Selammm yine ben bol bol oylayalım arkadaşlarrr neyse çok boş yaptım.🫶🏻🫶🏻
Rüzgar Yıldırım'dan
"Lan o ses ne?"
Aniden gelen sese karşı hafifçe doğrulup konuştum.
"Abi biri bok çuvalı gibi yere yapışmış olmasın?"
"Çağıl mal mal konuşma aç şu kapıyı!" Onu küçük bir uyarıyla kapıya yolladığımda bende arkasından bakıyordum. Kapıyı açtığında gördüğüm manzara nutkumun tutulmasına sebep oldu.
"Anam yenge bayılmış."
Çağıl'ın kurduğu cümleye karşı yanımdaki komodinden ıslak mendik paketi alıp kafasına attım. Hazırlıksız yakalandığı için ıslak mendil paketi tam kafasına geldi. "Ah! Abi ne yapıyorsun ya? Yengeyi kaldırmaya çalışıyorum şurada."
Haklı bir isyanda bulunduğunda ses etmedim. Çağıl Rüya'yı alıp odadaki koltuğa yatırdığında ben de onlara doğru döndüm.
"Abi, hemşire çağırmamız gerekmez mi?" dedi Çağıl.
"Gerek yok. Şimdi kıza serum takacağım diye kolunu delmesi gerekecek. Ben bir filmde görmüştüm kolonya koklatıyorlardı." dedim.
"Filmde değiliz ki, amına koyayım!"
"Olsun sen kolonya getir." Sakince onu cevaplayınca bana bön bön baktı.
"Allah'ım sen o güzel aklınla bana sabır ver, lütfen. Şu malları etrafımdan al ne olursun." Çağıl ellerini, avuçları havaya bakacak şekilde açıp dua etmeye başlayınca ona fırlatmak için bir şeyler aradım. Tam bu sırada koltuktan mırıldanma sesleri gelince kafamı oraya çevirdim.
"Ah, başım." Rüya, biz çözüm yolu bulana kadar ayılmıştı.
"Aha! Kolonyaya gerek kalmadı."
Çağıl ve Rüya aynı anda bana bön bön bakmaya başlayınca ne var? der gibi omuz silktim.
"Ben bayıldım ve siz hemşireyi çağırmadınız mı? Pes yani!"
Çağıl'la birbirimize baktık ve aynı anda "Yooo." Dedik
Bize uzaylı görmüş gibi bakarken aniden aklına bir şey gelmiş gibi yüzü kızardı. Ardından hiçbir şey söylemeden odadan çıktı.
"Bu neydi şimdi?" dedi Çağıl.
Bilmem der gibi kafa salladım. Çağıl kendini koltuğa bıraktığında ona bakmadım bile. "Abi ben uyuyacağım biraz çok yoruldum. Kaç gündür buradayım kara kayıp."
"Tamamdır kardeşim uyu sen de haklısın."
Benim cevabımı beklemeden kafasını yastığa koydu ve uyumaya başladı. 5 dakika sonra bir anda horlamaya başlayınca bıkkınlıkla iç çektim. Onu umursamadan gözlerimi tavana diktim ve düşüncelerimle baş başa kaldım.
Rüya Özcan'dan
"Allah'ım sen benim aklıma mukayyet ol. O sözleri duyunca bayılmadım ya açtım o yüzdendir."
Kendi kendime hem konuşup hem yürürken biri ile çarpıştım. Çarptığım kişinin elindeki tüm dosyalar yere düşmüştü.
"Ah! Çok pardon görmemişim, dalmışım."
Hışımla yere eğilip kağıtları toplamaya çalışırken o da yere eğildi kafamı kaldırıp ona baktığımda o da bana bakıyordu.
"Sorun değil. Siz iyi misiniz?"
"Evet, evet hatta gayet iyiyim. Siz? İyi misiniz yani?"
"Aslında seninle bir kahve içsek daha iyi olabilirim."
