İçeriğe geç

İlk Kıvılcım

Bölüm 2 · 4 dk okuma

İlk Kıvılcım

Bölüm 2

1. Bölüm: Yanlış Anlaşılmalar ve İlk Kıvılcım

​Lüks bir otelin balo salonunda büyük bir mimari proje ihalesi düzenlenmektedir. Şehrin tarihi yapılarından biri olan eski sahil kışlasının restore edilip devasa bir kültür ve sanat merkezine dönüştürülmesi projesidir bu. Salondaki devasa avizelerin ışığı altında, sektörün önde gelen mimarları ve yatırımcıları uğultulu bir heyecanla bekleşmektedir.

​Alya, masasının üzerindeki paftaları ve üç boyutlu maket detaylarını son kez kontrol ederken parmakları hafifçe titremektedir. Aylardır bu proje için gecesini gündüzüne katmış, her bir sütunun restorasyon açısını milimetrik hesaplamıştır.

​Alya:

(Gözlüğünü düzeltir, yanındaki asistanına dönerek ciddiyetle)

​"Işıklandırma detaylarını ve ahşap koruma raporunu son slayta ekledin değil mi? Bu proje benim iki yıllık emeğim, en ufak bir pürüz dahi istemiyorum."

​Asistan:

​"Her şey tam söylediğiniz gibi Alya Hanım, hiçbir eksik yok."

​Tam o sırada salondaki uğultunun yönü değişir. Ceketinin üst düğmeleri açık, kravat takmaya tenezzül bile etmemiş, karizmatik ve alaycı bir gülümsemeyle salona Kaan girer. Rahat adımlarla ilerlerken etraftakilerin selamlarını tek tek alır. Alya’nın masasının yanından geçerken, geniş omuzlu cüssesiyle Alya’nın sandalyesine hafifçe çarpar. Masadaki kahve bardağı sallanır ve Alya’nın aylarca uğraştığı ana cephe çiziminin üzerine birkaç iri kahve damlası dökülür!

​Alya şok içinde lekeye bakar, ardından gözleri alev alev ayağa kalkar.

​Alya:

(Hışımla ayağa kalkar, sesi salonda yankılanır)

​"Siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz?! İki yıllık emeğimi bir saniyede mahvettiniz!"

​Kaan duraksar, ağır hareketlerle arkasını döner. Ellerini pantolonunun ceplerine sokarak Alya’yı tepeden tırnağa süzer. Yüzündeki alaycı gülümseme milim eksilmez.

​Kaan:

(Hiç oralı olmadan, sırıtarak)

​"Sakin olun Alya Hanım. Alt tarafı birkaç damla kahve. Ayrıca projeniz tek bir lekeyle mahvolacak kadar kırılganysa, zaten yüz yıllık tarihi bir binaya dayanıklı bir konsept sunamıyorsunuz demektir."

​Alya:

(Öfkeden titreyen sesiyle)

​"Kibirli ve saygısızsınız! Sizin gibi disiplinsiz ve ciddiyetsiz insanlarla aynı kulvarda yarışmak bile benim zamanıma hakaret."

​Kaan:

(Alya’ya doğru bir adım atar, aralarındaki mesafeyi kapatıp gözlerinin içine bakar)

​"Öyle mi? O zaman kendinizi hazırlasanız iyi olur. Çünkü kuralcı çizimlerinizle insanları sıkmayı bitirdiğinizde, o ihaleyi sizin elinizden seve seve alacağım."

​İhale sunumları saatler sürer. Şehir Konseyi, restorasyon uzmanları ve Yatırımcı Grubu kararlarını açıklamak üzere nihayet kürsüye çıkar. Karar salondaki herkesi şaşkına çevirir: Yatırımcılar Alya’nın milimetrik ve korumacı tekniğine de, Kaan’ın ezber bozan ve cesur tasarımlarına da hayran kalmıştır.

​Yönetim Kurulu Başkanı:

​"İki vizyonun birleşimi, bu şehre yüzyılın eserini kazandırabilir. Bu yüzden projeyi tek bir şartla onaylıyoruz: Alya Yılmaz ve Kaan Soydan bu restorasyonu eşit ortaklar olarak birlikte yürütecektir!"

