Bir ilkbahar sabahı yürüyüş yapıyorum bir parkta.Sevmem pek yürümeyi fakat yürüdükçe yorulur ayaklarım. Yürüyorum öyle kulağımda kulaklıklar sağa sola bakınıyorum iki dostumu gördüm bir bankta 4 arkadaşıyla o dört kişiden biri eski dostum Araz.yanındaki Yaman karşısında Deniz ve onun önünde Fırat ve benim dostlarım Asaf ve Yiğit.Onları görünce bi an duraksadım Asaf ve Yiğit çok konuşmazdı onlarla merak ettim ne konuşuyorlar die. Sokuldum bir ağacın arkasına.Karşısında oturan eski arkadaşım Araz durmadan benim hakkımda konuşuyordu. O kadar kötü şeyler söylüyordu ki kanım dondu . Asafsa sadece izliyordu Yiğit tepki verir gibi oldu ancak öyle zannetmişim arkasında doğru yaslandı. Daha fazla dayanamadım çıktım ağacın arkasından önce Asafa dönüp hatırlıyor musun aylar önce bu çocuk hakkında bir şey söylemiştim? Tedirgindi Asaf. Kafasını salladı sadece. Ben de ona benim hakkımda herkese konuşuyor demiştim sana sen de bana bu yüzden mi konuşmayı kesmiştin demiştin ben de evet demiştim. Sonra devam ettim.Şimdi bak yine aynısını yapıyor ama bu defa alçakça sözler de sarf ediyor ama görüyorum ki sen tepki bile vermiyorsun sonra Yiğite dönüp senden beklemezdim keşke insan olabilseydiniz dedim ve hepsinin birden suratına bakıp Allah hepinizin belasını versin dedim. Ardından Araza tiksinir gibi bakıp oradan uzaklaştım karşımda durak vardı kulaklığımı takıp koşmaya başladım. İlk gelen otobüse bindim Asaf arkamdan koşmuş fakat kulaklık takılı olunca duymamışım gerçi duysam da dönmezdim ya o an. Ben biner binmez plakasını almış otobüsün.Hemen aratmış plakayı ve Yiğite haber vermiş yiğit de diğer 4 çocuğu arabaya alıp otobüsü takip etmeye başlamışlar. Yiğit otobüsün önünü kesmiş Asafta otobüste beni aramaya başlamış en son da kafasını arkaya dayalı beni bulmuş sesleniyordu bana ilk başta duymadım fark edince onu sinirli bir şekilde kulaklığı çıkardım sadece baktım öylece. Bana açıklamasına bile izin vermediğini söylüyordu her şey ayan beyan ortadaydı daha ne açıklaması diyerek bağırıyordum. Otobüs şoförü bize doğru bağırarak akşama kadar kavganızı izleyemeyiz inin arabadan yoksa polisi arıyorum dedi hemen indik otobüsten ve bana lütfen beni bi dinle dedi ben de tamam anlat dedim. Anlatacağım benimle gel dedi gittik Yiğitin arabasına kadar. içinde yine onlar vardı hep birlikte yüzüme söylemek için mi geldiniz dedim. Asaf Arazın yüzüne bakıp yumruğunu sıktı fark ettim ama tepki vermedim. Anlat dedi Araza. Araz da bizim sesimizi kaydediyordu sana getirecekti senin tepkine göre bana cezasını kesecekti dedi .İnanmıyorum dedim Yiğit de sen saf bir kız değilsin ben yolda arkadaşlarımdan kamera kayıtlarını istedim dedi eee dedim. İzle ve gör dedi Asaf ve Yiğit parkta o çocuklarla karşılaşıyor ve bir yere geçip oturmaya ve sohbet etmeye başlıyorlar. Araz benim hakkımda konuşmaya başlıyor Asafta üzerine yürüyor Yiğitte Arazı sıkıca tutuyor. Tam o esnada ben mesaj atıyorum masadan biri söylüyor ve Asaf bırakıp bana yazıyor parktayım diye ben de tamam yazıyorum. Asaf benim kimseyle kavga etmemesi konusunda uyardığım için çocuklara güzelce anlatıyor az önce ne dediysen harfi harfine söyleyeceksiniz diye ilk başta kamera aklına gelmiyor belli ki hatta görmüyor bile kamerayı. Çocukları ses kaydına alırken sinir krizleri geçiriyor Yiğit sürekli uyarıyor onu tam sakinleşince ben geliyorum. Tam orada kesmişler benim yüzüm kızarmasın diye belli ki fakat benim çoktan gözlerim dolu dolu Asaf fark edip köşeye doğru çekti yüzümü avuçlarımın içine alıp hüngür hüngür ağlamaya başladım .Asaf ellerim avucumdayken sarıldı bana daha da hıçkırarak ağlamaya başladım Yiğit geldi bu sefer sakin ol güzellik biz seni seviyoruz dedi yüzümü kaldıramadım. Asafa dönüp bunları burda bırakalım biz gidelim dedi. Asafta ben yüzümü açmayınca kucağına aldı. Lütfen indir dedim dinlemedi bile beni Asaf benimle arka koltuğa oturdu ben yüzümü pencereye döndüm hiç durmadan ağladım. Asaf kollarımdan tutup bacaklarına yatırdı kafamı. Yüzüne bakacak halim kalmamıştı