İçeriğe geç

İmparator'un Kanı

Bölüm 2 · 10 dk okuma

İmparator'un Kanı

Bölüm 2

1.Fasıl: Başkomutan'ın dönüşü

Gözüme vuran gün ışığı ile gözlerimi açtım yatakta doğruldum odamda ki kocaman camdan dışarı baktım güneş daha yeni doğmuştu yataktan kalktım üstüme sabahlığımı giydim bugün sanki yorgun gibiydim uykumu iyi alamamıştım sanırım devlet işleri beni yormaya başlamıştı ya da bu yatağı değiştirmeliydim belki de kuş tüyü bir yatak daha iyi olabilirdi sanırım bunu çok daha sonra düşüneceğim. Üstümü değiştirmeliydim bunun için yardım almıyorum imparatoriçe olmama rağmen bazı şeyler için himetçileri kullanmıyorum mahremiyete inan biriyim. Üstüme kırmızı omuzları kabarık kolarımı kapatan bir elbise giydim göğüs dekoltesi yok denebilecek kadar az çünkü iki göğüsümün arasında kocaman bir sihaylık vardı bu doğum lekesi değil Lanet tabii bu sadece benim bildiğim bir lanet eğer biri öğrenirse kesinlikle İmrizagın lanetlendiğine inanırdı bu yüzden bu bir sır. Sırtıma kadife bir pelerin geçirdim makyaj masasına oturdum kapım çaldı.

“Gir.” Dedim iki hizmetçi ve sağ kolum Rene geldi üçüde çok neşeli gözüküyordu.

“İmparatoriçem çok güzel gözüküyorsunuz bugün.” Aynadan ona bakıp gülümsedim lanet yüzünde saçlarım bembeyaz olmuştu sadece tek bir tutamı lacivert kalmıştı o benim gerçek saç rengimdi.

“İmparatiçem isterseniz bugün size harika bir topuz yapalım nede olsa bugün önemli birgün.” Uzun siyah saçları olan Berna’ya baktım.

“Önemli birgün mü ?” Diye sordum Berna Rene’ye baktı Rene bir adım yaklaştı.

“Baş muhafız ve Başkomutan Mahan bu sabah bir bildirge gönderdi tüm isyanlar bastırılmış geri dönüyor.” Kafamı aynaya çevirdim.

“Başmuhafız olduğu için tabii geri dönecek bu bugünü önemli birgün yapmaz.” Berna eğildi.

“Bağışlayın ama başmuhafız Mahan’ın gelişinden değil isyanların bastırılmasından bahsediyordum.” Arkama yaslanıp saçlarımı savurdum.

“İsyanlar elbete bastırılacaktı sonsuza kadar süremez.” Dedim şuana kadar hiç konuşmayan Nifa konuştu onun uzun kızıl saçları ve tatlı çileri vardı.

“Başmuhafız Mahan size ilk bağlılık yemini eden ilk muhafız saraya kılıcınızla girer girmez diz çöküp “eğer başırırsanız size ölene kadar hizmet ederim imparatoriçem ama başaramasanız-“ Sözünü kestim.

“Ben sizi öldürürüm boynunuzu koparırım demişti Nifa bu iyi bir şey değil.” Dedim Nifa şaşırdı Rene ikisine de kızgınlıkla bakıyordu sinirimi bozarlarsa onları öldürteceğimi düşünüyordu öyle de yapardım.

“Ama başmuhafız Mahan sizi kılıçla görür görmez uşak Lonogo’ya bu kadın hepimizi elegeçirecek demiş hatta kırmızı taş onda da demiş.” Bernaya baktım kırmızı taş onda demek tanrı onu hükümdar olarak seçmiş demekle aynı şeydi Mahan gerçekten sadık biriydi ama biraz abartıyor gibiydiler.

“Tamam bu kadar yeter !” Dedim üçüde başlarını yere eğdi. “Saçımı topuz yapabilirsiniz ayrıca başmuhafız ve başkomutan olan Mahan için bir karşılama töreni hazırlayın.” Rene başını kaldırdı.

