize bakakaldı. Rryx'in dediği gibi en asil şekilde yürümeye başladım. Gözüm ise lordlar'daydı hepsi bize bakıyordu. Biri gözüme çarpmıştı. Rryx'in erkek hali gibiydi bi ona bir Rryx'e baktım. Rryx bunu anlamış olmalıydıki "o benim ikizim." Dedi dediğine karşı kafa onaylar şekilde kafa salladım. Ve tekrardan başladı fısıltılar. Bu sefer lordlar'ın masalarından geliyordu fısıltılar.
"Syon'nun kardeşi meydana çıktı"
"Şuna bak, kendini bir şey sanıyor. Kılıç dövüşünde karşıma geçsinde göreyim"
Masadaki bir kaç kişi hariç herkes kahkahalar atmaya başmıştı. Kahkaha atmayanlardan biride Rryx'in ikiziydi. En azından bazı krallıklar çocuklarına saygı'yı öğretmişti.
Rryx'le bize yer ayırmışlardı.Tam bize ayırdıkları yerlere otururken, Bir ses yükseldi. Acı içinde bir ses.Salondaki bir çok kişi ayaklandı diğerleri ise korkudan masanın altına girmişti. Salondaki herkese göz gezdirdim herkes ne olduğunu anlamaya çalışır gibi birbirine bakıyordu. Elbisemin eteklerini kaldırıp koşarak iki büyük kapıya doğru koşmaya başladım. "Vasilisa dur!" Diye bir ses yükseldi. Sesin sahibi Rryx'ti ama durmaya niyetim yoktu. İki büyük kapıyı açıp hızlıca iç güdülerimi kullanıp nereye gideceğimi düşünmeye başladım. İçimdeki sesi dinleyip sol tarafa doğru yol aldım. Arkamdan bir sürü ayak sesleri geliyordu. Sol tarafa döndüğümde mavi gözlerim yerdeki kan birikintisiyle buluştu. Gözlerim yukarıdan damlayan kana kaydı. Kafamı tavana çevirdim tavanda parmakları kesilmiş karnına kama saplanmış bir ceset vardı. Bir ses daha yükseldi arkamdan "hayır! Anais!" Diye feryat eden bir ses. Arkama bakmak istiyordum. Ama gözümü yere damlayan kırmızı sıvıdan alamıyordum.
