İçeriğe geç

İmparator'un Kanı

Bölüm 6 · 11 dk okuma

İmparator'un Kanı

Bölüm 6

5.Fasıl : imparator'un Kanı

Çok uzun zamandır imparatoriçeyim belki halk için kısa bir süre ama benim için çok uzun batmış bir imparatorluğu ayağı kaldırmama gerekiyordu ne kadar her işi sihirle yapıyor olsakta bir düzen gerekiyordu komşuculuk Leheteye verilmeyen bitkiler yüzünden onlarda zor durumda kalmıştı ama hepsini çözmüştüm ve artık imparatorluk iyi durumdaydı uzun süredir olan kuralık festivalden sonra kaybolmuştu benim uyuduğum üç gün boyunca yağmur durmadan yağmıştı bu sayede hem toprak hemde su değirmenleri ve dereler yeterince su almıştı ama şimdi daha büyük bir sorunum vardı lanet beni hapsediyordu kendine belki de ölümüm yakındı Esterde sonra en az imparator olan ben olacaktım onda da az 8 yıl. Kapı iki kaz tıklandı.

“İmparatoriçem doktor ve zehir uzmanı Nanar geldi içeri alalım.” Muhafızın sesi ile sandalyede uyuyan Mahan hızla yerinde kalktı ve kılıcına elini attı ama hemen geri çekti.

“Kusura bakmayın imparatoriçem alışkanlık.” Hiçbir şey demedim üstünü düzeltip kapıyı açtı muhafız onu görünce şaşırdı.

“Başmuhafız Mahan ?” Mahan boğazını temizledi.

“Doktor gelebilir.” Muhafız şaşkın bakışlar ile kenara çekildi ve kahin Nanar içeri girdi Mahan kapıyı kapattı.

“İmparatoriçem nasılsınız ?” Dedi eğildi.

“Teşekkürler iyim.” Nanar Mahana baktı Mahan yanına geldi.

“Nanar buraya geldiğini kimse bilmeyecek mümkün olduğunca kısa sürede Santapli’yaya geri dön.” Nanar bana baktı elini ağzına koydu.

“Yoksa doğru mu ?” Kendimi küçük düşmüş hissediyordum.

“Evet seni lanet için getirdim buraya asıl görev yerin burası değil biliyorum ama burada olan kahinlere gösteremezdik.” Diye açıkladı Mahan kahilerin görev yerleri doğduğunda belirlenir bu belirlenme onların arasında normal biri bilemez ve görev yerleri dışında bir yerde olamazlar İmrizagta çok fazla kahin var ama Lehtede yok bu yüzden istesekte Lehet kahin veremeyiz aksi halde lanetlene biliriz.

“Pekala bana laneten bahsedin.” Derin bir nefes aldım bunda bahsetmek beni küçük düşürüyordu ama bu ağrılarla devam edemezdim.

“Lanet imparatoriçe olduğumda çıktı göğsümde bir siyahlık çok tuaf yani leke gibi değil ama lekeye benziyor ilk çıktığında çok acı çekmiştim sonra geçti festivalden önce ağrılarım oluştu sorna festivalde bayıldığımda o siyah leke boynuma kadar çıktı şimdi ise küçüldü hala ağrılarım var.” Nanar pür dikkat beni dinledi.

“Eğer izin verirseniz bakmak isterim.” Başımla onayladım Nanar yatağın başına geldi ben göğsümü açarken Mahan arkasını döndü Nanar siyahlığa baktı kafasını kaldırıp bana baktı göğsümü kapattım.

“Bu lanet periapta olandan yani bu lanet sayesinde sizi izleye biliyor her düşündüğünüzü duyabiliyor ve sizi kontrol ediyor.” Yani Ester beni duyabiliyordu ama hiç kontrol ettiğini hissetmedim belkide öldüğü içindir. “Küçülmesinin sebebi üçüncü bir kişi.”

“Üçüncü bir kişi ?” Diye sordum karmaşıklaşıyordu.