“Hazır bile imparatoriçem bugün çok bir işinizde yok Soy Nadir görüşmek istiyordu ama yarına erteledim bugün başmuhafız Mahanla özel olarak bir toplantı ayarladım sıcağı sıcağına isyanları konuşun.” Başımla onayladım. Berna ve Nifa saçımı ve makyajımı yaptılar odadan Reneyle çıktım onlar odamı düzelteceklerdi taht odasına gittim benimle görüşmek isten biri vardı halktan biri Rene ısrar etsede görüşmemem konusunda ben görüşmek istedim.

Bugün harektli olacak.

Taht odasına girdim yaşlı bir kadın ve çok küçük bir çocuk vardı muhafızlar ve yaşlı kadın eğildi küçük çocuk eğilicem derken yere düştü Rene gülümser gibi oldu ama hemen bana baktı geçip tahtıma oturdum.

“Söyleyin bana nedir benimle konuşmak istediğiniz konu.” Yaşlı kadın başını kaldırıp bana baktı gözlerinde ki korkuyu görüyordum.

“İmparatoriçem çoğu kişi sizi istemese de ben sizin imparatoçe olmanıza çok sevindim belki bunun için çok geç kaldım.” Başımla onayladım.

“Bir 8 yıl kadar geç kaldınız evet.” Dedim bunu biraz alayla söylemiştim küçük çocuk kocaman gülümseyip yaşlı kadına baktı.

“Evet haklısınız ama 8 yıl boyunca bir arayıştaydım sizi korumak için bir kahin aradım eğer lanet doğruysa sizi bulmasını istemedim.” Cebinde küçük kırmızı bir kutu çıkardı bana uzatı tahtan kalkıp kutuyu aldım içini açtım bir yüzük vardı mor kocaman bir taş damla şeklide etrafında küçük elmaslar vardı bu taş Arkeles ailesnin taşı olmalı ama çok nadir ve pahalıdır.

“Bu beni laneten koruyacak mı ?” Yaşlı kadın bana sorar gözlerle baktı.

“Ne ... ee şey evet laneten koruyacak.”

“Peki hangi laneten uzun arayışta olduğunuza göre lanet öğrenmişsinizdir.” Yaşlı küçük çocuğa baktı.

“Bu zor bir lanet umarım sizi bulmaz.” Dedi kutudan yüzüğü çıkarıp yüzük parmağıma taktım şimdi anlamıştım.

“Eğer lanet sizi bulursa ben sizi korurum İmparatoriçem.” Dedi küçük çocuk ona baktım.

“Senin adın ne ?” Diye sordum belli ki iyi bir savaşçı olacaktı.

“Benim adım Ereyi ve sizi ölene kadar koruyacağım.” Gülümsedim diz çöktüm kolarına dokundum.

“Ereyi sana söz beni hep sen koruyacaksın.” Çocuk gülümsedi.

“Sizin başmuhafızınız mı olacağım ?” Başımla onayladım.

“Evet başmuhafız olacaksın.” Çocuk gülümseyip yaşlı kadına baktı.

“Yerime çok çabuk biri buldunuz imparatoriçem.” Kapıya baktım Mahan kapının orada Rene’nin yanında duruyordu ayağı kalktım ciddileştim yanımıza geldi yaşlı kadını yanına gelip eğilip selam verdi.

“Hoşgeldin başmuhafız Mahan.” Dedim Mahan tekrar eğilip selam verdi.

“Hoşbuldum imparatoriçem.” Dedi yaşlı kadına baktım.

“Size teşekkür ederim umarım beni korur.” Kadın eğildi.

“Asıl ben teşekkür ederim izninizle.” Dedi başımla onayladım kadın selam verip çocuğu sürükleyerek taht odasında çıktılar bende geri tahtıma oturdum Mahan tam karşıma geçti.

“İmparatoriçem size gurular söylerim ki zafer bizimdir.” Kolarımı tahtın kolarına uzattım.