Anlamamış gözlerle ona bakarken merakımı giderdi ve konuştu.
"Adım Emre, Emre Kılıçsoy. Sizin isminiz nedir?"
"Rüya ben Rüya Özcan. Siz burada mı çalışıyorsunuz? Daha önce hiç görmedim sizi."
Benim sorduğum soruyu dinledikten sonra hafifçe gülümsedi. Ardından kafasını hafifçe yere eğip baş parmağıyla alnını kaşıdı.
"Burada çalışmıyorum. Burası babamın da o yüzden arada ziyarete geliyorum. Ben aslında yazılım mühendisiyim. Kılıçsoy Yazılım'ın sahibiyim. Orada çalışıyorum."
Duyduklarımla gözlerim aralandı. Emre'yi baştan aşağı süzdüm. Adam yakışıklıydı. Siyah saçları dağınık bırakılmıştı. Tutamları teker teker alnına düşerken iyice göze çarpıyordu. Gözleri ise tam 2 metreden belli olacak kadar parlak bir yeşildi. İçinde mavi var mıydı? Yok muydu? Vücudu gayet kaslı ve kalıplıydı. Bir dakika ya bu bizim hastanenin sahibi olan kel Necati'nin oğlu muydu?
Kafamı sağa sola sallayıp kafamdaki düşünceleri uzaklaştırmaya çalıştım. Tekrardan yerdeki belgeleri toplamaya başladım.
"Rüya yanlış anlamazsan müsait olduğun zaman bir kahve içebilir miyiz?"
Olduğum yerde dondum fakat çok zaman geçmeden konuştum.
"Tabii ki ben sana numaramı vereyim. Planlarız."
"Tamamdır."
Cebinden telefonunu çıkardı. Ardından arama yerine girdi ve bana uzattı. Telefonunu alıp numaramı tuşladım ve kendimi çaldırdım. Çalınca kapattım ve ona uzattım.
"Buyur."
"Buyuralım efendim."
Kısa bir an göz göze geldik ama sonra gözlerimi çekip belgeleri topladım ve ona uzattım.
"Eee benim işlerim var görüşürüz."
Onu dinlemeden arkamı döndüm ve hızla yürümeye başladım. İlerleyen vakitlerde hastalarla ilgilenerek olayı unutmaya çalıştım. 222 numaralı odaya taburcu için haber vermeye giderken tekrardan Emre ile karşılaştım.
"Rüya bir saniye."
Ben hızlıca odaya yürürken o arkamdan geliyordu. Ben odaya girince o da arkamdan girdi.
"Rüya 5 dakika dur konuşalım. Neden kaçıyorsun benden? Kahve konusunu konuşacaktım sadece?" dedi arkamdan.
Ben tam onu hasta mahremiyeti deyip odadan kovacakken yataktan bir ses yükseldi.
"Bir dakika, bir dakika kahve derken?" dedi Rüzgar.
"Hiçbir şe-"
"Evet kahve kardeşim ki sana ne?"
Kavganın ortasında kalmıştım şaka gibiydi!
"Gençler sakin. Emre hasta mahremiyeti lütfen. Dışarı çıkar mısın?" dedim ikisinin arasına girerek.
"Ha Emre bir de? Emre, hemşire hanım çok haklı hasta mahremiyeti şimdi siktir olup git bu odadan." diye konuşan Rüzgar'a bir bakış attım ama o hiç oralı bile olmadı.
Şu anda bulunduğumuz odaya bir anda gerilim hakim olmuştu.
"Oğlum hastane benim lan! Sen kime racon kesiyorsun?"
Rüzgar öyle mi der gibi kaşlarını kaldırdı. Tam söze girecekken duyduğumuz ses ile hepimiz aynı yere döndük. Çağıl koltukla camış gibi yatıyordu ve ironik kısmı öküz gibi horluyordu.
"Oha cidden oha!" dedim.