​Alya duyduklarıyla dehşete düşer. Kaan ise kollarını göğsünde birleştirip kaşlarını çatar.

​Alya:

(Yönetim kuruluna adım atarak)

​"İmkânsız! Ben bu adamla aynı binanın çatısı altında bile nefes alamam! Benim çalışma ahlakımla onun umursamazlığı asla bağdaşmaz."

​Kaan:

(İlk defa ciddileşerek)

​"Hayatımda ilk defa bu kadınla aynı fikirdeyim. Benim özgür ve yenilikçi vizyonum, bir kontrol delisinin dar kalıplarıyla kısıtlanamaz."

​Yönetim Kurulu Başkanı:

​"Kararımız kesindir. Ya bu projeyi yan yana tamamlarsınız ya da proje tamamen iptal olur ve ikinizin de lisansı bu ihaleyle sınırlı kalır."

​Gece saat 22:00. Yağmur adeta bardaktan boşanırcasına yağmakta, rüzgâr eski sahil kışlasının kırık camlarında uğuldamaktadır. Binanın restorasyon öncesi hazırlık alanı olarak kullanılan, tozlu ve soğuk geçici çalışma ofisinde sadece iki masa yan yanadır.

​Alya, masasındaki lambanın altında büyük bir hırsla yeni taslakları çizmektedir. Karşı masada ise Kaan, kulaklığını takmış, ayaklarını masaya uzatmış halde kendi çizim pedine bir şeyler karalamaktadır. Aralarındaki gerilim, odadaki havanın ağırlığını iki katına çıkarmaktadır.

​Alya, Kaan’ın kulaklığından sızan ritmik bas sesine daha fazla dayanamayarak cetvelini sertçe ahşap masaya vurur. PAT!

​Alya:

​"O sesi kısar mısınız artık?! Burada ciddi bir iş yapmaya çalışıyorum, odaklanamıyorum!"

​Kaan kulaklığını yavaşça boynuna indirir. Masadaki ayaklarını indirip öne doğru eğilir.

​Kaan:

​"Siz kuralcı ve takıntılı bir kontrol delisi olduğunuz için odaklanamıyorsunuz Alya Hanım, benim müziğim yüzünden değil. Biraz rahatlamayı deneseniz belki çizimleriniz de nefes alır."

​Alya:

(Ayağa fırlayarak)

​"Ben kuralcı değilim, ben profesyonelim! Saygı nedir bilmeyen, sadece yeteneğinin ve egosunun arkasına saklanan sizin gibi biri bunu anlayamaz!"

​Kaan oturduğu sandalyeden yavaşça kalkar. Adımları sessiz ama tehditkârdır. Alya’nın masasına kadar yürür. Aralarındaki mesafe sadece birkaç santimetre kalana kadar yaklaşır. İkisi de geri adım atmaz. Nefesleri birbirine karışacak kadar yakındırlar. İkisinin de kalp atışları sinirden hızlanmıştır; fakat gözlerindeki hırsın altında, henüz ikisinin de kabullenmek istemediği tekinsiz bir kıvılcım çakmaktadır.

​Kaan:

(Sesi fısıltı kadar kısık ama meydan okuyan bir tonla)

​"Bana bak Alya... Bu binayı beraber bitireceğiz. Ve o gün geldiğinde, senin o katı kurallarının değil, benim tarzımın bu projeyi kurtardığını kendi ağzınla itiraf edeceksin."

​Alya:

(Çenesini dikleştirip Kaan’ın doğrudan gözlerinin içine bakarak)

​"Rüyanda görürsün Kaan. Bu projede seni kendi yeteneğimle ezip geçeceğim."

​Tam o anda, binanın üstünde patlayan devasa bir gök gürültüsüyle birlikte tüm elektrikler kesilir!

​Zifiri karanlık bir anda çalışma ofisini kaplar. Yağmurun dışarıdaki şiddetli sesi ve rüzgârın uğultusu dışında, karanlığın ortasında sadece ikisinin öfkeyle inip kalkan hızlı nefes alıp verişleri duyulmaktadır. Kimse yerinden bir adım bile kımıldamaz.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.