İçeriğe geç

İmkansızlık Dahilinde

Bölüm 1 · 8 dk okuma

İmkansızlık Dahilinde

Bölüm 1

1.YALNIZLIK.

Yalnızlık,insanın çevresinde insanlar olsa bile içsel boşluk yaşamasıdır.Bana göre sessizliğimden daha çok sesimin duyulmamasıydı yalnızlık.Evet,belki hayatta görünmezlik diye bir şey yoktu ama ben kalabalığın ortasında bile görünmekten alıkoyuluyordum.Yalnızlık,bazen bir seçim olduğu gibi bir mecburiyette olabiliyordu.Ama benim kendi duygularımla baş başa kalmamı sağlayacak en derin aynaydı,yalnızlık.Belki içimde görünmek isteyen,sesini duyurmak isteyen bir kelebek vardı ve bu kelebek bir kere kafesinden çıktığında bir daha asla eski yerine,sesini çıkaramadığı kafesine geri dönmek istemeyecekti.

kardeşimin ölümünden tam 12 gün 6 saat geçmişti.kardeşim,evimizin neşesi ve bir çocuğuydu.ben ve abim yaşayamadığımız o çocukluğumuzu kardeşim Mina´ya yaşatmak istiyorduk.En azından çalışmıştık.Annemiz ve babamız ölmüştü ve ortada sadece aile duygusunu tam yaşayamamış iki kardeş kalmıştık.Erdem abim daha 21 yaşında çocukluğuna bakmak zorunda kalmıştı çünkü biz onun çocukluğuyduk.Daha 21 yaşında aile kurmaya çalışmış,kendinin yaşayamadığı hayatı bize yaşatmaya çalışıyordu.Abim,küçükken babamdan çok dayak yemişti,bizi korumak için yaptığımız dayaklık davranışları üstüne almıştı.Bu nedenle vücudunda morarık izler vardı ve her şey bizim içindi

Kız kardeşim bu hayata daha katlanamamış 15 yaşında canına kıymıştı.

OLAY GÜNÜ 13 HAZİRAN 2025

"Mina,bizim ufak bir işimiz var dışarıda,istersen sen arkadaşına geç biz geç olmadan döneceğiz."

"Gerek yok abla zaten çok yorgunum biraz dinlenmek en iyisi

olacaktır."

"Sen bilirsin birtanem,biz çıkıyoruz o zaman."

"Tamam abla,dikkat edin sizi çok seviyorum."

"Bizde seni çok seviyoruz,kapıyı kimseye açma ve biz çıkınca kitlemeyi unutma sakın."

Evden çıkarken Erdem abim ve ben son kez Minayı öpmüştük.Kim bilebilirdi ki bu son olacağını.

Annemizden ve babamızdan kalan araba ile işlerimizi görüyorduk.Bugün Mina`nın doğum günüydü,onun için dışarı çıkmıştık ve büyük ihtimalle unuttuğumuzu sanmıştı.

Doğum günü için gerekli olan şeyleri almıştık.Elimizdeki poşetlerde balondan Miray yazısı,konfetiler,süsler ve daha nicesi...

Eve yaklşaşmamıza yakın,bir pastanede durmuştuk.Mina´nın en sevdiği çikolatalı pastadan alacaktık.Hangi çocuk sevmezdi ki çikolatalı pastayı...

Erdem arabadan inmişti ben onu beklerken aklıma annem ve babam geldi.Mina onlarsız ikinci doğum gününü kutlayacaktı.Annem bir kazadan dolayı hayatını kaybetmişti,trafik kazası.Anneme çarpan kişi hala içeride çünkü alkollü bir şekilde annemin canına kıymıştı.Belkide annem şuan yanızımda olacaktı,bize sevgi,yaşama umutu verecekti,nasıl ayacakta duracağımıza yardım edecekti.Onları o kadar özledim ki anlatamayacak kadar bitmemiş bir sevgi,tamamlanamamış bir sevgi vardı içimde,an azından babama karşı.

Evet,anneme çarpan kişi şuan hayatta ve o kişi babam.Annemin canına kıyan şerefsiz insan benim öz babamdı.Babam,annemin canını alıp hapiste yatıyordu.Babama size ölü diye bahsetmiştim .