“Şöyle anlatayım bu laneti yapan kişi sizi izleyebiliyor isterse kontrol eder ama bunu yapması için sizi zayıf olmanız gerekir izler her şey duyar ama kontrol edemez zayıflık ise duygulara bağlıdır çok sert birisiniz bu yüzden sizi kontrol edememiş olabilir ama izlemiş küçülmesinin sebebi üçüncü kişi derken sizin birine duyduğunuz duygular , karşılıklı duygular bu duygular sayesinden sizile olan bağı zayıflamış vefestivalde kopmuş ama bu laneti kaldırmaz eğer biraz daha direnirse sizi kontrol dahi edebilir.” Dedi soluklandı bende duyduklarımı toparlamaya çalıştım duygular kime karşılıklı bir duygu besliyor olabilirim.

“Bu lanet bizde epoidai olarak geçer imparator için yapılmış bir lanet imparatoru öldürmek isteyeni imparator lanetler ölse dahi kontrol eder hatta öldürebilir sadece bu kişinin saf iyi duygularo bu kontrolü durdurur ama laneten kurtulmak istiyorsanız imparatorun kanı lazım.” Dedi son daki cümle beni şoka soktu Esterin kanı lazımdı ama yok.

“Ester’in Kanı.” Diye kendi kendime söylendim.

“İmparator’un kanı !” Diye tekrarladı Mahan. Bu gerçekleri atlatmam uzun sürecekti duygular, kan ve lanet hepsi karmaşıktı ölen birinin kanını alamazdım hemde yanmış birinin bu lanetle yaşamaya devam edecektim.

“Lanet imparatoriçeyi öldürebilir mi ?” Diye sordu Mahan Nanar dudak büzdü.

“Bu Ester’in iyiliğine kalmış o isterse öldürür.” Bana döndü. “Şuan bağlar kopmuş ama yakın zamanda tekrar Ester eline alır siz güçlü olmaya devam edin.” Başımla onayladım Nanar odadan çıktı Mahanda onunla beraber ben düşüncelerimle baş başa kalmıştım hiçbir şeyi kafamda toplayıp düşünemiyorum neye şaşıracağımı bilemiyorum yanmış kül olmuş birinin kanını bulamam bu lanet sonsuza kadar sürecek ama ben imparatoriçe olmaya devam edeceğim her zaman olduğu gibi kimse bilmeyecek bu laneti ben ölene kadar hiç kimse öğrenmeyecek halk her zaman bu lanete inanmadığımı bilecek ve lanet hiç olmadığını bilecekler ben bu lanetle ölüp gideceğim ama kimse laneti bilmeyecek.

Aslında herkes çok güçlüyüm sihir konusunda becerikliyim bir soy değilim ama tüm soyların yetenekleri bende var bir kahin gibiyim ama kahinde değilim eğer yapabilirsem bu laneti yok edebilirin...Ah! Ne saçmalıyorum bu sihir güçleri laneti yenemez bir kahin bile bu laneti kaldıramıyor ben asla yapamam sadece kendimi kandırıyorum iyi bir imparatoriçe olmak dışında hiçbir şey yapmamam. Kapım çaldı ve içeri Mahan girdi.

“İmparatoriçem bugün ayağı kalkabilecek misiniz ?” Başımı olumsuzca salladım belki yarın yataktan kalkardım ama bugün dinlenmek istiyordum uyumak ve bütün bunlardan kurtulmak istiyorum.

“Siz iyi misiniz ?” Diye sordu Mahan benim kadar şaşkındı laneti daha yine öğrenmişti ve şimdi gerçeklerle daha da şaşkındı ama ben yılardı bununla ilgileniyordum ve Ester her şeyi duyuyordu.

“Bilmem uzun zamandır bu lanetleyim ve böyle bir şey olduğunu bilmiyordum.” Dedim.

“Bu sizi şaşırtı evet hatta üzüldünüz belki korktunuz ama bağ kopmuş bu iyi bir şey.”