Cidden ayağının birini koltuğun üstüne atmış birini aşağı sarkıtmıştı. Kolları dümdüz vücuduna yapışıktı. Böyle yüzüstü şekilde yatıyordu. Gülmemek için kendimi zor tutarken bir kere daha horladı ve ben kendimi tutamadan büyük bir kahkaha patlattım.
Benim kahkahamla aniden uyanan Çağıl ayağa kalkıp bağırmıştı; "Emredersiniz komutanım!" diyerek selam vermişti. Ardından bizi görünce utançla yerine sindi.
"Allah'ım bugün gördüğüm en komik şey olabilir!" Kahkahalarımın arasından konuşmaya çalışırken odadakilere göz attım. Rüzgar 32 diş şekilde sırıtıp bana bakıyordu. Emre ise bıyık altından gülüyordu.
En sonunda kendime geldiğimde odadaki küp sulardan birini aldım ve içtim. "Ben şey için gelmiştim. Heh şey taburcu olduğunuzu habet vermek için geldim. Çıkabilirsiniz."
"Teşekkürler Rüya hanım ama bir daha böyle bir haberi vermek için odama dingiller gelmesin lütfen." derken gözleri bende değildi.
"Rüya hanım benimde sizden bir ricam var. Lütfen hastanemize böyle iti kopukları almayınız." dedi Emre.
"Ay yeter be! Sizin didişmenizi çekemem! 12 saat buradayım ben sizlerle mi uğraşacağım! Emre sen çık git, Rüzgar sen de taburcu mu oluyorsun ne oluyorsan ol. Ayrıca motor yok!"
Son uyarımı yapıp arkamı dönüp odadan çıktım. Çok geçmeden benim çıktığım kapıdan biri daha çıktı. Kim olduğuna bakmadan ilerlemeye devam ettim. Duvarın köşesindeki küçük aynadan arkamdakinin Emre olduğunu görünce ona döndüm.
"Bak Emre anlıyorum bana ilgin var fakat benim sana ilgim yok. Özel hayatıma karışmazsan sevinirim." dedim.
"Ondan hoşlanıyorsun değil mi? Rüya, onda olup bende olmayan ne var anlamıyorum! Bak hem zenginim, hem insanlar yakışıklı olduğumu söyler, hem mühendisim, hem tanınan biri olma yolundayım, hem saygılıyım ne ararsan bende var ama ya onda? Koca bir hiç! Motor süren magandalardan biri! Yakışıklı değil, ağzı bozuk, saygısız, seni koruyamaz, belki seni aldatı-"
Aniden sustu çünkü susmak zorundaydı. Tabii susması için okkalı bir tokadımı yemesi gerekmişti.
"Bir daha tanımadığın insanlar hakkında konuşma! Konuşacaksan saygı çerçevesinde konuş! Hem saygılıyım diyor hem yaptığı hareketlere bak! Terbiyesiz, ahlaksız, pislik herif. İnşAllah o tanınan biri olma yolun tadilata girerde tüm yolları yıkarlar ve yine inşAllah ki o yollar uzun yıllarca yapılmaz."
Son sözlerimi söyleyip hızla arkamı döndüm. Son hız personel odasına ilerledim. Kapıyı açıp içeri girdiğimde derin bir nefes verdim.
Rüzgar Yıldırım'dan
"Ağzına sıçtığımın kemirgeni! İnşAllah donunu ters giyersin ve değiştirmeye vaktin olmaz."
Eşyalarımı tek kolumla çantaya tıkmaya çalışırken bir yandanda söyleniyordum.
"Kafamı siktin 3 saattir! Bir sus ya! Allah aşkına!"
Çağıl'ı umursamadan konuşmaya devam ettim. Bu sırada aniden kapı açıldı.
"Seni keserim oğlum." Odaya ani giriş yapan Emre üstüme yürümeye başlayınca Çağıl yandan çıkıp yüzüne güzel bir yumruk geçirdi.