çünkü o an babam bizim için silinmişti,her anlamda.Ondan o kadar nefret ediyoruz ki,içimde bir ne kadar tamamlanamayan bir sevgi ve bi o kadar da nefret vardı.Babam artık bizim babamız olamazdı,onu silmiştik.Bu nedenle hekese öldü diye bahsetmiştik.Biz küçükken babamızdan sevgi değil nefret görmüştük.Babam bizi hiç sevmemişti,hep kötü davranmıştı.Evet sonuç olarak o bizim babamız değildi.

"Ben geldim,Sera"

"Hoşgeldin,gidelim artık geç oldu Mina bizi bekliyor olmalı."

Evet bekliyor Sera.Göreceklerine sabırlı ol.

Mahalleye gelmiştik.Etraf eskisi gibi ıssız değildi.İnsanlar sokaklara dökülmüş

koşuşturuyordu.Arabanın arka koltuğundan malzeme poşetlerini aldık.Arabadan indik ve evimizin olduğu yola doğru ilerledik.Çatı katında dublekste oturuyorduk.Kira derdimiz yoktu çünkü ev bizimdi.Eve geldiğimizde herkes kapının önünde toplanmıştı.Anlamadığım bir gürültü ve ağlama sesleri vardı.

"Ayşe abla."dedim.

Beni duymuyordu sesten,bende sırtını dürttüm.

"Sera kızım!

kalabalığı itekleyerek herkesin toplandığı meydana geldim.Ve ortada,kanlar içinde yatan bir küçük kız vardı.Bu kişi benim Minam'dı.

"Hayır hayır hayır gerçek değil bu! olamaz,benim Minam değil bu!"diyerek ağladım.

Minanın küçük cansız bedenine sarıldım.

"Hayır! rüya bu,gerçek değil hadi uyan ablam bak senin doğum gününü kutalayacağız,kalk Mina kalk!"diye tekrarlıyordum ama gözümün bulanıklağından bir şey görmüyordum ve Mina uyanmıyordu.

Minayı dürterken arkadan Erdemin sesi yükseldi ve yanıma çöktü.

"Mina kardeşim,kalk hadi evimize gidelim,Mina kalk,lütfen kardeşim."Erdemin haykırışları yükseliyordu.

"Mina kalk! bebeğim,kardeşim kalk!"diye ağlıyordum ama uzun zaman sonra ilk defa böyle ağlıyordum.

İnsanlar beni kaldırmaya çalışsada ben kalkmıyordum ve Minanın küçük bedenine daha çok sarılıyordum.Bana yaşama sevinci veren kız kardeşim artık yoktu.

Ellerim kan içindeydi,ben vücudumda kız kardeşimin kanını barındırıyordum.

"Abicim kalk,bak bugün senin doğum günün,senin en sevdiğin çikolatalı pastadan aldık,nolur kalk."

"Ablam nolur gitme,bir kez bak bana,abla de,çok mu şey istiyorum?"

Haykırışlarımız,ağlayışlarımız yükseldi ve bizim artık hayata tutunmak gibi bir çabamız kalmamıştı.

1 saat sonra...

Morgun önündeydik.Ben bu, ölüm,kaybetme acısını hep başkası yaşar sanıyordum ama öyle değildi bugün ben ne kadar ayakta dursamda,bir o kadar ölüydüm.

kardeşimi son kez ben görüp ben yıkayacaktım.

Morga girmiştim.Kardeşimi gözümün önünde,metalden kaplı soğuk bir çekmeceden çıkardılar.Mina'yı gördüğümde buz kesildim.Kardeşim bembeyazdı tıpkı bir melek gibi.Sanki ölmemişti de bir melek ruhuna geçmişti.Hiç bir yerinde kusur yoktu hala çok masumdu..

Gassal abla elime bir bez birde temizlik için gereken malzemeleri tutuşturup beni kardeşimle yalnız bıraktı.

"Güzelim."ağlamamaya çalışıyordum ama tutamıyordum.

"Hala çok güzelsin,çok masumsun."

"Abini içeri almadılar ama seni çok sevdiğimi söylememi istedi."

"Gerek varmıydı? bizi yalnız bırakmaya gerek varmıydı?"

"Orada anneme iyi bak tamam mı? annem sana emanet Mina."ağlıyordum.