kafamı koltuğa doğru çevirdim. Saçlarımı sevmeye başladı. Yüzüm donuktu tepki veremiyordum. Yiğit arabayı sahile sürdü. Arabadan inmeden önce ben biraz buralarda dolanacağım dedi ve indi. Asaf yüzüme doğru eğilip akşama kadar böyle duramayız dedi. Kafamı yavaşça kaldırıp vücudumu döndürdü. Özür dilerim dedim. Merak etme kızmak gibi bir niyetim yok dedi Asafta. Dışardan bakılınca öyle görünüyor çünkü dedi. Yine de dedim öyle söylememem gerekirdi. Asaf yüzünü hafif buruşturup bir şey olmaz dedi. Sonra ellerimi ellerinin arasına aldı. Asaftan beklemediğim hareketlerdi. Saçımı sevmesi, ellerimi tutması tepki vermiyordum ama bir şeylerin farklı olduğu belliydi. Asaf konuşmaya başlamıştı. Benden şüphe etmen belki de beni en çok kıran şey bu dünyada dedi. Gözlerim doldu yine ve yanaklarımı ellerinin arasına aldı.Gözlerime bakıp konuştu seni seviyorum her şeyden çok sensizken bir saniyem sanki bir asır gibi gülüşünü özlüyorum sesini özlüyorum. En çok da bana masum bakan o gözlerini seviyorum dedi. Bu bir aşk ilanıydı belli ki Yiğitin de haberi vardı. Donmuştum öylece sadece yüzüne bakıyordum Asafın yüzünün detaylarını inceliyordum. Bana seslenip bir şey demek istemiyor musun dedi.Ben de cılız bir sesle seni çok seviyorum dedim. Bir an da sarılmaya başladı bana ben de kokusunu içime çekiyordum hiç gitmesin diye. Sonra yanaklarımı ellerinin arasına alıp yanağımdan öptü. Ben sanki bir çocuk gibi sevindim. Kalbim deli gibi atıyordu onunda öyle hiç durmuyordu. Elimi alıp göğsüne koydurttu ve kendi elini de göğsüme koydu. Bak seninleyken susmuyordu kalbim artık sadece senin için atacak dedi. Ben duramadım tabi buyunca. Sımsıkı sarıldım.
Tam o an da yiğit ön kapıyı açtı. Sesi duyar duymaz ittim. Asafta yiğite dönüp gerçekten mi ya dedi. Yiğitte noldu kanka kötü bir şey mi oldu dedi. Zamanlaman mükemmel dedi Asaf. Kıkırdamaya başladık. Yiğitte anladı tabi hayırlı olsun çifte kumrular dedi. Sürmeye başladı arabayı. Asaf elimi alıp öpmeye başladı o böyle yaptıkça içim eriyordu. Kaptırmıştım belli kendimi. Sonra Yiğitin sesi böldü beni. Şimdi benim bir işim çıktı ben sizi kulübeye bırakayım işim bitince gelirim dedi. Asafta gelme sen tekrar boşver uğraşma dedi. Ben de onu dürtüp Asaf ve şakaları gel sen Yiğit dedim. Yiğite gülerek tamamm dedi. Bizi kulübeye bıraktı kulübe de bizim sığınağımız işte üçümüzün toplanıp deliler gibi eğlendiği yer. Bu sefer ev gibi hissettiriyordu. Asaf koltuğa oturdu ben de usulca yanına sokuldum.Film izlemek ister misin diye sordu ben de evet dedim tabi ki. Atıştırmalıkları getirdi dolaptan. Güzelce hazırladık masayı. Sonra da filmi açtık ama beklediğim o film çıkmadı sanırım birileri cdleri değiştirmişti başlayan film 365 gündü ben başlar başlamaz anladım kapatalım dedim. Asafta neden ki herkes çok beğendiğini söylüyor dedi. Nerden aldın sen bunu dedim. Yoldan geçerken bir dayıdan satın aldım sevdiğin kızla izle mutlaka dedi ben de bu anı bekledim dedi. Hiç izlemedin mi die sordum o da hayır çok mu kötü dedi. Ben de kötü evet dedim. Hadi ya dedi ve üzüldü. Kıyamadım.Peki dedim izleyelim. Her saniye kafamı yastığa gömdüm Asafsa mimik bile oynatmıyordu.Bir sahnede ben bile etkilendim yastığı bıraktım. Aynı anda sokulduk birbirimize sarıldık.Tam o esnada Asaf Yiğite yazmış içeri gelme die. Tam biri açarken kapıyı anahtarı çekti ve gitti. İkimizde kalktık ve baktık Yiğit olduğunu anladık. Arasana dedim sonra ararım belli acelesi var dedi ben de sesimi çıkarmadım. Sokuldum iyice ona, o da bana sarıldı sımsıkı. Hiç bitmesin istedim bu an bir yandan başımı öpüşünü bir yandan elimi öpüşünü aklıma kazıyordum saniye saniye. Kafasını kaldırdı bir an ve yüzümü inceledi. Ne oldu, diye sordum. Öyle güzelsin ki seni bırakmak istemiyorum hiç dedi. Ben de bırakma o zaman dedim. Sakince çekildi ve ne yapmak istersin diye sordu. Bana masal anlatır mısın, dedim. Uyumak mı istiyorsun, diye sordu. Ben de senin yanında huzur buluyorum. En çok senin yanında uyumak hakkım dedim. Avuçlarımın içi öpüp anlatmaya başladı.