MERHABALARRRR 😚
İyi okumalar dilerim🏀🥊
Son olan durumdan mütevelli Furkan’dan 2 günlük kaçma faslı yaşamıştım. Benden kaynaklı olmadığını biliyordum bunu. Rüyaydı sonuçta. Ama zihnim unutamıyordu. Şimdilik bunu düşünmek istemiyordum. Zihnimin en karanlık yerine sürgün etmiştim.
Aklıma gelen bir ajandam vardı. Evde onu arıyordum. Her köşeye bakıyordum. Ama bulamıyordum. Çocukluk ajandamdı. Daha doğrusu günlüğümdü. İçeri seslendim. “Anne! Benim kot kumaşı ile kapladığım bir ajandam vardı. Onu gördün mü?”
“Geçen de Aylin geldi. Almasın diye, yatak odamdaki çekmeceme koymuştum. Oraya bak!” Annemin cevabına “tamam” demiş, yatak odasına girdim. Yatak yanında ki çekmeceli komodinin içinde olan ajandamı almıştım.
“Birisi içini inceledi mi? Yani birisi okudu m-?!” İçeriye seslenişim annemin gelmesi ile sona erdi.
“Hayır. Aylin henüz okula başlamadı, okuyamaz biliyorsun. Niye sordun? Bir şey mi saklıyorsun?” Anladı. Hem de kaşlarını çatarak sormuştu.
Hemen yalan bulmam lazım!
“İçinde ne saklayacağım canım? Aylin’i tabi ki biliyorum.” Aklıma hiçbir şey gelmiyordu. Ben yalan da söyleyemezdim. Of ya!
“Ee o zaman?” demişti. Biranda tasarımlarım aklıma gelmişti. Tabi ya tasarımlarım!
“Tasarımlarım var. Bilmiyormuş gibi soruyorsun anne ya. Tasarımlarımın kimsenin görmesini istemiyorum. Bana özel biliyorsun. En hassas yanım tasarımlarım. Sanki bilmiyorsun?”
“Başka bir şey olmasın o? Günlük mesela?”
Yalandan bir şaşırmayla, “yok artık anne! Günlük yazmıyorum, biliyorsun. Ay sen, iyice paranoyak oldun ya! Ayrıca ne bu sorgu sual? Kendimi hâkimin karşısında hissediyorum şuan da! Diyelim ki; bu günlüğüm. Allah aşkına ne yazabilirim? Şu hocaya kıl oldum. Bu kızın saçını başını yolasım geliyor, falan filan. Sanki kızını tanımıyorsun anne?!” Bu yalan söyleyen ben miydim? Şuan bir incelemeden geçmem lazımdı, gerçekten.
- Üzgünüm anneciğim. Senin ne kadar meraklı bir kadın olduğunu çok iyi biliyorum. Açıp okumak istemesen bile illa ki merakına yenik düşerdin. Bu yüzden sana günlüğümden bahsetmek gibi bir hata yapamam. Sonra gider teyzeme söylersin. Bunu riske alamazdım(!) -
“Ağzımı açmaz olaydım, hilal. Tamam, inandım. Ne yaparsan yap, ajandanla.” Oflayarak yanımdan ayrıldı. “Evladın var, derdin var. Yemin ederim. Bir ajandayı bile bakmamızı istemiyorlar!” Söylene söylene oturma odasına kuzenim için oyuncak örmeye gidiyordu.
“Ya anne!” diye sitem ettim. Yengem ve dayımın oğlu olacaktı. Küçük bir sepete minik eldivenler, çoraplar, mendili, bezi, Galasaraylı olan kıyafetlerini hazırlıyordu. Sepetin içindeki bütün her şey Galatasaraylıydı. Sorun şu ki yengem Beşiktaşlıydı. Aklıma gelenle, dudaklarımı tatlı bir gülüş kapladı.
Yengem hamileyken iddiaya girmişlerdi. Kız olursa Beşiktaşlı, erkek olursa Galatasaraylı olacaktı. Tatlı rekabeti dayım kazanmıştı.
Annemin cevabı tabi ki hiç gecikmeden gelmişti, oturma odasından. “Sus. Anneye bağırılmaz!”
“Ama sende bağırıyorsun!” diye seslendim. “Ben anneyim. Annelerin bağırma lüksü var. Senin yok!” annemin seslenişine güldüm. Son defa, “tamam!” demiştim.
“Hala bağırıyorsun!” oturma odasına ilerledim. Kapıdan yarım bedenim gözükecek şeklinde eğilmiştim. Bu sefer normal tuttuğum sesimle, “tamamdır kaptan.” Demiştim, dalgaya karışık.