"Artık ikinizde meleksiniz,cennetin en iyi yerleri sizin olsun,güzelim"

"Beni ve abini hiç unutma tamam mı?"

kahrolayım ki cevap yoktu hala yedirememiştim.Mina'nın temizliğini yaparken onla konuşmaya devam ettim.

"Sırlarımı sakın kimseye anlatma tamam mı?"dedim gülerek.

"Seninkiler bende hep saklı kalacak çünkü."

içeriye gassal abla girdi;

"Süren doldu güzelim,hadi vedalaş bakalım."

"Biraz daha zama-"

lafımı tamalayamadan;

"Alışamazsın kızım,her ne kadar burda kalırsan senin için bir o kadar kötü."dedi.

ve gerçekten vedalaşma sırası geldi.

"Görüşürüz Mina'm,seni çok seviyoruz,kendine iyi bak ve anneme benim sarılamadığım kadar sarıl ve öp."

Cenaze yani kardeşimi yarın toprağa gömeceklerdi.Bizim artık ayakta durmak için bir dermanımız kalmamıştı.Eve geldiğimizde kapı kırıktı.Çünkü Minayı son gördüğümüzde kapıyı kitle demiştik,içeriden.

Kapıyı kırmışlardı girmek için ama artık çok geçti çünkü kardeşim kendini terastan atmıştı.İçeri girdiğimizde radyo çalışıyordu.Radyodan,Mina'nın en sevdiği şarkı,yaşardan-kumralım-çalıyordu.

sözler kulağımı işledi..

Sahip olduğum her şeydin,her şeyimi alıp gittin.

Hüzünler başıma vurdu yine

Sevginin çıkmaz yollarında seniin dolaylarında

sana dair hasretim yüzyıllardan kalma...

Ve benim sahip olduğum her şey gerçekten gitmişti ve ben Mina'ya hasrettim.

Ve bende bu hayatta gerçekten yalnızdım.

~~~~~~~

25 HAZİRAN 2025-ŞUAN-

Olaydan tam 12 gün geçmişti.Okuldaki ağız gargarasından kurtulmak için okul değiştirmiştim.Bugün okulda ilk günümdü,kayıt yaptırmaya gittiğimiz zamanda müdürün dediği gibi sınıfa yeni biri daha gelecekti.Bugün pazartesi ve saat 07.00,dersin başlamasına sayılı saatler vardı.

yüzüm,yaşadıklarımdan dolayı çok durgundu.Bu nedenle yüzüme renk vermek için biraz allık ve ruj kullanmıştım.12.sınıftım ve bu sene korkuç bir sınav beni bekliyordu.Derslerim genel olarak iyi sayılırdı ancak Mina'nın ölümü beni her şeyimle sarsmıştı yani derslerimi olumsuz anlamda etkilemişti.

Hazır olduğumu hissettiğimde evden çıktım.Abim evde değildi sabah erkenden iş için tanışma randevusuna gidip işe başlayacaktı.Okula gelmiştim ve kimse yoktu,biraz erken gelmiştim,derse 1 saat vardı.En arka cam kenarına oturdum ve zamanın geçmesini kulaklık ile sağladım.

Boramess-bizden olsun isterdim-

Sözler kulaklarımdan girip aklımı işlemekle meşguldu..

~~~~~~

"Günaydın çocuklar,aramıza yeni öğrenciler katıldı hadi onları dinleyelim."dedi kadın öğretmen.,

ayağı kalktım ve eteğimi düzelttim.

"Merhaba ben sera,18 yaşındayım,ikizler burcuyum en sevdiğim ders matematiktir,kısaca bu kadar pek bir özelliğim yok ha bu arada kitap okumaya da bayılırım."kendimi tanıtmıştım hemde utanmadan,sınıftaki olumsuz bağı koparmıştım ortam çok sıcaktı.Benden sonra yeni gelen çocuk ayağı kalktı,yanımda oturuyordu başka yer olmadığı için ama çocuk gerçekten çok yakışıklıydı.İçimden duygularıma karşı sahip çıkmalıyım diye kendimi azarladım.

"Merhaba ben Anıl Arsal,18'im."

Adı Anıl...

Anıl oturup kafasını sıraya yasladı ve büyük ihtimalle uyuyordu.Kendisini uykuya vermişti,evde uyumak yerine neden burda uyurdu insan?

"Evet çocuklar bugün dersimizde sıra düzeni yapacağız."