“DEĞİL !” Diye çıkıştım tüm sinirimi ondan çıkaracaktım. “Bu iyi bir şey değil ben zayıflıyorum bu bağ tekrar oluşacak ve ben dahada zayıflayacağım .” Diye bağırdım çok sinirliydim ama Mahan sakindi.

“Sizi kimse yenemez sizi zayıf haliniz bile bizden çok güçlü.” Gözlerimi kapatım sinirden ağlamak üzereydim ve kimse beni böyle görmemeliydi.

“Seni öldürtmeliyim tüm sırımı biliyorsun.” Gözlerim kapalı olsada gülümsediğini anladım.

“Sorun değil öldürebilirsiniz.” Gözlerimi açtım ona baktım. “Ölmeyi bu kadar çok istiyorsan seni öldürebilirim.” Dedim –ki şuan bunu yapabilirdim böylelikle sırrım sadece bende kalırdı-

“Siz ne emrederseniz.”

“Gidiğ herkesi taht odama topla aşçıları ve hizmetlileri herkesi ve imparatoriçenin geleceğini söyle.” Dedim başıyla onayladı ve odadan çıktı ben de yataktan kalktım birgün daha dinlemek istiyordum ama ben yokken yine bir şeyler olabilirdi dedikodular çıkabilirdi asla böyle bir şeyi göze alamazdım. Üstümü değiştirdim saçımı açık bırakıp başıma tacımı taktım elime asamı aldım belime kılıcımı geçirdim bu halimi göre herkes benim sinirili olduğumu ve birilerine bedel ödeteceğimi anlar lanet ancak ben zayıf olduğumda beni elegeçirebilir bende asla zayıf olmayacağım. Taht odasına girdim herkes oradaydı başları önlerinde eğikti benden korkuyorlardı elbette kimseyi öldürmeyecektim kaşınmadıkları sürece.

“Beni kim zehirledi ?” Sakin ve emredici bir sesle sordum kimseden ses çıkmadı sinirle soludum. “Eğer şimdi itiraf ederse hapse girer ama ben bulursam öldürürüm.” Nasıl olsa kimse bir şey yapmamıştı kimse bir şey söylemeyecek bir nutuk çekip korkutup tekrar işlerine gönderecektim bulamamış olarak kalacaktı.

“Ben yaptım efendim.” Aşçı Arden konuşutu şaşırdım ama bunu belli etmedim ama Mahan şaşkınlıkla kaşlarını kaldırmıştı.

“Sen mi yaptın neden ?” Diye sordum başını kaldırmadı diğerlerine baktı. “Hizmetliler bu kuraklık yüzünden üretimin azaldığını ama nufusun çoğaldığını söyledi sonrada sizin birilerini öldürüp bu nufus artmını durduracağını söyledi bende çareyi sizi öldürmekte buldum hem ben hep Konsiyon ailesinin tarafını tutmuşumdur.” Yalan söylüyordu eğer kimse ortaya çıkmasa herkesi öldüreceğimden korkuyordu bu yüzden kendini kurban olarak seçmişti.

“Kaç çocuğunuz var ?” Diye sordum korkuyla yüzüme baktı.

“Lütfen onlara bir şey yapmayın hepsi benim suçum sizi ben zehirledim kimseye bir şey yapmayın.” Yalvarışını dinlemedim.

“Kaç çocuğunuz var ?” Yalvarırı bir sesle. “5 çocuğum var ikisi erkek üçü kız.”

“Herkes çıkabilir siz kalın aşçı Arden.” Hizmetliler üzgün gözlerle aşçıya bakıp çıktılar bazıları ağlamaya bile başlamıştı.

“Beni sevmediğiniz için mi zehirlediniz ? Ölmem için mi ?” Başıyla onayladı. “Bana uzun yıllar çalıştınız aşçı Arden o yüzden sizi affediyorum ama bir şartım var.” Bana umutla baktı.

“Kızlarınızdan yada oğlularınızdan herhangi biri yaşı geldiğinde iyi bir savaşçı olacak.” Gülümsedi dizlerinin üstüne çöktü.