“Yani isyancılarla olan savaşı kazandık.” Dedim Mahan başıyla onaydı.

“Evet ama sizinde dediğiniz gibi zafer kazanılan değil kaybedilen savaştır orada gösterile centilmelik daha önemlidir.” Başımı salladım.

“Size bir karşılama töreni yapılacak ona hazırlanabilirsiniz.” Dedim eğildi ve çıktı Rene tahtın önüne geldi.

“Ne terbiyesizlik öyle taht odasına sessiz sessiz girmeler resmen size meydan okudu.” Korkuyla bana baktı. “Yoksa kendisi yeni bir isyan çıkarmasın.” Ayağı kalktım Mahanın ihanet etmeyeceğini biliyorum ama bu biraz beni düşüdürdü.

“Çalışma odasına geçiyorum karşılama törenine kadar işlerimi bitireceğim bana bir elbise seç ayrıca Mahan olan görüşmemi akşam saatlerine at araya Lehteden gelen temsilciyle olan toplantımı al hemen yola çıksın zahmete girmesin daha fazla daha sonra... ikiz lordlarla olan görüşmem kaçta ?”

“Daha iki buçuk saat var onlardan hemen sonra Lene ve Leze sizinle görüşecek.” Bana kızacak olsalarda ertelemek istiyordum.

“Lene ve Leze’nin görüşmesin başka bir tarihe ertele bugün biraz yorgunum daha sonra görüşeceğim.” Dedim bunu elinde ki not defterine not etti.

“Tamamdır başka bir emriniz.”

“Yok.” Dedim parmaklarımı şıklatım ve çalışma odasına ışınlandım bu zor bir sihirdi ama benim için çok kolay bir sihir bu yüzden bir imparatoriçeyim Esteri yenerek kendi hükümdarlığımı ilan ettim ilk kadın hükümdar oldum İmrizag için.

Uzun bir çalışmanın ardından Lehet’nin temsilcisiyle görüştüm Lehtede bazı sıkıntılar vardı ama hala ticarete devam edebileceklerdi gerekli olan bitkiler için esnaflarla görüşmesi gerekti ve benim iznim lazımdı bende izni verdi onlarda bize gerekli olan bitkileri verecekti ayrıca kılıçlar içinde konuşmuştuk hala kayıptılar bu kılıçlar soylar[1] için önemliydi Lehtede soylar fazla sıkıntı çıkarıyordu bu yüzden onlara lazım ama bizede gerekebilirdi. Bizim araştırmacıların dosyalarınıda ona sundum uzun bir toplantı olmuştu ikiz lordlarla olan görüşmem uzun sürmedi saray için kumaş getirmişlerdi ve küçük bir sohbet etmiştik imparatoriçe olduğumdan beri beni desteklerdiler tüm bunlar bitince tören için hazırlanmalıydım odama geçip mavi bir elbise giydim Rene bunu seçmişti balık model üst kısmında mavi çiçekler ve bazı altın rengi yapraklar vardı saçımı hiç bozmadım çekmecemde mavi kutumda duran küpelerimi çıkardım mor ve damla şeklinde kenarların da elmas detayları vardı bugün yaşlı kadının (!) getirdiği yüzüğüde taktım Berna odama gelip kafama kocaman tacımı yerleştirdi. Meydan da hazırlanan alana arba ile götürüldüm orada ki tahtıma oturdum özel olarak hepsi hazırlanmıştı halka göz gezdirdim hiç kimse bana nefretle bakmıyordu sanırım bana alışmışlardı elinde sonunda alışacaklar zaten.

Görüş alanıma Mahan ve arkasındaki askerler girdi herkes onları büyük bir coşkuyla karşıladılar ayağı kalktım beş kişiydiler hepsi önümde durdular Rene hızla yanıma geldi elinde tepsiyle beş madalya vardı ayağı kalktıp karşılarına geçtim

“Sevgili askerlerim yapılan isyanları durdurarak İmrizaga büyük bir iyilik yaptınız imparatoriçeniz olarak sizi ödülendiriyorum.” Dedim Rene’nin elinde ki tepsinden büyük olan madalyayı aldım en başta duran Mahanın yakasına taktım kalbi deli gibi atıyordu Mahan eğildi.

