Bakışlarımız hala birbirimizdeydi ve pencereden esen meltemler ikinizinde saçlarını hafif savuruyordu.Ben ona öylece kilitlenmişken o ise sadece anlamaz bakışlarla bakıyordu bana.Kendimi toparlamayı başardığımda hiçbir cevap vermeyip sadece el salladım sonrasında hızla en arka sıralara bakarak ondan uzaklaşmaya çalıştım.Onunla tekrar aynı sıraya oturup deja vu yaşamak istemiyordum.Kahretsin ki kalbim tekrar aktif edilmişti!
Nihayet derse başlamıştık yoksa Efsun benim iyice odak noktam olacaktı ama artık buna müsade yoktu ve olamazdı da.Önce tanışma fastı yaşadık her okulun ilk senesinde olduğu gibi sonrasında hoca derste hangi konulardan bahsedeceğine ilgili konuşma yaptı.Derslere odaklanmam iyi olduğu için bu süre zarfında Efsun'a bakmamıştım ve umarım bu hep böyle devam ederdi.
İlk gün olduğu için çok yorulmamıştım aksine dersleri çabuk kavramıştım ama sonraki günlerde başımın ağrayacağı kesinleşmişti.Otobüsten hızla inip eve doğru tempolu adımlarla yürümeye başladım.Nihayet biricik siteme ulaşmıştım.Ailem varlıklı olduğu için ev konusunda bana sıkıntı yaratmadılar çok şükür ama ben bu koca evde tek başıma ne yapacaktım?
Siyah Amerikan mutfağımda yemek hazırlarken çalan telefonumla yemeğin altını söndürdüm.Önlüğümü de çıkardıktan sonra arayan kişiye baktım.Annemdi.
"Annem."
"Annesinin biricik oğluşu nasıl geçti aslanım ilk günün?" Tamam bu soru sorulduysa sohbet baya uzun sürecekti.
"Güzeldi okulun konumu da iyiydi.Dersleri de kavramış oldum annem."
"Anladım güzel güzel.Neslihan ile konuştuydum da az önce Efsun da seninle aynı üniversitede aynı bölüm okuyormuş." Anne cidden onu yeni atlatmışken mi soruyorsun?
"E-e-evet karşılaştık onunla aynı sınıftaymışız." Allah Kahretsin!
"İyi bari oğlum kız oralarda yapayalnız bir sahip çık yani göz kulak ol annesinin gözü arkada kalmasın." İşte bu hiç mümkün olamazdı.
"Anne Efsun bir kız değil koskoca bir birey bir yetişkini mi koruyacağım? Hem siz annelerin gözü hep bizde oluyor yani ben Efsun'a baksamda Neslihan Teyze yine endişelenecek."
"Biliyorum biliyorum oğlum da işte ne bileyim kadının içine az biraz su serpilmiş olurdu." Tonu incelmeye başladığında anlamıştım.Evladı ikna etme tonuydu bu ama Aras yemezdi.
"Haklısın annem sana kızmıyorum ama bir Efsunla da konuşsaydınız belki kız istemiyor?" Annem baktı ki ben haklı çıkmaya başlıyorum konuyu değiştirdi ama kötü olan bir konuyu daha kötü bir konuya çevirdi.Evliliğe!!!
"Anne saçmalama önce elimde bir mesleğim olsun bir birikimin olsun öyle evleneyim.Alel acele iş mi olur Allah aşkına?"
"İyi be bir şey demedik.Neyse kapatıyorum annem ben babanın akşam keyfi vakti geldi bir şeyler hazırlayım ona." Babamın keyif saati ama nedense hep o akşamlarda romantizm damarları tutuyordu ikisinde de.
"İyi o zaman size bol bol aşklar annecim!" Sırıtarak söylediklerime annem çok net bir cevap verdi.
"Bak bak anasıyla nasıl konuşuyor.Ekrem! Oğlunun dediklerini bir duysana sen!" Davulun sesi uzaktan hoş gelirmiş Ekrem Bey'in sesi de Arasa uzaktan hoş gelirmiş.Babama şikayet edeceğini anladığımda hızlıca telefonu kapattım ve ocakta dinlenmeye bıraktığım yemeğime geri döndüm.Masaya tam yemekleri koymuştum ki kapı zili hiç durmadan çalmaya başladı.İyi de beni burada kimse tanımıyordu ki? Kim gelecekti akşam akşam?
Düşüne düşüne gittiğim kapıyı açinca ve karşımda iki şahıs görüp şaşırmam bir olmuştu.Rüya ve Demir....
"Vay Aslan kardeşim!!" Ben hala şokta olduğum için Demir'in sarılmasına karşılık verememiştim.
"Aha içerden nefis kokular geliyor." Rüya ise yanımızdan sıyrılıp masaya doğru koşmuştu.
"Siz ama nasıl?" Mutluluktan sözcükleri bir araya getiremiyordum.
"konuşacak çok vaktimiz olacak kardeşim.Şu bavulları taşımama yardım eder misin?" Bu da soru muydu Demir?
"Bazı şeyler hiç değişmiyor." Bu lafın tabi ki asla doymayan arkadaşım olan Rüyaya.
"Bırak devrimi evrimi bile geçiremedim ben Arascım.Hem yemek yemek suç mu aga."
O akşam her şeyi çay ve büskivi eşliğinde konuştuk.Meğerse bana göz kulak olmaları için Annem yollamıştı bu ikisini Ah be anne!
Mezun olalı 3 ay olmasına rağmen onları öyle özlemiştim ki.
Dersim sabah erkenden başladığı için erkenden kalkıp otobüs durağına doğru yola çıktım ama yalan söylemeyeceğim uykum hala vardı.Şafak operasyonu gibi okula gidiyorduk yemin ederim.
Sınıftaki hiç kimse birbiriyle daha kaynaşmamıştı büyük ihtimalle üniversite ortamını çözmeye çalışıyorlardı.Yaklaşık 5 dakika sonra ise hocamız elinde bazı kağıtlarla derse girdi ama bizim şimdiki dersimiz kağıt gerektirmiyordu.
"Hepinize günaydın çocuklar.Biliyorum uykusuzsunuz ama bence şimdi vereceğim ödev sizi dimdik yapacak eminim." Ödev mı? Ne ödevi daha ders bile işlememiştik.
"Bu sene okulumuzun yüksek kurulu sizler için bir etkinlik düzenledi.Tüm bölümler için yapılacak bir etkinlik bu."
İşte şimdi sıçtık.
"Ve bu etkinlik sınıfta ikişerli gruplandırma ile olacaktır." Hocanın bu sözünden sonra Efsun'un bakışları en ön sıradan beni bulmuştu.Hayır,haýır,hayır ben bu etkinliğe katılmıyorum.