"Gel kes bakalım. Kim kimi kesiyor?" dedi.
"Lan bir çık aradan dingil!" Çağıl'ı bir kenara itince Çağıl ona yürümeye başladı.
"Çağıl! Sakin ol anlatsın bakalım derdini." dedim.
"Lan Rüya'nın sende bulup bende bulamadığı şey ne?! Ha?! Ne söylesene?!" dedi Emre.
"Yürek koçum yürek. Ayrıca gerçekten seven bir kalp. Aldın mı cevabını? Aldıysan git." dedim sakince.
Domates gibi kıpkırmızı olmuş yüzle bana bakarken aniden yakalarıma yapıştı.
"Lan öldürürüm bak seni! Allah şahidim olsun öldürürüm! Acımam ha!"
"Allah'ı katma 1, tek eli kırık adama saldırmak anca ödleklere yakışır bu da deni ödlek yapar bu 2." dedim.
Yakalarımı bıraktı. Sinirle odanın içinde dolaştı. Sonra aniden bana dönüp konuştu.
"Yarışalım. Kazanan Rüya'yı alsın."
"Rüya bir obje değil. Alınıp, satılmaz." diye cevapladım onu.
"Anladım." dedi ve odadan çıktı.
Arkasından gözlerimi devirdim ve çantama dönüp eşyalarımı koymaya devam ettim. Toparlandıktan sonra çantamı alıp odadan çıktım. Hastanenin çıkışına ilerleyip köşe bir yere geçtim. Cebimden çıkardığım sigara paketini açıp içinden bir dal aldım. Sigarayı ağzımda sabitleyip paketin içindeki çakmakla ucunu yaktım. Bir nefes aldığımda Çağıl çoktan yanıma gelmişti.
"İşlemleri hallettim. Yürü gidelim."
Kafamı sallayarak onu onayladım.
"Araba nerede?" diye sordu Çağıl.
"Sen park ettin arabayı." dedim.
"Ha doğru." dedi ve arabaya ilerledi.
Sabır çektim ve peşinden gittim. Arabanın yolcu koltuğuna oturduğumda Çağıl'da arabanın anahtarını deliğe soktu. Arabayı çalıştırdığında arkama yaslanıp camı açtım ve elimi dışarı çıkardım. Elimdeki sigarayı yere attım.
"Al telefonun."
Elindeki telefonu bana uzattığında ekrana bildirim düştü.
0543 *** ** **
Abi ben Furkan, yarış var gelecek misin?
13.23
Siz:
Hayır, müsait değilim.
13.24
Mesajım görüldü olunca telefonu kapatıp cebime koydum. Arabada sessizlik olunca radyonun sesini açtım. Bilmediğim bir şarkı çalmaya başladığında odaklanmadım.
"Çağıl bak düzgün sür ikinci bir kaza istemiyorum!"
Ufak uyarımla zaten düzgün süren Çağıl bana döndü.
"Lan ne alaka bomboş yol işte ak git. İyice acemi muamelesi yapmaya başladın ha."
Onu dinlemeden önüme odaklandım. Yol akıp giderken hastanenin yorgunluğu beni esir aldı ve zihnim karanlığa büründü.
Rüya Özcan'da
7 saat sonra
Kolum, bacağım kopmuş halde eve dönecektim ki Selin arayana dek.
"Kanka çabuk benim eve geliyorsun. Zehra ve Ege bir mekandalarmış. Basmaya gidiyoruz."
Aramayı kapatıp hızla arabama koştum. Arabama bindiğim gibi kontağı çalıştırdım. Selin'in evine doğru yola çıktım. Yaklaşık 5-6 dakika içinde Selin'in evinin önündeydim. Arabayı park edip indim. Giriş kapısına vardığımda zile bastım. Kapıyı Selin açınca hiç konuşmadan direkt Selin'in odasına koştuk.