Herkes itiraz etmeye çalışsa da hoca yapmaya başlamıştı bile.

"Ali,sen en öne gel yanına da Duru oturacak."

"Cemre kızım sen orta ikiye geç,Aslıhan sen Cemrenin yanına geç."

"Demir sen arkaya geç yanına Murat."

"Ve Sera sende orta-"

Hocanın lafını bölmüştüm.

"Hocam ben Anılla oturmak istiyorum."

naptın kızım sen? o çocuk sana bakmaz ki,eceline susadın sanırım.

"Tamam Sera siz ikiniz orta üçe geçin bakalım."dedi kadın.

"Hocam ben Sera ile oturmak istiyorum."dedi Demir adlı çocuk.Neden benle oturmak istemişti ki anlam verememiştim.

"Hayır Demir sen Muratlasın."dedi öğretmen.

"Konu kapanmıştır."

Hoca ders anlatmaya başlamıştı ve Anıl uyumuştu.

"Şey selam Anıl,istersen tanışabiliriz?"

çocuk bana bakıp tekrardan kafasını sıraya gömmüştü.

"Cevap vermeyecek misin?"bir süre cevap alamadım.

"Konuşmak istemiyorum."

Salaksın kızım sen! o çocuk sana bakmaz ki,çok aptalca! hem kardeşi'nin acısı geçmemişken hayatına birini almaya çalışmak ne demek?

"Konuşmak zorunda değilsin ama çok kabasın."dedim.

Zil çalmıştı.Sıradaki dersimiz Edebiyattı.Etraftan duyduğum kadarı ile hoca,juliet ve romeo gösterisi için karakterleri belirleyecekti.

"Merhaba çocuklar,geçen hafta dediğim gibi,bugün juliet ve romeo seçimlerini yapacağız."

karşımızda iri boylu,esmer ve genç bir adam duruyordu.

"Kimler katılmak ister?"

çoğu kişi parmağını kaldırıyordu hatta herkes ama Anılla ben hariç.

"Ee şuradaki arkadaşlarımız kim?"hoca bizden bahsediyordu.Ve Demir araya atılıp;

"Hocam şuradaki güzellik,Sera.Yanındaki orman çocuğu ise Anıl."

Güzellik,orman çocuğu derken?

"Sera ve Anıl sizler katılmak ister misiniz?"

"şey..."dedim.

"Sanırım evet,gelin bakalım."

HAYIIRRR

tahtaya yerleşmiştik ve tahtada artık 4 kişiden başkası yoktu;

Ben,Anıl,Demir ve Duru.

Hoca konuşuyordu;

"Demir,sen imkansızlık halinde sevginin peşinden koşar mıydın?"

"Koşardım hocam çünkü sevgi,bir fırsattır ve yakalamak gerekir."

"Katılmıyorum."dedi Anıl.

"Sevgi bir fırsat değil ihyiyaçtır çünkü fırsatlar gelip geçicidir ama ihtiyaçlar senin yanındadır,her anlamda."

Anılı ilk defa bu kadar ciddi görüyordum.

"Peki sen Duru,aşk senin için ne demektir?"

"Aşk çok güzel bir duygudur,seni hayata bağlayan,sana hayat için teşvik veren bir imkanlık duygusudur."

"Hepiniz için şunu sorsam peki,aşk imkansızlık mıdır?

araya ilk ben atılmak istedim.

"İmkansızlık diye bir şey yoktur,tabi ne kadar istersen,aşk sadece sevgiyi barındırmaz isteği de barındırır hocam."

"Peki Sera sence aşk nedir ve duvara bir söz yazmak istersen ne yazardın?"

"Ben aşkın gündüzleri gece,geceleri gündüz yapacak kadar güçlü olduğuna inanıyorum.Eğer ben aşık olduğum adama,aşkımı ispatlayacaksam gecelerini gündüz,gündüzlerini gece yapabileceğimi istaplıyabileyim".

"Bu nedenle duvarına";"Sıkılırsan güneşten,gece oluruz erkenden."yazardım."bunu dememle sıradan birinin "Hassiktir çok güzel."demesini işittim.

"Güzeldi Sera,tebrik ederim.O zaman juliet hakkı senindir."

"Çok teşekkür ederim."

alkış sesleri yükseldi.