“Aferin.” Annemin sözüne, “ben odamdayım. Bir şey olursa seslen.” Başını sallayıp oyuncağı örüyordu. Sayı sayarak yaptığı için konuşmamıştı.
Odama geçmiştim masama ajandamı bıraktım. Sandalyeme oturdum. Sayfaları seri hâlde geçip temiz bir sayfa açtım. Şiir kalemlerinden bir tanesini aldım. Şiir kalemi biriktirmeyi çok seviyordum. Zihnim ve duygularımın birleşmesi ile yazılar sayfaya yayıldı.
30 Ocak 2024
Sevgili çocukluğum yıllar sonra merhaba.
Yıllar sonra tekrar karşındayım. Biliyorsun, Haziranın beşinde 19'uma basacağım. Büyüdüğüm için sana bir daha yazılar yazmam diye düşünüyordum. Ama yanılmışım. Çünkü seni özledim. Çocukluğumu çok özledim. Bahçede yıldızları izlerken sana yazı yazmayı çok özledim.
Yıllar sonra karşındayım çünkü sana bir haberim var. Bana göre iyi bir haber. Lakin bazen ne kadar iyi ne kadar kötü olduğuna karar veremiyorum. Birinden hoşlanıyorum. Aslında benim duygularımdan haberdar değil, kendisi. Ama yakın bir tarihte söyleyeceğim. En azından onun duygularını öğreneyim. (Parti günü umarım söyleyebilirim.)
Başka haberlerim de var. Annem ve babam ayrıldı. Boşandılar. İlk başlarda ikisi de çok zorlandı. Sanki tekrar birleşmek ister gibiydiler. Bu ayrılıkta annem ve babam birbirleri sevdiklerine şahit oldum. Ama neden anlaşamıyorlar? İnan ki bilmiyorum. Hazal babamla birlikte kalıyor ama her hafta sonu ya da hafta içi buluşuyoruz. Annem ve babam bir şey demiyorlar.
Geçenlerde çok tuhaf bir rüya gördüm. Hâlen etkisinden çıkmış değilim. Seni çok özledim. Çocukluğumu çok özledim. Bundan sonra yanımdan ayırmayacağım seni. Geçenlerde sana yazmak için çıkarttım ama başka işim çıkınca seni unuttum. Sonrasında ise annem seni kaldırmış. Bir daha seni kaybetmeyeceğim. Bugünlük bu kadarı kâfi diye düşünüyorum.
Bir dahaki buluşmamızda görüşmek üzere… Çocukluğumun en güzel anıları saklı olan ajandam... Görüşürüz. Nedensiz seviliyorsun…
Ajandamın kapağını kapattım. Yazı yazmak uykumu getirmişti. Son olarak telefonumdaki ödev listeme bakındım. Sınıfa sunum! Diye not aldığım notu es geçtim. Yarın okuldan geldikten sonra hazırlayacaktım. Telefonu şarja taktım ve uyudum.
ɤ
Okul çantamın içine attığım günlüğüm ve gerekli malzemelerle okula gitmeye koyuldum. Okula gitmek için şehir değiştiriyordum sanki. İznik’ten, Bursa Uludağ üniversitesine gitmekte ne bileyim yani. Tek şükrettiğim konu şehir dışı olmamasıydı.
Bursa dışı çıkmış olsaydı eğer tıpış tıpış gidecektim. Ama bizimkilerde şehir dışına pek sıcak bakmıyorlardı. Allahtan bende istemiyordum. Çünkü zaman kaybıydı. Ailemin durumu belliydi.
Boşanmalarında iyi ki Bursa’da olduğuma şükretmiştim. Kardeşim ve annem çok kötüydüler. Neredeyse 2 saatin ardından sınıfa gelmiştim. Hayır, yani zaten şu üniversiteler aşırı karıştı. Labirent gibiydi. Kaybolacağımı düşünüyordum bazen. Sırama geçtim.
Ders başlayana kadar günlüğümü okumak istiyordum. Sıramın üzerine; kalem kutumu, tabletimi ve molada okuyacağım kitabı unutmamak için koydum.
30 Eylül 2011 (Hilal 6 Yaşında)
ELİN kalp ERİN kalp
“Bu ne böyle? Çok kötü. Bir isim mi acaba? Belki de anlamsız bir kelimedir.” Mutsuz emoji de çizmişim.
30 Eylül 2011 (Hilal 6 Yaşında)
Bİr tane daHa kARrdeŞİm olDu. BeNim bir süRrü kardeŞsim vAr. BuSe HaZaL.
9 Ekim 2012 (Hilal 7 Yaşında)
GünLüK; AnNe ve baBamı çok öZleDİm.