“Size minetarım imparatoirçem bir an olsun onları öldüreceksiniz diye çok korktum.” Bir an olsun bende çok istedim öldürmek ama hiçbir suçu yoktu.

“Tek hatan olsun şimdi işinin başına dön !” Dedim dizlerini üstünde eğildi hemen kalkıp taht odasından çıktı odada kimse yoktu bir tek ben vardım elimdeki asayı yere bıraktı neredeyse çöküp ağlayacaktım sırf diğerlerine bir şey olmasın diye 5 çocuğunu yetim bırakacaktı bu adam bana bir yerden tanıdık geldi halkın karnı doyması için kızlarını yetim bırakan bir aile getirdi aklıma annem ve babamı tüm mal varlıklarını aç insanları doyurmak için feda ettiler sonunda canlarını bile ve ben tek kaldım kimsesiz kaldım bu yüzden laneten korkmadan imparatoru Esteri öldürdüm benden alınan bir aile, aç insanlar vardı onlar için daha fazla çocuk yetim kalmasın diye ama insanlar bende korkmaya başladı ben onlar için çok şey yaptım onlar benden korktu oysa ben korkulacak biri değilim. Tahta odasından çıktım hizmetliler hala oradaydı bana baktılar ama hiçbir şey demedim ama bağırmak istedim o aptal Ester gibi keyfime takılmadım geceler boyu çalıştım sizin için ama siz bende korkuyorsunuz. Bir yandan bunu ben istedim bana saygı duymalarını ama bunu isteme sebebim onlardı benden nefret etseler bile bana saygı duysunlar istedim ama fazla aşıraya kaçtım bu zalimlik oyununa bende inandım ve gerçek bir zalim oldu yada kanımda olan zalimliği ortaya çıkardım.

Kendimi sarayın dışına vurdum ormanın için saray görünüyordu ama yine de uzaktım bir kütüğe oturdum ve düşünmeye başladım belkide artık bu imparatoriçeliği beceremiyordum aslında çok iyi bir imparator bulup başa geçirsem ve artık kendi hayatımamı baksam bu lanet hep benimle gelecek nasıl olsa ha imparatoriçeyke ha normal bir insanken hep benimle olacak o yüzden belkide halkın istediğini yapıp bırakmak olabilir hatta başa Reneyi geçiririm hem Konsinyon ailesinde en iyi si o olur ama verdiğim bunca savaş boşa mı gidecek Ester boşunamı ölmüş olacak. Kafam o kadar doluki nasıl boşlacağını bilmiyorum herkes imparatoriçe olmamı istemiyor ama en iyi imparatoriçe benim herkes bu kadar rahat yaşıyor aç değiler ilk defa yağmur bile yağdırdım ama insanlar nankördür sizler iyilik yaparsınız onlar daha fazla ister siz geri çekilirsiniz ve bir anda dünyanın en kötüsü siz olursunuz insanları gözü doymaz onların gözünü doyurmak zordur hele aç insanın karnı doydumu daha fazla yemek ister halk bana bunu yaptı karınları doydu ve benden nefret ettiler.

“İmparatoriçem burdaymışsınız .” Atan inen Mahan yanıma geldi önümde diz çöktü bu lafa çok alışmıştım imparatoriçem bende bencilik ediyor olabilir miyim ? Belkide bu saygıya alıştım şimdi vazgeçmek istemiyorum.

“Ben zalim biriyim.” Dedim Mahan anlamaz gözlerle bana baktı. “Sanırım boşuna lanetlendim halk beni sevmedi ve bu imparatoriçeliği beceremedim.” Dedim sanki beni sadece o dinliyormuş ve anlayormuş gibi ona anlatıyordum ama biliyorum sadece yerinden olmak istemiyor benden sonra bir başkası gelse onada aynı şekilde davrancak yoksa aksi takdire başkomutan kalamaz.

“Siz çok iyi bir imparatoriçe oldunuz halkın yarısıda sizi seviyor hem hep öyledir sevenler olur birde sevmeyenler tüm hükümdarlar için geçerlidir bu.” Dedi ama pek tatmin edici değildi.