"Şşh sessiz çocuklar,diğer sınıflarda ders var."

"Sera,sen romeonun'a soru sormak ister misin?"

"Olabilir,Anıl ve Demir,siz peki aşık olduğunuz kişinin duvarına ne yazarsınız?"

Demir konuştu;

"Seni yazardım,adını."

"Pardon da ergenler gibi aşkımızı duvara yazmak pek cazip gelmedi."

"Peki ya sen?"bakışlarım Anıla yöneldi.

"Ben şarkı sözü yazsaydım."

"Peki benim de bir kalbim olduğunu,senin aşkınla dolduğunu,göz göze gelince mahvolduğumu,gerçekten mi görmüyorsun,yazardım çünkü aşkın matematiğinde,bir ile birin toplamı her şeye eşittir.İki eksi bir ise hiçbir şey demektir."

Anıl ilk defa bu kadar ciddiydi.Ve bu hali gerçekten hoşuma gitmişti.Anıl benim romeo'm olmalıydı.

"Çocuklar,romeoumuz belirlendi."dedi adam.

"Benim dimi hocam,Sera julietim olmaya hazırlan."dedi Demir heycanlı bir sesle.

"O kadar heycanlanma,juliet romeonun'dur."dedi Anıl bana bakarak.

Öğretmen gerilimsi bir heyecan yaratarak..

"Romeo Anıl!"

Alkış sesleri başlamıştı ve Duru ile Demir yerine geçmişti.

Ben Anıl'ın julieti olmuştum,o ise benim romeom.

~~~~~~~~~~~~~~

Bölüm sonu

1 yorum

  • https://discord.com/invite/M2PUn4GY2q Merhaba🌺3600+ üyeoli yazar ve okur topluluğu adına buradayım. Sizi Discord'ta sohbet eğlence,oyun,dil sohbet (Native Ingilizlerle), kitap, vote, AI resim/sohbet botları temelli "Yazarlar Ansiklopedisi" isimli, tüm gün aktif sunucumuza davet ediyorum.Sunucumuzda özenle seçilmiş yazarlar ve okurların içinde sizi de görmeye mutlu oluruz.Sunucumuz keşfedilmemiş ve gelişmekte olan yazar ve okurlardan oluşuyor.Haftanın 5 günü sırayla bir yazarın kitabının 3 bölümü okunur yorumlanır,sunucuda isteğe bağlı iki tur var; "eleştiri ve destek"turları,eleştiri turunda yazarın nerede eksiği olduğunu ve iyi olduğunu söylüyoruz.Destek turu ise fazla vakti olmayan,sınavlara hazırlanan üyelerimiz içindir.Bu turda okuma zorunlu değildir ve görevleri fazla zaman almayan görevlerdir Etkileşimi az olan yazarlar için en iyi koşulları oluşturmaya çalışıyoruz.Sunucumuzda yarışmalar düzenliyor,bu yarışmaları kazananlara yorum,vote gibi ödüller veriyoruz.Sunucuda etkinlikler hazırlıyoruz.Bundan başka sunucumuzda 🏆Ayın Yazarı🏆 yarışmasıda geçirilmekte ve kazanana yorum vote ödülleri verilmektedir. Ilave bilgi için yazabilirsiniz Gruptan da bahsedeyim.Şu an 3600+ üyeye sahip her daim aktif. Sunucumuzda 13 yaşından 50 yaşına kadar her yaştan yazar ve misafir üye var. Her gün sosyalleşme etkinlikleri yapıyoruz.Bunlar role play, tiyatro gibi etkinlikler.Oyun kanallarımızda ise üyelerle lol, valorant, mafya,vampir köylü,cinayet çözme, gartic, among us gibi oyunlar da oynuyoruz.Eğlence için owo,satranç,kelime türetmece,adam asmaca gibi oyunlar da var.Her gece üyeler seslide toplanarak müzik dinliyor, sesli sohbet ediyoruz. Sunucumuza girmek için burada yukarıdaki linktedi boşlukları bırakmadan oluşturup kopyalayın.Sonra discorda, Instagram'da ya da burada yoruma atın ve üzerine tıklayarak dahil olun. Anlamazsanız bana sorun.Bu linkin süresi asla geçmiyor ve her zaman dahil olabilirsiniz. Linke panomdandan da tıklayarabilirsiniz.