"Şimdi bana düzgün kıyafetler ver çünkü eşofman takımından başka kıyafetim yanımda yok." dedim.
"Gel buraya." dedi ve beni dolaba doğru çekti.
Dolaptan siyah bir kot şort, siyah boyundan bağlamalı, sırtının yarısının açık olduğu bir bluz be siyah deri ceket çıkardı.
"Nasıl?" dedi.
"Mükemmel."
Kıyafetleri alıp hızlıca üstüme giyerken o da kendine kıyafet ayarlamıştı. Dolabın altından bulduğum siyah topuklu çizmeleri ayağıma geçirdim ve aynanın karşısına geçtim. Gayet güzel gözüküyordum. Makyaj masasının pufuna oturup keskin bir eyeliner çektim. Siyah göz kalemiyle gözlerimi belirginleştirdikten sonra Selin'e döndüm.
"Güzel mi? Yoksa göz kalemini sileyim mi?"
"Güzel aşkım." dedi.
Onay alınca tekrar önüne dönüp bordo renk bir ruj sürdüm. Dudaklarımı birbirine bastırıp ruju dağıttım. Puftan kalkıp saçlarımı taradım. Sağ taraftan bir tutamını alıp örerken Selin'de makyaj yapmaya koyulmuştu. Son kez aynada kendime bakıp siyah çantamı aldım ve içine telefonumu koydum.
"Hazırım ben." diyen Selin'in sesiyle ayağa kalktım.
"Araba aşağıda gel gidelim." dedim ve kapıdan çıktım.
İkimiz beraber merdivenden inerken topuklarımız tok bir ses çıkarıyordu. Kapıyı açıp dışarı çıktığımızda arabanın anahtarını çıkarıp kilidini açtım. Sürücü koltuğuna bindiğimde Selin'de yolcu koltuğuna kuruldu.
"Al telefonumu şarkı aç." dedim ve Selin'e uzattım.
Telefonu alıp bir müzik açtığında ilk başta tanıyamadım.
Her şey bur'da bitti
Toparlan, gidiyo'sun
Zamana bırakmadım
Tehlike arz ediyo'sun
Şarkıyı anlayınca ikimizde eşlik etmeye başladık.
Sıfır tolerans, hadi git, durma
Yüreğim soğudu, yakamam bi' daha
Kısasa kısas, aşk alır verdiğini
Acısı kalır son sözü söylenenin
"Buradan sağa döneceğiz sonra düz ve en son sol."
Onaylar gibi kafamı salladım ve sağ döndüm. Bir müddet düz gittikten sonra sola döndüm. Mekan karşımızda kalınca arabayı park edip indim.
Rüzgar Yıldırım'dan
2 saat önce
Eve gelmiş evde yatarken aniden gelen bildirimle mekanda parti olduğunu öğrenmiştik. Rüya'nın orada olmayacağını bilerek kol askımı çıkardım. Üzerime deri ceketimi geçirip Çağıl'la beraber evden çıkmıştık.
Şimdi 2 saattir buradaydık. Ortam aşırı sarmıştı dakikaların nasıl geçtiğini anlamamıştık bile. Hem de Ege isimli biri ile tanışmıştık Zehra diye yeni bir sevgili yapmış. Yenge ile tanışmıştık.
Rüya Özcan'dan
Şu an
"Şimdi sikeceğiz onun belasını." dedim.
Selin'le beraber mekanın girişine yürüyorduk. Kapıyı sertçe iterek içeri girdik.
"Selam Ege, özlemişsindir belki." dedi Selin Ege'nin yüzüne karşı.
"Sen, sen nereden çıktın aşkım?" Kekeleyerek konuşup bize doğru gelmeye çalışırken Selin'in arkasından çıktım ve önüne dikildim.
"Orospu çocuklarının arkadaşıma yaklaşma hakkı yok." dedim.
Kolumu yakaladı ve sıkarak beni itecekken arkadan bir ses yükseldi.