“İmparatoriçelikten vazgeçeceğim Rene başagelecek artık bana imparatoriçe demek zorunda kalmayackasın.” Dedim kendini bu kadar zorlamak zorunda kalmayacak.

“Siz çöpçü dahi olsanız ben size imparatoriçem diyeceğim çünkü siz hep benim imparatoriçem olarak kalacaksınız.” Güldüm.

“Aynı cümleler Reneyde mi söyleyeceksin daha önce Esterede söyledin mi ?” Mahan elimi tutu.

“Eğer imparatoriçelikten vazgeçerseniz bende başkomutanlıktan ve başmuhafızlıktan vazgeçerim.” Sinirleniyordum onu herkes çok seviyordu.

“Ben korkunç ve zalim bir imparatoriçeyim senin gibi düşmana korku salan ama halka sevecen davranan biri değilim binlerce halktan kişi isyan ettiği için astırdım.” Mahan başıyla onayladı.

“Evet biliyorum astırdınız ama onları ben yakaladım iplerini tek tek ben boyunlarından geçirdim ve snadalyelerini ben ittim şimdi onlar siz mi oluyorsunuz yoksa ben mi ?” Elim yanağına gitti.

“Bu işe yaramaz Mahan.” Dedim ayağı kalkıp yanıma oturdu elini elimden çekmedi. “Yapmayın siz giderseniz halk aç kalır.” Elimi sıktı. “Hepimiz yarım kalırız en çokta ben.” Dudağım kıvrıldı Mahan boğazını temizledi ve ellerini çekti.

“Yani sonuçta bana birçok ünvanı siz verdiniz maaşımda iyi siz giderseniz hepsi geri alınır diye öyle dedim ayrıca iyi birer arkadaş olduk sayılır.” Diye açıkladı gülümsememi sakladım. “Yine de sizin kararınız.” Dedi sonra sustu gözlerini kaçırdı içinde aptalca konuştuğu için kendine kızdığını tahmin edebiliyorum.

“Ben bunda 11 yıl önce ailemi kaybettim sebebi Esterdi ondan nefret ederlerdi aç olan insanlara yardım ederdiler ve çabuk ölmesi için dua ederdiler birgün askerler geldi ve onları götürdü meydanda astılar sebebi ise aç onlan insanalara yardım etmeleriydi böylelikle ayaklandırma başlatıyorlarmış onları meydandaki asılı oldukları yerden ben çıkardım ve götürüp gömdüm sadece birkaç ay sonra Ester bana adamlarını gönderdi yani seni gönderdi evlenme teklif etti o gün kılıç çektiğimde hepiniz oracıkta öldürmek istedim ama durdum ve daha kalıcı bir intikam almak istedim hem halk için hem de kendim için bir yıla ancak kendimi toparladı sonra bir ordu kurdum ve imparatoriçe oldum halk sanıyorki bunu keyfim için insanlar bana itaat etsin diye yaptım ama öyle değil aç insanlar için benim ailem ölmeyi göze aldı ben ise lanetlenmeyi.” Mahan başını yere eğdi.

“Bunca şeyi neden sakladınız ki söyleyin gitsin halkta öğrensin.” Bana baktı elerini omuzlarıma koydu. “Ben o gün fark ettim sizden iyi bir imparatoriçe olacağını ama yalan söyleyemem çokta korktum Esterle evleneceksiniz diye.” Yalvarır gibi son kez tekrarladı.

“Lütfen imparatoriçelikten vazgeçmeyin.” Kaşlarımı kaldırdım.

“Eğer imparatoriçel olmaya devam edersem seni astırırım ona göre.” Dedim güldü.

“Astırın imparatoriçem.” Dedi kendimi daha iyi hissediyordum artık daha hafif bir yük taşıyormuş gibi hissediyordum birine anlatmak daha iyi gelmişti. “Teşekkürler Mahan sırrımı taşıdığın için ve ban destek verdiğin için.” Mahan gülümsedi.

“Her zaman imparatoriçem.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.