“Başmuhafız Mahan bu sadakatiniz umarım uzun yıllar sürer.” Başıyla onayladı yanında ki askere geçtim onada madalya takıp aynı şeyleri söyledim ve diğerlerinede aynı şeyleri söyledim bittince bir kaç adım geri gittim

“Kutlamalar başlayabilir !” Dedim tahtıma geçtim sonrasında geçen birkaç eğlenceden sonra bitti ben saray geri döndüm Mahanla toplantım vardım üstümü değiştirmek istemiyordu çünkü yorgunum aynı zamanda açım.

“Rene toplantı odasına yemeğimi götür.” Dedim Mahanda olsa bir başkasıda olsa ben yinede yemek yemeliydim.

“Tabii İmparatoriçem sadece size mi yoksa muhafız Mahana da hazırlatayım mı ?” Reneye döndüm.

“Git aç mı diye sor eğer açsa hazırla değilse sadece bana hazırla.” Rene başıyla onayladı koşarak yanımda ayrıldı gerçekten gidip sormayacaktır umarım çünkü bölf yapmıştım elimle başımı ovaladım bu kadın nasıl eskiden imparator’un kız kardeşiydi evet hiç imparatoriçe olamayacaktı ama en azından onunda sorumlulukları vardı bunu boşverip biraz dinlenmek istiyorum o arada üstümü değiştirirdim değiştirmeyecektim ama vazgeçtim odama geçtim. Bugün üçüncü kez üstümü değiştirecektim imparatoriçe olmak zor ama üstesinden gelmek zorundayım halkıma iyi görünmem gerekir üstüme herhangi bir elbise geçirdim tacımı çıkardım saçlarımı açtım Bernayı istemedim saçımı at kuyruğu yaptım belime kadar iniyordular bilerek yüzüğü ve küpeleri çıkarmadım toplantı odasına geçtim yemek hazırdı hemde iki kişilik.

“Gerçekten sormuş olamaz.” Diye sesli düşündüm kendi yerime geçtim Rene bir blöf eğitimi aldırmalıyım blöf mü yapıyorum yoksa ciddi mi söylüyorum anlamalı.

“İmparatoriçem.” İçeri Mahan girdi eğildi ve kendi yerine geçti tabağımda ki etten bir parça kesip ağzıma attım.

“Sizi dinliyorum başmuhafız Mahan nedir son durum ?” Mahan boğazını temziledi bu açıdan esmer teni çok net gözüküyordu üstünü değiştirip siyah bir takım giymişti önden bağlıydı giydi kazağa benzer şey.

“Size durumlar mektuplarda da bildirdim isyanlar çok güçlüydü Moktada başlayan en büyük isyandı askerler bile isyandaydı çoğu bir süre sonra vazgeçip isyanı bıraktı ama halk kızgındı hala isyanlar var oturma eylemleri falan ama bunlar küçük şeyler asıl isyanlar lanete karşı sizin İmrizagı lanetlediğinizi düşünüyorlar.” Dedi o konuşurken bir kaç parça et atabilmiştim ağzıma hemen iştahım kaçmıştı keşke yemek istemeseydim.

“Laneti yalanladınız mı ?” Mahan başıyla onayladı.

“Evet bir kaç kahin lanetlenseydik bu durumda olmayacağımızı herkesin öleceğini söyledi çoğu öğretmenler tek tek herkese anlattı ama hala inanmayanlar var neymiş lanet ilk önce imparatoriçeyi ele geçirecekmiş kocaman bir siyahlık oluşacakmış sonra bütün İmrizagı hatta Lehte’yi bile saracakmış bu siyahlık.” Dedi bir yudum su alıp içtim bu siyahlık göğsümde çıkmıştı ama hala aynı yerdeydi yanı şimdilik bir sorun yok.

“Şu lanet saçmalığı beni öldürecek.” Dedim Mahan yemeğe baktı.