"Bırak lan kızı!"
Hızla başımı arkaya çevirdiğimde yine onunla karşılaştım. Ben tepki bile veremeden yanıma geldi.
“Ne oluyor?” diye bana soru yöneltti.
“Rüzgar bey pardon da siz daha bugün taburcu oldunuz. Burada ne işiniz var?”
Tam konuşmaya devam edecekken gözlerim koluna kaydı.
“Lan kol askın nerede?! Yamulacak kolun göreceksin bir daha motor sürebiliyor musun?”
Gözleri tekrar bana döndü.
“Güzelim bir dakika çözeceğiz o konuyu sen önce buraya neden baskın yaparmış gibi girdiğinizi söyler misin?” dedi.
“Baskın yapıyoruz çünkü.” diyerek gayet mantıklı bir açıklama yaptım.
“Amaç ne burada?” dedi.
“Çünkü bu şerefsiz” şerefsiz derken parmağımı Ege’ye doğrultmuştum. “Benim arkadaşımı yani Selin’imi aldattı.” Arkamı dönüp Zehra’yı gösterdim. “Hem de bu yellozla.” dedim.
“Vay şerefsiz herif!” dedi.
Tam yakasına yapışacakken onun elinden tuttum.
“Hem kol askını çıkarmışsın hem de insan dövmeye çalışıyorsun. Olmaz.” diye uyardım.
“Peki öyle olsun. Ege ve Zehra dışarı! Bir daha partilere bunları davet etmiyorsunuz!”
Ege ve Zehra sırayla mekandan çıkarken bende Selin’in yanına gittim.
“Bizde gideriz birazdan.” dedim.
“Yenge! Olmaz öyle şey gelin sizde oturun.” dedi Çağıl.
“Ya sen niye her yerden çıkıyorsun?” dedim.
“Rüzgar benim kankam. Onun olduğu yerde bende varımdır.” diye açıklama yaptı.
İç çektim.
“Selin gidelim mi?” dedim.
“Gel hem bunlar davet etmişken oturalım kafamız dağılır.” dedi.
Onayladım ve koltuklara ilerledim. Arkamdan Selin’de geldi ikimizde tekli koltuklara kendimizi bıraktık. Biz gelince kıstıkları müziğin sesini biraz daha açtılar.
“İtiraf ya da iç oynayalım!” diye bir fikir attılar ortaya.
Herkesten onaylayan sözcük çıkınca shot bardaklarını doldurdular. Boş bira şişesini masaya koyup çevirdiklerinde Selin ve Çağıl geldi. Çağıl soruyor Selin cevaplıyordu.
“Hmm kolay sorayım sana. Daha hiç öpüştün mü?” dedi Çağıl.
“Tabii ki de bir sürü sevgilim oldu.” diye rahatlıkla cevap verdi Selin.
Şişe çok kez çevrildi genelde tanımadıklarıma geldi. Tekrar çevirdiklerinde Rüzgar ve bana geldi. Rüzgar soruyor ben cevaplıyordum.
“Daha önce ilk görüşte aşık oldun mu?” diye sordu.
Biraz tereddüt ettim ama cevapladım. “Evet.”
İşte o zaman göz göze geldik ve bir daha gözlerinin içinde kayboldum.
Evettt öncelikle bu bölüm çok texting koyamadım pardon. Elimden geldiğince yazmaya çalıştım. Yeni karakter ekledim. Ufak bir aşk üçgenimiz oldu sanki. Peki Rüya’nın duydukları karşısında bayılması safız biz saf safıkız ailecek safız ksmsjddkdkdk neyse inşallah eğlenmişsinizdir.
Sorularımız
Sizce bu oyunda Rüzgar ilan-ı aşk eder mi?
Çağıl ve Selin hakkında ne düşünüyorsunuz?
Çağıl’ı daha esprili görmek ister misiniz?
Görüşürüzzzzz🫶🏻🤍✨