“Ne kadar kötü yazmışım.” Diyerek güldüm. Allah’ım çok komik. Zar zor okumuştum. Annemi babamı neden özlediğimi hiç anlamamıştım. Okulda olabileceğimi varsayarak es geçmiştim, burayı.
18 Mart 2013 (Hilal 7 Yaşında)
mEraba. BuRayA çOk yabaNcIyım. Ve muTSuZum, 2 aY sonRA doĞUm GünÜ-m. Yine yoK,sUnUz
Neyden bahsettiğimi hiç anlamamıştım. Ve anladığım kadarıyla burayı yazarken ağlamışım. Bu sayfa biraz ıslaktı. Ama yazım çok komikmiş. Sıkılıp birkaç sayfa ilerledim. Çoğunlukla emoji çıkartmaları veyahut çizimleri vardı.
22 Ağustos 2014 (Hilal 9 Yaşında)
Seni çok özledim burada olsaydın sarılırdım.
5 Haziran 2015 (Hilal 10 Yaşında)
Sevgili günlük; Bugün benim doğum günüm! Babam ve annem bana kocaman pasta almıştı! Ben mumu üfleyecekken Hazal üfledi. :( Ama o
benim kardeşim. Ona kızmadım. Annem bana çok uslu olduğumu söylüyor. Sonra Hazal bana kızıyor. 4 yaşında biliyor musun? Ama çok güzel gözleri var. Masmavi. Dur bir dakika. Annem, bana sesleniyor. Salçalı makarna yapmış. Hihi. Bunu Buse’den öğrendim. Böyle gülüyor akıllım. Neyse ben makarna yiyeceğim. Çünkü en sevdiğim şey salçalı makarnayı yoğurtla yemek. Seni seviyorum. Bay bay :)
Gözlerim dolmuştu. Çok güzel bir yazıydı. Hem gülmüştüm. Hem ağlamıştım. Dersin başlamasına dakikalar vardı. Gözlerimi sildim.
Şuan hiç derse giresim yoktu. Burnumu çektim. 1 kerelik dersi eksem bir şey olmazdı sanırım. Başımı kaldırdığımda Güliz’in geldiğini görünce günlüğümü sıranın altına koydum.
“Selam,” vermişti. “Selam,” demiştim. “Canın mı sıkkın?” diye sormuştu. “Yok ya, sadece dersi ekesim var.” Şaşkınlıkla bana bakıyordu.
“Sen?” başımı sallayarak onayladım. “Şaşırtıyorsun beni. O zaman düş peşime.” Şaşkınlıkla, “sen de mi geliyorsun benimle?” demiştim.
“Tabi ki de. Kaçıramam bunu.” Gülerek söyleyişi beni de gülümsetmişti.
Gözlerimdeki son yaşları da sildim. “Hadi hemen toparlan da hoca görmeden çıkalım.”
Heyecanla başımı salladım. Çantama masamın üzerinde olan her şeyi geri koydum. Sonrada koşar adımlarla sınıftan çıkarken Furkan’a yakalandık. “Güliz nereye?”
“Dersi bir kerelik ekiyoruz, Furkan’ım ya.” Furkan gözlerini devirip, “şu akıllı kızı da kendine bir ettin ya daha bir şey demiyorum.”
Kendimi açıklamak için “aslında Güliz’in bir suçu yok. Ben istedim.” Furkan şaşkınlık dolu yüz ifadesiyle “sen mi?” sinirle “evet de niye şaşırıyorsunuz bu kadar? Alt tarafı canım istedi.”
“Sen öyle bir şey yapmazsın da o yüzden.” Gülümsedim. “Bir kerelik yaptım say.” Güliz kolumdan çekiştirmeye başladı. “Of ağabey, tutma bizi. Hoca gelecek şimdi.
Hadi Hilal.” Furkan’a el sallayarak, Sınıftan dışarı çıktık.
&
BİTTİ...
BÖLÜM HAKKINDA GÖRÜŞLERİNİZİ ALAYIM CANLARIM
HİLAL'İMİN GÜNLÜĞÜNDE Kİ BAZI DETAYLAR GERCEK HAYATİ İLE İLGİLİ. KİTAPTAKİ EN BÜYÜK OLAY OLUYOR. SPOİLER VEREMEM. SGJDJD BELKİ 5 - 6 BÖLÜM SONRA GELEBİLİR.
ŞU TATLI REKABET GERÇEKTEN BUZİM AİLEDE GERÇEKLEŞTİ. VE GERÇEKTEN DAYIM GALATASARAYLI. YENGEM BEŞİKTAŞLI. VE 3 ERKKE ÇOCUKLARI VAR HEPSİ DE GALATASARAYLI... SGJDJDJD