“Rene bana aç olup olmadığımı sordu ben de bilmediğimi söyledim aç olduğunuzu bilseydim toplantıyı ertelerdim.” Arkama yaslandım.

“Zamanım yok başmuhafız Mahan bir sürü işim var aslında sadece kendime hazırlanmasını istedim ama Rene sizide düşünmüş.” Dedim gerçekten gidip sormuş inanmıyorum cidden bu kadar aptal olamaz.

“İmparatoriçem lütfen beni yanlış anlamayın ama bu lanet doğru değil dimi ?” Diye sordu aslında şuan ona her şeyi anlatabilirdim ve halk sarayı basıp başımı vurdururlardı.

“Hayır ben bir siyahlık göremiyorum kendimde.” Başıyla onayladı.

“Kusura bakmayın ama halkı inandırmak çok zor neredeyse ben bile inanacaktım bu lanete ama sonuçta lanetlenmek bu kadar kolay değil kahinler bile lanet edemesken normal birini öldürmek lanet ortaya çıkaramaz.” Bu konuşma gitikçe iştahımı kapatıyordu.

“İmrizag şuanda iyi durumda aç kimse kalmadı herkesi memnun etmek dışında bir şey yapmadım ama insanlar beni sevmedi buda benim lanetim olabilir.” Şu alnetli imrizag saçmalığından nefret ediyorum

“Evet aslında bu konu hakkında da halkı bir kaç şey söyledi Lehteyle olan ticatretin aslında oradaki kahinlerle ve büyücü lunarla olan görüşmeler olduğunu ticaret diye kandırdığınız söylentileri var ama bunları ortadan kaldırdık bazı sorunlar yaşandığı için isyanı başlatanları öldürmek zorunda kaldık ama halk bunu kötü karşılamadı yani artık halkın çoğu sizin tarafınızda.”

“Halkımın benim tarafımda olmasını değil iyi yaşamalarını istiyorum ve bana zorluk çıkarmamaları o kadar bunun dışında bu isyanların bastırılması tekrar çıkmayacağı anlamına gelmez her yerden haberin olsun her gün bana isyancılar hakkında bilgi ver halkım hakkında da.” Dedim ve ekledim. “Ve sakın isyancı olma unutma imparatoriçe olduğumda bana bağlılık yemini ettin.” Mahan gülümsedi.

“Ben o yemini istiyerek ettim.”

“Bu yüzden bana ihanet edemesin etmeyeceğini biliyorum ama yine de etme.” Mahan başıyla onayladı.

“İzninizle kalkabilir miyim ?” Başımla onayladım hemen kalktı.

“Bu arada.” Bana döndü.

“Bana bir hediye vermek istediğinizde kendiniz verin yaşlı olan halkımı karıştırmayın.” Mahan gülümsedi.

“Nasıl anladınız diye sormayacağım.” Gülümsedim bazen onun yanında rahat hissediyordum bazen mektuplaşıyorduk ondan yardım istediğim zamanlar vardı.

“İlk imparatoriçe olduğumda bana verdiğiniz küpelerle yüzüğün aynı olmasından çünkü bu mor taş nukus taşı ve sadece sizin aileniz çıkarıp takı üretiyor.” Mahan kızardı.

“Bir imparatoriçe olduğunuz unutum her şeyi biliyorsunuz.”

“Hediyeniz için teşekkürler yine de.” Mahan eğilip odadan çıktı benim de daha yapmam gereken çok fazla iş vardı festival yaklaşıyordu ve o zamana kadar işlerimi bitirmeliydim masadan kalktım iştahım gittikçe kapanıyordu lanet yüzünden değildir umarım sterstendir biraz uyusam sorun olmaz aslında tabakları kenara koyup masaya uzandım umarım kimse beni böyle yakalamaz gözlerimi kapatım.

[1] İmrizag ve Lehte yaşayan normal sihirlerin dışında daha güçlü ve kendine özgü sihir yenekleri olan kişiler (7 farklı soy vardır)

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.